İrşad II · kaynak sayfaları 182–190
millet uğruna çalışanları iki cihanda âbâd eyle. Bizi kâfire esir etme. Istiklâlimizi kıyamete kadar pâyidâr eyle.
Bizi, dini islâmdan kovma. Açlıkla terbiye etme. Evlâtlarımızla bizi te'dip etme, Bizleri, yaptığımız fenalıklardan dolayı zalemeye ezdirme. Bizlere çok ver, fakat azdırma. Vatanımıza ve cemi ümmeti Muhammede bereket ihsan eyle. Ölmüşlerimize rahmet eyle. Bâkide kalanlarımıza sıhhatli, hayırlı, iymânlı, ibâdetli ömür ihsan eyle. Bâhusus cemaatimden kadın, erkek âhirete gidenlere rahmet eyle. Bu dersimi indiilâhiyyende makbul, indi-Resûlde mahbub olan dersler zümresine ilhâk eyle. Beni okutan hocalarımın, âhirete vasıl olanlarına garkai-rahmet eyle. Sag olanlarının vücudlarına sıhhat ve âfiyet verip, feyizlerini müzdad eyle. Okudugum kitapları yazanları, tab'eyleyenleri, kâğıdını ve mürekkebini taşıyan hammallarını da ve her türlü emegi geçenleri de magtiret eyle.
Beni dinlemek lûtfunda bulunan ve bu risalemi okumak zahmetine katlananiara nârı cahimi gösterme. İki cihanda onları şâd eyle. Cümlemize, son nefeste iymân ile göçmek nasib eyle. Son kelâmımızı kelimei tevhid ve Kur'anı mecîd eyle. Cümle ümmeti Muhammede selâmet ver. Asi olan ümmeti Muhammedi islâh eyle, Mağfiret eyle. Ana, baba ve ecdadımıza rahmet eyle.
Sübhane rabbike rabbil izzeti ammâ yasifûn ve selâmün alel mürselin, velhamdü lillâhi rabil âlemin. El Fâtiha.
Muzaffer OZAK
iRŞÂD
ONBEŞINCI DERS
MÜNDERECAT:
Mübarek olan zamanlar ve Coma günü, Coma namazınn kıymeti, mükafatlan, Coma gecesi hürmetine ümmeti Muhammede indi-ilAhiden sunulan ihsan ve ikramlar, şehadet ve şehitligin mükâfatını anlatan kıssalar ile, vaaz-ii-nasihat muhtevi bir risalei mühimmedir.
“illis)
Sallû alâ seyyidina Muhammed, Sallû alâ mürşidina Muhammed, Sallû alâ şemsidduha Muhammed, Sallû alâ bedriddüca Muhammed, Sallû alâ nûrilhüda Muhammed.
El-evvelü Allah, el-âhıru Allah, ez-zâhiru Allah, el-bâtınu Allah, hayrihi ve şerrihi min-Allah.
Oldur evvel, oldur âhir, oldur bâtın, oldur zâhir, Tabib oldur, habîb oldur, tayyip oldur, tâbir oldur, hâzir oldur, nâzur oldur, rezzâk oldur, vehhab oldur, mümît oldur, muhyî' oldur, fettâh oldur, âlim oldur, hâdi oldur, raûf oldur.
Ilâhi! Binbir ismin hakkı için, ilâhî zatı-izzet-meâbın hakkı için, ilâhi! yüzdört kitabın hakkı için, bizlere dininde metanet, akidinde selâmet, şeriatında kemâlât ihsan eyle! Ilâhi!
«La ilâhe illâllah Muhammed Resülüllah» hürmetine tâbe-seher gözlerine gaflet uykusu girmeyen, aşkınla ciğerleri yanık, gözleri yaşlı dinde uyanık, yolunda sadık, sünneti resûle muvafık kulların hürmetine biz kullarına günahlarımızda mağfiret, lisanımıza fesahat, kelâmda belagat, akılda feraset, bütün ahvalimizde letâfet ibadat-u-âmelde ihlâs, kuvvet; mütâlâada dikkat, Kur'anı-azimüşşanı kıraat nasip eyle.
