Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

46 sonuç · “Hata

01
Şahsiyet

Abdülazîz b. Ebû Bekir el-Mehdevî

Abdülazîz el-Mehdevî (yaklaşık 1150–1224), Ebû Medyen çevresinde yetişen, Tunus’ta bir tedris ve sohbet merkezi yöneten; İbnü’l-Arabî’nin Rûhu’l-kuds ve el-Fütûhâtü’l-Mekkiyye’de özel bir muhatap olarak andığı, Ahmed el-Bûnî’nin de ‘şeyhimiz’ dediği İfrîkiyeli sûfîdir.

02
Şahsiyet

Abdülkuddûs Gengûhî

Abdülkuddûs Gengûhî (yaklaşık 1456–1537), Rudevl’de aldığı Sâbirî terbiyeyi Şâhâbâd ve Gengûh’a taşıyan; Rüşdnâme, Mektûbât-ı Kuddûsî ve Envârü’l-uyûn gibi eserleriyle Kuzey Hindistan tasavvufunun başlıca müellif şeyhlerinden biridir.

03
Şahsiyet

Hz. Muhammed Mustafa

Hz. Muhammed, İslâm’ın son peygamberi, Kur’an’ın ilk muhatabı ve Müslüman hayatının temel örneğidir. Tasavvufî yollar onu tarih içinde kurulmuş bir tarikatın mensubu olarak değil; tevhid, kulluk, ihsan, merhamet ve güzel ahlâkın müşterek nebevî kaynağı olarak kabul eder.

04
Şahsiyet

İzmirli Şeyh Mu‘îd Efendi

İzmirli Mu‘îd Efendi (ö. 8 Receb 1066/1656), Bursa'daki tahsilinden sonra müderrislikten meşihata yönelen; Fâtih ve Yıldırım Bayezid camilerinde vaaz veren şeyhtir.

05
Şahsiyet

Lebeni Şeyh Beşir Ağa

Beşir Ağa" derler. Fukara ve ahbabını dil.ima adab-ı şeriat u tarikat ile terbiyeye çalışırlar imiş. Erbab-ı a'razın te'slriyle doksan yaşında şehiden irtihal eylemiştir. Cidden eazımdan dır. Rical-i Hamzaviyye içinde müteferridlerdendir. Hakk-ı alllerinde biraz izahat arz edip, işbu eser-i faklranemi lütfe nazar-ı iltifat u mütalaaya alan erbab-ı muhabbe…

06
Şahsiyet

Nev‘îzâde Atâullâh Atâyî

Nev‘îzâde Atâullâh Atâyî (1583–1636/37 [?]), Rumeli kadılıklarında edindiği gözlem ve belge tecrübesini 1135 biyografili Hadâ’iku’l-Hakā’ik'e taşıyan Osmanlı şairi, âlimi ve tabakat yazarıdır.

07
Sözlük

Âdâb

İ) t. Edep Uyulması gereken görgü kuralları, göz önünde tutulması gerekli olan esaslar, izlenmesi gereken yol yordam. En iyi hal ve hareketler, ölçülü davranışlar, kişiler arasındaki iyi ilişkileri düzenleyen esaslar. tas. Süfilerin uydukları ve uyguladıkları kurallara adab-ı sofiyye, tarikat ehlinin gözettiği ve dikkate aldığı kurallara adab-ı tarikat veya adap ve erkân denir. Tasavvufta zamana, mekâna, muhataba, hale ve makama göre birtakım edepler vardır. Tasavvufi toplantılarda bulunanların uymaları gereken adap ve usüle adab-ı sohbet, adab-ı işret ve sohbet, şeyhin dikkate alması gereken esaslara adab-ı şeyh, müridin tabi olması gerekli olan esaslara da adab-ı mürit denir. Bu esaslara uymak amaca ulaşmayı sağladığından “usüle uymayan vusülden mahrum kalır” denilmiş ve terk-i edep edepsizlik sayılmıştır. İbn Atâ, “Salihlerin adabını uygulayan hürmet, evliyanın adabını uygulayan Allah’a yakınlık, sıddıkların adabını uygulayan temaşa, peygamberlerin adabını uygulayan üns ve inbisât makamına yaraşır hale gelir” demiştir. Tasavvufta kişinin nefsine uygulayacağı adaba adab-ı nefs denir. sülûkün her aşamasında gözetilmesi gereken belli bir adap vardır. Süfiler biri zahiri (şer'i) diğeri bâtıni olmak üzere iki türlü adaptan bahsederler. Zahiri ve şer'i adap tasavvufun temelidir. Bâtıni adap tefekkür. ve gönül halleriyle ilgilidir. Küçüklere evlat şefkati, büyüklere baba hürmeti ve akrana kardeşlik sevgisi göstermek tasavvufun genel adabının temelidir ( 415 437). Bkz. Usül, Asl- Fer, Edep, Erkan, Adab-ı tarikat.

