Ara
Menü

Sayfalar 262–269

1.765 kelime · kısa başlangıç

Envârü’l-Kulûb III · kaynak sayfaları 262–269 İRŞÂD adındaki üç ciltlik eserimizin ikinci cildinde yayınlanan bu şiiri de burada ve bu vesile ile tekrarlamakta fayda görüyorum: Altun ovalarda, gümüş dağlarda; Gezen sürülerden nişan kalmamış. Zümrüt mahsullü şirin bağlarda, Öten bülbüllerde figan kalmamış... Kalmamış köylerde hayattan eser, Gelin odaları hep mezar olmuş, Bu harap illerde akan dereler, Mazlûm kurbanların kanıyla dolmuş... Sırma saçlı kızlar, mâ'sum yavrular; Hâ'in çizmelerle ezilmiş, bitmiş; Yuvası dağılmış garip kumrular, Kartal pençesinde mahvolup gitmiş... Bu yerler bir zaman şendi, gülşendi; Keder görmemişti ovası, dağı; Her taraf gülşen, her gönül şendi; Geçti üzerinden düşman ayağı... Çalındı taşlara namuslu başlar, Gebe kadınların karnı deşildi, Yakıldı mescitler, kırıldı taşlar; Ölülerin bile kabri eşildi... Minbere, mihraba haçlar çakıldı; Atıldı yerlere Hakkın kelâmı, Ezan yerlerine çanlar takıldı, Salip orduları ezdi islâmı... Sönen ocakların, viran yurtların; Bütün gönüllerde ateşi yanar, Insan suretinde vahşi kurtların, Açtığı yaralar unulmaz, kanar... Unutma! Gördüğün hakareti bil, Kinini kalbinde…

Okumaya kaldığınız yerden devam edin.

Tam metin Meclis üyelerine açıktır. Üyelik ücretsizdir; okuduğunuz bölümü defterinize kaydedebilir ve özel notlarınızı aynı yerde tutabilirsiniz.

Giriş yapÜcretsiz üye ol
Sayfalar 262–269 · Envârü’l-Kulûb III — tarikat.org