Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

44 sonuç · “Hum

01
Şahsiyet

Fasîh Ahmed Dede

Fasîh Ahmed Dede (ö. 1111/1699), Dîvân-ı Hümâyun ve Fâzıl Ahmed Paşa’nın hazine kâtipliğinden ayrılarak Gavsî Dede’ye intisap eden; çilesini Galata Mevlevîhânesi’nde tamamlayan, Türkçe ve Farsça şiirleriyle hat ve inşâ eserleri bırakan Mevlevî sanatkârdır.

02
Şahsiyet

Gazanfer Dede

Gazanfer Dede (ö. 973-974/1566), debbağlıktan Vizeli Alâeddin’in halifeliğine yükselen; Vize’de irşad eden ve Dîvân-ı Hümâyun’daki soruşturması Ebüssuûd Efendi’nin delil merkezli hukukî değerlendirmesine konu olan Bayramî-Melâmî şeyhidir.

03
Şahsiyet

Habeşîzâde Abdürrahim Rahîmî Bey

Habeşîzâde Abdürrahim Rahîmî Bey (ö. 1140/1727), Osmanlı kalemiye mensubu, divan şairi ve Matla‘u’l-işrâk adlı tasavvufî silsilenâmenin müellifidir.

04
Şahsiyet

Kuloğlu Mustafa Efendi

Kuloğlu Mustafa Efendi, Sinân-ı Uşşâkî'nin halifesi; Mesâbîh tercümesi, Dîvân-ı Hümâyûn ve Mevlid-i Nebî manzumesi bulunan mutasavvıf şairdir.

05
Şahsiyet

Medhî İlyas Bey

Medhî İlyas Bey (ö. 1011/1603), sipahilikten Divan-ı Hümâyun kâtipliğine geçmiş; Kanije seferinin fetihnâmelerini yazmış ve Arapça inşâsıyla tanınmış Osmanlı reisülküttâbıdır.

06
Şahsiyet

Merhüm Muallim Hâfız Sırri Efendi

Sırri Efendi, iki defa siyasi cürm isnadıyla Yunaniler tarafından Milos'a teb'id edildi. Orada elim facialar, işkenceler te'siriyle, /1 97/ laranj it veremi ,, ... J J . ... ,J. oldu. Avdetinde tedavisine gayret edildiyse de, kar-ger-i tesir olamadı. (wl.) ._rA.; JS' .::.:,Jı )1 43 sırrı zuhura geldi. Nail-i rütbe-i şehadet oldu. Bu tarihde onsekiz yaşında…

07
Şahsiyet

MOLLA HAYÂLÎ HAZRETLERİ

MOLLA HAYÂLÎ HAZRETLERİ Ricâl-i Zeyniyye’den olup, ism-i şerîfleri Ahmed’dir. İzniklidir. 875/(1470) senesinde otuzüç yaşında iken irtihâl-ı dâr-ı bakâ eylediler. Bursa’da, Molla Hüsrev civârında, Zeynîler yakınındadır. Türbelerinin üstü açıktır; Sultân Abdülhamîd Hân-ı sânînin Baş Mâbeyncisi Hacı Ali Paşa merhûm ta’mîr ve tecdîd eylemişti. Ziyâret…

08
Şahsiyet

Niğdeli Kemâleddin Efendi

Niğdeli Kemâleddin Efendi (ö. 1727), Erzurum, Kayseri, ordu-yı hümâyun ve Bağdat kadılıklarında bulunan; Limni sürgününde vefat eden Osmanlı âlimidir.

09
Şahsiyet

Özbekler Şeyhi Edhem Efendi

Buharalı Edhem Efendi (ö. 1898), Üsküdar Özbekler Tekkesi şeyhi; döküm, demir ve marangozluk öğreten sanatkâr, sohbet ehli ve 1876 Mevkib-i Hümâyun kumandanıdır.

10
Şahsiyet

Seyyid Mustafa Yıldız Efendi

Şeyh Seyyid Mustafa Yıldız Efendi Köstendilli Ali Efendi hulefâsındandır. Gerezelidir, orada dergâhı var imiş. Sultan Mahmûd-ı evvelin devrinde İstanbul’a gelerek Sarây-ı Humâyûn’da müsâfir olmuş idi. Bu sırada Şeyh Nasrullah Efendi isminde bir zâtı rü’yâsında görür ve devr-i Fâtih’ten beri medfûn olduğu mahallin mürûr-ı zamân ile ma’rûz-ı tecâvüz olarak elyevm mezbele-gâh bulunduğundan, bundan tahlîsı teklîf eder. O da Bahçekapısı’nda…