08
Sözlük

Aglat

¢. Galat. Galatlar, hatalar. Bkz. Satah.

09
Sözlük

Ars

Feleklerin felegi, en büyük felek, taht, mülk, hâkimiyet, ihata, zuhur, tecelli, tas a Azamet mazharı, tecelli mahalli, zatın hususiyeti, cism-i külli (cik 11:5). b Allah'ın mukayyet isimlerinin istikrar mahalli. c Külli cisim, mutlak varlığın bedeni. Ayrıntılı bir şekilde her şeyi kuşatan külli nefse arş-ı kerim, levh-i kader, levh-i mahfuz, kitab-ı mübin, varka, zümrüt ve yakut-u ahmer gibi isimler verilir (sr). d Arşullah, Allah isminin mazharı olması itibariyle insan, yani insanın bir örneği sayılan mutlak varlık. e Arşu'r-rahman veya Allah'ın arşı. Kâmil insanın kalbi. Arş, üzerine Allah'ın istiva ettiği bir varlıktır. Yerlere göklere sığmayan Allah mümin kulunun kalbine sığdığından onun esas arşı ve istiva ettiği varlık insan-i kâmilin kalbidir. Can gözü anı gördü, dil andan haber verdi Can içinde oturdu, gönlümü Arş eyledi wee Gönül çalabım tahtı gönüle çalab taktı | İki cihan bedbahtı kim gönül yıkarısa | Yünus Mutasavvıflar kainâtın en üst kısmına arş, en alt kısmına ferş der. Devrin iki türünden biri arşiye, diğeri ferşiyedir. Kalb-i mü'min Arş-ı Rahmân ‘dir Ant yıkmak ziyâde tuğyândır Sinan Paşa

10
Sözlük

Aşk

Sevginin insanın bütün varlığını kuşatan en ileri derecesi. Tasavvuf dilinde aşk, sâliki benlik iddiasından çıkarıp sevgilinin iradesine yönelten güçlü muhabbeti; varlığın yaratılışındaki sevgi sırrını ve Hakk’a kavuşma arzusunu anlatır. Sevginin dereceleri Klasik kaynaklar sevginin hâllerini tek bir değişmez sıraya bağlamaz. Bununla birlikte şu kavramlar sıkça birlikte anılır: Meveddet Sevgi sebebiyle kalbin özlem ve bağlılık içinde bulunması. Hevâ Gönlün sevgiliye yönelmesi; denetlenmediğinde nefsânî arzu anlamı da taşır. Hillet Sevginin kalbin bütün katlarına işlemesi ve dostluk. Muhabbet Kötü huylardan arınıp sevgiliye lâyık olma çabası. Şağaf Kalbin zarına kadar ulaşan yakıcı sevgi. Garâm Ayrılmayan, sürekli ve bağlayıcı sevgi. Heyâm Âşığı kendinden geçiren sevgi taşkınlığı. Valeh Sevgilinin güzelliği karşısında hayret ve vecd. Hakikî ve mecazî aşk Hakikî aşk Hakk’a yönelen sevgidir. Mecazî aşk yaratılmış güzelliğe duyulan sevgiyi ifade eder. Sûfîler mecazî sevginin insanı hakikate taşıyabileceğini söylemekle birlikte, kişiyi bağımlılık, zulüm veya sorumsuzluğa götüren her tutkuyu mânevî aşk saymaz. Aşkın ateş, şarap, deniz ve delilik mecazlarıyla anlatılması onun dönüştürücü kuvvetini ifade eder. Ateş benliği yakar; şarap sıradan idrakin sınırlarını aşan vecdi; deniz ise sevginin kuşatıcılığını temsil eder. Bu ifadeler çoğunlukla şiirsel ve semboliktir. Aşk ve kulluk Tasavvufta aşk şeriatın ve ahlâkın yerine geçen sınırsız bir taşkınlık değildir. Sevginin doğruluğu sadakat, merhamet, hizmet, edep ve kul hakkına riayetle ölçülür. Âşık sevdiğini iddia etmekten çok, sevgisinin gerektirdiği güzel huyları taşımaya çalışır. Şeriat tarikat yoldur varana Hakikat mârifet andan içeru Mevlevî kullanım “Aşk olsun” Mevlevî çevrelerinde selâm, dua ve mânevî gayret temennisidir. Muhatap “Aşkın cemâl olsun”, ardından “Cemâlin nûr olsun” ve “Nûrun alâ nûr olsun” gibi karşılıklar verebilir. Buradaki aşk, kişisel romantik duygudan ziyade Hakk’a yöneliş ve hizmet neşesidir. Okuma notu Sevgi mertebelerinin adları ve sırası kaynaklara göre değişir. Madde bu farklı tasnifleri tek ve zorunlu bir psikoloji şeması gibi sunmaz.

