ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
948 sonuç · toplam 948 · “dânâ” · 37/40
01Sayfalar 159–165
Muzaffer Ozak Külliyatı · Üdebali'ye tâbir ettirerek memnun ve mesrur oradan ayrıldı. (Bu kıssayı, evvelce de belirttiğimiz gibi IRAD'ın ikinci cildinde teferruatıyla ve bu risâlemizde de hulâsatan arz etmi
Sayfalar 201–207
Muzaffer Ozak Külliyatı · Mustafa müctebaya gönül veren o hakkın sevgilisini, her şeyinden, malından, canından, anasından, babasından, evlâdından ziyade seven mü'minler, sâdıklar, âşıklar, Allahın Resûlünün
Sayfalar 228–234
Muzaffer Ozak Külliyatı · de meleklerden daha kıymetli, cennet ve cemale lâyık olur. Kendilerini bu kötü huylardan arındıramayan ve bunları yerli yerince kullanamayanlar ise, iki cihanda da Haktan uzak kalı
Sayfalar 218–223
Muzaffer Ozak Külliyatı · selemez, hak katına ulaşamaz ve boşuna çırpmarak helak olur giderler. Böylelerinin ölümden korkmaları tabiîdir. Aşagıda nakledeceğim kıssa, bu görüşümü isbatlamaktadır. Yeter ki, d
Sayfalar 357–363
Muzaffer Ozak Külliyatı · erzak çekerdi. Işte, o erzakları bağlayan iplerin çürüğüdür.» buyurmuşlardır. Cenabı-fâtihi-Hayber, Sakiyi-kevser efendimiz her gece kimsenin haberi olmadan arkasında taşıdığı yiye
Sayfalar 558–564
Muzaffer Ozak Külliyatı · Hz. Ömer-ül-Faruk, Başrahibe şu cevabı verdi: — Evet, kilisede namaz kılmak caizdir, dedi. Fakat, beni burada namaz kılarken gören müslümanlar, kiliseni cami yapmak isterler. Oysa,
Sayfalar 572–578
Muzaffer Ozak Külliyatı · çektiğim azap ve ıztırabın intikamını senden ve seninle birlik olanlardan alırım. Sana karşı olan hırsımın, öfkemin ve düşmanlığımın teskin olması için elimden gelen herşeyi yaparı
Sayfalar 680–686
Muzaffer Ozak Külliyatı · Cenab-1 Selman-i Fârisi radıyallahu anh, ölüm döşeğine yatmıştı, ağlıyordu. Kendisine: — Ey Abdullah'ın babası.. Dünyadan ayrıldığına mı tahassür edip üzülüyorsun? diye sordular. —
Sayfalar 687–693
Muzaffer Ozak Külliyatı · irfan, aşk, mürüvvet, muhabbet, sabır, kanaat ve marifet meydanıdu. İşte, bu meydana gelen İbadullah'ı, bu aşk ve muhabbet meydanından men'eden, cami'e veya tekkeye devam eden halk
Gözlüklü Şeyh Ahmed Hakkı Efendi
Ahmed Hakkı b. Ali (1800/01-1905), Anadolu Kavağı Sütlüce’de gemicilerin devam ettiği Şâbânî tekkesini kuran ve “Boğaz Muhafızı” diye anılan Halvetî şeyhidir.
Şah Mehmed Efendi b. Hurrem
Şah Mehmed Efendi (ö. 978/1570), Afyonkarahisar'da Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî neslinden gelen bir ailede yetişmiş; Süleymaniye müderrisliği ile Mısır, Edirne ve İstanbul kadılıklarında bulunmuştur.
