Ara
Menü

Hacı Bektâş-ı Velî

Hacı Bektâş-ı Velî (ö. muhtemelen 669/1271), Bektaşîliğin pîri sayılan Türkmen şeyhi. Kaynaklar onu Baba İlyâs-ı Horasânî'nin halifesi bir Haydarî-Vefâî dervişi olarak gösterir; adını taşıyan tarikat ise iki buçuk asır sonra kurulmuştur .

Vefat
1271
Unvan
XIII. yüzyıl Türkmen sûfîsi, Rum abdallarının pîri ve Bektaşîliğin mânevî merkezi
Temalar
Hacı Bektâş-ı Velî, Baba İlyas, Haydarîlik, Vefâîlik, Vilâyetnâme, Makâlât, Rum abdalları, Abdal Mûsâ, Balım Sultan, Bektaşîlik, pîr evi

İki Hacı Bektaş

Asıl adı Bektaş olup muhtemelen ölümünden sonra Hacı Bektâş-ı Velî diye şöhret bulmuştur.

Adı üç ayrı tarihî olguya karışır: XIII. yüzyılda Babaî hareketinin lideri Baba İlyâs-ı Horasânî'nin çevresine, XIV. yüzyılda Yeniçeri Ocağı'nın kuruluşuna, XVI. yüzyılda kendi adını alacak olan Bektaşîlik tarikatının teşekkülüne. Buna karşılık devrinin kaynaklarında hemen hiçbir iz bırakmadığına bakılırsa yaşadığı dönemde yaygın bir şöhrete sahip olmadığı söylenebilir.

Kaynak meseleyi şöyle koyar: hakkındaki yetersiz tarihî bilgilerle menkıbelerin yarattığı çift yönlü (tarihî-menkıbevî) şahsiyeti birbiriyle uyuşmamaktadır. Ve şu hükmü verir: bugünkü Hacı Bektâş-ı Velî'nin, tarihî Hacı Bektâş-ı Velî'nin ölümüyle doğduğunu söylemek tarihî bir gerçeği ifade etmek olacaktır.

Mesele bir soruda düğümlenir: Baba İlyas'ın sayısı oldukça fazla halifeleri arasından bu kutsallaştırma neden yalnız bu mütevazi Türkmen babasına nasip">nasip olmuştur? Ne Mevlânâ, ne Yûnus Emre, ne de Anadolu'da yaşamış başka hiçbir sûfî onun kadar güçlü bir kutsallaştırmanın konusu olmuştur.

Kaynakların durumu

Yaşadığı dönem ve çevreden hiçbir yazılı kaynak veya belge bugüne intikal etmemiştir; dönemin resmî kronikleri, hatta sûfî kaynakları bile ondan bahsetmez. Kaynak bu boşluğun sonucunu da söyler: bu bilgi kıtlığı, Hacı Bektâş-ı Velî'yi Türkiye'de zaman zaman siyasî-ideolojik spekülasyonların itibarlı malzemesi hâline getirmiştir.

Onu ancak kendi zamanından epeyce sonra yazılmış ikincil kaynaklardan incelemek mümkündür: Elvan Çelebi'nin Menâkıbü'l-kudsiyye'si, Eflâkî'nin Menâkıbü'l-ârifîn'i, XV. yüzyılın son çeyreğine ait Vilâyetnâme, Lâmiî Çelebi'nin Nefehât Tercümesi, Âşıkpaşazâde'nin Tevârîh-i Âl-i Osmân'ı ve XVI. yüzyıldan Taşköprizâde'nin eş-Şekāiku'n-nu'mâniyye'si.

Anadolu'ya gelişi

Anadolu'ya gelmeden önceki hayatı hakkında Vilâyetnâme'deki menkıbevî bilgiler dışında kesin bir şey söylemek mümkün değildir. Ancak “Horasan erenleri” diye bilinen Kalenderiyye akımına mensup sûfîlerden biri, dolayısıyla Horasan Melâmetiyye mektebinden olduğuna muhakkak nazarıyla bakılabilir.

Bu sebeple XIII. yüzyılda Cengiz istilâsı sebebiyle Anadolu'ya vuku bulan derviş göçleri arasında, aynı mektebe mensup Yesevî veya daha kuvvetli bir ihtimalle Haydarî dervişlerinden biri olarak gelmiş olmalıdır.

Kaynak burada uzun süre gözden kaçmış bir noktaya dikkat çeker: benzeri bütün Türkmen şeyhleri gibi muhtemelen kendine bağlı bir Türkmen aşiretiyle birlikte gelmiştir; çünkü bu aşiretler genellikle başlarındaki şeyhin adıyla anılıyordu. Nitekim Osmanlı tahrir defterlerine dayalı yeni bir araştırma, ona bağlı geniş bir Bektaşlı oymağının mevcut olduğunu ortaya koymuştur.

Baba İlyas çevresi

Anadolu'da intisap ettiği çevre, Yesevîlik ve Haydarîliğe çok benzeyen ve XIII. yüzyılda önce Dede Garkın, sonra halifesi Baba İlyâs-ı Horasânî tarafından temsil edilen Vefâîlik tarikatı çevresidir.

Âşıkpaşazâde'nin kaydından, Hacı Bektâş-ı Velî ve kardeşi Menteş'in Baba İlyâs-ı Horasânî'ye intisap ettikleri; Elvan Çelebi ve Eflâkî'nin ifadelerinden de Hacı Bektaş'ın halifelik makamına kadar yükseldiği anlaşılmaktadır.

