Ara
Menü
ذ

devir, -vri

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: terms-1688
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü
Kaynak sayfası
178
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<ol><li>Ölen bir kimsenin hayatta iken yerine getiremediği ibadetlerinin karşılığı olarak borçlarmın edası niyetiyle fakir - lere para dağıtılması ve bu amaçla yapılan toplu dua. 2. Bazı tarikat dervişlerinin dönerek k ettikleri zikir ve sema. 3. tas. - Sufî inancına göre bir varlık de ğişim ve dönüşüm evrelerinden ı geçtikten sonra en süflî mertei beye kadar düşer, sonra tekrar n yükselme ile en uç mertebeye ulaşır. Bu dönüşüm “devir” terimi ile karşılanmıştır. Bir daire biçiminde telâkkî edilen bu dö - nüşümde inişe geçilen yarım daa ireye “kavs-i nuzûl” (bk. bu madde) veya “mebde” adları verilir ve sırasıyla “küllî akıl, dokuz akıl, dokuz nefis, dokuz felek, dört tabiat, dört unsur” olarak nitelenen en alt seviyeye iner; çıkışta ise yine sırasıyla “madde, maden, bitki, hayvan, insan ve insan-ı kâmil” mertebeleriyle yükselişe geçer ve bu çizgideki yarım daire de “kavs-ı urûc” (bk. bu madde), “kavs-ı su'ûd” (bk. bu madde) veya “rücû” olarak adlandırılırdı. Son mertebeye ulaşan “insan-ı kâmil” (bk. bu madde) Hakk’a vasıl olurdu. Başta Muhiddinü’l- Arabî, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî olmak üzere bütün meşhur mutasavvuflann benimsediği bu “devir nazariyesi” kaynağmı Kur’ân-ı Kerîm’in “Bakara suresi” (2 /156) ndeki mealen “Biz Allah’ın kuluyuz, ve (öldükten sonra) yine ona döneceğiz.” ayetinden almaktadır. “Her şey aslına rücu eder.” fikri bu nazariyenin özünü teşkil eder. § tam. devr-i devlet e. (djj j jA Huzur ve mutluluk zamanı. devr-i esâtîr a. (jiLUl jjA Mitoloji çağı. devr-i felek a. (dU j^a) Zaman, kader, talih. devr-i gül a. (JS ^A 1. Gül mevsimi, bahar günleri. 2. Hz. Peygamber çağı. devr-i kebîr a. (^ jjj) tas. Mevlevîlikte bayramlarda namazdan sonra şeyh ve dervişlerin bayramlaşmak için bir araya gelerek bir halka oluşturması. devr-i mihnet a. (-^ - ^j) mec. Dünya. devr-i veledi a. (^Jj^j) tas. Mevlevî ayini sırasında ayin başlarken zikir çekilerek yapılan dolaşma. Bu işi ilk defa Hz. Mevlâna’nm oğlu Sultan Veled yaptığı için ona ithafen bu terim oluşmuştur.</li><li>Bazı tarikat dervişlerinin dönerek k ettikleri zikir ve sema. 3. tas. - Sufî inancına göre bir varlık de ğişim ve dönüşüm evrelerinden ı geçtikten sonra en süflî mertei beye kadar düşer, sonra tekrar n yükselme ile en uç mertebeye ulaşır. Bu dönüşüm “devir” terimi ile karşılanmıştır. Bir daire biçiminde telâkkî edilen bu dö - nüşümde inişe geçilen yarım daa ireye “kavs-i nuzûl” (bk. bu madde) veya “mebde” adları verilir ve sırasıyla “küllî akıl, dokuz akıl, dokuz nefis, dokuz felek, dört tabiat, dört unsur” olarak nitelenen en alt seviyeye iner; çıkışta ise yine sırasıyla “madde, maden, bitki, hayvan, insan ve insan-ı kâmil” mertebeleriyle yükselişe geçer ve bu çizgideki yarım daire de “kavs-ı urûc” (bk. bu madde), “kavs-ı su'ûd” (bk. bu madde) veya “rücû” olarak adlandırılırdı. Son mertebeye ulaşan “insan-ı kâmil” (bk. bu madde) Hakk’a vasıl olurdu. Başta Muhiddinü’l- Arabî, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî olmak üzere bütün meşhur mutasavvuflann benimsediği bu “devir nazariyesi” kaynağmı Kur’ân-ı Kerîm’in “Bakara suresi” (2 /156) ndeki mealen “Biz Allah’ın kuluyuz, ve (öldükten sonra) yine ona döneceğiz.” ayetinden almaktadır. “Her şey aslına rücu eder.” fikri bu nazariyenin özünü teşkil eder. § tam. devr-i devlet e. (djj j jA Huzur ve mutluluk zamanı. devr-i esâtîr a. (jiLUl jjA Mitoloji çağı. devr-i felek a. (dU j^a) Zaman, kader, talih. devr-i gül a. (JS ^A 1. Gül mevsimi, bahar günleri. 2. Hz. Peygamber çağı. devr-i kebîr a. (^ jjj) tas. Mevlevîlikte bayramlarda namazdan sonra şeyh ve dervişlerin bayramlaşmak için bir araya gelerek bir halka oluşturması. devr-i mihnet a. (-^ - ^j) mec. Dünya. devr-i veledi a. (^Jj^j) tas. Mevlevî ayini sırasında ayin başlarken zikir çekilerek yapılan dolaşma. Bu işi ilk defa Hz. Mevlâna’nm oğlu Sultan Veled yaptığı için ona ithafen bu terim oluşmuştur.</li><li>Gül mevsimi, bahar günleri. 2. Hz. Peygamber çağı. devr-i kebîr a. (^ jjj) tas. Mevlevîlikte bayramlarda namazdan sonra şeyh ve dervişlerin bayramlaşmak için bir araya gelerek bir halka oluşturması. devr-i mihnet a. (-^ - ^j) mec. Dünya. devr-i veledi a. (^Jj^j) tas. Mevlevî ayini sırasında ayin başlarken zikir çekilerek yapılan dolaşma. Bu işi ilk defa Hz. Mevlâna’nm oğlu Sultan Veled yaptığı için ona ithafen bu terim oluşmuştur.</li><li>Hz. Peygamber çağı. devr-i kebîr a. (^ jjj) tas. Mevlevîlikte bayramlarda namazdan sonra şeyh ve dervişlerin bayramlaşmak için bir araya gelerek bir halka oluşturması. devr-i mihnet a. (-^ - ^j) mec. Dünya. devr-i veledi a. (^Jj^j) tas. Mevlevî ayini sırasında ayin başlarken zikir çekilerek yapılan dolaşma. Bu işi ilk defa Hz. Mevlâna’nm oğlu Sultan Veled yaptığı için ona ithafen bu terim oluşmuştur.</li></ol>

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: term_definitions-510
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü
Kaynak sayfası
178
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<ol><li>Ölen bir kimsenin hayatta iken yerine getiremediği ibadetlerinin karşılığı olarak borçlarmın edası niyetiyle fakir - lere para dağıtılması ve bu amaçla yapılan toplu dua. 2. Bazı tarikat dervişlerinin dönerek k ettikleri zikir ve sema. 3. tas. - Sufî inancına göre bir varlık de ğişim ve dönüşüm evrelerinden ı geçtikten sonra en süflî mertei beye kadar düşer, sonra tekrar n yükselme ile en uç mertebeye ulaşır. Bu dönüşüm “devir” terimi ile karşılanmıştır. Bir daire biçiminde telâkkî edilen bu dö - nüşümde inişe geçilen yarım daa ireye “kavs-i nuzûl” (bk. bu madde) veya “mebde” adları verilir ve sırasıyla “küllî akıl, dokuz akıl, dokuz nefis, dokuz felek, dört tabiat, dört unsur” olarak nitelenen en alt seviyeye iner; çıkışta ise yine sırasıyla “madde, maden, bitki, hayvan, insan ve insan-ı kâmil” mertebeleriyle yükselişe geçer ve bu çizgideki yarım