Meydan
Açık alan, görünme ve karşılaşma yeri. Tasavvuf dilinde muhabbet, zikir, vecd ve mânevî mücadelenin sahası için kullanılır. Tekke hayatında Mevlevîlikte “meydan”, dede ve dervişlerin belirli bir düzen içinde toplanıp murakabede bulunduğu me…
Rûmiyye
İsmâil Rûmî’nin İstanbul Tophane’deki Kādirîhâne çevresinde teşkilâtlanan Kādiriyye kolu.
hak (D, -kkı
hak [ ja) huk. On yıl boyunca sorunsuz olarak kullanılan bir arazi üzerinde kazanılan mülkiyet hakkı. hakk-ı kazâ a. GLü ^ Yargı hakkı. hakk-ı mecrâ a. (^.^ jx) huk. İhtiyacı olan suyu getirmek için komşu gayrimenkulden su yolu geçirmek hak…
Şîr-i Yezdân
“Allah’ın arslanı” anlamında Hz. Ali için kullanılan Farsça övgü unvanı. Cesaret, kahramanlık ve velâyet çağrışımları taşır.
Evtad.vicdan
Arapça, bulmak, iç duygusu, nefis ve batınî kuvveleri ifâde eden bir kelime. Vicdan, vecdden daha özeldir. Zira vicdanın Hakk’a arkadaşlığı vardır, iç hislerle idrak edilen şeylere vicdaniyyât denir.
Allahtan Korkmayandan
Allah korkusu, insanın kendi vicdanından kaynaklanır. Bu duygu, insanı kötü iş yapmaktan alıkor. Eğer bir insanda bu duygu erozyona uğramışsa, artık ondan her kötülük beklenebilir. Böylelerinden sakınmak lâzımdır.
Abadan
Abadan · İran · Basra tasavvuf ekolüne mensup sûfîlere ait bir zâviyede riyâzete girdiği yer. İlişkili kişi dosyası Serî es-Sakatî : Serî es-Sakatî, helâl kazanç, güzel ahlâk ve şeriatla mârifetin birlikteliğini vurgulayan; Cüneyd-i Bağdâdî…
RIBAT VE TEKKELERDEKİ SÛFİLERİN ÖZELLİKLERİ
Avârifü’l-Maârif · 15. bölüm · Bil ki; rıbat ve tekkelerin (mânevi bir eğitim müessesesi olarak) te’sisi, hidayet üzerindeki İslâm ümmetinin bir süsü (iftihar tablosudur). Rıbat ve tekkelerde yaşayan sûfilerin,
MÂNEVÎ FETİHLER VE İLÂHÎ İHSANLAR
Avârifü’l-Maârif · 20. bölüm · Sûfinin, Allahu Teâlâ ile meşguliyeti kemâle erince ve içinde bulunduğu vaktin hukukuna tam riâyetle takvâda ilerleyip zühdü tamam olunca, sebeplere sarılmayı terk eder. Kendisine
SEMÂ HAKKINDA SÛFİLERİN GÖRÜŞÜ
Avârifü’l-Maârif · 22. bölüm · Allahu Teâlâ buyurmuştur ki "Sözü dinleyip de en güzeline uyan kullarımı müjdele! Onlar Allah’ın hidâyete ulaştırdığı kimselerdir. Ve onlar, gerçek akıl sahipleridir.” (Zümer (39),
SEMÂ ÂDABI
Avârifü’l-Maârif · 25. bölüm · Bu bölüm, semâ’ın edeblerini, sema yaparken düşen hırkayı parçalamanın hükmünü, bu hususta büyüklerin işâretlerini, bu konuda tavsiye edilen ve sakındırılan durumları içine almakta
HALVETE GİRİŞ ÂDABI
Avârifü’l-Maârif · 28. bölüm · Rivâyete göre; Hz. Dâvud (a.s) hüküm vermede bir hataya düştüğü zaman kırk gün kırk gece, secde hâlinde istiğfar etti; nihâyet Yüce Rabbi kendisini affetti . (Buradaki hatâ; bazı İ
TAHÂRET ÂDABI
Avârifü’l-Maârif · 33. bölüm · Allahu Teâlâ, Ashâb-ı Suffe hakkında şöyle buyurmuştur: "O mescitte (günahlardan ve pisliklerden) temizlenmeyi seven adamlar vardır. Allah güzelce temizlenen kimseleri sever.” (Tev