11
Sözlük

Ayna

İnsan-ı kâmilin kalbi. Allah'ın zat, sıfat, isim ve fiillerine mazhar ve tecelligâh olması itibariyle genel anlamda insana, özel anlamda kâmil insana ayna (ayine, mir'at) ve mir'ât-ı Hak, ayine-i Rahman denir; çünkü Allah, diğer varlıklardan çok insanda tecelli eder, en mükemmel olarak da kâmil (olgun, yetkin) insanda tecelli eder. Hakk’a nazaran bütün kâinat ayna mesabesindedir. Ancak bu aynanın cilası insandır (Âdem). Şayet âlem insan cilasıyla cilalanmamış olsaydı, orada Hak bu kadar mükemmel tecelli etmezdi (iFH 48, AT 10, 20). Allah üstünlük derecelerine göre velilerde, nebilerde, resullerde daha açık ve daha mükemmel tecelli eder; fakat en mükemmel ve en göz kamaştırıcı ve şaşalı biçimde Hz, Muhammed'de tecelli ve zuhur eder: Zâtıma mir'at edindim zâtını Bile yazdım adım ile adını 5. Çelebi Ayinedir âlem, her şey Hak ile kâim Mir'at-ı Muhammed'den Hak'tır görünen dâim Lâedri 2. “Mümin müminin aynasıdır” (AK 11:294; ), yani ondaki hata ve eksikleri görerek hem onu, hem kendini kusurlardan arındırır. Ondaki iyi şeyleri görerek bunları örnek alır. Bu anlamda şeyh müridin; mürit şeyhin aynısıdır. İlâhî kemal önce Hak'tan pire, sonra pirden müridine yansır. Müminin kalbi ayna gibi olduğundan bu ayna ne kadar iyi cilalanırsa, yani kalp ne kadar temizlenir ve saflaştırılırsa oraya ilâhî feyz ve inayet, o nispette fazla akar. Bkz. Ayine-i cemal, ayine-i hüsn, Ayine-i dil, Ayine-i vücut. Çelebi Ayinedir âlem, her şey Hak ile kâim Mir'at-ı Muhammed'den Hak'tır görünen dâim Lâedri 2. “Mümin müminin aynasıdır” (AK 11:294; ), yani ondaki hata ve eksikleri görerek hem onu, hem kendini kusurlardan arındırır. Ondaki iyi şeyleri görerek bunları örnek alır. Bu anlamda şeyh müridin; mürit şeyhin aynısıdır. İlâhî kemal önce Hak'tan pire, sonra pirden müridine yansır. Müminin kalbi ayna gibi olduğundan bu ayna ne kadar iyi cilalanırsa, yani kalp ne kadar temizlenir ve saflaştırılırsa oraya ilâhî feyz ve inayet, o nispette fazla akar. Bkz. Ayine-i cemal, ayine-i hüsn, Ayine-i dil, Ayine-i vücut.