Babaî İsyanı ve sonrası

Kardeşi Menteş'in 1239'da başlayan Babaî İsyanı'na iştirak ettiği ve Sivas'ta Selçuklu kuvvetleriyle yapılan muharebede öldürüldüğü, Hacı Bektâş-ı Velî'nin ise ya tasvip etmediğinden veya başka bir sebeple bu isyana katılmadığı hem Elvan Çelebi'den hem Âşıkpaşazâde'den öğrenilir.

Fiilen katılmamış olsa bile isyan liderinin bir halifesi olduğundan, isyanı takip eden takibattan kurtulabilmek için bir süre izini kaybettirmiş olmalıdır. Âşıkpaşazâde'ye göre daha sonra Karayol'da (o zaman Sulucakarahöyük, bugün Hacıbektaş) ortaya çıkmıştır; bunun Anadolu'nun Moğol hâkimiyeti altına girmesinden, yani yaklaşık 1250'lerden sonra olduğu tahmin edilebilir.

Sulucakarahöyük'ü seçmesi

Vilâyetnâme'den anlaşıldığı kadarıyla burayı, o zamanlar yarı göçebe Çepni oymağına mensup bir kolun (muhtemelen kendine bağlı Bektaşlı kolunun) yaşadığı bir yer olduğu için tercih etmiş olmalıdır.

Kaynak iki sebep daha sayar: Babaî İsyanı'ndan sonra Selçuklu merkezî yönetiminin gayri Sünnî Türkmenler'e karşı takip ettiği politika sonucu olabildiğince gözden uzak bir yerde bulunma arzusu ve büyük şehirlerdeki Sünnî meslektaşlarının eleştirilerinden uzak kalma isteği. Nitekim Mevlânâ'nın bile gıyaben tanıdığı bu Türkmen şeyhine hiç de iyi gözle bakmadığı bilinmektedir.

Sonuç şudur: bu dar çevredeki hayat tarzı yüzünden, büyük şehirlerdeki tekkelerde yaşayan meslektaşları gibi zamanın belgelerinde iz bırakacak kadar şöhret yapmamıştır.

Sulucakarahöyük'teki hayatı

Vilâyetnâme'ye göre burada tıpkı şeyhi Baba İlyas'ınkine benzer bir hayat tarzı sürdü: zaman zaman bugün bir ziyaret yeri olan yakındaki bir mağarada inzivaya çekildi, zaman zaman da köyün hayvanlarını otlatmak gibi oymağının günlük işleriyle uğraştı.

Bir yandan kendi cemaati içinde mürşidlik görevini sürdürürken bir yandan da bugünkü Ürgüp yöresindeki hıristiyanlarla sıkı ilişkiler geliştirip onların ihtidâsına zemin hazırlamış, ayrıca şamanist Moğollar'ın da Müslümanlığı kabul etmeleri için yoğun faaliyet göstermiş, halifelerini bu amaçla Anadolu'nun dört bir köşesine yollamıştır.

Din anlayışı

Bu faaliyet, İslâm fıkhının sıkı kurallarıyla sınırlandırılan Sünnî bir anlayışı değil, Horasan Melâmetiyyesi'nin kuru zühd karşıtı cezbeci karakteriyle karışık gayri Sünnî bir yorumunu yansıtmaktaydı; muhtemelen Türkmenler arasında hâlâ kuvvetle yaşayan eski İslâm öncesi dinî-mistik inançlarla karışık yarı hurafevî bir İslâm anlayışının telkin ve tâlimini de ihtiva ediyordu.

Kaynak bunun işleyişini de tarif eder: tasavvufun yapısından kaynaklanan geniş bir hoşgörüye dayanmakla beraber, mühtedileri birdenbire kendi kültür çevrelerinden koparıp ürkmelerine sebebiyet vermeden eski inançlarını da kendi içerisinde değerlendiren bağdaştırmacı (syncrétique) bir İslâm anlayışı. Bu yöntemin Anadolu'nun müslüman ve gayri müslim toplumları arasında önemli bir yakınlaşma ortamının doğmasına yol açtığı söylenebilir; nitekim bölge hıristiyanları da ona büyük bir yakınlık duymuş ve kendisini Aziz Charalambos adıyla takdis etmişlerdir.

Vefatı

Zaman zaman bazı Moğol idarî otoritelerine karşı çıkmak durumunda kalmış olsa da Sulucakarahöyük'teki mütevazi zâviyesinde ömrünü tamamlamıştır.

691 (1292) tarihli bir vakfiye kaydında kendisinden “merhum” diye bahsedildiğine göre bu tarihten önce, muhtemelen 669'da (1271) vefat etmiştir.

Hangi tarikattandı?

Kaynak önce şunu vurgular: eş-Şekāiku'n-nu'mâniyye hariç sayılan kaynakların hiçbiri onu klasik anlamda Sünnî bir sûfî olarak görmez; kendini ona bağlayan Bektaşîliğin ve Alevîliğin gayri Sünnî yapısı da bunun en kuvvetli delilidir. Bektaşîliğin önceleri Sünnî bir tarikat olduğunu, fakat Balım Sultan tarafından bugün bilinen hüviyetine sokulduğunu ileri süren tezin ilmî ve tarihî hiçbir temeli yoktur.