11
Şahsiyet

SÜLEYMÂN HİLMÎ EFENDİ

SÜLEYMÂN HİLMÎ EFENDİ Bedreddîn İzzî Efendi merhûmun halîfesidir.102 Aydosludur 1270 sene-i hicriyesinde (1854) Hoca İbrâhîm Efendi sulbünden dünyâya gelmiştir. On yaşına kadar Aydos’ta bulunup tahsîl için 1280/(1863)'de İstanbul’a gelmiştir. Çarşamba’da Vâlide Sultân Medresesi’nde ibtidâî tahsîlden sonra Hoca Hâfız Priştineli İbrâhîm Efendi'nin…

12
Şahsiyet

Şerif Muhammed el-Hindî

Şerif Muhammed el-Hindî (ö. 974/1566-67), Agra'da yetişip Hümâyun Şah'ın vezirliğini yapan; İran üzerinden Osmanlı ülkesine sığınan ve Lipova'ya yerleşen Yesevî nispetli sûfîdir.

13
Sözlük

Çeşm-i humar

جشم خبار) I. Mahmur göz, humar. İçkinin neşesi geçtikten sonra ârız olan başağrısı ve sersemlik. 2. tas. Sâlikin kusurlarının kendisinden gizli tutulması. Fakat bu kusurlar, sözü edilen sâlikten daha mükemmel, daha yüksek ve daha ulu olan kemal sahiplerine malum olur. Ama onlar da bunu kimi zaman açıklar, kimi zaman da açıklamazlar (115). 95 | Çilehane

14
Sözlük

Hum

Küp, fıçı. tas. Mevkif, durak. Durulan ve beklenen yer.

15
Sözlük

Humar

Sarhoşluk, mahmurluk. tas. Vuslat makamından inkıta yolu ile değil, kahr yoluyla geri dönmek (us).

16
Sözlük

Humhane

Şarap mahzeni, şarap deposu; meyhane. tas. a Güçlü aşikâne hislerin indiği yer, yani kalp âlemi. Aşk duygularının kaynağı olan gönül. b Zahiri tecelliler âlemi (sr).

17
Sözlük

Hum-i aşk

Aşk şarabının küpü. tas. a Aşkın heyecanıyla şaşkın, çılgın ve bitap bir halde kalan âşıkın kalbi. b Yesevilerin tefeül ettikleri bir küp (Hc 91-94; TEİM 31) Bkz. Fal. (sr). Sûfî arayıp gezme beyhüde mesâcidde Feyzin eseri şimdi humhânede kalmıştır Esrar Dede Humhâne-i vahdette içtik yine peymâne Can vermekle eriştik bu meclis-i cânâne Rüşeni

18
Sözlük

Humistan

Şarap mahzeni, meyhane. tas. Humhane. Hum-i vücut Varlık küpü.

19
Sözlük

Humul

(J (خمو Namsız, nişansız, ve sönük olmak; ismi, cismi, adı, sanı bilinmemek; şan ve şöhretten kaçmak. Zelil ve miskin görünmek (Gi 11:270).

20
Sözlük

Hümeyra

Hz. Fatıma. tas. Hz. Peygamber mana âlemine yükselmek istediği zaman Hz. Bilal'e “Ezan oku ve bizi ferahlandir,” mana âleminden bu âleme gelmek istediğinde de Hz. Ayşe'ye, “Yâ Hümeyra benimle konuş” derdi.

21
Mekân

Halep

Halep · Suriye · Ailesi aslen Humuslu olmakla birlikte 10 Muharrem 900'de (11 Ekim 1494) burada doğdu ve ilk öğrenimini burada tamamladı. Babası Şehâbeddin Ahmed'in Halep'teki tekke ve hankahların hizmetlerini yürüten nakībü'l-fukarâ oluşu, “İbnü'n-Nakīb” lakabının kaynağıdır.

22
Mekân

Şemdinli

Hakkâri · Türkiye · Kaynak, Seyyid Abdullah'ın Şemdinli civarında dünyaya geldiğini, doğum tarihinin ise bilinmediğini kaydeder. Küçük yaşta ilim tahsiline burada yöneldi. Koordinat ilçe merkezi düzeyindedir; kaynak köy adı vermez (mevcut biyografideki Humâro nahiyesi kaydı bu kaynağa dayanmaz).

23
Mekân

Humeyserâ (Ayzâb)

Kızıldeniz kıyısı · Mısır · Şevval 656'da (Ekim 1258) hac yolunda vefat ettiği mevki; son gecesinde Hizbü'l-bahr'i tavsiye edip Ebü'l-Abbas el-Mürsî'yi halife tayin etmiştir. Konum Ayzâb bölgesine göre yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Ebü’l-Hasan eş-Şâzelî : Ebü’l-Hasen Nûreddin Ali eş-Şâzelî (593/1197–656/1258), Abdüsselâm b. Meşîş’in terbiyesinde yetişip Tunus ve İskenderiye’de irşad halkaları kuran, Şâzeliyye’nin kurucu pîridir.

