ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
50 sonuç · “Ayb”
01Medyeniyye (Şuaybiyye)
Ebû Medyen Şuayb el-Ensârî'nin Endülüs, Fas, Bicâye ve Tilimsân arasında gelişen irşadına nispet edilen; Mağrib'in sonraki tasavvuf yollarını derinden etkileyen erken tarikat.
Şuaybiyye
XVII. yüzyılda Şemseddin Muhammed eş-Şuaybî el-Hicâzî'ye nispet edilen kol.
Ali b. Ammâr el-Menzelî eş-Şuaybî
Ali b. Ammâr el-Menzelî eş-Şuaybî, XVIII. yüzyılda adına nispet edilen Menzeliyye koluyla tanınan Kādirî şeyhidir. Menzeliyye Cezayir ve Tunus’ta yayılmış, nispeti sonraki icazet hatlarıyla Batı Afrika’ya kadar taşınmıştır.
Ali el-Arabî Efendi
Ali el-Arabî Efendi (ö. 1008/1599-1600), Antakya’dan İstanbul’a gelerek Bostan Efendi’den mülâzemet alan; Saraybosna ve Hezargrad’da müftülük, İstanbul’da fetva mukabelesi ve Babadağ’da müderrislik yapan Hanefî fakih ve Osmanlı âlimidir.
Basrıkî İbrâhim Efendi
Basrıkî İbrâhim Efendi (ö. 1070/1659-60), Öziçeli Muslihuddin Efendi’nin yanında Halvetî terbiyesini tamamlayan; Saraybosna’da zâviye kuran, Ayasofya’da vaaz eden ve Saraybosna dışındaki Bosna eyaletinin fetva görevini üstlenen şeyhtir.
Basrıklı İbrâhim Efendi
Basrıkî İbrâhim Efendi (ö. 1070/1659-60), Öziçeli Muslihuddin Efendi’nin yanında Halvetî terbiyesini tamamlayan; Saraybosna’da zâviye kuran, Ayasofya’da vaaz eden ve Saraybosna dışındaki Bosna eyaletinin fetva görevini üstlenen şeyhtir.
Bosnevî Ahmed Çelebi
Bosnevî Ahmed Çelebi (ö. 983/1575), Saraybosna’dan İstanbul ve Bursa medreselerine uzanan kariyeri; hüsn-i hattı, Arap dili ve sanatlı nesriyle tanınan “Şakku’l-kamer” lakaplı Osmanlı müderrisidir.
Bosnevî İbrâhim Efendi
Bosnevî İbrâhim Efendi (ö. Şaban 1139/1727), Saraybosna’dan İstanbul’a gelerek Uzunîzâde Süleyman Efendi’nin yanında yetişen ve medrese hiyerarşisinde mûsıla-i Sahn pâyesine ulaşan Osmanlı müderrisidir.
Çalık Ya‘kūb bin Bayram Efendi
Çalık Ya‘kūb bin Bayram Efendi (ö. 975/1567-68), Ankara’dan yetişen; Hasköy, Filibe, Saraybosna, Çorlu, Edirne ve Sahn-ı Semân medreselerinde görev yapan, Saraybosna müftülüğünün ardından Bağdat kadılığına ulaşan Osmanlı âlimidir. Kaynaklar onu doğruluğu, adaleti ve gösterişten uzak yaşayışıyla anar.
Çerçinzâde Muslihiddin Mustafa b. Ali
Çerçinzâde Muslihiddin Mustafa b. Ali (ö. 974/1567), Menteşe’nin Çerçin köyünden yetişmiş; Saraybosna Gazi Hüsrev Bey Medresesi’nde müderrislik ve müftülük, Çorlu Ahmed Paşa Medresesi’nde müderrislik yapmış Osmanlı fakihidir.
