HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Kâtiplikten dergâha
Adı Ahmed, mahlası Fasîh’tir. İstanbulludur; Dîvân nüshalarındaki kayıtlara göre Dukaginzâde ailesindendir. Divân-ı Hümâyun kâtipliği ve Köprülüzâde Fâzıl Ahmed Paşa’nın hazine kâtipliğinde bulundu. Hat sanatında sülüs ve neshi Derviş Ali’den öğrendi; hurde ta‘likte şöhret kazandı.
Galata Mevlevîhânesi
1660’ların sonu ile 1670’lerin başında görevini bırakıp Galata Mevlevîhânesi şeyhi Gavsî Dede’ye intisap etti. Bin bir günlük çilesini tamamlayarak Dede oldu ve hayatının yaklaşık son yirmi beş yılını Galata’daki hücresinde geçirdi.
Melâmet dili
Kaynaklar onu rind ve melâmet meşrepli bir Mevlevî dervişi olarak anlatır. Meyhane ve aşk etrafındaki menkıbeler tarihî görev kaydından ayrı tutulur; şiirdeki rindâne dil doğrudan gündelik hayat tutanağı sayılmaz.
Vefatı ve kabri
Vefatından önce dostlarıyla helâlleştiği ve derviş hücrelerini dolaştığı nakledilir. 1699’da vefat etti; vasiyeti üzerine Nâsûhî Dede’nin cenazesini yıkadığı anlatılır. Galata Mevlevîhânesi hâmûşânına defnedildi; daha sonra Esrâr Dede de yakınına gömüldü.
Eserleri
Türkçe Dîvânı, Farsça Dîvânçesi, Tenbâkûnâme, Kalem Makalesi, Münâzara-i Gül ü Mül, Münâzara-i Rûz u Şeb ve başka metinleri bilinir. Ona atfedilen eserlerle kesin müellif eserleri ayrı tutulmalıdır.