Yarabbi! Ya kerîm, Ya rahmân, Ya rahîm, Ya meliki, Ya kuddûs, Ya selâmü, Ya mü'min, Ya müheymin, Ya azizü, Ya cebbâr! Amâli salihlerde lezzet, bedenimize sıhhat, ruhumuza saadet, vücudümüze hiffet, mallarımıza kazancımıza ve ömrümlize bereket verip gönüllerimizi hoşnud eyle! Bizleri, cömert kullarından eyleyüp, mallarımızda sahavet, iki cihanda ulu devlete nail eyle!
Yarabbi! Ahbablarımıza şefkat, devletimize adâlet, as-
keri islâma nusreti selâmet ihsan eyle düşmanlarımızı mihneti hezimet ile makhüru perişan eyle.
Ey kerimlerin kerîmi, ey istediğini istediğine veren Allah! Geçmişlerimize rahmet, bâkide kalanlara afvu afiyet, vâdesi yetenlere son nefeste iymânı kâmil ve kelimei-şehadet, kabir azabından hıfzı emin, kabirde nimet, haşirde izzet, arasatta şefâat, hasımlar elinden necât; sualde, hisapta, mîzanda, sıratta selâmet, Cennete rihlet, derecelerimize rifat, ridvanı ekbere vüslat nasib eyle ve cemâlinle de müşerref kıl.
Buradan dağılmadan cumlemızı nigahı iltifatı Ahmediyyene nall eyle yarabbı! Işıttıklerimızle âmil olmak ve ihlâs ile yapmak nasip eyle yarabbi! Bu dersin tesirini halk eyle yarabbi!
Bi-hürmeti Tâhâ ve yâsin ve selâmün-alel-mürselin-velhamdülillahi-rabbil âlemin.
(Bismillâhirrahmanirrahiym. Yâ eyyühelleziyne âmenû izâ nûdiye lis-sa-lâti min yevm-ilcumuati fes'av ilâ zikrillahi ve zerul-bey'a zâliküm hayrun leküm, in küntüm ta'lemün).
Cum'a sûresi: 9 Meâli kerimi:
Ey benim varlığıma, birliğime, noksan sıfatlardan münezzeh, kemâl sıfatlarla muttasıf olduğuma, vahdaniyyetime iymân eden ve meleklerime ve kitaplarıma ve Resûllerime ve bâhusus hatemül-enbiya, serdan Resûl olan Muhammedime gönül verip ona îymân eyleyen kullarım! Cuma günü öğle vakti, dâvetim olan ezan okunduğu vakit, dâvetime icabet edip, alış-verişinizi terk edip, hemen zikrime koşunuz! Sizin böyle yapmanız sizin için hayırlıdır. Eğer, bana iymân edip, benim vaidimi ve vâ'dimi biliyorsanız..
Ey iymân eden âşiku sâdıklar ve kalbleri aşkı ilâhî ile yanıklar! Ey seherlerde uyanıklar ve nereden gelip nereye gideceklerini bilenler ve hilkatlerinin sebebini öğrenenler. Insanlar birbirlerinden akılca, güzellikçe, vücutça, malca,
sebçe üstün yaratıldıkları gibi; seneler, aylar, haftalar ve günler de birbirlerinden faziletli yaratıldılar. Dünyada hersey böyle. Agaçlar, meyvalar, hayvanlar, taşlar ve topraklar..
Hattâ cennâtın derecâtı, cehennemin derekâtı da böyle. Hastalıklar da refah da böyledir. Bunun böyle olması Allahın varlığına, hâkim olmasına herşeyi istediği gibi yaratmasına delildir. Bizim gibi gafillere vahdaniyyeti-ilâhi ve kudreti-sübhaniyyeyi anlatmaga açık bir ibrettir.
Güneşin harareti, tabiatın durumu, yağmurların yağmas1, rüzgârın esmesi ile hasıl olan kuvvetle bu kâinat meydana gelse idi, herşeyin ayni olması lâzım gelirdi. Halbuki, kırk çeşit armudun, elli çeşit elmanın cinsleri bir olduğu halde hepsi elma, hepsi armut, hepsinin tadı ayrı, rengi başka, kokusu gayrı şeylerdir. Bir tencerede kaynayan yemek ise aynı kapta, aynı ateşte aynı usta ile tadı bir oluyor. Beri tarafta bir bostanda ayni bostan, aynı bostancı, ayni toprak, ayni su oldugu halde dut'daki tad, biberdeki acilık acaba nedendir?!..