Vilâyetnâme'nin dikkatli bir tahlili onun hem Ahmed Yesevî hem de Yesevîlik etkilerini geniş ölçüde taşıyan Kutbüddin Haydar geleneklerini sıkı sıkıya koruyan bir Haydarî şeyhi olduğunu ortaya koyar. Elvan Çelebi, Eflâkî ve Âşıkpaşazâde ise Vefâî şeyhi Baba İlyâs'ın halifesi bulunduğunu açıkça gösterir.

Kaynağın vardığı sonuç: büyük bir ihtimalle Yesevîlik ile Kalenderîliğin karışımından oluşan Haydarîlik tarikatının bir mensubu olarak Anadolu'ya gelmiş, daha sonra Baba İlyâs çevresine girerek Vefâîliğe intisap etmiş ve hayatının sonuna kadar böyle yaşamıştır. Bu durumda adını taşımasına rağmen Bektaşîliği kendisinin kurmadığı muhakkaktır.

Menkıbevî Hacı Bektaş

Bektaşîlik'ten başka hiçbir tarikatın pîri bu derece muazzam bir kültün, güçlü bir imanın ve kutsallığın konusu olmamıştır.

Vilâyetnâme'ye göre babası İbrâhîm-i Sânî, İmam Mûsâ el-Kâzım neslindendir ve Horasan hükümdarıdır; dolayısıyla Hacı Bektâş-ı Velî bir şehzadedir. Küçükken önce Lokmân-ı Perende'nin, ardından onun tavsiyesiyle Ahmed Yesevî'nin yanında eğitilir; Ahmed Yesevî'nin “nefes evlâdı” olan Kutbüddin Haydar'ı Bedahşan'daki kâfirlerin elinden kurtarır. Ahmed Yesevî ona halifelik sembolleri olan cihâz-ı fakrı (taç, şamdan, seccade, sofra ve alem) teslim eder, beline tahta kılıcını kuşatır ve Diyârırûm'u irşad etmekle görevlendirir.

Önce Mekke'ye giderek hac görevini ifa eden Bektaş “hacı” unvanını alır; dönüşte Necef ve Kerbelâ'yı ziyaret edip Anadolu'ya geçer. Buradaki Rum erenleri onun gelişinden haberdar olurlarsa da buna pek sevinmezler.

Sulucakarahöyük'e gelip Kadıncık Ana'nın evine misafir olur, geçimini sağlamak için köyün sığırlarını güder, bir müddet sonra bugünkü dergâhın yerinde ilk inzivâ mahalli olan Kızılca Halvet'i yapar. Çevredeki velîler onu kıskanır ve çeşitli sınavlardan geçirirlerse de hepsini utandırır. Avucundaki yeşil beni göstererek Hz. Ali'nin mazharı olduğunu ispat eder ve böylece Rum'un en büyük evliyası olduğu anlaşılır.

Burada Seyyid Mahmûd-ı Hayrânî, Ahî Evran gibi büyük Rum velîleriyle yakınlık kurar, gayri müslimlerle yakın ilişkiler kurar, tanıştığı Moğol otoritelerinden bir kısmının müslüman olmasını sağlar; ölümünden az önce her halifesine icâzetnâmesini vererek Anadolu'nun bir yöresine yollar.

Kültü kim yaydı?

Bu dönüşümün cevabı, kaynağa göre Antalya-Elmalı yakınındaki Tekkeköy'de medfun Abdal Mûsâ'da düğümlenir.

M. Fuad Köprülü, XIV. yüzyılda Sulucakarahöyük'teki tekkeden yetişen bu şahsiyetin kültün yayılmasında oynadığı büyük rolü ortaya koymuştur. Yaşadığı dönemde pek tanınmayan bu mütevazi Türkmen şeyhini, üretilen menkıbeler aracılığıyla başta yeni kurulmakta olan Osmanlı Beyliği olmak üzere bütün Orta ve Batı Anadolu'da tanıtarak âdeta tekrar hayata kavuşturan Abdal Mûsâ olmuştur.

XIV. yüzyılın ilk çeyreğinden sonra tekkenin şeyhi olan Abdal Mûsâ, beraberindeki bir kısım Haydarî dervişleriyle Osmanlı topraklarına gitmiş, Orhan Gazi'nin hizmetine girerek fetihlere katılmıştır. Fakat gerçekleştirdiği asıl büyük iş, birlikte savaştığı Osmanlı gazilerine Hacı Bektâş-ı Velî'nin menkıbelerini anlatarak onu tanıtması olmuşturönce Bursa havalisinde, sonra Bergama ve yakınlarında, oradan da Antalya'da bugün Tekkeköy adını taşıyan yerdeki zâviyesinde.

Yeniçeri Ocağı ve Bektaşîliğin kuruluşu

Osmanlı gazileri aracılığıyla Hacı Bektâş-ı Velî'yi tanıyan Osmanlı sultanları, Yeniçeri Ocağı'nı kurarken gaziler arasında yaygın olan güçlü kült sebebiyle ocağı ona bağlamışlardır; böylece hâtırası Osmanlı topraklarında giderek büyümüştür.

XVI. yüzyılın başlarında ise Balım Sultan, Haydarîlik'ten ayrılıp Osmanlı hükümet merkezinin desteğini de alarak Bektaşîlik tarikatını Hacı Bektâş-ı Velî'nin adına bugün bilinen şekliyle kurmuştur. Böylece Anadolu Türk gayri Sünnîliği, merkezine Hacı Bektâş-ı Velî'yi yerleştirerek teşekkül sürecini fiilen tamamlamıştır.