24
Mekân

Nehrî

Şemdinli (Hakkâri) · Türkiye · Amcası Seyyid Abdullah’ın vefatından sonra Berdesur’dan gelip irşada başladığı kasaba. Kaynak burada kırk iki sene ilim talebesine ve Hak yolcularına ders, feyiz ve sohbet verdiğini kaydeder; halk arasında Seyyid-i Büzürk (Büyük Efendi) diye anılmıştır. Nehrî’nin kendi konumu ayrıca doğrulanmadığı için harita işareti ilçe merkezi ölçeğindedir.

25
Mekân

Nehrî Kabristanı

Şemdinli (Hakkâri) · Türkiye · Kabri Nehrî’dedir; kaynak ziyaret edildiğini ve ziyaretçilerin buradan istifade ettiğini kaydeder. Vasiyeti gereği kabri kabristanın en üst tarafına yapılmış, girişte bulunan amcası Seyyid Abdullah’ın kabri ziyaret güzergâhının üzerinde kalmıştır. Kesin parsel bilinmediğinden koordinat verilmemiştir.

26
Mekân

Bağdat

Bağdat · Irak · Tefsir, hadis ve fıkıh tahsili için gittiği ilim merkezlerinden biri. Amcası Seyyid Abdullah’ın ikinci ziyaretinde Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî ile ilk defa burada karşılaşmıştır. İlişkili kişi dosyası Seyyid Tâhâ Hakkârî Nehrî : Seyyid Tâhâ Hakkârî Nehrî (ö. 1853), ilk terbiyesini amcası Seyyid Abdullah Şemdînî'den alan, Mevlânâ Hâlid'in yanında sülûkünü tamamlayıp Nehrî merkezli geniş bir irşad ağı kuran Nakşibendî-Hâlidî şeyhidir.

27
Mekân

Mekke

Mekke · Suudi Arabistan · 1249 Ramazanında (Ocak 1834) ortanca oğlu Şah Abdülganî ile hacca çıktı, aynı yılın zilhicce başlarında Hicaz'a ulaştı. Hacdan sonra Mekke'de humma hastalığına yakalandı; eserinin Mehmed Hıfzı Efendi tarafından yapılan Arapça tercümesini de burada gördü.

28
Mekân

Abdülkādir-i Geylânî Kabri

Bağdat · Irak · Mevlânâ Hâlid’in emriyle istihare için gittiği yer; kaynak, ceddi Abdülkādir-i Geylânî’nin ona Mevlânâ Hâlid’e teslim olmasını söylediğini nakleder. Bu mânevî izin, intisabının başlangıcı sayılır. Yapının konumu kaynakta tarif edilmediğinden koordinat verilmemiştir.

29
Mekân

Hemedan

Hemedan · İran · Hardal tohumu aldığı ve karışan karıncaları geri götürüp bıraktığı şehir. İlişkili kişi dosyası Bâyezîd-i Bistâmî : Ebû Yezîd Tayfûr b. Îsâ b. Sürûşân el-Bistâmî, erken tasavvufun sekr, fenâ, mârifet ve şathiye diliyle tanınan en etkili sûfîlerinden; Tayfûriyye cereyanının pîri ve birçok silsilenin Üveysî halkasıdır.

30
Mekân

Şeyh Vefa Camii Kabristanı türbesi

İstanbul · Türkiye · 980 (1572) yılında İstanbul'da vefat etti ve Şeyh Vefa Camii Kabristanı'nda kendisi için yaptırılan türbeye defnedildi. Atâî, hazîre kitâbesinde “Merhum Şeyh Ebû Saîd bu fenâ mülkünden ayrılınca halka çok vefa gösterdiğinden Vefa Meydanı onun malı oldu” anlamına gelen Farsça bir kıtanın yazılı olduğunu kaydeder (Zeyl-i Şekāik, s. 208).

31
Mekân

Süleymaniye

Süleymaniye · Irak · Kaynakta hem tahsil için gittiği ilim merkezleri arasında sayılır hem de amcası Seyyid Abdullah’ın Mevlânâ Hâlid’i ziyaret ettiği şehir olarak geçer. İlişkili kişi dosyası Seyyid Tâhâ Hakkârî Nehrî : Seyyid Tâhâ Hakkârî Nehrî (ö. 1853), ilk terbiyesini amcası Seyyid Abdullah Şemdînî'den alan, Mevlânâ Hâlid'in yanında sülûkünü tamamlayıp Nehrî merkezli geniş bir irşad ağı kuran Nakşibendî-Hâlidî şeyhidir.