daire de “kavs-ı urûc” (bk. bu madde), “kavs-ı su'ûd” (bk. bu madde) veya “rücû” olarak adlandırılırdı. Son mertebeye ulaşan “insan-ı kâmil” (bk. bu madde) Hakk’a vasıl olurdu. Başta Muhiddinü’l- Arabî, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî olmak üzere bütün meşhur mutasavvuflann benimsediği bu “devir nazariyesi” kaynağmı Kur’ân-ı Kerîm’in “Bakara suresi” (2 /156) ndeki mealen “Biz Allah’ın kuluyuz, ve (öldükten sonra) yine ona döneceğiz.” ayetinden almaktadır. “Her şey aslına rücu eder.” fikri bu nazariyenin özünü teşkil eder. § tam. devr-i devlet e. (djj j jA Huzur ve mutluluk zamanı. devr-i esâtîr a. (jiLUl jjA Mitoloji çağı. devr-i felek a. (dU j^a) Zaman, kader, talih. devr-i gül a. (JS ^A 1. Gül mevsimi, bahar günleri. 2. Hz. Peygamber çağı. devr-i kebîr a. (^ jjj) tas. Mevlevîlikte bayramlarda namazdan sonra şeyh ve dervişlerin bayramlaşmak için bir araya gelerek bir halka oluşturması. devr-i mihnet a. (-^ - ^j) mec. Dünya. devr-i veledi a. (^Jj^j) tas. Mevlevî ayini sırasında ayin başlarken zikir çekilerek yapılan dolaşma. Bu işi ilk defa Hz. Mevlâna’nm oğlu Sultan Veled yaptığı için ona ithafen bu terim oluşmuştur.</li><li>Bazı tarikat dervişlerinin dönerek k ettikleri zikir ve sema. 3. tas. - Sufî inancına göre bir varlık de ğişim ve dönüşüm evrelerinden ı geçtikten sonra en süflî mertei beye kadar düşer, sonra tekrar n yükselme ile en uç mertebeye ulaşır. Bu dönüşüm “devir” terimi ile karşılanmıştır. Bir daire biçiminde telâkkî edilen bu dö - nüşümde inişe geçilen yarım daa ireye “kavs-i nuzûl” (bk. bu madde) veya “mebde” adları verilir ve sırasıyla “küllî akıl, dokuz akıl, dokuz nefis, dokuz felek, dört tabiat, dört unsur” olarak nitelenen en alt seviyeye iner; çıkışta ise yine sırasıyla “madde, maden, bitki, hayvan, insan ve insan-ı kâmil” mertebeleriyle yükselişe geçer ve bu çizgideki yarım daire de “kavs-ı urûc” (bk. bu madde), “kavs-ı su'ûd” (bk. bu madde) veya “rücû” olarak adlandırılırdı. Son mertebeye ulaşan “insan-ı kâmil” (bk. bu madde) Hakk’a vasıl olurdu. Başta Muhiddinü’l- Arabî, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî olmak üzere bütün meşhur mutasavvuflann benimsediği bu “devir nazariyesi” kaynağmı Kur’ân-ı Kerîm’in “Bakara suresi” (2 /156) ndeki mealen “Biz Allah’ın kuluyuz, ve (öldükten sonra) yine ona döneceğiz.” ayetinden almaktadır. “Her şey aslına rücu eder.” fikri bu nazariyenin özünü teşkil eder. § tam. devr-i devlet e. (djj j jA Huzur ve mutluluk zamanı. devr-i esâtîr a. (jiLUl jjA Mitoloji çağı. devr-i felek a. (dU j^a) Zaman, kader, talih. devr-i gül a. (JS ^A 1. Gül mevsimi, bahar günleri. 2. Hz. Peygamber çağı. devr-i kebîr a. (^ jjj) tas. Mevlevîlikte bayramlarda namazdan sonra şeyh ve dervişlerin bayramlaşmak için bir araya gelerek bir halka oluşturması. devr-i mihnet a. (-^ - ^j) mec. Dünya. devr-i veledi a. (^Jj^j) tas. Mevlevî ayini sırasında ayin başlarken zikir çekilerek yapılan dolaşma. Bu işi ilk defa Hz. Mevlâna’nm oğlu Sultan Veled yaptığı için ona ithafen bu terim oluşmuştur.