Ebû Medyen Şuayb el-Ensârî
Ebû Medyen Şuayb el-Ensârî (ö. 594/1198), Endülüs’ten Fas ve Bicâye’ye uzanan ilim–irşad yolculuğuyla Medyeniyye çevresini kuran; Şâzeliyye, İbnü’l-Arabî ve bütün Mağrib tasavvufu üzerinde kalıcı tesir bırakan sûfîdir.
Erzurûmîzâde Abdürrahim Aziz Efendi
Erzurûmîzâde Abdürrahim Aziz Efendi, 1098/1686-87’de mülâzemet alan; Hızır Çelebi, Ali Efendizâde Dârülhadisi, Abdurrahman Paşa ve Nişancı Paşa-yı Atîk medreselerinde görev yapan Osmanlı müderrisidir. 1131/1719’da ağır hastalığı sebebiyle emekliye ayrılmış, daha sonra kaybolmuş; ölüm tarihi bilinmemektedir.
Gelibolulu Kara Süleyman Efendi
Gelibolulu Kara Süleyman Efendi (ö. 985/1577-78), Taşköprizâde’nin ders halkası ve Çivizâde’nin mülâzemetinden yetişerek Saraybosna’da müderrislik ve Bosna müftülüğü, ardından Kefe müftülüğü yapan Osmanlı âlimidir.
Hanefî Efendi Vardar Yenicesi'nden
Hanefî Efendi (ö. 973/1565-66), Vardar Yenicesi doğumlu; Filibe ve Saraybosna medreselerinde öğretim ve fetva hizmeti yürütmüş Osmanlı âlimidir.
Asuman-ı gayb
سيان غيب) 1) Gayb seması. tas. İlâhî tecelli ve nurlar (SP). Âşık i. ves. ar. (5 e) ¢. Uşşak, Âşıkin. r. Tutkun, düşkün, vurgun; haddinden çok fazla ve aşırı derecede seven. 2. tas. Allah Teala'yı son derece ve azami mertebede seven. Hak âşığı; örn. Ibn Fariz, Sultanü'l-âşıkin'dir. Ey âşıklar ey âşıklar aşk mezheb u dindir bana Gördü gözüm dost yüzünü yas kamu düğündür bana Yünus Aşikâr— Aşikâre 5. fars, (6) S8 1—, 164) Bkz. Zahir. Aşina—Aşinai s., i. fars. خنا-[ شناى') Dır. Tanış-tanışıklık, dost-dostluk. 2. tas, a Benliğinden uzaklaşarak, nefsine bigâne (ve el) olarak Hakk'a yaklaşan sâlikin Onunla tanışması, O'nun tanışı (aşinası) olması, O'nunla üns halinde bulunması. b Sâlikin rububiyet-ubüdiyet, yaratıcılık-yaratılmışlık ilişkisindeki sır ve hikmetlere vâkıf (aşina) olması, ilahi esrarla tanışması. Bu durumdaki sâlike agâh, vâkıf ve aşina denir (TK Ir:rrşr). Aşina olmayanlara da bigâne berrâni, yabancı ve el denir. c Aynı tarikate bağlı iki kişinin birbiriyle can arkadaşı (yoldaş) olmaları. Aşk olsun Kat eyle âşinâlığım ondan ki gayrdir Ancak öz âşindların et âşinâ bana Fuzüli Âşinâya âşina, bigdneye bigâneyiz Alem-i fanide resm-i rindegânı böyledir Cevri
Oğlanlar Tekkesi
İstanbul · Türkiye · Aksaray’daki Oğlanlar Tekkesi Kaynaklar tekkeyi Aksaray’da, Çakırağa Mahallesi’nde, Millet Caddesi ile Cerrahpaşa Caddesi’nin kavşak çevresinde gösterir. Akademik çalışmada tarihî yer 872 ada 3 parsel olarak kaydedilir. Yapı Millet Caddesi açılırken ortadan kaldırılmıştır. Adları ve irşad çevresi Tekke Oğlanlar Tekkesi ve Olanlar Dergâhı adlarının yanı sıra İbrâhim Efendi’nin meşihatiyle ilişkili olarak Gavsî Tekkesi ve Şeyh İbrâhim Efendi Dergâhı adlarıyla da anılmıştır. Sun‘ullah Gaybî 1059/1649’da İbrâhim Efendi’ye burada intisap etmiş ve şeyhinin 1065/1654’teki vefatına kadar bu çevrede bulunmuştur. Kaynakları birlikte okuma notu Sefîne kaydı tekkenin kişi ve silsile bağlantılarını; akademik çalışma ise ad varyantı, mahalle, cadde ve parsel tarifini tamamlar. OCR metnindeki bozuk kelimeler ve sayfa artıkları yayıma alınmamış, yalnız birbiriyle uyumlu yer ve ilişki bilgileri redaksiyondan geçirilmiştir. Son dönem bağlantısı Mustafa Safvet Efendi, Meclis-i Meşâyih reisliği sırasında tekkenin meşihatini vekâleten sürdürmüş; Olanlar Dergâhı son Osmanlı dönemi Kādirî çevrelerinden biri olarak yaşamaya devam etmiştir.
