Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

29 sonuç · “Devir

01
Şahsiyet

İbnü'l-Emin Seyyid Mahmüd Kemâl Bey

İbnülemin Mahmud Kemal İnal, son devir Osmanlı devlet adamları, şairleri, hattatları ve mûsikişinasları üzerine hazırladığı büyük biyografi külliyatıyla kültür tarihinin temel kaynaklarını meydana getirdi.

02
Şahsiyet

Şeyh Ahmed Hayâlî Efendi

Ahmed Hayâlî Efendi, Şerefeddin Efendi’den Halvetî terbiyesi alan, Üsküdar Hüdâyî Âsitânesi’nde icâzeti teyit edilerek Edirne Saçlı İbrâhim Dergâhı’na tayin edilen ve Rifâiyye’den de icâzet taşıyan son devir şeyhlerindendir.

03
Şahsiyet

ŞEYHÜ’L-İSLÂM ZENBİLLİ ALİ EFENDİ

ŞEYHÜ’L-İSLÂM ZENBİLLİ ALİ EFENDİ Sultân Bâyezîd-i sânî ve Selîm-i evvel ve Süleymân-ı Kânunî devirlerinde, yirmi dört sene meşîhat-ı İslâmiyye’yi idâre eden fâzıl-ı bî-müdânî Zenbilli Ali Efendi hazretleri, Şeyh Vefâ’nın sohbetine yetişmiş ve mazhar-ı feyzi olmuştur. Müşârünileyhin tercüme-i hâli bir çok âsârda tafsîlen vardır. Sarf-ı nazar olundu.…

04
Şahsiyet

Şuayb Şerefeddin Efendi

Şuayb Şerefeddin Efendi (1842, Edirne – 5 Haziran 1911, Uzunköprü); Gülşenî-Sezâî şeyhi. Mensuplarınca tarikatın son devirdeki müceddidi sayılmış, kendisini “Gülşen-i Sânî” diye nitelemiştir. 400'den fazla halife yetiştirdiği kaydedilir.

05
Sözlük

devir hatmi

devir hatmi a. Ölen bir Müslüman’ın Allah’ın rahmet ve mağfiretine kavuşması için okunan “hatim” (bk. bu madde) ve bu sırada yapılan merasim.

06
Sözlük

skat ve devir

skat ve devir a. Bir Müslüman’m sağlığında yerine getiremediği namaz, oruç, hac, kurban, adak gibi ibadetlerinin vefatından sonra yoksul kimselere fidye ödenerek düşürülmesi ve bu maksatla ayrılan paranın yeterli olmaması durumunda onun temini için kullanılan bir terim. Kur’ân-ı Kerîm’de tutulamayan oruç ibadeti için fidye verilmesi konusu “Bakara suresi” nde açıkça ifade edilmektedir.

