ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
37 sonuç · “Bostan”
01Bostan Mustafa Efendi
Bostan Mustafa Efendi (904/1498-99–27 Ramazan 977/5 Mart 1570), Tireli kıraat âlimi, müfessir ve Rumeli kazaskeridir. Haseki Sultan Medresesi’nin ilk müderrisi olmuş, değirmen davasındaki bağımsız hükmü ve İstanbul teftişleriyle tanınmıştır.
Bostanzâde Mehmed Efendi
Bostanzâde Mehmed Efendi (942/1535-36–24 Şâban 1006/1 Nisan 1598), Osmanlı tarihinde azledildikten sonra yeniden şeyhülislâmlığa getirilen ilk isimdir. İhyâü ulûmi’d-dîn’i Türkçeye çevirmiş, Mülteka’l-ebhur’u şerhetmiş; manzum fetvaları, şiirleri ve ilmiye teşkilâtındaki etkisiyle tanınmıştır.
Ali el-Arabî Efendi
Ali el-Arabî Efendi (ö. 1008/1599-1600), Antakya’dan İstanbul’a gelerek Bostan Efendi’den mülâzemet alan; Saraybosna ve Hezargrad’da müftülük, İstanbul’da fetva mukabelesi ve Babadağ’da müderrislik yapan Hanefî fakih ve Osmanlı âlimidir.
Bakkālzâde Bostan Hilmî Efendi
Bakkālzâde Bostan Hilmî Efendi (ö. 1004/1595-96), Bahâeddinzâde Abdullah Efendi’nin muîdi ve mülâzımı olarak yetişen; Üsküdar Rum Mehmed Paşa Medresesi’nde ders veren, şiirlerini bizzat Kınalızâde’ye gönderen Bursalı âlim ve şairdir.
İbrâhim b. Edhem
İbrâhim b. Edhem (ö. 161/778 veya 162/779), Belh'te bütün servetini bırakıp zühd yoluna giren, ömrünü ırgatlık ve bostan bekçiliğiyle geçiren Horasanlı sûfî; hayatı daha kendi asrında destanlaşmış, Türk edebiyatında “Edhem” bir mazmun hâline gelmiştir.
Küçük Bostan Mustafa b. Ali
Küçük Bostan Mustafa b. Ali (ö. 977/1569), Aydın-Tire çevresinden yetişmiş; İstanbul medreselerinde ders verdikten sonra Manisa müftülüğüne getirilen Osmanlı âlimidir.
Mevlânâzâde Ebû Bekir Çelebi
Mevlânâ soyundan Ebû Bekir Çelebi (ö. Rebîülevvel 1048/1638), Bostan Efendi'den sonra Konya Mevlânâ Âsitânesi postuna geçmiş; IV. Murad'ın Bağdat seferi sırasında İstanbul'a gönderilmiş Mevlevî şeyhidir.
Mevlânâzâde Seyyid Abdülhalim Efendi
Mevlânâzâde Seyyid Abdülhalim Efendi (ö. 1091/1680-81 civarı), 1071/1660-61’de Konya Mevlânâ Âsitânesi postuna geçen ve görevi oğlu Seyyid Bostan Efendi’ye devreden Mevlevî şeyhidir.
Mevlânâzâde Seyyid Sadrüddin Efendi
Seyyid Sadrüddin Efendi (ö. Cemâziyelevvel 1124/1712), babası Bostan Efendi'den Mevlevî terbiyesi alıp Konya Âsitânesi postuna geçen Mevlânâ soyundan şeyhtir.
Mevlânâzâde Şeyh Bostan Efendi
Mevlânâzâde Bostan Efendi (1647-1706), Abdülhalim Çelebi'nin oğlu; 1680 dolaylarında Konya Mevlânâ Âsitânesi postuna geçen, hac yolculuğu ve kısa Kıbrıs sürgünüyle kayda geçen Mevlevî şeyhidir.
Neyzen Yusuf Dede Efendi
Yusuf Dede (1014/1605-06–1080/1670), Konya'da Bostan Efendi'den Mevlevî külâhı giyen; Galata'da neyzenbaşı, Beşiktaş'ta postnişin olan musikişinas ve şairdir.
