Meczubların yönlendirmesiyle artan arayışı, Beşir Ağa'yı ahbabından bir zâtın delâletiyle Kırkçeşme'deki Pîr-i Sertıraş'ın sohbetine ulaştırır. Oraya gidip tıraş olduğunda, şeyhin nazarıyla cezbeye uğrar.
Kendisine “Seni evlâdım yerine kabul ettim” müjdesi verilir; adı da bu müjdeye bağlanarak “beşîr”, yani müjdeci olur. Sonraki bir sabah namazı vaktinde şeyhinin evine uğradığında, “Oğlum, bizim tâifeyi size sipariş ediyorum, size emanettir” sözünü işitir; şeyh ardından inziva hücresine çekilir. Beşir Ağa ağlayarak evine döner ve vahdet hâlindeyken bütün mahlûkatın kendisine secde ettiğini görür.
Çerçeve. Berber dükkânında bir nazarla gerçekleşen intisap, Hamzavî-Melâmî çevrenin tekke dışı, esnaf içinde yürüyen yapısına uygundur: burada ne bir dergâh ne bir âyin vardır, yol gündelik hayatın içinden geçer. “Tâifeyi size sipariş ediyorum” sözü, hilâfetin resmî bir icâzetnâme yerine sözlü emanetle devredildiğini gösterir. Anlatının tamamı menkıbe katmanındadır.