07
Sözlük

devir, -vri

Ölen bir kimsenin hayatta iken yerine getiremediği ibadetlerinin karşılığı olarak borçlarmın edası niyetiyle fakir - lere para dağıtılması ve bu amaçla yapılan toplu dua. 2. Bazı tarikat dervişlerinin dönerek k ettikleri zikir ve sema. 3. tas. - Sufî inancına göre bir varlık de ğişim ve dönüşüm evrelerinden ı geçtikten sonra en süflî mertei beye kadar düşer, sonra tekrar n yükselme ile en uç mertebeye ulaşır. Bu dönüşüm “devir” terimi ile karşılanmıştır. Bir daire biçiminde telâkkî edilen bu dö - nüşümde inişe geçilen yarım daa ireye “kavs-i nuzûl” (bk. bu madde) veya “mebde” adları verilir ve sırasıyla “küllî akıl, dokuz akıl, dokuz nefis, dokuz felek, dört tabiat, dört unsur” olarak nitelenen en alt seviyeye iner; çıkışta ise yine sırasıyla “madde, maden, bitki, hayvan, insan ve insan-ı kâmil” mertebeleriyle yükselişe geçer ve bu çizgideki yarım daire de “kavs-ı urûc” (bk. bu madde), “kavs-ı su'ûd” (bk. bu madde) veya “rücû” olarak adlandırılırdı. Son mertebeye ulaşan “insan-ı kâmil” (bk. bu madde) Hakk’a vasıl olurdu. Başta Muhiddinü’l- Arabî, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî olmak üzere bütün meşhur mutasavvuflann benimsediği bu “devir nazariyesi” kaynağmı Kur’ân-ı Kerîm’in “Bakara suresi” (2 /156) ndeki mealen “Biz Allah’ın kuluyuz, ve (öldükten sonra) yine ona döneceğiz.” ayetinden almaktadır. “Her şey aslına rücu eder.” fikri bu nazariyenin özünü teşkil eder. § tam. devr-i devlet e. (djj j jA Huzur ve mutluluk zamanı. devr-i esâtîr a. (jiLUl jjA Mitoloji çağı. devr-i felek a. (dU j^a) Zaman, kader, talih. devr-i gül a. (JS ^A 1. Gül mevsimi, bahar günleri. 2. Hz. Peygamber çağı. devr-i kebîr a. (^ jjj) tas. Mevlevîlikte bayramlarda namazdan sonra şeyh ve dervişlerin bayramlaşmak için bir araya gelerek bir halka oluşturması. devr-i mihnet a. (-^ - ^j) mec. Dünya. devr-i veledi a. (^Jj^j) tas. Mevlevî ayini sırasında ayin başlarken zikir çekilerek yapılan dolaşma. Bu işi ilk defa Hz. Mevlâna’nm oğlu Sultan Veled yaptığı için ona ithafen bu terim oluşmuştur. Bazı tarikat dervişlerinin dönerek k ettikleri zikir ve sema. 3. tas. - Sufî inancına göre bir varlık de ğişim ve dönüşüm evrelerinden ı geçtikten sonra en süflî mertei beye kadar düşer, sonra tekrar n yükselme ile en uç mertebeye ulaşır. Bu dönüşüm “devir” terimi ile karşılanmıştır. Bir daire biçiminde telâkkî edilen bu dö - nüşümde inişe geçilen yarım daa ireye “kavs-i nuzûl” (bk. bu madde) veya “mebde” adları verilir ve sırasıyla “küllî akıl, dokuz akıl, dokuz nefis, dokuz felek, dört tabiat, dört unsur” olarak nitelenen en alt seviyeye iner; çıkışta ise yine sırasıyla “madde, maden, bitki, hayvan, insan ve insan-ı kâmil” mertebeleriyle yükselişe geçer ve bu çizgideki yarım daire de “kavs-ı urûc” (bk. bu madde), “kavs-ı su'ûd” (bk. bu madde) veya “rücû” olarak adlandırılırdı. Son mertebeye ulaşan “insan-ı kâmil” (bk. bu madde) Hakk’a vasıl olurdu. Başta Muhiddinü’l- Arabî, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî olmak üzere bütün meşhur mutasavvuflann benimsediği bu “devir nazariyesi” kaynağmı Kur’ân-ı Kerîm’in “Bakara suresi” (2 /156) ndeki mealen “Biz Allah’ın kuluyuz, ve (öldükten sonra) yine ona döneceğiz.” ayetinden almaktadır. “Her şey aslına rücu eder.” fikri bu nazariyenin özünü teşkil eder. § tam. devr-i devlet e. (djj j jA Huzur ve mutluluk zamanı. devr-i esâtîr a. (jiLUl jjA Mitoloji çağı. devr-i felek a. (dU j^a) Zaman, kader, talih. devr-i gül a. (JS ^A 1. Gül mevsimi, bahar günleri. 2. Hz. Peygamber çağı. devr-i kebîr a. (^ jjj) tas. Mevlevîlikte bayramlarda namazdan sonra şeyh ve dervişlerin bayramlaşmak için bir araya gelerek bir halka oluşturması. devr-i mihnet a. (-^ - ^j) mec. Dünya. devr-i veledi a. (^Jj^j) tas. Mevlevî ayini sırasında ayin başlarken zikir çekilerek yapılan dolaşma. Bu işi ilk defa Hz. Mevlâna’nm oğlu Sultan Veled yaptığı için ona ithafen bu terim oluşmuştur. Gül mevsimi, bahar günleri. 2. Hz. Peygamber çağı. devr-i kebîr a. (^ jjj) tas. Mevlevîlikte bayramlarda namazdan sonra şeyh ve dervişlerin bayramlaşmak için bir araya gelerek bir halka oluşturması. devr-i mihnet a. (-^ - ^j) mec. Dünya. devr-i veledi a. (^Jj^j) tas. Mevlevî ayini sırasında ayin başlarken zikir çekilerek yapılan dolaşma. Bu işi ilk defa Hz. Mevlâna’nm oğlu Sultan Veled yaptığı için ona ithafen bu terim oluşmuştur. Hz. Peygamber çağı. devr-i kebîr a. (^ jjj) tas. Mevlevîlikte bayramlarda namazdan sonra şeyh ve dervişlerin bayramlaşmak için bir araya gelerek bir halka oluşturması. devr-i mihnet a. (-^ - ^j) mec. Dünya. devr-i veledi a. (^Jj^j) tas. Mevlevî ayini sırasında ayin başlarken zikir çekilerek yapılan dolaşma. Bu işi ilk defa Hz. Mevlâna’nm oğlu Sultan Veled yaptığı için ona ithafen bu terim oluşmuştur.

