HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Hacı Bektâş çevresindeki yeri
Sarı İsmâil hakkındaki bilgiler başta Vilâyetnâme-i Hacı Bektâş-ı Velî olmak üzere gelenek metinlerinden gelir. Bu kaynaklar onu pîrin yakın hizmetinde bulunan halifeler arasında gösterir. Bağımsız çağdaş bir tercüme-i hâli bulunmadığından kesin doğum ve ölüm tarihleri verilmez.
Vefat ve defin anlatısı
Vilâyetnâme’de Hacı Bektâş’ın vefatından sonraki hizmet ve defin sahnelerinde Sarı İsmâil önemli bir görev üstlenir. Bu kayıtlar kronolojik tutanak değil, pîre hizmet, sadakat ve halefiyet düşüncesini taşıyan velâyet anlatıları olarak okunur.
Tavas’a gönderilişi
Rivayete göre Hacı Bektâş ona, pîrin vefatından sonra asasını atmasını ve düştüğü yeri yurt edinmesini söyler. Sarı İsmâil sopasını izleyerek Menteşe diyarındaki Tavas’a ulaşır. Böylece gelenek, onun irşad sahasını Tavas ve çevresiyle ilişkilendirir.
Asa ve kilise anlatısı
Menâkıb anlatısında asa bir kilisenin kubbesinden içeri düşer ve içeride İncil okuyan keşişe ejderha görünümünde belirir; keşişin bunun ardından Müslüman olduğu aktarılır. Buradaki asa, yalnız yolculuk aracı değil, irşad görevinin ve pîrden halifeye devredilen mânevî yetkinin sembolüdür. Ejderha motifi de tarihî olay iddiası olarak değil, bâtılın aşılması ve yeni bir irşad sahasının açılması fikrini anlatan menkıbe dili içinde değerlendirilir.
Manzum Vilâyetnâme'de Sarı İsmâil
Sarı İsmâil'e dair bilgilerin ana kaynağı, Hacı Bektâş-ı Velî menâkıbnâmesi olan Vilâyetnâme ve onun Ali Nihânî tarafından yapılmış manzum tertibidir. Bu metinde Sarı İsmâil bağımsız bir hâl tercümesiyle değil, pîrin çevresindeki hizmet ve halife halkasının bir üyesi olarak görünür: Hünkâr'ın suyunu ısıtan, halkın haberini pîre arz eden, Konya'ya elçi gönderilen, göç haberini ilk duyan ve son vasiyeti alan kişidir. "Hilâfetde ikinci idi ol zât" mısraıyla halifelik sırasındaki yeri, "Ne yere gitmeli olaydı Bektâş / Olurdu Sarı İsmâil ayakdaş" mısraıyla da pîrden ayrılmayışı belirtilir.
Menkıbelerin ortak vurgusu bir yetki devridir. Pîr, vefatından önce fermanını ona emanet eder, bunun bir icâzet olduğunu söyler ve kendisinden sonra elindeki asâyı fırlatmasını, asânın düştüğü yerin yaz kış onun makamı olacağını buyurur. Böylece Sarı İsmâil'in yerleşeceği yer kendi tercihine değil pîrin vasiyetine bağlanır. Bir başka menkıbede pîr nikābını kaldırıp kendini Ali sûretinde gösterir ve ona kalbini saf tutmasını, her an nefsiyle savaşmasını, takvâ yolunu tutmasını öğütler; ardından gözden kaybolur.