Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

33 sonuç · “Edep

01
Şahsiyet

Necmeddîn-i Kübrâ

Necmeddîn-i Kübrâ (yak. 540/1145 – 618/1221), Kübreviyye'nin pîri ve “şeyh-i velî-tırâş” (velî yontan şeyh) diye anılan mürşid; müşâhedeleri ve renkli nurlar öğretisiyle tasavvufun en özgün metinlerinden birini yazmış, Moğol katliamında Gürgenç'te öldürülmüştür.

02
Şahsiyet

Peçevîzâde Şeyh Ahmed Ârif Dede

Peçevîzâde Ahmed Ârif Dede (ö. 1137/1725), babası Şeyh Mustafa Efendi'den Halvetî terbiyesi aldıktan sonra Konya'da Mevleviyye'ye intisap eden ve Yenikapı Mevlevîhânesi postuna geçen şeyh ve şairdir.

03
Şahsiyet

Peyk Ahmed Remzî Dede

Peyk Ahmed Remzî Dede (ö. 1783), Hasan Sezâî-i Gülşenî'nin halifesi, Silivrikapı'da zâviye kuran ve Etvâr-ı Seb‘a yazan Gülşenî şeyhidir.

04
Şahsiyet

Saçlı İbrahim Sıdkî Efendi

Saçlı İbrahim Sıdkî Efendi (ö. 29 Receb 1073/1663), Hürpeşteli Mustafa'nın ilmî terbiyesi ile Aziz Mahmud Hüdâyî'nin Celvetî irşadını birleştiren; Silistre ve Edirne'de postnişinlik yapan şeyhtir.

05
Şahsiyet

Sarı İsmâil

Sarı İsmâil, Hacı Bektâş-ı Velî’nin yakın hizmet ve halife çevresinde anılan; Vilâyetnâme’de pîrin vefatı, defin hizmeti ve Tavas’a yerleşme anlatılarıyla görünür olan derviş şahsiyettir.

06
Şahsiyet

Seyyid Kirâmüddin Efendi

Seyyid Kirâmüddin Efendi (1013/1604-05–yaklaşık 1051/1641-42), Koca Mustafa Paşa Camii’nde vaaz veren ve aynı çevrede postnişin olan Halvetî şeyhidir.

07
Şahsiyet

Şeyh Hâfız Ahmed Efendi

Hâfız Ahmed Efendi, Pîr Mustafa Efendi'nin oğlu; on yıl âsitânede post hizmetinde bulunduktan sonra Hicaz yolculuğunda vefat eden Halvetî şeyhidir.

08
Sözlük

Edep

+. Terbiye; incelik, nezaket; kabul gören kullara uyma, 2. tas. Kişideki bir meleke olup onu kötü hal ve hareketlerden Vvazgeçirir. Tasavvuf tümüyle edepten ibarettir. Edep kurallara uymayı ve resmi olmayı gerektirir. Oysa sevgi ve dostluk tam olursa edebe uymak şart olmaktan çıkar, Edep gözetene edepli, gozetmeyene edepsiz denir. Edep gözeten Cedib) bisât ehlidir. Bazen edepsizden de edep öğrenilebilir, Lokman, “Edebi edepsizlerden öğrendim,” demiştir. “Emir edepten üstündür” (-279). Bkz. Erkan. Ehl-i irfan meclisinde aradım kıldım taleb İlim en geridedir, ill edep, illâ edep tee Edep bir tac imiş nâr-i Hudadan Gey ol tâcı emin ol her beladan Kaynak işaretleri Basılı sözlükte bu açıklama için İFM kısaltmalarıyla kaynak gösterilmiştir. Edep yâ hü Edebin önemini belirtmek ve muhatabı edepli olmaya davet etmek için söylenir.

09
Mekân

Bursa

Bursa · Türkiye · Aklî Ali Efendi Bursa’da doğdu ve ömrünü orada geçirdi; iyi bir tahsil gördü. Tasavvuf, edebiyat ve mûsiki hayatının tamamı bu şehirde geçmiştir. İlişkili kişi dosyası Tablîzâde Aklî Ali Efendi : Tablîzâde Aklî Ali Efendi (ö. 17 Şâban 1116/15 Aralık 1704), Bursa’da yetişmiş; Debbağ Yunuszâde Mustafa Efendi ve Konevî Seyyid Mehmed çevrelerinden geçerek Fenârî Ahmed Paşa Zâviyesi postuna oturmuş zâkir ve şairdir.