Kavun karpuz, soğan ve saire hepsinin tadı, rengi ayrı ayrı ve birbirinin zıddıdır. İşte bu da Allahın kudretine delil, varlığına, şahid, san'atına bürhandır.
Yukarda söylediğim gibi, hepsi birbirinden ayrı, birbirine fâik, velâkin birbirine muhtaç olarak yaratılmış. Zira, birinin dûn, düşük olması, digerinin kıymetini göstermekte. Digerinin kıymeti, diğerinin miktarını bildirmekte. Gecenin halk olunması, gündüzün kıymetini, Kâfirin halk olunması mü'minin iymanının izharına delil olmada Acının halk olması, tatlının kıymetini fark ettirmeğe sebeb oluyor. Arifin irfanı, kâfirin gafletini beyan için kâfidir. Hastanın hastalığı olmasa, sıhhatin kıymetini kim bilirdi? Esaret olmasa, hürriyetin kıymetini kim anlayabilir? İşte, hep derecat, hep sırrı ilâhi, Arifler için görülüp degerlenen şeyler, gafiller için fark yok. İşte, bu böyle olduğu gibi, senelerin de birbirine fâikiyyeti vardır.
Bu nasıl olur deme! Bir asırda bir zat geliyor. O asır onun ile iftihar etmede. Meselâ; Efendimizin dünyayı şereflendirdiği senelere vakti-saadet diyoruz. Keza ayların sereflileri
mübarek Ramazan, Recep, Şaban, Muharrem. Gecelerin şe-:
reflileri ise Kadir gecesi, Berat gecesi, Cuma gecesi, Pazartesi gecesi, Mevlûd gecesi, Mirac gecesi, iki bayram gecesi, Recep ayının ilk gecesi, Zilhiccenin on gecesi. Şu âyeti kerime bu farklı derecatı bildirmektedir.
(Vel-fecri ve leyâlin aşrin).
Fecr sûresi: 1 Kimi âyetle, kimi hadisle teyid edilmiş, bildirilmiş.
Gündüzlere gelince, Bedir cengi günü, Hüneyn günü, Fethi-Mekke günü, Resûl Aleyhisselâmın yaşadığı günler, Hz.
Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali'nin yaşadıkları günler ve harplerden muzaffer dönüldüğü, Islâmın ve âlemi islâmın güldüğü günler, bayram günleri, Yevmi Terviye, Yevmi Arafât ve Yevmi Aşûra, Muharrem ayının onuncu günü gibi günlerdir. Bu yevmi Aşura çok mübarek bir gün idi.
Zira, Hz. Yunus Aleyhisselâmın balığın karnından necat bulduğu, Nuh Aleyhisselâmın gemisinin Cûdi dagında durup azabın kaldırılması ve Ibrahim Aleyhisselâmın nâr-1 Nemrud'dan, Hz. Musa'nın Firavuna galip olup Beni-Israil'in esaretten kurtulması, İsa Aleyhisselâmın semaya ref'i aşura günüdür.
Yâni, Muharremin onuncu günüdür. Yalnız, yevmi aşura günü Hz: Resûl Aleyhisselâmın torunu Hz. Hüseyin'in şehadeti günüdür ki, bu gün mü'minlerin zâhirde mahzuniyyetine sebeb olan ve Imam-1-Hüseyin'in zâlimler elinde şehadet rütbesini ihraz etmiş olduğu gündür.
Hüseyin ve ehlibeytinin mûsîbetine ağlayan mü'minlerin necatı günüdür. Zâhirde musibet, hakikatte. Zâlime ve zulme itaat etmemeyi, icab ederse, bu yolda canını feda etmeyi ümmete talim etmek üzere, Imam Hüseyin'in yaptığı fedakârlık günüdür.
Mübarek olan geceler, mübarek gündüzlerden daha ziyadedir. Günlerin en büyüklerinden birisi de Yevmi Cumadır ki;
Seyyidül-eyyâmdır. Yâni, günlerin efendisidir. Sabah vaktinin efdali ise, Resûl Aleyhisselâmın doğduğu DUHA vaktidir.
