HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Hayatı ve irşad çevresi
Beşir Ağa" derler. Fukara ve ahbabını dil.ima adab-ı şeriat u tarikat ile terbiyeye çalışırlar imiş. Erbab-ı a'razın te'slriyle doksan yaşında şehiden irtihal eylemiştir. Cidden eazımdan dır. Rical-i Hamzaviyye içinde müteferridlerdendir. Hakk-ı alllerinde biraz izahat arz edip, işbu eser-i faklranemi lütfe nazar-ı iltifat u mütalaaya alan erbab-ı muhabbe tin tezyid-i neş'esine hizmet etmek isterim. ( Hamzavller) 53 1 Müstakim-zade, risale-i mahsusasında diyor ki: "Bidil.yeten saril.y-ı hümayunda Bostancı ocağında imiş.
Zühd ü salahı olup, hizme tinden me'zun oldukça adeta beş vakit namazı Ayasofya Cil.mi'-i şerifinde kılar imiş. Burada, Terler Direk'in karşısında bir meczub dil.ima Beşir Ağa'nın nazar-ı dikkatini celb ettiğinden bir zaman sonra konuşabilmeye bir zemin bulmuştur. "Sultanun! Be nim derdime bir çare bulunuz. Lutfediniz, beni bendeliğe kabCı1 buyurunuz." demesiyle, "İnşiia'llı1h, bakayım. Eğer imkiin bulursam, dirig-ı lutf etmem." cevabını almıştır.
Müterakkıb-ı hal iken, bir gece saril.y-ı hümayunda, nısfu'l-leylde odasının kapısı açılmış, o meczub-ı ilahi zahir olup, "Kalk gideceğiz." diye Beşir Ağa'yı almış, sarayın dış kapısını açık görünce, Beşir Ağa, hayretlere duçar olmuştur. Ayasofya Cil.mii'nde o mahalle gelmişler. Orada mihrabda bulunan diğer bir meczuba takdim olunmuşlar dır. Dikkat buyuruluyor mu, geceleri saril.y-ı hümayun ve cami' -i şerifin kapıları ka palı olduğu halde onlara karşı, mesdud bir şey kalmıyor. Mihril.b önündeki meczub, Beşir Ağa'yı kabul etmiyor, reddediyor. Beşir Ağa yine hücresine iade olunmuştur.
"Merak etme daha büyük mertebede biriyle müliikat nasib olacak." diye teselli edilmiştir. Beşir Ağa'nın bu ser-güzeşti hayret ve talebini arttırdığından, ahibbil.sından bir zil.tın delaletiyle Kırkçeşme'de Pir-i Sertıril.ş'ın şeref-i sohbetine can atmış idi. Gider ora da tıraş olur, Pir-i Sertıril.ş'ın nazarıyla cezbeye uğrar. Fakat bir şey açamaz. Padişah, Davud Paşa Sarayı'na nakl edince, Beşir Ağa her gün buradan gelir geçer, pir-i muh teremin cemalini temil.şil. eyler imiş. Etin pek az olduğu bir zamanda, tedarik ettiği dört-beş okka eti hediye etmeye karar verir.
Götürür dükkanda Hazret'i tenha bulunca sevinir, hediyenin kabulünü rica eder. "Ben fakir bir adamun. Et darlığı zamii nında benim gibi bir adama bunun getirilmesindeki maksadın nedir?" sualine ma'rfiz kalır. "Sultiinım, gönlüm size müncezib oldu. Tiilib-i Hakk' un , lutfedip, beni bendeliğe kabUl bu yurunuz." demesiyle, "Mademki tiilib-i Hak' sın, mahrum olmazsın. Seni evliidım yerine kabal ettim." tebşiriyle beşir olur. "Şeriat-ı mutahharaya ziyade rağbet eyle . Şer'ıatsız ta rikat ele girmez." diye nasihat buyurdular. Hayli zaman tenhada sohbet edilmiş idi.
Bir gün Fatih Cil.mi'-i şerifinin türbe kapı sının Karadeniz cihetinden geçerken Pir-i Sertıril.ş'ın yanında iki pir-i mehib oturu yor görür. Hemen attan inip, öyle yere ba!carak yaya bir halde geçerken, o iki pirden biri, Sertıraş'a, "Bu kimdir?" diye sual etmesiyle, "Sultiinım , size arz ettiğim evliidlığım bostiincıdır." cevabını vermiş. "Edeb siihibi bir adamdır. Böylelerinden kecm-i esrar olun maz." buyurulmuş. Fakat Beşir Ağa, bu sırada medhGş olup, saraya nasıl avdet ettiği ni idrak edememiştir. Ertesi gün, Pir-i Sertıril.ş'ın nezdine gelip, "Onlar kimler idi?" diye sorar.