12
Sözlük

Düvazdeh Imam

3 >) veya Düvâz/Durâzmâm. Oniki İmam. 2. Alevilerde ve Bektaşilerde Oniki İmam'ı öven nefesler. Muhammed Ali'yi candan sevenler Yorulup yollarda kalmaz inşaallah İmam-ı Hasan'ın yüzün görenler Hüseyin'den mahrum olmaz inşâallah Hatai Düveyre (5x4 5 >) Zaviye (KTİ 74; CM 1:239; İFE X:3 59). ee Alevilerde ve Bektaşilerde Oniki İmam'ı öven nefesler. Muhammed Ali'yi candan sevenler Yorulup yollarda kalmaz inşaallah İmam-ı Hasan'ın yüzün görenler Hüseyin'den mahrum olmaz inşâallah Hatai Düveyre (5x4 5 >) Zaviye (KTİ 74; CM 1:239; İFE X:3 59). ee

13
Sözlük

Edep

+. Terbiye; incelik, nezaket; kabul gören kullara uyma, 2. tas. Kişideki bir meleke olup onu kötü hal ve hareketlerden Vvazgeçirir. Tasavvuf tümüyle edepten ibarettir. Edep kurallara uymayı ve resmi olmayı gerektirir. Oysa sevgi ve dostluk tam olursa edebe uymak şart olmaktan çıkar, Edep gözetene edepli, gozetmeyene edepsiz denir. Edep gözeten Cedib) bisât ehlidir. Bazen edepsizden de edep öğrenilebilir, Lokman, “Edebi edepsizlerden öğrendim,” demiştir. “Emir edepten üstündür” (-279). Bkz. Erkan. Ehl-i irfan meclisinde aradım kıldım taleb İlim en geridedir, ill edep, illâ edep tee Edep bir tac imiş nâr-i Hudadan Gey ol tâcı emin ol her beladan Kaynak işaretleri Basılı sözlükte bu açıklama için İFM kısaltmalarıyla kaynak gösterilmiştir. Edep yâ hü Edebin önemini belirtmek ve muhatabı edepli olmaya davet etmek için söylenir.

14
Sözlük

Felsefe

Beşeri takatın el verdiği ölçüde ebedi mutluluğu kazanmak için Tanriya benzemek. “Allah'ın ahlakıyla ahlaklanın” demek, “bilinenleri ihata ve maddiyattan sıyrılma yönüyle ona benzeyiniz” anlamına gelir (cr). Süfiler felsefeyi sefihlik sayar, ilahiyat konusundaki fikirlerine, özellikle akılcı filozofların görüşlerine güler geçerler (kri 7).

15
Sözlük

Fena

Yokluk, hiçlik. tas. Kulun fiilini görmemesi hali. Bu mertebede bulunanlar “lâ faile illallah” derler. Bkz. Beka—Fena. Kaynak işaretleri Basılı sözlükte bu açıklama için İFM kısaltmalarıyla kaynak gösterilmiştir. Fena fi'l-kusüd Kulun kendi şahsi irade ve arzusuna göre değil, Allah'ın irade ve isteğine göre hareket etmesi; kendi iradesini Allah'ın iradesinde fani kılması, yok etmesi. Bu durumdaki sâlik “16 maksüde illallah” “lâ matlub illâllah”, “la ma'büde illallah”, “ilâhî ente maksüdi ve rızake matlabt” der. Fena fi'llah Allah'ta fani olmak. Kulun, beşeri vasıflardan ve aşağı arzulardan sıynlip ilâhî vasıflarla donanması. Bende olan âşikâr sensin Ben hod yokum ol ki var sensin Fuzüli Fena fi'lvücut Varlıkta fani olmak; her şeyi hem Allah olarak görmek, hem Allah olarak bilmek, bu hale zevkle ulaşmak. Bu mertebede bulunanlar “lâmevcüde illallah” derler. Bkz. Tevhit. Fena fi'r-resul Sâlikin Hz. Peygamber'e duyduğu aşk ve mahabbetin etkisiyle onda fani olması. Bkz. Beka—Fena. Fena fi'ş-şeyh — Fena fi'l-pir Müridin mürşitte, dervişin pirinde fani olması. Müridin kendi şahsi irade ve arzularını yok edip yerine şeyhinin irade ve arzusunu koyması. Şeyhinin hatasını kendi isabetli fikrine tercih edecek derecede ona

16
Sözlük

Garâmet

غر | مة) Berc, ceza. tas. İhvandan birine karşı hatalı davranan bir müridin, ondan af ve özür dilemesinden sonra uygun görülen ölçüde bir ceza ödemesi. Seferden dönen ehlullahın tekke sakinlerine verdikleri yemek; hakk-ı kudüm (sp).