32
Mekân

Yenicami (Humbarahâne-i Cedîd)

İstanbul · Türkiye · Kendisine verilen mesnevîhanlık görevini yürüttüğü cami; III. Selim buradaki mukabelelere genellikle katılırdı. İlişkili kişi dosyası Şeyh Gâlib : Şeyh Gâlib (1757–1799), Mevlevî dedesi ve Galata Mevlevîhânesi şeyhi; Hüsn ü Aşk mesnevisi ve divanıyla klasik Türk şiirinin son büyük temsilcilerindendir.

33
Eser

SÛFİLERİN HAK SÖZÜ GÜZELCE ANLAMALARI

Avârifü’l-Maârif · 2. bölüm · Şeyhimiz Şeyhülislam Ebu’n-Necîb es-Sühreverdî, bize, Zeyd b. Sâbit yoluyla gelen bir hadis-i şerifte, Rasûlullah (a.s) Efendimizin şöyle buyurduğunu nakletti: “Bizden bir hadis iş

34
Eser

Sayfalar 4–13

Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ YAYINLARI - No: 43 5846 Sayılı Kan un gereğince telif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: ÖZAL Matbaası - Baskı: ÖZTÜRK Matbaası Ist

35
Eser

Sayfalar 1–10

Muzaffer Ozak Külliyatı · Elhac Muzaffer OZAK colli ZİYNET-UL-KULÜB KALPLERİN ZİYNETİ] Aşık sohbetleri ve evradı şerifeler AYRICA ASKÎ DİVANI SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ Ali BİLİCİ Büyük Reşitpaşa Cad. Yümni Işha

36
Eser

Sayfalar 2–9

Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BILICI KITABEVİ YAYINLARI: 18 ONBİRINCİ DERS MUNDERECAT: Süre-i Kevserin tefsiri, Hazretl Fatime'nin ahlrete Intikali, Hz. Ibrahim'in Hz. Ismalll Allah yolunda kurban etmesi,

37
Eser

Sayfalar 14–20

Muzaffer Ozak Külliyatı · BEtSsü; Ve lekad kerremna beni-Âdeme... El-İsrâ: 70 (Andolsun, biz azim-üş-şân Âdem oğullarını, diğer bütün yarattıklarımızdan üstün kıldık.) sırrına ve tecellisine mazhar olabilsi

38
Eser

Sayfalar 10–15

Muzaffer Ozak Külliyatı · katre, güneşlerden bir zerre olarak Allahın bize ihsanı kadar anlatabilecegiz. Zira, kelimatullahı; denizler mürekkep, agaçlar kalem, yerler ve gökler kâğıt ve defter, insan ve mel

39
Eser

Sayfalar 21–28

Muzaffer Ozak Külliyatı · (Cennette, gözlerin göremediği, kulakların işitemediğı ve insan kalbinin idrak ve ilata edemediği ni'metler vardır..) Fazl-ı ilâhi ile cennete girecek bazı zevatı, Allahu sübhanehu

40
Eser

Sayfalar 21–28

Muzaffer Ozak Külliyatı · Evet, Hz. Musa aleyhisselâm sadrının şerholunmasını, işlerinin kolaylaştırılmasını, lisanındaki tutukluğun giderilmesini, sözünün daha iyi anlaşılmasını, ehlinden ve akrabasından b

41
Eser

Sayfalar 17–24

Muzaffer Ozak Külliyatı · Inned-diyne indallâh-il-islâm Al-i-Imran: 19 Allah katında makbul olan din, Islâmdır. Yüz suhuf, dört kitap, Hazret-i Adem'den beri gelen bütün Enbiyânın talimini ve neş'esini, kul

42
Eser

Sayfalar 18–25

Muzaffer Ozak Külliyatı · (YA GAFURU ism-i celilini, hummaya ve başağrısına uğrayanlarla, gam ve keder içinde bulunanlar devamlı okurlarsa kurtulurlar.) 3EJE3, Eş Şekûrü Celle Şanühu Kendi rızâsı için yapıl

43
Eser

Sayfalar 19–24

Muzaffer Ozak Külliyatı · çimleri dar, vakitleri dar, ömürleri acı bir zarar içinde geçer. Onlar, daha burada hamiym suyundan içer. Her ne ka dar zâhiren, yani dış görünüşleri itibariyle rahat ve huzur için

44
Eser

Sayfalar 25–32

Muzaffer Ozak Külliyatı · Inkarını libas ile örteceklerini zannederler. Aslında, bu gibi ler insan değil, belki muzır bir hayvandan daha aşağı derekededirler. Böyle olan kişiler; terzinin, berberin, elbisen