10
Makale

Sühreverdiyye’nin teşekkülü: ribattan kurumsal irşad ağına

Ebü’n-Necîb’in mürid âdâbı ile Şihâbeddin Ömer’in Bağdat merkezli kurumsallaştırmasının birbirini nasıl tamamladığı.

11
Makale

Sühreverdî terbiyesinde şeyh, mürid, sohbet ve ribat

Tasavvuf eğitimini kişi kültüne indirgemeden, sorumluluklar ve kurumsal mekân üzerinden açıklayan bir inceleme.

12
Makale

Celvetî Zikrinde Devrân Meselesi

Sükûn, sınırlı hareket ve tarih içinde değişen uygulama. Ecvibe ve karşılaştırmalı makaleden hazırlanmış özgün editoryal inceleme.

13
Makale

Mevlevî Âyin-i Şerifinin Mûsiki Mimarisi

Mevlevî mukabelesinin tam akışı; icracıları, mekân düzeni, makam ve usûl örgüsü, dört selâmı, terennümleri, sembolik yorumları ve sahne icrasından farklarıyla birlikte.

14
Makale

Mevlevîlikte Semâ Meşki

Çivili tahta, çark, denge, zikir ve meydana çıkış. Klasik erkân, tarihî veri ve gelenek içi sembolik yorum birbirinden ayrılarak hazırlanmıştır.

15
Makale

Semâ Mukabelesi: Safhalar ve Sembol Dünyası

Meydanın hazırlanışından dört selâma, Kur'an ve gülbanka. Klasik erkân, tarihî veri ve gelenek içi sembolik yorum birbirinden ayrılarak hazırlanmıştır.

16
Makale

Tarikatların Teşekkülü: Zühd Çevrelerinden Kurumsal Yollara

İlk zâhid çevreleri, klasik tasavvuf dili ve XII. yüzyıldan sonra belirginleşen tarikat kurumları TDV İslâm Ansiklopedisi maddeleri mevcut monografilerle karşılaştırılarak özgün biçimde hazırlanmıştır.

17
Makale

Cerrâhiyye'de Erkân, Esmâ ve Hilâfet

Nûreddin Cerrâhî'nin Halvetî usulünü yeniden düzenleyişi ve tarikatın kurumsal dili TDV İslâm Ansiklopedisi maddeleri mevcut monografilerle karşılaştırılarak özgün biçimde hazırlanmıştır.

18
Makale

Rifâiyye'de İntisap, Zikir ve Seyrüsülûk

Biat merasimi, mürid adabı ve ferdî zikir basamaklarının tarihî tertibi

19
Makale

Lâmiî Çelebi'nin Nefehât'a Katkıları

Mukaddime, minhuvât, Anadolu sûfîleri ve müellif tanıklığı üzerinden Lâmiî'nin gerçek payı

20
Makale

Kâsâniyye ve Doğu Türkistan: İshâkıyye ile Âfâkıyye

Ahmed Kâsânî'nin usulünü, İshâkıyye–Âfâkıyye ayrımını ve Doğu Türkistan'da mânevî otoritenin siyasî güce dönüşmesini kaynak katmanlarıyla ele alan dosya.

21
Makale

Ahmed el-Bedevî'nin Vasiyetleri ve Bedevî Âdâbı

Kur'an ve Sünnet Vasiyetlerin ilk ilkesi dinî hayatı Kur'an ve Sünnet ölçüsünde sürdürmektir. Tarikat alâmetleri bu ahlâkî omurganın yerine geçmez. İbadet ve zikir Gece namazı, kalbin Allah'ı anması, murakabe ve tefekkür vurgulanır. Daha sonraki Bedevî çevrelerinde cehrî, ayakta ve oturarak yapılan toplu zikir biçimler