Birinin Ha ce ldr!s-i Ali, diğerinin Hacı Kabil.yi denilen zevat-ı kiram olduklarını söyler. Bunun üzerine Beşir Ağa'ya adab-ı tarikat- ı aliyyeyi ve rusGm-ı süluk-ı mücil.hedeyi ta'lim etmiştir. Beşir Ağa, ketm-i esrarda ziyade mukayyed olup, hayli zaman o zil.t-ı muh- 532 Set'ine-i Evliya teremin menba'-ı feyzinden hisse-yab oldu. lrtihalinde K abayi Hacı Keyvan'a rabı ta-bend oldu. Bu sırada saray-ı hümayundan mütekaid olup, şeyhinin Topkapı hari cinde hanelerine yakın bir yerde ikamet ettiler. Bir gün sabah namazı vakti şeyhinin hanesine uğrar. Onu hastalanmış bulur.
"Oğ lum, bizim taifeyi size sipariş ediyorum , size emanettir." buyurup, hücre-i inzivalarına çekilirler. Beşir Ağa ağlayarak evine gelip, hal-i vahdette iken cemi'-i mahlukatı kendine secde eder görmüş. O sırada Hz. Şeyh'in ha.nelerinden ferydd kopunca koş muş, intikalinden haber-dar olunca yanmış yakılmış. Emr-i techiz ü tekt'ini bi'l-ifii medfen-i şerifinde tevdi'-i rahmet-i Rahman eylemiştir. Beşir Ağa'nın lisanından böylece menkuldür." Beşir Ağa, şeyhinin dar-ı cemale intikalinden sonra yazın Silivri kurbun daki çiftliğinde, kışın lstanbul'daki konaklarında bulunurlarmış.
Daima iki üç inek besleyip, ailesine ve etbaına kifayet eden sütün fazlasını sattıklarından kinayeten "Sütçü Beşir Ağa" d iye şöhret bulmuştur. Otuzaltı sene mertebe-i iqadda neşr-i fuyı1zat edip, 1072/( 1 662} senesinde sinn i şerifleri doksana karib iken ba'zı hussad-ı bed-nihadın ilka-ı mefsedetleriyle şehid ettiler. Cesed-i şeriflerini denize attılar. Kabr-i şerifleri bahr-ı rahmet-i Rahman ol du. (Kaddesa'llalıu sırrahu} Kümmelinden bir zat-ı ali-kadr idi. Hz. Şeyh, müridanını sükOta ve ketm-i esra ra da'vetden hali kalmazlar idi. O zaman hükumetin Hamzaviler hakkındaki yanlış nazariyyesine yanıyorum.
Er bab-ı kemal ü irfana karşı yapılan na-reva tecavüze dil-hun oluyorum. Bunların mu gayir-i şeriat hiç bir halleri yoktur. Müşarünileyhin elime geçen bir mektubunun su retini nakl ediyorum. Rica ederim, dikkatle mütalaa buyurulsun. Bu adamın katline hükmü icab edecek bir şekl-i beyan var mıdır? "Hüve'l-Feyyiizu bi'smihl SübhiinehU ve teiilii , Viisıliin -ı nur-ı lika, iişıkan-ı sırr-ı e:nbiyii vü evüyii, tiilibiln-ı vasl-ı Huda! Nedir hali niz! Her biriniz tenhiinızda kendi vücUdunuzdan istilffiir edip, muhabbetu'llah'a sa'y u gti şiş eyliyor ve nur-ı ziit-ı pak-ı lii-yeziil ile mütecelll oluyor musunuz!
Efalde ve akvalde şer ' - 1 şerif üzere hareket eylemenizi isterim . Zinhar hiliif-ı şer' , kendi zu'munuz üzre söz söyle meyiniz. Şeriat, şer"ıat , yine şeriiit . Zlihirinizi şeriatla iiraste . biitımmzı nur-ı muhabbetu' llah ile prriiste eylemek gerektir. Birbirinizle müliikl olduğunuzda tenezzül ve muhabbet eylediğinizden sonra, ahkiim-ı şeriat ve adiib- ı tarikat muktezasınca ma'niiya delalet eder söz söyleyip, mii-laya'nıden tevakki edesiniz. Yüzbin kelam bir pula değrnez. Kelam , ma'nii yolunu bilmek, bulmak içündür.