COĞRAFÎ HAFIZA22 coğrafî bağlantıMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi22 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

Menkıbeler

İlk 3 kayıt gösteriliyor

MENKIBE · GELENEK İÇİ

Ahmed Yesevî'nin tahta kılıcı

Cihâz-ı fakr ve Diyârırûm görevlendirmesi.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Vilâyetnâme'ye göre olgunlaştığını gören Ahmed Yesevî ona halifelik sembolleri olan cihâz-ı fakrı — taç, şamdan, seccade, sofra ve alem — teslim eder, beline tahta kılıcını kuşatır ve Diyârırûm'u irşad etmekle görevlendirir.

Çerçeve. Kaynağın tarihî kaydı bu rivayetle uyuşmaz: Hacı Bektaş'ın, Ahmed Yesevî'nin ölümünden en az bir yarım asır sonra dünyaya geldiği muhakkaktır. Menkıbe, onu Yesevî geleneğine bağlama ihtiyacının ürünüdür.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: Vilâyetnâme (Menâkıb-ı Hünkâr Hacı Bektâş-ı Velî).
MENKIBE · GELENEK İÇİ

Avuçtaki yeşil ben

Hz. Ali'nin mazharı olduğunu ispatı.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Sulucakarahöyük'te ünü yayılınca çevredeki velîler onu kıskanır ve çeşitli sınavlardan geçirirlerse de hepsini utandırır.

Avucundaki yeşil beni göstererek Hz. Ali'nin mazharı olduğunu, yani onun kendi bedeninde zuhur ettiğini ispat eder. Böylece Rum'un en büyük evliyası olduğu anlaşılır.

Çerçeve. Bu tür bir mazhariyet telakkisi, Vilâyetnâme'nin yazıya geçtiği XV. yüzyıl sonlarında bu çevrelere nüfuz etmiş İmâmiyye inançlarının izini taşır.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: Vilâyetnâme (Menâkıb-ı Hünkâr Hacı Bektâş-ı Velî).
MENKIBE · GELENEK İÇİ

Kadıncık Ana'nın evi ve sığır gütmek

Anadolu'ya varışın ilk günleri.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Anadolu'ya geçtiğinde Rum erenleri onun gelişinden haberdar olurlarsa da buna pek sevinmezler.

Çepni oymağına mensup konar göçer birkaç evin kışlığı durumundaki Sulucakarahöyük'e gelir ve Kadıncık Ana'nın evine misafir olur; geçimini sağlamak için köyün sığırlarını güder. Bir müddet sonra bugünkü dergâhın yerinde ilk inzivâ mahalli olan Kızılca Halvet'i yapar.

Çerçeve. Bu tafsilât menkıbevî anlatının içinde olmakla birlikte tarihî tabloya uyar: kaynak, gerçek hayatının da mağarada inziva ile köyün hayvanlarını otlatmak arasında geçtiğini kaydeder.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: Vilâyetnâme (Menâkıb-ı Hünkâr Hacı Bektâş-ı Velî).

Hayatından kayıtlar

İlk 4 kayıt gösteriliyor

BİYOGRAFİK KAYIT

Katılmadığı isyan

Kardeşi Menteş Sivas'ta öldürülürken.

Metni gösterMetni daralt

Kardeşi Menteş, 1239'da başlayan Babaî İsyanı'na iştirak etmiş ve Sivas'ta Selçuklu kuvvetleriyle yapılan muharebede öldürülmüştür.

Hacı Bektâş-ı Velî'nin ise ya tasvip etmediğinden veya başka bir sebeple bu isyana katılmadığı hem Elvan Çelebi'den hem Âşıkpaşazâde'den öğrenilir.

Çerçeve. Fiilen katılmasa da isyan liderinin halifesi olduğundan, takibattan kurtulabilmek için bir süre izini kaybettirmiş olmalıdır; yaklaşık 1250'lerden sonra Sulucakarahöyük'te ortaya çıkar.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Elvan Çelebi, Menâkıbü'l-kudsiyye / Âşıkpaşazâde, Tevârîh-i Âl-i Osmân.
BİYOGRAFİK KAYIT

Aziz Charalambos

Bölge hıristiyanlarının onu takdis etmesi.

Metni gösterMetni daralt

Bugünkü Ürgüp yöresindeki hıristiyanlarla sıkı ilişkiler geliştirip onların ihtidâsına zemin hazırladı.

Bunun karşılığı da kaydedilmiştir: bölge hıristiyanlarının da ona büyük bir yakınlık duyduğu ve kendisini Aziz Charalambos adıyla takdis ettikleri bilinmektedir.

Çerçeve. Kaynak bunu bir yöntemin sonucu sayar: mühtedileri birdenbire kendi kültür çevrelerinden koparmayan, eski inançlarını kendi içinde değerlendiren bağdaştırmacı bir İslâm anlayışı.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Hacı Bektâş-ı Velî”, c. 14, s. 455-458.
BİYOGRAFİK KAYIT

Mevlânâ'nın soğukluğu

Konya'nın bu Türkmen şeyhine bakışı.

Metni gösterMetni daralt

Kaynak açıkça kaydeder: Mevlânâ'nın bile gıyaben tanıdığı bu Türkmen şeyhine hiç de iyi gözle bakmadığı bilinmektedir.

Eflâkî'nin Menâkıbü'l-ârifîn'indeki kısa pasaj yine de değerlidir: hem onun sûfî kimliği hem de öteki kaynakları kontrol etme bakımından büyük değer taşır — Hacı Bektaş'ın halifelik makamına kadar yükseldiği bilgisi de buradan gelir.