Sa‘dî-i Şîrâzî
Sa'dî-i Şîrâzî (yak. 610-615/1213-1218 – 691/1292), Gülistân ve Bostân 'ın müellifi; gazeli müstakil bir tür olarak mükemmelliğe kavuşturmuş, sözleri atasözüne dönüşmüş ve tesiri Fars edebiyatını aşarak Türk, Urdu ve Batı dünyasına ulaşmıştır.
Bostan
Farsça, bahçe, bağ demektir. Genel ve özel, açık mahal. Fetih makamı.BOŞ GELEN BOŞ DÖNER,
Tire
Tire · Türkiye · Kaynak, Bostan Efendi'nin 904 (1498) yılında İzmir yakınlarındaki Tire kazasında, Tireli tüccar Muhammed Ali'nin oğlu olarak dünyaya geldiğini kaydeder. İlk hocası Sâdık Efendi'nin yanında Kur'an'ı ezberlemesi ve Tireli Molla Efendi'nin sohbetlerinde bulunması da bu şehirde geçmiştir.
Rum Mehmed Paşa Medresesi
İstanbul · Türkiye · Kırk akçe ile müderrislik yaptığı medrese; buradan ayrıldıktan sonra tekaüde çekildi. İlişkili kişi dosyası Bakkālzâde Bostan Hilmî Efendi : Bakkālzâde Bostan Hilmî Efendi (ö. 1004/1595-96), Bahâeddinzâde Abdullah Efendi’nin muîdi ve mülâzımı olarak yetişen; Üsküdar Rum Mehmed Paşa Medresesi’nde ders veren, şiirlerini bizzat Kınalızâde’ye gönderen Bursalı âlim ve şairdir.
Yavsî Baba Tekkesi (Sivâsî Tekkesi)
İstanbul · Türkiye · Şeyh Resmî mahallesinde, Yavuzselim (eski adı Sakızağacı) caddesinde, Osmanlı döneminde Sultanselim Çukurbostanı olarak anılan Aspar Su Haznesi'nin güneybatı köşesinde, Dârüşşafaka lojman binasının bulunduğu arsada yer alıyordu. Ayvansarâyî, yapının Şeyh Muhyiddin Muhammed Efendi için kiliseden mescide dönüştürüldüğünü kaydeder. Şeyh Yavsî'nin vefatından sonra posta sırasıyla Serezli Muslihuddin Efendi, Abdürrahim Müeyyedî ve Bahâeddinzâde Muhyiddin geçmiştir. Sonraki dönemde Sivâsî Tekkesi adıyla anılmıştır.
Sivâsî Tekkesi — Abdülbâkī Efendi'nin postu
İstanbul · Türkiye · Şeyh Resmî mahallesinde, Sultanselim Çukurbostanı'nın güneybatı köşesinde bulunan tekke; babasının ardından burada postnişin oldu. İlişkili kişi dosyası Sivâsîzâde Şeyh Abdülbâkī Efendi : Sivâsîzâde Şeyh Abdülbâkī Efendi (1023-1122/1614-1710), babası Abdülmecid Sivâsî'den tarikat terbiyesi alıp İstanbul'da yaklaşık yetmiş üç yıl vâizlik ve irşad hizmeti yürüten Halvetî şeyhidir.
Necib Efendi Dergâhı
Zihni Efendi'nin intisap ettiği dergâh. Sefîne dergâhın Cellâd Çeşmesi yakınında bulunduğunu ve komşusunun Bostan Camii olduğunu söyler; bulunduğu şehir ve semt metinde açıkça belirtilmez. İlişkili kişi dosyası Mehmed Zihni Efendi : Mehmed Zihni Efendi (1846–1913), Matbaa-i Âmire musahhihliği ile Galatasaray ve Mülkiye hocalığını birleştiren; Arapça öğretimi, ilmihal, hadis ve biyografi alanlarında kalıcı eserler veren, Şeyh Muhammed Necib Efendi’ye intisaplı Osmanlı âlimidir.
Şah Sultan Camii ve Tekkesi
İstanbul · Türkiye · Yavuz Sultan Selim'in kızı Şah Sultan tarafından kurulan ve İstanbul'da Halvetîliğin Sünbülî koluna bağlı en eski tesislerden sayılan tekke. 1630'da Bostan Efendi'nin vefatıyla buranın dördüncü postnişini oldu.
