HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Kimliği ve Bostanzâdeler ailesi
Asıl adı Mustafa b. Mehmed’dir. 904/1498-99’da Aydın vilâyetinin Tire şehrinde doğdu. Babası Mehmed, Tire’nin varlıklı tüccarlarındandı. Kaynaklarda “Bostan Efendi” adıyla tanınır; kendisinden sonraki nesiller Bostanzâdeler diye anılan güçlü bir Osmanlı ilmiye ailesi meydana getirdi.
Oğlu Bostanzâde Mehmed Efendi iki defa şeyhülislâmlık yaptı; torunları ve yakınları arasında müderris, kadı, kazasker, şair ve müellifler yetişti. Bu kayıt, aynı aileden Küçük Bostan Mustafa b. Ali ve Bostanzâde Mustafa Efendi gibi isimlerle karıştırılmamalıdır.
Hıfz, tecvid ve yedi kıraat
İlk hocası Sâdık Efendi’nin yanında Kur’an’ı ezberledi. Tecvid ve kıraat-i seb‘a, yani yedi kıraat alanında derinleşti. Nev‘îzâde Atâyî onu bu sahadaki kudreti sebebiyle “yedi iklimin nâdiresi” diye över.
Tireli Molla Efendi’nin derslerinde aklî ve naklî ilimlerin temellerini kurdu. Kur’an ilimleri, hayatının sonraki safhalarında da belirleyici oldu; haftanın günlerine bölerek her hafta Kur’an’ı hatmettiği kaydedilir.
İstanbul’daki tahsil çevresi
923/1517’de Sahn müderrisi Kara Bâlî’nin muîdiyken Çivizâde Muhyiddin Mehmed Efendi, Ma‘lûl Emîr Efendi ve Arabzâde Abdülbâkī Efendi’den Hâşiye-i Tecrîd ile Molla Lutfîzâde metnini okudu. Ardından Ahmed Paşa Medresesi müderrisi Cârullah Efendi, Zeyrekzâde Rükneddin Çelebi, Muhyiddin Fenârî ve Şücâ Efendi çevrelerindeki ders ve münazaralara katıldı.
925/1519’da emekli Anadolu kazaskeri Kemalpaşazâde’nin ders halkasına girdi; Dârülhadis’teki seçkin öğrenciler arasında yer aldı. Kanûnî’nin hocası Hayreddin Efendi’ye de intisap etti ve 932/1526’da mülâzemet aldı. Kaynaktaki bu “intisap” ilmiye mesleğindeki hoca-talebe bağını ifade eder.
İlk müderrislik ve kadılıklar
935/1528-29’da yirmi beş akçe ile Bursa’daki Molla Yegân Medresesi’ne müderris tayin edildi. Daha sonra geçim ve meslek şartları sebebiyle kaza yoluna geçti; Nazilli ve Balat’ta kadılık yaptı.
Bu ilk görevler, onun yalnız teorik ilimlerde değil hüküm ve yargı uygulamasında da tecrübe kazanmasını sağladı. Sonraki Bursa, Edirne ve İstanbul kadılıklarının zemini bu taşra hizmetleriyle oluştu.
Mâide tefsiri ve Tire Molla Arab Medresesi
944/1537-38’de Ebüssuûd Efendi ile eski hocası Çivizâde, onun ilmî yetkinliğini Kanûnî Sultan Süleyman’ın huzurunda anlattı. Mâide sûresine dair hazırladığı tefsir risalesi padişahın ilgisini çekince kendisine medrese verilmesi emredildi.
Bostan Efendi İstanbul’daki bir görev yerine memleketi Tire’deki Molla Arab Medresesi’ni istedi ve kırk akçeli bu göreve tayin edildi. Bu tercih, Tire ile bağını sürdürdüğünü ve öğretim faaliyetini bir müddet doğduğu şehirde devam ettirdiğini gösterir.
Haseki Sultan Medresesi’nin ilk müderrisi
Hürrem Sultan’ın İstanbul’da yaptırdığı Haseki Sultan Medresesi 946/1539-40’ta tamamlanırken şehir halkı arasında yeni medresenin Bostan Efendi’ye verilmesi yönünde bir beklenti oluştu. Bu kanaat Haseki Sultan’a ulaştırılınca Bostan Efendi medresenin ilk müderrisi oldu.
Atâyî, halkın bu tercihini onun ilmî liyakatinin göstergesi sayar. Haseki Medresesi’ndeki kurucu müderrislik, kariyerinin en belirgin öğretim makamlarından biridir. 949/1542-43’te Sahn-ı Semân medreselerinden birine geçti.
Bursa, Edirne ve İstanbul kadılıkları
950/1543-44’te Hümâyunnâme müellifi Ali Çelebi’nin ardından Bursa kadısı oldu. 951/1544-45’te Edirne kadılığına, 952 Şabanında/1545’te İstanbul kadılığına yükseldi.
Bu üç büyük şehirde art arda görev yapması, onu Osmanlı yargı teşkilâtının merkezine taşıdı. İstanbul kadılığı, yalnız mahkeme işleri değil şehrin idarî, iktisadî ve toplumsal düzeni bakımından da geniş sorumluluk taşıyordu.