17
Sözlük

Hâcis

le) ع Hevâcis Insanın zihnine gelip geçen şeyler. tas. İlk haur. Kalbe giden ilk his ve fikir. Genelikle hayır olduğu kabul edildiğinden buna Rabbani hâtır adı verilir. İlk hâtır hep isabetli olur, hiç hatalı olmaz. Bu hâtır nefste gerçeklik kazanırsa irade, üçüncü defa gelirse himmet, dördüncü kere gelirse azim, kalbe yönelmesi halinde kasıt, kuvveden fiile geçmesi durumunda niyet adını alır. İrade, himmet, azim, kasıt ve niyet hâcisin çeşitli şekilleridir. Bkz. Hâtır.

18
Sözlük

Hasret

Sâlikin geçmişteki hatalarına bakıp hayıflanması ve kendine esef etmesi (Zümer Suresi, 56) (cr).

19
Mekân

Galata Mevlevîhânesi

İstanbul · Türkiye · 1670'li yılların başlarında şeyhi Gavsî Dede'ye intisap ettiği, ömrünün son otuz yıla yakın kısmını geçirip eserlerinin hemen hepsini kaleme aldığı ve hâmûşânına defnedildiği mevlevîhâne. Kabrinin yanına sonradan Esrar Dede gömülmüş, iki kabir 1912'de bir ihata duvarıyla çevrilmiştir.

20
Mekân

Kestel

Bursa · Türkiye · Vânî Mehmed Efendi'nin 1683 Viyana bozgunundan sonra sürüldüğü köy; bu sürgün Selâmi Ali Efendi'nin meşihata dönüşünün sebebidir. İlişkili kişi dosyası Selâmî Ali Efendi : Selâmî Ali Efendi (ö. 1691), Menteşe'den İstanbul ilmiye çevresine giren, İstanköy müftülüğünden sonra Zâkirzâde Abdullah Efendi'ye intisap eden; Bursa ve Üsküdar'da irşad, tekke, cami, mahalle ve vakıf ağı kuran Celvetî şeyhidir.

21
Mekân

Dımaşk (Emevî merkezi)

Dımaşk · Suriye · Abdülmelik b. Mervân'a kader risâlesini, Ömer b. Abdülazîz'e ise tavsiye mektuplarını gönderdiği hilâfet merkezi. İlişkili kişi dosyası Hasan-ı Basrî : Hasan-ı Basrî (21/642–Receb 110/Ekim 728), Medine’de sahâbe çevresinde yetişip Basra’da tefsir, hadis, fıkıh, kelâm, vaaz ve zühd geleneğini şekillendiren tâbiî âlimidir; sonraki tasavvuf silsilelerinin ortak erken halkalarındandır.

22
Mekân

Zeyrek Camii

İstanbul · Türkiye · Güney ihata duvarındaki pencere üstü kitâbesinden, Akşemseddin'in İstanbul'da bulunduğu yıllarda burada oturduğu ve ders verdiği anlaşılmaktadır. İlişkili kişi dosyası Akşemseddin : Şemseddin Muhammed b. Hamza, Akşemseddin (1390-1459), Hacı Bayrâm-ı Velî’nin halifesi, Şemsiyye-i Bayramiyye’nin pîri; âlim, hekim, şair ve İstanbul’un fethinin manevî rehberlerindendir.

23
Mekân

Vâsıt

Vâsıt · Irak · Haccâc'ın Irak valiliği sırasında kurduğu ve idare merkezi yaptığı şehir; Hasan-ı Basrî'nin ağır dille kınadığı yönetimin üssüdür. Harabelerinin konumu yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Hasan-ı Basrî : Hasan-ı Basrî (21/642–Receb 110/Ekim 728), Medine’de sahâbe çevresinde yetişip Basra’da tefsir, hadis, fıkıh, kelâm, vaaz ve zühd geleneğini şekillendiren tâbiî âlimidir; sonraki tasavvuf silsilelerinin ortak erken halkalarındandır.

24
Mekân

Antakya

Hatay · Türkiye · Rum (Anadolu) bölgesi seyahatlerinde dolaştığı şehirlerden. İlişkili kişi dosyası İbrâhim b. Edhem : İbrâhim b. Edhem (ö. 161/778 [?]), Belh’ten ayrılarak Şam ve Hicaz çevresinde zühd, helâl kazanç ve halka hizmet esaslı bir hayat süren ilk dönem sûfîlerindendir.