Kasımpaşa Mevlevîhânesi
İstanbul · Türkiye · Babası Abdî Dede'nin, Kasımpaşa deresinin oluşturduğu vadinin orta kesiminde, Beyoğlu'na doğru yükselen sırttaki bostanı içinde tesis ettiği mevlevîhâne. Postnişin listesinde dördüncü sırada yer alır ve vefatından sonra buranın haziresine defnedilmiştir.
Ümmî Sinan Tekkesi (Şehremini / Arpa Emini)
İstanbul · Türkiye · 958 (1551) yılında kurduğu ve vefatına kadar irşad ettiği tekke; Kanlı Bostan sokağında. Sonradan Zekâî Tekkesi adıyla anıldı. İlişkili kişi dosyası İbrâhim Ümmî Sinan : İbrâhim Ümmî Sinan (ö. 976/1568), Halvetiyye’nin Ahmediyye gövdesinden gelişen Sinâniyye kolunun pîri; Eyüp’teki âsitâne ve halifeleri vasıtasıyla XVI. yüzyıl İstanbul irşad hayatında etkili olan şeyhtir.
Ayasofya Camii
İstanbul · Türkiye · Bostancı Ocağı'nda görevliyken beş vakit namazını kıldığı ve Terler Direk karşısındaki meczubla karşılaştığı cami. İlişkili kişi dosyası Lebeni Şeyh Beşir Ağa : Beşir Ağa" derler. Fukara ve ahbabını dil.ima adab-ı şeriat u tarikat ile terbiyeye çalışırlar imiş. Erbab-ı a'razın te'slriyle doksan yaşında şehiden irtihal eylemiştir. Cidden eazımdan dır. Rical-i Hamzaviyye içinde müteferridlerdendir. Hakk-ı alllerinde biraz izahat arz edip, işbu eser-i faklranemi lütfe nazar-ı iltifat u mütalaaya alan erbab-ı muhabbe…
Şehzade Camii Hazîresi
İstanbul · Türkiye · 24 Şâban 1006 (1 Nisan 1598) tarihindeki vefatının ardından defnedildiği yer; kaynak “cami avlusunun caddeye bakan tarafı” diye tarif eder. İlişkili kişi dosyası Bostanzâde Mehmed Efendi : Bostanzâde Mehmed Efendi (942/1535-36–24 Şâban 1006/1 Nisan 1598), Osmanlı tarihinde azledildikten sonra yeniden şeyhülislâmlığa getirilen ilk isimdir. İhyâü ulûmi’d-dîn’i Türkçeye çevirmiş, Mülteka’l-ebhur’u şerhetmiş; manzum fetvaları, şiirleri ve ilmiye teşkilâtındaki etkisiyle tanınmıştır.
Molla Yegân Medresesi
Bursa · Türkiye · 935 (1528) yılında ilim tahsilini tamamladıktan sonra ilk müderrislik görevini burada aldı. Kaynak medresenin Bursa'da bulunduğunu söyler, semtini belirtmez; koordinat şehir düzeyindedir. İlişkili kişi dosyası Bostan Mustafa Efendi : Bostan Mustafa Efendi (904/1498-99–27 Ramazan 977/5 Mart 1570), Tireli kıraat âlimi, müfessir ve Rumeli kazaskeridir. Haseki Sultan Medresesi’nin ilk müderrisi olmuş, değirmen davasındaki bağımsız hükmü ve İstanbul teftişleriyle tanınmıştır.
Süleymaniye Medresesi
İstanbul · Türkiye · Müderrislik yaptığı medreselerden biri; Sahn-ı Semân, Yavuz Sultan Selim ve Edirne Selimiye medreseleriyle birlikte anılır. İlişkili kişi dosyası Bostanzâde Mehmed Efendi : Bostanzâde Mehmed Efendi (942/1535-36–24 Şâban 1006/1 Nisan 1598), Osmanlı tarihinde azledildikten sonra yeniden şeyhülislâmlığa getirilen ilk isimdir. İhyâü ulûmi’d-dîn’i Türkçeye çevirmiş, Mülteka’l-ebhur’u şerhetmiş; manzum fetvaları, şiirleri ve ilmiye teşkilâtındaki etkisiyle tanınmıştır.
