Envârü’l-Kulûb III · kaynak sayfaları 558–564 Hz. Ömer-ül-Faruk, Başrahibe şu cevabı verdi: — Evet, kilisede namaz kılmak caizdir, dedi. Fakat, beni burada namaz kılarken gören müslümanlar, kiliseni cami yapmak isterler. Oysa, biz hiç kimsenin ibadethanesine dokunmayız. Bırak, namazımı dışarıda kılayım. Onun, bu namaz kıldığı yere müslümanlar sonradan Mescid-i Ömer olarak anılan ve tanınan cami-i şerifi yaptırmışlardır. Ebu-Cehil ve vârislerinden gayrı hiç kimse, kulu Rabbine ibadetten men'etmez ves-selâm... Ne var ki, Ebu-Cehil mel'unu Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin binlerce mû'cizelerine tanık olduğu halde, iyman tâcını giyememiş, şeref-i islâm ile müşerref olamamıştır. Sizlere, bu mû'cizelerinden bir misal daha sunmak isterim: MÛ'CİZE-İ-NEBEVİ Nebiyyi ins-ü can aleyhi ve âlihi salâvatullah-ir-Rahman efendimiz, çocuklukla gençlik çağları arasında, bütün peygamberlerin müşterek mesleği olan çobanlık yapmıştı. Bir gün, iki cihan serveri sürülerini Mekke-i mükerreme haricinde otlatmış şehre dönüyorlarken, Ebu-Cehil de bir deve sırtında geldi ve kendilerine yetişti. Bindiği deve gayet esrik bir hayvandı. Efendimize seslendi: — Yâ…
ÜYE KÜTÜPHANESİ
Okumaya kaldığınız yerden devam edin.
Tam metin Meclis üyelerine açıktır. Üyelik ücretsizdir; okuduğunuz bölümü defterinize kaydedebilir ve özel notlarınızı aynı yerde tutabilirsiniz.