Anadolu ve Rumeli kazaskerliği
954 Şabanında/1547’de Ma‘lûl Emîr Efendi’nin rahatsızlığı sebebiyle boşalan Anadolu kazaskerliğine getirildi. Yaklaşık on gün sonra Rumeli kazaskeri Çivizâde’nin vefatı üzerine Rumeli kazaskerliğine yükseldi.
Kazaskerlik sırasında ilmiye tayinleri, yargı meseleleri ve devletin yüksek hukuk düzeni içinde etkili oldu. 958 Şevvalinde/1551 görevden alınana kadar Rumeli ilmiye teşkilâtının başında kaldı.
Değirmen davası ve beraati
Azlinin arkasında Sadrazam Rüstem Paşa ile Beylerbeyi Haydar Paşa arasındaki meşhur değirmen davası bulunuyordu. Bostan Efendi hüküm verirken sadrazamın talebine aykırı hareket etti. Bunun üzerine yalnız görevden alınmakla kalmadı, uzun süren bir teftişe tâbi tutuldu.
Fâtih Camii’nde yürütülen inceleme sonunda suç isnadını doğrulayacak bir delil bulunmadı; kendisinin ve aynı soruşturmada incelenen görevlilerin temizliği ortaya çıktı. Rüstem Paşa’nın 960/1553’te azlinden sonra eksiltilen maaşı tamamlandı ve iki yıllık fark kendisine ödendi.
İstanbul’un genel teftişleri
Devletin önemli hukuk ve teftiş işlerinde yeniden görevlendirildi. 968/1560-61’de İstanbul’da genel bir teftiş yaparak şüpheli görülen uygulama ve kişileri soruşturdu. Atâyî bu görevde adalet ve firasetle hareket ettiğini vurgular.
977 Cemâziyelevvelinde/1569-70’te sipahiler ağasıyla birlikte ikinci bir genel teftişe başladı. Şehrin idarî meselelerini düzene koymaya çalışırken ömrü bu görevi tamamlamaya yetmedi.
İlmî şahsiyeti ve Kur’an disiplini
Atâyî onu Arap dili ve edebî ilimlerde üstat, aklî ve naklî meseleleri güçlü bir hafızada birleştiren, ilmiyle amel eden çok yönlü bir âlim olarak tasvir eder. Zekâsı, süratli kavrayışı ve meseleleri ayırt etme kudreti özellikle öne çıkarılır.
Kur’an’ı haftanın günlerine taksim ederek her hafta bir hatim tamamlaması, ilk gençliğindeki hıfz ve kıraat eğitiminin ömür boyu süren bir ibadet disiplinine dönüştüğünü gösterir.
Eserleri
En‘âm sûresi tefsirine bir hâşiye yazdı. Sadrüşşerîa’nın ibadet bahisleri üzerine hâşiyesi, fıkıh ve usul meselelerindeki birikimini yansıtır. Kelâm ilminde bölünemeyen parça meselesine dair bir risale ile yaklaşık iki cüz tutarında açıklamalar kaleme aldı.
Kaza, kader, insan fiilleri, icbar ve ihtiyar meselelerini ele alan notları da kaynaklarda anılır. Mâide sûresine dair risalesi kariyerinde doğrudan etkili olmuş; padişahın dikkatini çekerek yeniden müderrislik yoluna dönmesini sağlamıştır.
Tasavvuf kaydı
Atâyî, güvenilir bazı kimselerden Bostan Efendi’nin sûfî yolunu tamamladığının nakledildiğini bildirir. Bununla birlikte mürşidinin adı, bağlı olduğu tarikat ve aldığı hilâfetin mahiyeti açıklanmaz.
Bu sebeple kişi sayfasına tahminî tarikat veya silsile eklenmemiştir. Hayreddin Efendi’ye “intisabı” da metnin bağlamında ilmî hocalık ve mülâzemet ilişkisi olarak değerlendirilmiştir.
Vefatı, cenazesi ve kabri
İkinci İstanbul teftişi sürerken 27 Ramazan 977 Cuma gecesi, 5 Mart 1570’te ansızın vefat etti. Cuma namazından sonra Fâtih Camii’nde cenaze namazını Şeyhülislâm Ebüssuûd Efendi kıldırdı.
Edirnekapı dışında Emîr Buhârî Zâviyesi yakınında defnedildi. Haftalık Kur’an hatmi, kıraat birikimi ve Ramazan’ın son günlerindeki vefatı, sonraki biyografi geleneğinde onun ibadet ve Kur’an merkezli şahsiyetinin başlıca hatıraları hâline geldi.
Tarihî yeri
Bostan Mustafa Efendi; kıraat hâfızlığından müderrisliğe, taşra kadılıklarından İstanbul kadılığına ve Rumeli kazaskerliğine uzanan kariyeriyle Kanûnî devri ilmiye teşkilâtının önde gelen isimlerindendir. Haseki Sultan Medresesi’nin ilk müderrisi olması, Osmanlı eğitim tarihindeki kalıcı yeridir.
Rüstem Paşa’nın baskısına rağmen değirmen davasındaki hükmünden dönmemesi ve soruşturmadan beraat etmesi, hukukî bağımsızlık ve meslek ahlâkı bakımından dikkat çekicidir. Aynı zamanda Bostanzâdeler ailesinin ilmî yükselişini başlatan şahsiyet olarak sonraki kuşaklara güçlü bir miras bıraktı.