Çerçeve. Sulucakarahöyük'ü seçmesinin sebeplerinden biri de büyük şehirlerdeki Sünnî meslektaşlarının eleştirilerinden uzak kalma isteği olarak gösterilir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Ahmed Eflâkî, Menâkıbü'l-ârifîn.
BİYOGRAFİK KAYIT

“Meczûb-i mutlak”

Kaynakların onu şeyh saymayan tanıklığı.

Metni gösterMetni daralt

Âşıkpaşazâde, Hacı Bektaş'ın bir şeyh olacak ve bir tarikat kuracak durumda olmayıp kendini bilemeyecek kadar cezbe sahibi bulunduğunu kaydeder. XV. yüzyıl müelliflerinden Emînüddin b. Dâvûd Fakīh onun için “meczûb-i mutlak” tabirini kullanır. XVI. yüzyılda Vâhidî, hiçbir şeyin farkına varamayacak derecede meczup olan Hacı Bektaş'ın “bu hal ile âhirete irtihal ettiğini” yazar.

Çerçeve. Kaynak bu uçtan da, karşı uçtan da uzak durur: Vilâyetnâme'ye dayanarak onu İslâmî ilimlerde otorite bir âlim sayan M. Fuad Köprülü'nün görüşü de kolay kabul edilecek bir fikir değildireğer gerçekten kendini bilemeyecek kadar meczup olsaydı Vilâyetnâme'de anlatılanlarla bir ilgisi bulunamazdı.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Âşıkpaşazâde, Tevârîh-i Âl-i Osmân / Emînüddin b. Dâvûd Fakīh / Vâhidî.

Eserleri ve metinleri

İlk 4 kayıt gösteriliyor

ESER / METİN

Makālât — nisbeti ispatlanmamış

En çok dayanılan, en az tenkit edilen metin.

Metni gösterMetni daralt

Hacı Bektâş-ı Velî'nin Sünnî bir mutasavvıf olduğunu ileri sürenler, genellikle ona izâfe edilen Makālât'a dayanırlaronun nasıl bir sosyal tabanın mensubu bulunduğunu, bu tabanın sosyokültürel ve dinî yapısının karakteristiklerini hiç hesaba katmadan.

Kaynağın tenkitleri: eser tasavvufa yeni intisap eden müridler için basit seviyede bir el kitabı niteliği taşır ve muhteva kritiği yapılmamıştır. En kapsamlı çalışmayı gerçekleştiren Esat Coşan, bir tasavvuf edebiyatçısı gözüyle yalnız muhteva tasvirini yapmış, tarihî tenkidine girişmemiştir.

Klasik tasavvuf edebiyatında Makālât ve Vâridât adlarını taşıyan benzeri eserlerin hemen hepsi daha sonraları anonim derleyiciler tarafından kitap hâline getirilmiştir; Makālât'ta da bu tür bir eser olduğunu açıkça gösteren ibareler vardır. Sonuç: diğer eserler gibi Makālât'ın da onun kaleminden çıktığı tarihen ispat edilmemiştir; ayrıca bu çevrelerdeki tasavvuf geleneğinin yazılı eserlerden çok sözlü geleneğe dayandığı bilinmektedir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Süleymaniye Ktp., Lâleli, nr. 1500.
ESER / METİN

Vilâyetnâme

Yarı kutsal kaynak — hem menkıbe hem ipucu.

Metni gösterMetni daralt

XV. yüzyılın son çeyreği içinde kaleme alındığı kesin gibi görünen eser, Hacı Bektâş-ı Velî'nin yaşadığı dönemden itibaren mensupları arasında ağızdan ağıza dolaşarak intikal eden bilgileri ihtiva eder. Ayrıca Menâkıb-ı Hâce Ahmed-i Yesevî, Menâkıb-ı Lokmân-ı Perende, Menâkıb-ı Ahî Evran ve Menâkıb-ı Seyyid Mahmûd-ı Hayrânî gibi XIII. yüzyıldan kalma yazılı kaynakları da vardır.

Önemi ikilidir: tarihî şahsiyetini tesbite yarayacak çok önemli veriler ihtiva etmesi ve Bektaşîlik ile Alevîlik'te bugün de mevcut olan inançların çoğunun kaynağını oluşturması. Bu sebeple bu çevrelerde yarı kutsal niteliği olan bir kitaptır.

Bir iç çelişkisi de kayda değer: Hacı Bektaş'ı Baba İlyâs'a değil Ahmed Yesevî'ye bağladığı hâlde, halifelerinden bahseden kısımda Baba Resul'ün adına rastlanması, halifelik ilişkisinin büsbütün unutulmadığını gösterir — ancak eser bu ilişkiyi tersine çevirir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Menâkıb-ı Hünkâr Hacı Bektâş-ı Velî (XV. yüzyılın son çeyreği).
ESER / METİN

Diğer eserler

Nisbet edilenler ve delili olmayanlar.

Metni gösterMetni daralt

Makālât'ın yanı sıra ona nisbet edilen eserler: Kitâbü'l-Fevâid (İÜ Ktp., TY, nr. 55), Nesâyih-i Hacı Bektâş-ı Velî (Hacıbektaş İlçe Halk Ktp., nr. 29 içindeki mecmuada), Risâle (Staatsbibliothek, Marburg, MS, Or. Oct., nr. 3049).