25
Mekân

Kelâmî

İstanbul · Türkiye · Kelâmî Mustafa Efendi Odabaşı Çarşısı'ndaki dergâh Şeyh Fethullah Efendi'nin halifesi ve na‘t şairi Kelâmî Mustafa Efendi'nin adıyla anılır. Mustafa Efendi 1738'de vefat ederek Merkez Efendi Kabristanı'na defnedildi. Kādirî ve Nakşî icrası Sefîne-i Evliyâ dergâhın sonraki dönemde Kādirî olduğunu açıkça belirtir. Esad Erbilî meşihata geldiğinde önce oturarak Kādirî evrâdını okutur, ardından Nakşî hatm-i hâcegânını icra ederdi. Rifâî liste kaydı Risâle-i Rifâiyye'nin 56 merkezlik listesinde görünmesine rağmen açık kurum tarihi Kādirî-Nakşî katmanını doğrular. Bu nedenle ana aidiyet Kādiriyye'ye düzeltildi; Rifâî liste kaydı araştırma notu olarak tutuldu.

26
Mekân

Paşmakçı Ali Efendi Dergâhı

İstanbul · Türkiye · Kasımpaşa’daki Uşşâkî merkez Paşmakçı Ali Efendi Dergâhı, Kasımpaşa’daki Halvetî-Uşşâkî hafızanın merkezlerinden biridir. Kaynak hazîrede Hamzavî çevresinden Şeyh Seyyid Abdurrahman, Paşmakçı Ali Efendi ve Kurt Bey’in medfun olduğunu bildirir. Son dönem meşihatı Hâfız Mehmed Cemâleddin Efendi dergâh münhal kaldığında meşihata tayin edildi ve son dönem post zincirinin belirgin şahsiyeti oldu. “Âhiren Başmakçı Dergâhı” başlığı bağımsız bir yapı değil, bu tayin cümlesinin başındaki zarfın ada yapışmasıdır.

27
Makale

Menâkıb-i Şerîf'in Müellifi, Nüshaları ve Değeri

Yusuf b. Yakub'un Kocamustafapaşa hafızası. Tez ve çevrilen yazma metin karşılaştırılarak hazırlanmış editoryal inceleme.

28
Makale

Tomâr-ı Turuk Nasıl Okunmalı?

Sâdık Vicdânî'nin büyük silsile projesini, Lütfiye Tezer'in karşılaştırmalı tenkidi eşliğinde; güvenilir omurga, tarihî tasnif ve ihtilaflı kol adı katmanlarına ayırır.

29
Makale

Lâmiî Çelebi'nin Nefehât'a Katkıları

Mukaddime, minhuvât, Anadolu sûfîleri ve müellif tanıklığı üzerinden Lâmiî'nin gerçek payı

30
Makale

Nakşibendiyye: Hâcegân'dan Hâlidiyye'ye Tarihsel Örgü

Nakşibendiyye'yi yalnız Hâlidiyye'ye indirgemeden Hâcegân, Ahrâriyye, Kâsâniyye, Müceddidiyye, Mazhariyye ve Hâlidiyye safhalarıyla anlatan ana rehber.

31
Makale

İstanbul Tekkelerinde Tarikat Değişimi

Bir tekke binasının yüzyıllar boyunca farklı meşihat, zikir ve irşad hatlarına hizmet edebilmesini dört İstanbul örneği üzerinden açıklayan kurum tarihi dosyası.

32
Makale

Tasavvuf Klasikleri İçin Okuma Rotası

Tabakat, âdâb, menâkıb, mektubat, divan ve tarikat tarihi eserlerini işlevlerine göre bir araya getiren kaynak haritası

33
Makale

Yolları Nasıl Sınıflandırıyoruz?