</li><li>Gül mevsimi, bahar günleri. 2. Hz. Peygamber çağı. devr-i kebîr a. (^ jjj) tas. Mevlevîlikte bayramlarda namazdan sonra şeyh ve dervişlerin bayramlaşmak için bir araya gelerek bir halka oluşturması. devr-i mihnet a. (-^ - ^j) mec. Dünya. devr-i veledi a. (^Jj^j) tas. Mevlevî ayini sırasında ayin başlarken zikir çekilerek yapılan dolaşma. Bu işi ilk defa Hz. Mevlâna’nm oğlu Sultan Veled yaptığı için ona ithafen bu terim oluşmuştur.</li><li>Hz. Peygamber çağı. devr-i kebîr a. (^ jjj) tas. Mevlevîlikte bayramlarda namazdan sonra şeyh ve dervişlerin bayramlaşmak için bir araya gelerek bir halka oluşturması. devr-i mihnet a. (-^ - ^j) mec. Dünya. devr-i veledi a. (^Jj^j) tas. Mevlevî ayini sırasında ayin başlarken zikir çekilerek yapılan dolaşma. Bu işi ilk defa Hz. Mevlâna’nm oğlu Sultan Veled yaptığı için ona ithafen bu terim oluşmuştur.</li></ol>

Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü

Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü · Prof. Dr. İsmail Parlatır

  1. Ölen bir kimsenin hayatta iken yerine getiremediği ibadetlerinin karşılığı olarak borçlarmın edası niyetiyle fakir - lere para dağıtılması ve bu amaçla yapılan toplu dua. 2. Bazı tarikat dervişlerinin dönerek k ettikleri zikir ve sema. 3. tas. - Sufî inancına göre bir varlık de ğişim ve dönüşüm evrelerinden ı geçtikten sonra en süflî mertei beye kadar düşer, sonra tekrar n yükselme ile en uç mertebeye ulaşır. Bu dönüşüm “devir” terimi ile karşılanmıştır. Bir daire biçiminde telâkkî edilen bu dö - nüşümde inişe geçilen yarım daa ireye “kavs-i nuzûl” (bk. bu madde) veya “mebde” adları verilir ve sırasıyla “küllî akıl, dokuz akıl, dokuz nefis, dokuz felek, dört tabiat, dört unsur” olarak nitelenen en alt seviyeye iner; çıkışta ise yine sırasıyla “madde, maden, bitki, hayvan, insan ve insan-ı kâmil” mertebeleriyle yükselişe geçer ve bu çizgideki yarım daire de “kavs-ı urûc” (bk. bu madde), “kavs-ı su'ûd” (bk. bu madde) veya “rücû” olarak adlandırılırdı. Son mertebeye ulaşan “insan-ı kâmil” (bk. bu madde) Hakk’a vasıl olurdu. Başta Muhiddinü’l- Arabî, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî olmak üzere bütün meşhur mutasavvuflann benimsediği bu “devir nazariyesi” kaynağmı Kur’ân-ı Kerîm’in “Bakara suresi” (2 /156) ndeki mealen “Biz Allah’ın kuluyuz, ve (öldükten sonra) yine ona döneceğiz.” ayetinden almaktadır. “Her şey aslına rücu eder.” fikri bu nazariyenin özünü teşkil eder. § tam. devr-i devlet e. (djj j jA Huzur ve mutluluk zamanı. devr-i esâtîr a. (jiLUl jjA Mitoloji çağı. devr-i felek a. (dU j^a) Zaman, kader, talih. devr-i gül a. (JS ^A 1. Gül mevsimi, bahar günleri. 2. Hz. Peygamber çağı. devr-i kebîr a. (^ jjj) tas. Mevlevîlikte bayramlarda namazdan sonra şeyh ve dervişlerin bayramlaşmak için bir araya gelerek bir halka oluşturması. devr-i mihnet a. (-^ - ^j) mec. Dünya. devr-i veledi a. (^Jj^j) tas. Mevlevî ayini sırasında ayin başlarken zikir çekilerek yapılan dolaşma. Bu işi ilk defa Hz. Mevlâna’nm oğlu Sultan Veled yaptığı için ona ithafen bu terim oluşmuştur.