Bunların dışında Tefsîr-i Fâtiha, Şathiyye, Şerh-i Besmele gibi birkaç eser daha mal edilirse de bunların onun tarafından yazıldığına dair hiçbir ilmî delil ortaya konulamamıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Hacı Bektâş-ı Velî”, c. 14, s. 455-458.
ESER / METİN

Onu anlatan altı kaynak

Hepsi kendi zamanından sonra yazıldı.

Metni gösterMetni daralt

Yaşadığı dönem ve çevreden hiçbir yazılı kaynak veya belge bugüne intikal etmemiştir. Onu ancak ikincil kaynaklardan incelemek mümkündür:

Elvan Çelebi, Menâkıbü'l-kudsiyye (en eski kaynak; Baba İlyâs'ın torunu olan bu sûfî şair kısaca bahsetmesine rağmen çok önemli ipuçları verir). Ahmed Eflâkî, Menâkıbü'l-ârifîn (vefatından yaklaşık yüz yıl sonra, Ulu Ârif Çelebi'nin emriyle; kısa bir pasaj). Vilâyetnâme. Lâmiî Çelebi, Nefehât Tercümesi (üç dört cümle, mistik şahsiyeti hakkında dikkate değer). Âşıkpaşazâde, Tevârîh-i Âl-i Osmân (büyük dedesinin halifesi hakkında aile içinden gelen şifahî bilgiler; büyük ihtimalle tarihî Hacı Bektâş-ı Velî'yi anlatan gerçeğe en yakın bilgiler). Taşköprizâde, eş-Şekāiku'n-nu'mâniyye (diğerlerinin aksine tam anlamıyla Sünnî bir velî olarak tanıtır).

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Hacı Bektâş-ı Velî”, c. 14, s. 455-458.

Kavram dünyası

İlk 6 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Haydarîlik

Yesevîlik ile Kalenderîliğin karışımı.

Metni gösterMetni daralt

Haydarîlik, Yesevîlik ile Kalenderîliğin karışımından oluşan ve Kutbüddin Haydar'a nisbet edilen tarikattır.

Vilâyetnâme'nin dikkatli tahlili, Hacı Bektaş'ın hem Ahmed Yesevî hem de Yesevîlik etkilerini geniş ölçüde taşıyan Kutbüddin Haydar geleneklerini sıkı sıkıya koruyan bir Haydarî şeyhi olduğunu ortaya koyar. Sulucakarahöyük'teki dergâh da o zamanlar çok muhtemel olarak bir Haydarî zâviyesidir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Hacı Bektâş-ı Velî”, c. 14, s. 455-458.
TARİHÎ KAYIT

Vefâîlik

Dede Garkın ve Baba İlyas'ın yolu.

Metni gösterMetni daralt

Vefâîlik, XIII. yüzyıl Anadolu'sunda önce ünlü Türkmen şeyhi Dede Garkın, sonra halifesi Baba İlyâs-ı Horasânî tarafından temsil edilen tarikattır.

Âşıkpaşazâde Hacı Bektâş-ı Velî ile kardeşi Menteş'in Baba İlyâs'a intisap ettiklerini, Elvan Çelebi ve Eflâkî ise Hacı Bektaş'ın halifelik makamına yükseldiğini gösterir. Kaynağın sonucu: Haydarî olarak gelmiş, burada Vefâîliğe intisap etmiş ve hayatının sonuna kadar böyle yaşamıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Elvan Çelebi, Menâkıbü'l-kudsiyye.
TARİHÎ KAYIT

Bağdaştırmacı (syncrétique) İslâm anlayışı

İhtidâyı kopuşsuz kılan yöntem.

Metni gösterMetni daralt

Onun temsil ettiği yorum, İslâm fıkhının sıkı kurallarıyla sınırlandırılan Sünnî bir anlayış değil, Horasan Melâmetiyyesi'nin kuru zühd karşıtı cezbeci karakteriyle karışık gayri Sünnî bir yorumdu.

İşleyişi şöyledir: tasavvufun yapısından kaynaklanan geniş bir hoşgörüye dayanmakla beraber, mühtedileri birdenbire kendi kültür çevrelerinden koparıp ürkmelerine sebebiyet vermeden eski inançlarını da kendi içerisinde değerlendiren bir anlayış. Sonucu: Anadolu'nun müslüman ve gayri müslim toplumları arasında önemli bir yakınlaşma ortamı.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Hacı Bektâş-ı Velî”, c. 14, s. 455-458.
KAVRAM

Seyyidlik ve İmâmiyye nisbeti

Vilâyetnâme'nin soy kurgusu ve tarihî itiraz.

Metni gösterMetni daralt

Vilâyetnâme, Hacı Bektâş-ı Velî'yi İmam Mûsâ el-Kâzım soyuna nisbet etmek suretiyle hem onu bir seyyid yapar hem de Şiî bir mutasavvıf olarak takdim eder.

Kaynağın itirazı şudur: yaşadığı XIII. yüzyıl Anadolu'sunda İmâmiyye veya İsmâiliyye mezhebinin mevcudiyetine dair herhangi bir ipucuna bugüne kadar rastlanmamıştır. Dolayısıyla bu telakki, XV. yüzyıl sonlarında Vilâyetnâme'nin yazıldığı yıllarda bu çevrelere artık nüfuz etmiş bulunan İmâmiyye inançlarının bir etkisi sayılmalıdır.