22
Eser

TASAVVUF İLİMİNİN FAZİLETİ

Avârifü’l-Maârif · 3. bölüm · Bize, Şeyhimiz Şeyhülislâm Ebu’n-Necib es-Sühreverdî (rah.), el-Ahves b. Hakim in babasından naklen, onun şöyle söylediğini haber verdi. Bir adam Hz. Resûlullah’a (s.a.v) şerrin ne

23
Eser

SÛFÎ OLMADIKLARI HALDE SÛFÎLERE NİSBET EDİLENLER

Avârifü’l-Maârif · 9. bölüm · Kendilerini bazen “Kalenderi” bazen de “Melâmetî” diye isimlendiren bir grup, sûfiler arasında zikredilmektedir. Az önceki bölümde melâmetînin hâlini zikrettik. Onların hâlinin şer

24
Eser

Sayfalar 25–30

Muzaffer Ozak Külliyatı · ner, bunlara sahip bulunanların mevki ve makamlarını, mal ve mülklerini yerinde, hak rizasına uygun ve kelimenin tam mânasıyla iyi kullanabilmeleridir. Bu bakımdan, gururluya karşı

25
Eser

Sayfalar 29–36

Muzaffer Ozak Külliyatı · haremeyn, ceddüs-sıbteyn, imam-ül-Enbiyâ, imam-ül-etkiyâ, tâcül-asfiyâ, sahib-üs-seyf, sahib-ül-kitab, münzel-ül-Kur'an, sahibül-mi'râc, şefi-ul-müznibiyn, Resûlüllah, Habibullah,

26
Eser

Sayfalar 23–28

Muzaffer Ozak Külliyatı · bağlayıp, bıçağı onun körpe gerdanına nasıl vuracaksın? Bu güle, oynaya giden yavrunun sence hiçbir değeri yok mu?» dediğinde hak nebi, Allahın Halili, Iblise hitaben şöyle söyledi

27
Eser

Sayfalar 37–43

Muzaffer Ozak Külliyatı · nur, herhangi bir kimseyi çağırır gibi Yâ Ahmed, Yâ Muhammed diye çağırırsanız bütün hayırlı amellerinizi iptal etmiş olursunuz. Siz, bunun farkına bile varamazsınız. Dikkat ediniz

28
Eser

Sayfalar 44–51

Muzaffer Ozak Külliyatı · at eden kimse, Allahu azim-üş-şânın ve Resûl-ü zişânın sevdiklerini sevmekle mükelleftir. Allah ve Resûlünü seven, kıyamet gününe inanan kişi âhir zaman peygamberinin bütün yakınla

29
Eser

Sayfalar 57–62

Muzaffer Ozak Külliyatı · yemeğe başlar, âşıkan da mürşidi takip ederler. Yemek esnasında, pilâva kadar konuşulmaz. Bazı tekkelerde, yemekten sonra su dahi içmezler. Yemekten sonra, şeyh evvelâ ellerini yık

30
Eser

Sayfalar 48–55

Muzaffer Ozak Külliyatı · Hz. Omer, çocuğa cevaben cinayeti işlediğini söyledin. Sana islâm şeriatında kısas lâzım geldi buyurdular. Delikanlı hükmü şer'iye göre öldürülecegini bildigi halde evvelki sükûnet

31
Eser

Sayfalar 66–72

Muzaffer Ozak Külliyatı · ME'de, islâm ordularının bu hareketine HAMLE-I ARAP yani arap saldırısı, islâm mücahitleri de ÇIPLAK AYAKLI BIR KA- VIM olarak vasıflandırıldıktan sonra bir beyitte de aynen şöyle

32
Eser

Sayfalar 73–78

Muzaffer Ozak Külliyatı · — 73 _ Hızır Aleyhisselâm, Cenab-i Allaha münacaat edip: «Yarabbi! Bana bir defter verip, o defterde sevdiklerinin ismini bildirdin. Bu zatın ismi burada yok. Bu kimlerdendir?» ded

33
Eser

Sayfalar 81–87

Muzaffer Ozak Külliyatı · o ll Sebilss Ve min-en-nâsi men yeşriy netseh-ubtiga e merdatillahi vallahu râ 'utun bil-ibâd... El-Bakara: 201 (Insanların öylesi vardır ki, Allahu tâlâ'nın rizası uğruna öz nefsi