08
Mekân

Seyyid Ahmed el-Bedevî Camii ve Türbesi

Tanta · Mısır · 634'te (1236-37) yerleşip kırk yıl kaldığı ve 12 Rebîülevvel 675'te (24 Ağustos 1276) vefat ettiği yer. Türbe ve makamı Sultan Kayıtbay tarafından tamir ettirilip genişletilmiş, aynı devirde adına Ahmediyye Medresesi kurulmuştur. Yılda üç defa mevlid okunur.

09
Mekân

Yazıcıoğlu Çeşmesi

Gelibolu, Çanakkale · Türkiye · Kabrin biraz aşağısında, İstanbul yolu kenarında; biri 807 (1404) ve diğeri daha sonraki yıllara ait iki kitâbesi vardır. İlk kitâbesi ve muhtemelen kurna taşı eski olup diğer kısımları yakın devirlerde inşa edilmiştir. Konum yaklaşıktır.

10
Mekân

Kahire

Kahire · Mısır · Memlük sultanlarının merkezi; Bedevî dergâhının halifesi uzun yıllar merasim alaylarında özel bir yere sahip olmuştur. Çağdaşı Ebü'l-Hasan eş-Şâzelî de aynı devirde Mısır'dadır. İlişkili kişi dosyası Ahmed el-Bedevî : 596/1200’de Fas’ta doğan, Mekke’de yetişen ve Irak seyahatinden sonra Tantâ’ya yerleşen Ahmed el-Bedevî, Bedeviyye’nin pîridir. Abdül‘âl b. Fakih’in kurumsallaştırdığı irşad halkası, Tantâ’yı Mısır tasavvuf tarihinin başlıca merkezlerinden birine dönüştürmüştür.

11
Mekân

Süleymaniye Camii hazîresi

Fatih, İstanbul · Türkiye · Aynı devirde İstanbul'daki Hâlidî faaliyetinin öteki merkez şahsiyeti Ahmed Ziyâeddin Gümüşhânevî'nin (ö. 1894) medfeni; Esad Efendi'nin İstanbul'a gelişiyle Gümüşhânevî'nin son yılları çakışır. İlişkili kişi dosyası Muhammed Esad Erbîlî : Muhammed Esad Erbîlî (1847–1931), Erbil Hâlidî çevresinden İstanbul’a gelerek Kelâmî ve Selimiye dergâhlarında irşad faaliyetini sürdüren; Cem‘iyyet-i Sûfiyye ile Meclis-i Meşâyih’te görev alan Nakşibendî-Hâlidî şeyhi, şair ve müelliftir.

12
Mekân

Pîr İlyas Türbesi

Amasya · Türkiye · Pîr İlyas’ın Amasya’daki makamı Türbe Pîr Şücâeddin İlyas’ın Amasya’daki defin ve aile hafızasını taşır. Resmî envanter türbede damadı Pîr Celâleddin Abdurrahman, torunu Pîr Hayreddin Hızır Çelebi ve aile mensuplarının da bulunduğunu bildirir. Yapı ve tarih Mevcut türbe, ilk defin düzeninin sonraki devirlerde imar edilmiş biçimidir. Pîr İlyas’ın ölüm tarihi hakkındaki 813/1410 ve 833/1429-30 kayıtları ihtilaflı olduğundan yapının kronolojisi tek bir ölüm tarihine dayandırılmamıştır.

13
Makale

Tasavvuf Tarihinin Üç Dönemi

Tasavvuf tarihini zühd, tasavvuf ve tarikat dönemleri üzerinden okuyan; dönemlerin birbirinden kesin duvarlarla ayrılmadığını hatırlatan giriş metni.

14
Makale

Mevlevî Âyin-i Şerifinin Mûsiki Mimarisi

Mevlevî mukabelesinin tam akışı; icracıları, mekân düzeni, makam ve usûl örgüsü, dört selâmı, terennümleri, sembolik yorumları ve sahne icrasından farklarıyla birlikte.

15
Makale

Semâ Mukabelesi: Safhalar ve Sembol Dünyası

Meydanın hazırlanışından dört selâma, Kur'an ve gülbanka. Klasik erkân, tarihî veri ve gelenek içi sembolik yorum birbirinden ayrılarak hazırlanmıştır.