Bektaşîlik XVI. yüzyılda bu etkileri almış olarak kurulduğundan, bugün bu kimliğe nisbeti Alevî-Bektaşî çevrelerce tereddütsüz kabul görmektedir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Hacı Bektâş-ı Velî”, c. 14, s. 455-458.
KAVRAM

Bektaşîliğin kuruluşu

Balım Sultan ve XVI. yüzyıl.

Metni gösterMetni daralt

Kaynağın en kesin hükümlerinden biri: adını taşımasına rağmen Bektaşîliği kendisinin kurmadığı muhakkaktır.

XVI. yüzyılın başlarında Balım Sultan, Haydarîlik'ten ayrılıp Osmanlı hükümet merkezinin desteğini de alarak Bektaşîlik tarikatını Hacı Bektâş-ı Velî'nin adına bugün bilinen şekliyle kurmuştur.

Buna karşılık Bektaşîliğin önceleri Sünnî bir tarikat olduğunu, fakat Balım Sultan tarafından bugün bilinen hüviyetine sokulduğunu ileri süren tezin ilmî ve tarihî hiçbir temeli yoktur.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Hacı Bektâş-ı Velî”, c. 14, s. 455-458.
KAVRAM

Bektaşlı oymağı

Şeyhin adını taşıyan aşiret.

Metni gösterMetni daralt

Türkmen şeyhlerine bağlı aşiretler genellikle başlarındaki şeyhin adıyla anılıyordu — Dede Garkın'a bağlı Garkın aşireti gibi.

Osmanlı tahrir defterlerine dayalı yeni bir araştırma, Hacı Bektâş-ı Velî'ye bağlı geniş bir Bektaşlı oymağının mevcut olduğunu ortaya koymuştur.

Bu, kaynağın “bugüne kadar gözden kaçan” dediği noktayı destekler: muhtemelen kendine bağlı bir Türkmen aşiretiyle birlikte Anadolu'ya gelmiştir; Sulucakarahöyük'ü seçmesi de orada yaşayan Çepni kolunun muhtemelen kendi Bektaşlı kolu olmasıyla açıklanır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: I. Beldiceanu-Steinherr, Turcica, sy. 81 (1991), s. 21-79.

Şeyh, halife, aile ve post ağı

ETKİ KAYNAĞIYûnus EmreVilâyetnâme'ye göre Yûnus'u Tapduk Emre'ye yönlendiren kişidir; ancak Yûnus şiirlerinde ondan doğrudan söz etmez ve mensubiyeti tartışmalıdır.HOCASI / ŞEYHİSarı İsmâilVilâyetnâme'de Hünkâr'ın dervişi olarak anılır; ona hizmet eder, öğütlerini alır ve gittiği her yerde ona ayak uydurur.GELEN BAĞLANTISarı İsmâilPîr, vefatından önce fermanını ona emanet edip bunun icâzet olduğunu bildirir ve asâsının düşeceği yeri makamı olarak vasiyet eder; manzum Vilâyetnâme'de "hilâfetde ikinci idi ol zât" denilerek halifelik sırasındaki yeri belirtilir.ETKİLEDİĞİKadıncık AnaVilâyetnâme'de emanet, ev ve soy hafızası; tarihî ilişki menkıbe katmanıyla aktarılırETKİLEDİĞİBalım SultanDoğrudan görüşme değil; Balım Sultan'ın pîr-i sânî olarak Hacı Bektâş merkezini kurumsallaştırmasıETKİLEDİĞİAbdal MûsâDoğrudan biyografik görüşme kesin değildir; Hacı Bektâş velâyet hafızasının Abdal Musa çevresinde taşınmasıAİLE / NESEPKalender Çelebi (Kalender Şah)Çelebiler soy ve pîr evi otoritesi üzerinden sonraki aile nispeti; doğrudan görüşme değildirETKİLEDİĞİHacım SultanHacım Sultan Vilâyetnâmesi'ndeki halifelik anlatısıdır; bağımsız çağdaş şeyh-mürid belgesi gibi sunulmaz.ETKİLEDİĞİSarı İsmâilSarı İsmâil'in halifelik ve hizmet bağı Vilâyetnâme geleneğine dayanır.ETKİLEDİĞİPîrâbî SultanPîrâbî Sultan'ın halifelik nispeti gelenek içi velâyet hafızası olarak gösterilir.