Sinan Ağa Tekkesi
Saraybosna · Bosna-Hersek · Saraybosna'ya döndükten sonra şeyhi olduğu Kādirî tekkesi. Kâimî bu tekkenin adı bilinen ilk şeyhidir. İlişkili kişi dosyası Kāimî Şeyh Hasan Efendi : Kāimî Hasan Efendi (ö. 1091/1680-81), Saraybosna’da yetişmiş; Öziçeli Muslihuddin Efendi’den Halvetî terbiyesi alarak Silahdar Paşa Zâviyesi’nde ve İzvornik’te hizmet etmiş cifr müellifi ve şairdir.
Velî Dede Gülşenî Dergâhı
Edirne · Türkiye · Babası Mehmed Seyfullah Efendi'nin şeyhi olduğu ve 1864'ten itibaren kendisinin meşihatını üstlendiği dergâh; vefatında hazîresinde beşinci kuşak atası Ahmed Müsellem Efendi'nin kabri yanına defnedilmiştir. Konum şehir merkezine göre yaklaşıktır.
Kütahya
Kütahya · Türkiye · Sun'ullah Gaybî Kütahya'da doğdu; çocukluk ve gençliğini burada geçirdi ve tahsilini de büyük ihtimalle burada yaptı. Babası Kütahya müftülüğü yapan ve “Müftî Derviş” diye tanınan Ahmed Efendi, dedesi “Çavdar Şeyhi” lakaplı Beşir Efendi'dir. 1655'te mürşidinin vefatından sonra Kütahya'ya dönerek eserlerini burada telif etti; Risâle-i Halvetiyye ve Bayramiyye'nin girişinden anlaşıldığına göre burada mülhidlik ve zındıklıkla da itham edilmiştir. Koordinat şehir düzeyindedir; kaynak mahalle adı vermez.
Yiğitbaşı Ahmed Şemseddin Tekkesi
Manisa · Türkiye · Türbesinin yanında bulunan ve irşad görevini son olarak sürdürdüğü tekke; başlangıçta bir mescidle birlikte yaptırıldığı kaydedilir. Manisa merkezindeki çeşitli camilerde sürdürdüğü irşadı buraya taşımıştır. Zamanla yıkılıp kaybolmak üzere olan tekkenin yerine, adına kurulan Yiğitbaşı Vakfı tarafından bir mescid inşa ettirilmiştir. Bulunduğu mahalle kaynaklarda farklı adlarla geçtiği için semt alanı boş bırakılmıştır.
Hasîrîzâde Dergâhı
İstanbul · Türkiye · İstanbul’daki en meşhur Sa‘dî dergâhlarından biri olan bu tekkenin son şeyhidir. 1880’den 1925’e kadar burada şeyhlik yapmış, Mesnevî, şemail, hadis ve dinî ilimleri okutmuş; II. Abdülhamid’in iradesiyle 1887’de yeniden inşa edilen binaların mimarlığını da kendisi üstlenmiştir.