16
Makale

1826: Bektaşîliğin Yasaklanması ve Devamı

Yeniçeri Ocağı, tekke devirleri, sürgünler ve görünmezleşen ağlar

17
Makale

Semâ Kaynakları ve Tören Düzeni

Semâ Hakkında Malumat belgesindeki tarih, meydan ve icra bilgilerini mevcut Mevlevî âyin dosyasıyla karşılaştıran kaynak notu.

18
Eser

SÛFİLERİN HAK SÖZÜ GÜZELCE ANLAMALARI

Avârifü’l-Maârif · 2. bölüm · Şeyhimiz Şeyhülislam Ebu’n-Necîb es-Sühreverdî, bize, Zeyd b. Sâbit yoluyla gelen bir hadis-i şerifte, Rasûlullah (a.s) Efendimizin şöyle buyurduğunu nakletti: “Bizden bir hadis iş

19
Eser

Sayfalar 37–43

Muzaffer Ozak Külliyatı · nur, herhangi bir kimseyi çağırır gibi Yâ Ahmed, Yâ Muhammed diye çağırırsanız bütün hayırlı amellerinizi iptal etmiş olursunuz. Siz, bunun farkına bile varamazsınız. Dikkat ediniz

20
Eser

Sayfalar 41–47

Muzaffer Ozak Külliyatı · Esteizü billâh: « Ve yetûfu aleyhim vildanün muhalledüne iza reeytehüm hasibtehüm lü'lüen men süra» sadakallahulaziym. Insan sûresi: 19-20 Meâli şerifi: «Cennet ehlinin etrafında h

21
Eser

Sayfalar 59–65

Muzaffer Ozak Külliyatı · lallahu aleyhi ve sellem efendimizle müşerref olur. Efendimiz kendisine sorar: — Sana tevdi olunan emaneti neden yerine getirmedin? — Hangi emaneti yâ Resûlallah? — Bağdat'ta alış-

22
Eser

Sayfalar 80–87

Muzaffer Ozak Külliyatı · -80 -ları helâke sürüklerler. Çiti, duvarı yani ilmi varsa, kısmen menfaat temini mümkündür. Ilim sahibi olur; bâtını ve zâhiri cem'ederse; helâk olmaktan emin olur. Ilim duvarı sa

23
Eser

Sayfalar 88–94

Muzaffer Ozak Külliyatı · ve radıyallahu anh efendimize sevgi gösterisinde bulunanların mekr-ü hiyleleri, bugün sadakat ve samimiyete ve Imam-i müşârünileyhe gerçek muhabbete dönüşmüştür. Vaktiyle, Imam-ı H

24
Eser

Sayfalar 101–107

Muzaffer Ozak Külliyatı · tan taşa çarpacağız. Fakat yine söylüyoruz ki, faydası yok! Gelin kardeşlerim! Allah yoluna, îmana. Gelin yoldaşlarım! Allah Resûlü, Hak nebî, Hz. Muhammed sallallahü aleyhi ve sel

25
Eser

Sayfalar 123–129

Muzaffer Ozak Külliyatı · oğlu Ebu Katade'den emanet aldığım elbiseyi giyerek huzuru Resûlüllah'a dahil olmak üzere giderken ashap bölük bölük gelerek Affı ilâhî ve lûtf-u Nebeviyye mazhar olduğumu tebliğ v

26
Eser

Sayfalar 111–116

Muzaffer Ozak Külliyatı · yi, bir çarmıha gerdirdi. Mâşite hatunun iki kızı vardı; biri kundakta, diğeri beş yaşında idi. Firavun, o iki meleği de getirtti, kızlardan büyük olanını, Mâşite'nin karşısında tu

27
Eser

Sayfalar 129–135

Muzaffer Ozak Külliyatı · Bu ve bunun gibi bir çok sırlar ve hakikatler, mâ-verayı hicapta ve ilmullah'ın hudutları içindedir. Kulların bilmeleri, bulmaları ve almaları için, Resûl-ü zişâna âyet âyet nâzil

28
Eser

Sayfalar 117–122

Muzaffer Ozak Külliyatı · cehenneme beraber girersiniz. Onlara doğru yolu göstermek, kötü yoldan çevirmek için elinden geleni yap! Başıma belâ açarım diye korkma! Bütün dünya kâfir olsa, sen dini Muhammedde

29
Eser

Sayfalar 135–140

Muzaffer Ozak Külliyatı · Allah celle, bir nûr-u Muhammediyyeyi (aleyhisselâm) dört kısma taksim edip, birinci kısmından Levhi ve Kalemi hâlk etti; kalem, emr olunanı yazdı. Nûrun ikinci kısmından Arş ve Kü