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

Nevşehir · TürkiyeHacı Bektâş-ı Velî Dergâhı, HacıbektaşEski adıyla Sulucakarahöyük (Karayol). O zamanlar çok muhtemel olarak bir Haydarî zâviyesi olan bu mütevazi dergâhta ömrünü tamamladı; kültün esas kaynağı da burasıdır. Vilâyetnâme 'ye göre ilk inzivâ mahalli Kızılca Halvet bugünkü dergâhın yerindedir.Nevşehir · TürkiyeSulucakarahöyük çevresindeki mağaraVilâyetnâme 'ye göre zaman zaman inzivaya çekildiği, bugün ziyaret yeri olan yakındaki mağara. Konum yaklaşık verilmiştir. İlişkili kişi dosyası Hacı Bektâş-ı Velî : XIII. yüzyılda Sulucakarahöyük’te yaşayan Hacı Bektâş-ı Velî’nin tarihî şahsiyeti Baba İlyas çevresiyle; asırlar süren tesiri ise Vilâyetnâme, Rum abdalları ve kurumsallaşan Bektaşîlik üzerinden anlaşılır.Antalya (Elmalı) · TürkiyeAbdal Mûsâ Zâviyesi, TekkeköyKültünün yayılmasında baş rolü oynayan Abdal Mûsâ'nın türbesi. Sulucakarahöyük tekkesinden yetişen Abdal Mûsâ, önce Bursa havalisinde, sonra Bergama ve Antalya'da Osmanlı gazilerine onun menkıbelerini anlatarak tanıtmıştır.Sivas · TürkiyeSivasKardeşi Menteş'in, 1239'da başlayan Babaî İsyanı sırasında Selçuklu kuvvetleriyle yapılan muharebede öldürüldüğü şehir. İlişkili kişi dosyası Hacı Bektâş-ı Velî : XIII. yüzyılda Sulucakarahöyük’te yaşayan Hacı Bektâş-ı Velî’nin tarihî şahsiyeti Baba İlyas çevresiyle; asırlar süren tesiri ise Vilâyetnâme, Rum abdalları ve kurumsallaşan Bektaşîlik üzerinden anlaşılır.Nevşehir · TürkiyeÜrgüp yöresiHıristiyanlarla sıkı ilişkiler geliştirip ihtidâlarına zemin hazırladığı bölge; bölge hıristiyanları onu Aziz Charalambos adıyla takdis etmiştir. İlişkili kişi dosyası Hacı Bektâş-ı Velî : XIII. yüzyılda Sulucakarahöyük’te yaşayan Hacı Bektâş-ı Velî’nin tarihî şahsiyeti Baba İlyas çevresiyle; asırlar süren tesiri ise Vilâyetnâme, Rum abdalları ve kurumsallaşan Bektaşîlik üzerinden anlaşılır.Horasan · İranHorasan“Horasan erenleri” diye bilinen Kalenderiyye akımının ve Horasan Melâmetiyye mektebinin menşei; Cengiz istilâsı sebebiyle Anadolu'ya vuku bulan derviş göçlerinin çıkış bölgesi. Konum bölge merkezi olarak yaklaşık verilmiştir.Mekke · Suudi ArabistanMekkeVilâyetnâme 'ye göre Anadolu'ya geçmeden önce hac görevini burada ifa ederek “hacı” unvanını aldı. İlişkili kişi dosyası Hacı Bektâş-ı Velî : XIII. yüzyılda Sulucakarahöyük’te yaşayan Hacı Bektâş-ı Velî’nin tarihî şahsiyeti Baba İlyas çevresiyle; asırlar süren tesiri ise Vilâyetnâme, Rum abdalları ve kurumsallaşan Bektaşîlik üzerinden anlaşılır.Kerbelâ · IrakKerbelâVilâyetnâme 'ye göre hac dönüşü Necef ile birlikte ziyaret ettiği yer. İlişkili kişi dosyası Hacı Bektâş-ı Velî : XIII. yüzyılda Sulucakarahöyük’te yaşayan Hacı Bektâş-ı Velî’nin tarihî şahsiyeti Baba İlyas çevresiyle; asırlar süren tesiri ise Vilâyetnâme, Rum abdalları ve kurumsallaşan Bektaşîlik üzerinden anlaşılır.Nevşehir · TürkiyeHacı Bektâş-ı Velî Pîr Evi ve KülliyesiTarihî ve geleneksel işlev Hacı Bektâş türbesi, Kızılca Halvet, Kırklar Meydanı, Balım Sultan Türbesi, aşevi, mihman evi ve hizmet birimleriyle Bektaşiyye'nin merkez külliyesidir. İlişki katmanları Mekânın kuruluş tarihi, daha sonraki Bektaşî aidiyeti, türbe/ziyaret hafızası ve güncel kullanım durumu aynı şey değildir; farklı dönemler tek başlangıç hikâyesine indirgenmez.

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]Vilâyetnâme (Menâkıb-ı Hünkâr Hacı Bektâş-ı Velî)
  2. [2]Elvan Çelebi, Menâkıbü'l-kudsiyye / Âşıkpaşazâde, Tevârîh-i Âl-i Osmân
  3. [3]TDV İslâm Ansiklopedisi, “Hacı Bektâş-ı Velî”, c. 14, s. 455-458
  4. [4]Ahmed Eflâkî, Menâkıbü'l-ârifîn
  5. [5]Âşıkpaşazâde, Tevârîh-i Âl-i Osmân / Emînüddin b. Dâvûd Fakīh / Vâhidî
  6. [6]Elvan Çelebi, Menâkıbü'l-kudsiyye
  7. [7]I. Beldiceanu-Steinherr, Turcica, sy. 81 (1991), s. 21-79
  8. [8]Süleymaniye Ktp., Lâleli, nr. 1500
  9. [9]Menâkıb-ı Hünkâr Hacı Bektâş-ı Velî (XV. yüzyılın son çeyreği)
  10. [10]TDV İslâm Ansiklopedisi: Bektaşîlik, Hacı Bektâş-ı Velî, Hacı Bektâş-ı Velî Külliyesi, Balım Sultan maddeleri; Vilâyetnâme geleneği; genel Bektaşîlik tarihi araştırmaları
  11. [11]TDV İslâm Ansiklopedisi: Bektaşîlik, Hacı Bektâş-ı Velî, Balım Sultan, Hacım Sultan, Edib Harâbî, Mehmed Ali Hilmi Dedebaba, Lâmiî Çelebi, Hacı Bektâş-ı Velî Külliyesi ve Şahkulu Sultan Tekkesi maddeleri
  12. [12]Kişi kartı kaynak paketi — Hacı Bektâş-ı Velî
Ortak kaynak kataloğunu aç →