  2. Bazı tarikat dervişlerinin dönerek k ettikleri zikir ve sema. 3. tas. - Sufî inancına göre bir varlık de ğişim ve dönüşüm evrelerinden ı geçtikten sonra en süflî mertei beye kadar düşer, sonra tekrar n yükselme ile en uç mertebeye ulaşır. Bu dönüşüm “devir” terimi ile karşılanmıştır. Bir daire biçiminde telâkkî edilen bu dö - nüşümde inişe geçilen yarım daa ireye “kavs-i nuzûl” (bk. bu madde) veya “mebde” adları verilir ve sırasıyla “küllî akıl, dokuz akıl, dokuz nefis, dokuz felek, dört tabiat, dört unsur” olarak nitelenen en alt seviyeye iner; çıkışta ise yine sırasıyla “madde, maden, bitki, hayvan, insan ve insan-ı kâmil” mertebeleriyle yükselişe geçer ve bu çizgideki yarım daire de “kavs-ı urûc” (bk. bu madde), “kavs-ı su'ûd” (bk. bu madde) veya “rücû” olarak adlandırılırdı. Son mertebeye ulaşan “insan-ı kâmil” (bk. bu madde) Hakk’a vasıl olurdu. Başta Muhiddinü’l- Arabî, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî olmak üzere bütün meşhur mutasavvuflann benimsediği bu “devir nazariyesi” kaynağmı Kur’ân-ı Kerîm’in “Bakara suresi” (2 /156) ndeki mealen “Biz Allah’ın kuluyuz, ve (öldükten sonra) yine ona döneceğiz.” ayetinden almaktadır. “Her şey aslına rücu eder.” fikri bu nazariyenin özünü teşkil eder. § tam. devr-i devlet e. (djj j jA Huzur ve mutluluk zamanı. devr-i esâtîr a. (jiLUl jjA Mitoloji çağı. devr-i felek a. (dU j^a) Zaman, kader, talih. devr-i gül a. (JS ^A 1. Gül mevsimi, bahar günleri. 2. Hz. Peygamber çağı. devr-i kebîr a. (^ jjj) tas. Mevlevîlikte bayramlarda namazdan sonra şeyh ve dervişlerin bayramlaşmak için bir araya gelerek bir halka oluşturması. devr-i mihnet a. (-^ - ^j) mec. Dünya. devr-i veledi a. (^Jj^j) tas. Mevlevî ayini sırasında ayin başlarken zikir çekilerek yapılan dolaşma. Bu işi ilk defa Hz. Mevlâna’nm oğlu Sultan Veled yaptığı için ona ithafen bu terim oluşmuştur.
  3. Gül mevsimi, bahar günleri. 2. Hz. Peygamber çağı. devr-i kebîr a. (^ jjj) tas. Mevlevîlikte bayramlarda namazdan sonra şeyh ve dervişlerin bayramlaşmak için bir araya gelerek bir halka oluşturması. devr-i mihnet a. (-^ - ^j) mec. Dünya. devr-i veledi a. (^Jj^j) tas. Mevlevî ayini sırasında ayin başlarken zikir çekilerek yapılan dolaşma. Bu işi ilk defa Hz. Mevlâna’nm oğlu Sultan Veled yaptığı için ona ithafen bu terim oluşmuştur.
  4. Hz. Peygamber çağı. devr-i kebîr a. (^ jjj) tas. Mevlevîlikte bayramlarda namazdan sonra şeyh ve dervişlerin bayramlaşmak için bir araya gelerek bir halka oluşturması. devr-i mihnet a. (-^ - ^j) mec. Dünya. devr-i veledi a. (^Jj^j) tas. Mevlevî ayini sırasında ayin başlarken zikir çekilerek yapılan dolaşma. Bu işi ilk defa Hz. Mevlâna’nm oğlu Sultan Veled yaptığı için ona ithafen bu terim oluşmuştur.
Sözlüğe dön ←