Malatya
Malatya · Türkiye · Hasan Visâlî Efendi'nin memleketi; Şeyh Feyzullah Efendi'ye burada intisap etmiş, sonraki yıllarda irşad için yine buraya gönderilmiştir. İlişkili kişi dosyası Şeyh Hasan-ı Visâli Efendi : Hasan Visâlî Efendi (1815–1902), Malatya’da Hacı Feyzullah Efendi’ye intisap eden; malını kaybettiği imtihan sonrasında hilâfetle Malatya, Trabzon, İstanbul ve Arnavutluk’a gönderilen Hâlidî şeyhidir.
Kabri (yeri kaybolmuş)
Ustrumca (Strumica) · Kuzey Makedonya · 1874'te yerleştiği ve 29 Cemâziyelâhir 1305'te (13 Mart 1888) vefat edip öldüğü odaya defnedildiği ev. Sonradan yapılan türbe harap olmuş, yerine postahane inşa edilmiş, o da yıkılınca kabrin yeri tamamen kaybolmuş; mensupları işaret olarak buraya bir ağaç dikmiştir. Konum şehre göre yaklaşıktır.
Türbesi, Murad Paşa Camii avlusu
Aksaray, İstanbul · Türkiye · 22 Rebîülâhir 1065'te (1 Mart 1655) vefat edip tekkesinin hazîresine defnedilmiş; tekke 1957'de yol genişletmesi sırasında yıkılınca türbesi Murad Paşa Camii'nin avlusuna nakledilmiştir. Konum yaklaşıktır.
Tamışvar Tekkesi
Eyüpsultan, İstanbul · Türkiye · Postnişini olduğu tekke; adını Osmanlı'nın 1716'da kaybettiği Tamışvar (Timişoara) şehrinden alır. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Eyyûbî Hacı İbrâhim Efendi : Eyyûbî Hacı İbrâhim Efendi (1697–1779), Süleyman Veliyyüddin ve Sertarîkzâde çevresinde yetişen; Eyüp’teki Tameşvar Mescidi’ni tekkeye dönüştürüp Cerrâhî Âsitânesi’nde altı yıl postnişinlik yapan şeyhtir.
Ebû Zekeriyyâ ez-Zevâvî Camii
Bicâye · Cezayir · Hac dönüşü Bicâye'ye yerleşen Ebû Medyen'in ders vermeye başladığı camidir; sabah namazlarından sonra burada yaptığı tasavvufî sohbetler büyük ilgi görmüş, uzak beldelerden ziyaretçi çekmiştir. İlişkili kişi dosyası Ebû Medyen Şuayb el-Ensârî : Ebû Medyen Şuayb el-Ensârî (yaklaşık 1121–1198), Endülüs'ten Mağrib'e uzanan ilim ve irşad hayatıyla Medyeniyye'ye adını veren, Kuzey Afrika tasavvufunun etkili sûfîsidir.
Ustrumca
Ustrumca · Kuzey Makedonya · 1874'te Üsküp'ten ayrılarak yerleştiği ve son yıllarını irşadla geçirdiği kasaba; daha 1833'teki ilk Rumeli dolaşmasında da uğradığı yerlerdendir. Kaynağa göre burada kendi evinde vefat etmiş ve öldüğü odaya defnedilmiştir. Kabrin üzerine sonradan yapılan türbe, Rumeli'nin Osmanlı idaresinden çıkmasının ardından bakımsızlıktan harap olmuş; yerine bir postahane binası inşa edilmiş, o da yıkılınca kabrin yeri tamamen kaybolmuştur. Mensupları yerini işaretlemek üzere buraya bir ağaç dikmişlerdir.
Mevlevî Âyin-i Şerifinin Mûsiki Mimarisi
Mevlevî mukabelesinin tam akışı; icracıları, mekân düzeni, makam ve usûl örgüsü, dört selâmı, terennümleri, sembolik yorumları ve sahne icrasından farklarıyla birlikte.