Ana yol, kol, şube, irşad hattı, bölgesel çevre ve çoklu nispet arasındaki farkları açıklayan editoryal yöntem

34
Makale

Seyyahların Gözüyle Mevlevî Mukabelesi ve Osmanlı Musikisi

Dış gözlemcinin imkânı ve sınırı Seyyah günlükleri mukabele mekânını, saz topluluğunu, kıyafeti ve hareket düzenini çağdaş bir gözle kaydeder; fakat “raks”, “orkestra” veya çalgı adları çoğu zaman gözlemcinin kendi dilidir. Bu terimler Mevlevî erkânının iç kavramları yerine geçirilmez. XVII. yüzyıl tanıklıkları Pietro

35
Eser

TASAVVUF İLİMİNİN FAZİLETİ

Avârifü’l-Maârif · 3. bölüm · Bize, Şeyhimiz Şeyhülislâm Ebu’n-Necib es-Sühreverdî (rah.), el-Ahves b. Hakim in babasından naklen, onun şöyle söylediğini haber verdi. Bir adam Hz. Resûlullah’a (s.a.v) şerrin ne

36
Eser

TASAVVUFUN MÂHİYETİ

Avârifü’l-Maârif · 5. bölüm · Abdullah İbnu Ömer (r.a), Hz. Rasûlullah’ın (s.a.v) şöyle buyurduğunu nakletmiştir: “Her şeyin bir anahtarı vardır; Cennetin anahtarı da miskinleri ve fakirleri sevmektir. Çünkü sa

37
Eser

Sayfalar 2–9

Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BILICI KITABEVİ YAYINLARI: 18 ONBİRINCİ DERS MUNDERECAT: Süre-i Kevserin tefsiri, Hazretl Fatime'nin ahlrete Intikali, Hz. Ibrahim'in Hz. Ismalll Allah yolunda kurban etmesi,

38
Eser

Sayfalar 4–12

Muzaffer Ozak Külliyatı · SALAH BILICI KITABEVI YAYINLARI - No: 41 5846 Sayılı Kanun gereğince Te'lif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: GÜYRAY, Baskı: ÜÇLER Matbaası İSTANBUL — 1

39
Eser

Sayfalar 1–10

Muzaffer Ozak Külliyatı · Elhac Muzaffer OZAK colli ZİYNET-UL-KULÜB KALPLERİN ZİYNETİ] Aşık sohbetleri ve evradı şerifeler AYRICA ASKÎ DİVANI SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ Ali BİLİCİ Büyük Reşitpaşa Cad. Yümni Işha

40
Eser

Sayfalar 1–8

Muzaffer Ozak Külliyatı · eSSz ELHAC MUZAFFER OZAK İR$ÂD 152 0 3.cilt Salâh Bilici Kitabevi Ali Bilici Büyük Reşitpaşa Cad. Yümni Iş Hanı Giriş KatNo: 24 Vezneciler /ISTANBUL Tel-Fax (0212) 512 87 44 SALAH

41
Eser

Sayfalar 3–12

Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ YAYINLARI - No: 42 5846 Sayılı Kanun gereğince te'lif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: ÖZAL Matbaası - Baskı: ARBEN Matbaası Ista

42
Eser

Sayfalar 13–20

Muzaffer Ozak Külliyatı · tün kâ'inat ve mevcudat, Resûl-ü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz hazretlerinin yüzü suyu hürmetine halk ve icat buyurulmuş ve Habib-i adib-i Kibriyâ on sekiz bin âleme

43
Eser

Sayfalar 10–17

Muzaffer Ozak Külliyatı · (YÂ RAHMANÜ ism-i celilini, her farz namazdan sonra 100 kerre okuyan kimseler, gaflet ve unutkanlıktan ve gönül darlığından emin olurlar.) Er Rahiymü Celle Celâluhu Pek ziyade merh

44
Eser

Sayfalar 13–18

Muzaffer Ozak Külliyatı · kullar! Ey bu imanları sebebiyle ebedi saadete erenler, selâmet yoluna girenler Hakka varanlar, daha bu âlemde iken cennete girenler ve cennet güllerinden derenler, cemal-i Hakkı g

45
Eser

Sayfalar 11–17

Muzaffer Ozak Külliyatı · Aleyküm bis-sünneti ve sünneti hulefâ-ir-râşidiyn. (Sünnetim üzere ve rüşt sahibi halifelerimin sünnetleri üzerine olunuz.) Hadis-i şerifi buna delâlet etmektedir. Resûl-ü zişâna h

46
Eser

Sayfalar 34–41

Muzaffer Ozak Külliyatı · Birincisi; gökyüzüdür. Güneşi, ayı, yıldızları ve daha güremediğimiz, bilemediğimiz diğer varlıkları ile enginleşen o muhteşem gökyüzünü bir düşününüz. Düşününüz ki, insanoğlu, en