SÛFİLERÎN SEFER VE İKÂMET ÂDABI
Avârifü’l-Maârif · 16. bölüm · Sefer konusunda meşâyih-ı kirâm, değişik hâl ve görüşlere sahiptirler. Bir kısmı, sülûkun başında sefere çıkıp nihâyetinde ikâmeti tercih ederken; bir kısmı, hidâyetinde ikâmet edi
Sayfalar 73–79
Muzaffer Ozak Külliyatı · lâdına dehşetli bir düşmandır. Şeyh şeklinde görünür ve seni namazından, niyazından alıkoyar. Şeytan, mü'mine şu şekilde vesvese verir: — Namaz da ne imiş? der. — Yatıp, kalkmaktan
Sayfalar 116–122
Muzaffer Ozak Külliyatı · la iftihar eden islâm velilerine muhabbet etmektedirler. Evliyâ' ullahın hayat hikâyelerini ve menkıbelerini okuyarak onların ahlâklarıyla ahlâklanmağa heves edenlerin sayısı hergü
Sayfalar 136–143
Muzaffer Ozak Külliyatı · tekrar yanan deriye kavuşamaz. Ruhu hayvanisi ile bu azabı daima duyacaktır. 2) Yanan veya balıklara yem olan cesetlerin, bu âyeti celileye nazaran tekrar tekrar azaba duçar olması
Sayfalar 152–158
Muzaffer Ozak Külliyatı · rur ve bunları da Allah yolunda savaşan gazilere verirdi. Dünya zevklerinden hiç hoşlanmaz ve haz almaz, bu fâni âlemde Allah ve Resûlüne lâyık olmaya ve milletini özellikle hristi
Sayfalar 166–172
Muzaffer Ozak Külliyatı · lâ'nın fazl-ü keremiyle bunca ni'met ve devlete, ihsan ve inayete mazhar oldum. O halde, sen de babanın meslek ve meşrebine gir, dinine, peygamberine, Allahına sıkı sıkıya bağlan k
Sayfalar 211–217
Muzaffer Ozak Külliyatı · mağa çalışalım. Anladıklarımızı da değerlendirıneğe alışalım. Birbirimizi aldatmayalım ve itirat edelim ki, düşmanlarımız bize nazaran çok ama pek çok çalışıyorlar. Bu çalışmaların
Sayfalar 182–190
Muzaffer Ozak Külliyatı · millet uğruna çalışanları iki cihanda âbâd eyle. Bizi kâfire esir etme. Istiklâlimizi kıyamete kadar pâyidâr eyle. Bizi, dini islâmdan kovma. Açlıkla terbiye etme. Evlâtlarımızla b
Sayfalar 235–242
Muzaffer Ozak Külliyatı · Ey âşık-ı sadık, ey hak ve hakikate talip!... Bilmiş ol ki, insanlar dört kısımdırlar: 1. Insan-1 hayvani (yani, insan suretindeki hayvan demektir.) Insan-1 şeytani (Yani, insan su
Sayfalar 262–269
Muzaffer Ozak Külliyatı · İRŞÂD adındaki üç ciltlik eserimizin ikinci cildinde yayınlanan bu şiiri de burada ve bu vesile ile tekrarlamakta fayda görüyorum: Altun ovalarda, gümüş dağlarda; Gezen sürülerden
Sayfalar 288–294
Muzaffer Ozak Külliyatı · Allahu tealâ'ya ve onun rızasına talip olan ehl-i aşkın kemâli ise; iymanda, islâmda ve Kur'andadır. Gözleri parada pulda değil, Allahu tealâ'ya kul olmaktadır. Sözleri, hak ve hak
Sayfalar 363–369
Muzaffer Ozak Külliyatı · yede, her işi başarmağa kadir ve bütün yaratılmışlara hükmetmeğe muktedir olabilecek üstün sıfat ve hasletlere sahip oldular. Gerektiğinde dağları delip devirmeğe, akarsuları diled