Mevleviyye'nin Kuruluşu ve Kurumsallaşması
Mevlânâ çevresinden Konya merkezli tarikat teşkilatına. Klasik erkân, tarihî veri ve gelenek içi sembolik yorum birbirinden ayrılarak hazırlanmıştır.
Nurlar, Renkler ve Müşâhede Öğretisi
Kübrevî tecrübe dilinde görüntü, hâtır, latife ve ahlâkî dönüşüm. Kaynaklar arasındaki farklar ve gelenek içi anlatıların derecesi korunarak hazırlanmıştır.
Tekke Kurumunun Tarihi ve İşlevleri
İlk zâviye anlatılarından Osmanlı tekke düzenine, ıslahat tartışmalarına ve 1925 sonrasına uzanan kurumsal çerçeve
Tarih Sahnesinden Çekilen Yollar Nasıl İzlenir?
Kâzerûniyye ve Zeyniyye örnekleri üzerinden kurum sona erse de kişi, vakıf, yapı ve yer adlarında kalan izleri okuma yöntemi
Anadolu Abdalları ve Bektaşî Hafızası
Abdal Musa, Kaygusuz, Otman Baba ve sonradan kurulan aidiyet
Bedeviyye'nin Mısır Kolları
Ana kollar Sütûhiyye pîrin dam inzivasına; Metbûliyye İbrâhim el-Metbûlî'ye; Beyyûmiyye Ali el-Beyyûmî'ye; Şuaybiyye Şemseddin Muhammed eş-Şuaybî'ye nispet edilir. Diğer tarihî adlar Hamûdiyye, Kinâsiyye, Zâhidiyye, Enbâbiyye, Münâviyye, Selâmiyye, Fergaliyye, Sâibiyye, Merâzikıyye, Şinnâviyye ve Halebiyye Mısır kol li
Sun‘ullah Gaybî: Dîvân, Melâmî Hafıza ve Tasavvuf Dili
Kütahya çevresi Sun‘ullah Gaybî XVII. yüzyılın önemli mutasavvıf şairlerindendir. Şiir ve mensur eserleri, Halvetî-Melâmî kavram çevrelerinin, vahdet-i vücûd yorumlarının ve yerel irşad hafızasının kesiştiği bir külliyat oluşturur. Dîvânın dili Gaybî, güç tasavvuf kavramlarını görece sade ve yoğun bir Türkçeyle işler.
Sârbân Ahmed: Bayramî-Melâmî Silsile ve Dîvân Aidiyeti
İrşad hattı Sârbân Ahmed, Bayramî-Melâmî kaynaklarında İsmâil Ma‘şûkī’nin halifesi olarak gösterilir; Pîr Ali Aksarâyî’ye bağlayan başka bir rivayet de vardır. Oğlanlar Şeyhi İbrahim Efendi ile Sun‘ullah Gaybî’nin kendi silsile kayıtları sebebiyle İsmâil Ma‘şûkī hattı daha güçlü kabul edilir. Hayrabolu Hayrabolu çevres
XVII. Yüzyıl Anadolu Tasavvuf Ağları
Bir yüzyılı nasıl okumalı? XVII. yüzyıl Anadolu tasavvufu yalnız pîrlerin hayatlarından ibaret değildir. İstanbul, Bursa, Konya, Kastamonu, Sivas, Diyarbakır ve başka merkezlerde tekke, medrese, saray, esnaf ve hac yolları birbirine temas eden fakat aynı yapıya dönüşmeyen ağlar kurdu. Yollar ve şubeler Halvetiyye'nin çok sayıdaki kolu, Celvetiyye, Bayramî-Me
Abdülkādir-i Geylânî’nin Eserleri Nasıl Okunmalı?