(Vedduha)
Vakti duhâyâ yemin ederim.
Duhâ sûresi: 1 Cuma günü, âyetle sarahaten beyan edilmiş mübarek bir gündür. Cuma içinde bir saat vardır ki, o saate erişip, o saati gafletle geçirmeyen kişi saadete ermiştir. Buna binaen, ashabı kiram efendilerimiz, Cuma namazına Cuma gecesinden Mescide gelirlerdi. Bu mübarek saate ermek için birbirleriyle yarış ederlerdi.
Islâmda ilk terk edilen ibadet ve sünnet, cuma namazına erken gitmeyi terk etmek olmuştur. İslâmdan ilk bid'at müslümanların cumaya geç kalmaları ve bu günün faziletinden bîhaber olarak cumayı gafletle geçirmeleri olmuştur.
Cuma namazı fukaranın haccıdır. Hangi müslüman, sevabına inanarak, gusül abdesti alıp, temiz elbiselerini giyip cuma günü namaza varsa, «Hac» sevabına nail olur.
Cuma günü doğan yavru, Cuma hürmetine saîd olur. Cuma günü vefat eden kimse, iymanlı bir insan ise onun şehid olarak vefat ettiğini Resûlü Ekrem Efendimiz haber vermiştir.
(Men mate yövmel cum'ati mate fehiyda)
hadisi şerifi buna şahiddir.
Cenabı hak celle, lihikmetin bu kâinatı altı günde yarattı. Pazar günü başlayıp, Cuma günü hitama erdirdi. Hz. Ademe, cuma günü ruh verildi. Hz. Âdemin tövbesi, Cuma günü dergâhı-izzette kabul olundu. Hz. Âdem, Cuma günü halk olundu ve Cuma günü vefat etti. Kıyamet cuma günü kopacaktır. Sûr cuma günü üfürülecektir.
i essto çân li llol fins (Efdalü eyyamiküm yevm-ül-cum'ati)
Cuma günü, günlerin edalidir.
Resûl Aleyhisselâm, bir gün ashabı kirama hitaben: «Cuma günü bana çok selâm ediniz. Zira, cuma günü öyle faziletli bir gündür ki; o gün yapacağınız salâvat bana arz olunur.»
buyurduğunda ashabı kiram efendilerimiz dediler ki: «Siz.
âhirete gittiğinizde, yine size salât edelim mi?» «Evet, ediniz!
buyurdu. Bizler cevaben «Sizin cesediniz çürüyüp toprak olduğunda, bizim okuyacağımız salât nasıl size vasıl olabilir? “ dediklerinde, Mefharı Adem efendimiz, bizlere şöyle cevap verdi: «Sizler bu sözü nasıl söylersiniz? Bilmez misiniz ki, Hak sübhanehu ve teâlâ hazretleri peygamberlerin cesedini yemesini toprağa haram etti.»
Yedi sınıf kimsenin cesedini toprak yemez:
1 - Peygamberlerin (Aleyhimüsselâm)
2 — Adil hükümdarların ve hâkimlerin, 3 — Ilmi ile âmil olan ihlâs sahibi ulemanın, 4 — Şehidlerin, i'lâ-i-kelimetullah için şehid düşenlerin, 5 — Allah rızası için müezzinlik edenlerin.
Allah rızası için müezzinlik eyle! Bu çok büyük bir şereftir. Bakınız Hz. Ömer Radiyallahu anh ne buyuruyor:
«Eğer halife olmasa idim, Müezzin olurdum.»
6 — Eczalı toprağa defin olanların, 7 — Mel'ânetinden dolayı toprağın yemedikleri (Firavun gibi olanlar, Ubey ibni Halef ve Eba Leheb de bu cinstendir.)
Bakınız; âdil olan hükümdar ve hâkimlerin de, peygamber olmadıkları halde ıltıtatı ılahıyeye erışıp cesetlerı çürümüyor. Her işinde âdil ol! Bir saat âdil iş görmenin, altmiş sene nafile ibadetten Allaha daha sevgili olduğu hadisi şerif.
le sabittir.