Telif, vaaz derlemesi ve sonraki nispetleri birbirinden ayıran kaynak kılavuzu
SÛFİLERİN HAK SÖZÜ GÜZELCE ANLAMALARI
Avârifü’l-Maârif · 2. bölüm · Şeyhimiz Şeyhülislam Ebu’n-Necîb es-Sühreverdî, bize, Zeyd b. Sâbit yoluyla gelen bir hadis-i şerifte, Rasûlullah (a.s) Efendimizin şöyle buyurduğunu nakletti: “Bizden bir hadis iş
TASAVVUF İLİMİNİN FAZİLETİ
Avârifü’l-Maârif · 3. bölüm · Bize, Şeyhimiz Şeyhülislâm Ebu’n-Necib es-Sühreverdî (rah.), el-Ahves b. Hakim in babasından naklen, onun şöyle söylediğini haber verdi. Bir adam Hz. Resûlullah’a (s.a.v) şerrin ne
TASAVVUFUN MÂHİYETİ
Avârifü’l-Maârif · 5. bölüm · Abdullah İbnu Ömer (r.a), Hz. Rasûlullah’ın (s.a.v) şöyle buyurduğunu nakletmiştir: “Her şeyin bir anahtarı vardır; Cennetin anahtarı da miskinleri ve fakirleri sevmektir. Çünkü sa
Sayfalar 4–13
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ YAYINLARI - No: 43 5846 Sayılı Kan un gereğince telif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: ÖZAL Matbaası - Baskı: ÖZTÜRK Matbaası Ist
Sayfalar 3–12
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ YAYINLARI - No: 42 5846 Sayılı Kanun gereğince te'lif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: ÖZAL Matbaası - Baskı: ARBEN Matbaası Ista
Sayfalar 10–15
Muzaffer Ozak Külliyatı · katre, güneşlerden bir zerre olarak Allahın bize ihsanı kadar anlatabilecegiz. Zira, kelimatullahı; denizler mürekkep, agaçlar kalem, yerler ve gökler kâğıt ve defter, insan ve mel
Sayfalar 13–18
Muzaffer Ozak Külliyatı · kullar! Ey bu imanları sebebiyle ebedi saadete erenler, selâmet yoluna girenler Hakka varanlar, daha bu âlemde iken cennete girenler ve cennet güllerinden derenler, cemal-i Hakkı g
Sayfalar 18–25
Muzaffer Ozak Külliyatı · (YA GAFURU ism-i celilini, hummaya ve başağrısına uğrayanlarla, gam ve keder içinde bulunanlar devamlı okurlarsa kurtulurlar.) 3EJE3, Eş Şekûrü Celle Şanühu Kendi rızâsı için yapıl
Sayfalar 26–33
Muzaffer Ozak Külliyatı · SEJ prati El Mukaddimü Celle Sanühu İstediğini ileri geçiren, öne alan. (YÂ MUKADDIMÜ ism-i celilini savaş alanında veya korkulacak bir yerde okuyanlara hiç bir zarar gelmez.) El M
Sayfalar 34–41
Muzaffer Ozak Külliyatı · Birincisi; gökyüzüdür. Güneşi, ayı, yıldızları ve daha güremediğimiz, bilemediğimiz diğer varlıkları ile enginleşen o muhteşem gökyüzünü bir düşününüz. Düşününüz ki, insanoğlu, en
Sayfalar 44–51
Muzaffer Ozak Külliyatı · at eden kimse, Allahu azim-üş-şânın ve Resûl-ü zişânın sevdiklerini sevmekle mükelleftir. Allah ve Resûlünü seven, kıyamet gününe inanan kişi âhir zaman peygamberinin bütün yakınla
Sayfalar 48–56
Muzaffer Ozak Külliyatı · bütün bu alâmetler ölen o kimse için rahmet-i ilâhiyyenin nüzulüne işarettir. Haberde vârid olmuştur ki, Allahu teâlâ bir mü'minin ruhunu kabzetmek murad buyurduğunda, Melek-ül-mev