ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
18 sonuç · toplam 47 · “fermân” · 1/1
01Sayfalar 200–206
Muzaffer Ozak Külliyatı · dar şehzade diye bilinen çingene oğlanı da bütün kırlar ve ormanlar üzerine âmir tayin ederek eline ferman vermiş ve saraydan uzaklaştırmıştı. Kanarya kafesine girmiş, o zamana kad
Sayfalar 263–271
Muzaffer Ozak Külliyatı · ve yerinde buldular ve o günden itibaren Istanbul'da bulunan bütün tekke ve zaviyelerde günde yetmiş bin tevhid getirilmesini ferman buyurdular. Işte, o günden itibaren tevhid eden
Sayfalar 450–455
Muzaffer Ozak Külliyatı · Bu cennet ibrigine kevser suyu doldurulmuştu. Allah, böylece Rıdvana emrü ferman etmişti. O ibrik ile, o leğene dökülen kevser suyu ile abdest aldım. Beni, Kâbe'de, hatem denilen y
Sayfalar 524–529
Muzaffer Ozak Külliyatı · Recep ayının yirmi altıncı gecesi ki, biz ona Mirâc gecesi diyoruz. Işte o mübarek ve mukaddes gece, taraf-ı ilâhiden Habib-i Hüdâ efendimize emir ve ferman buyurulmuş, ümmet-i Muh
Sayfalar 3–12
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ YAYINLARI - No: 42 5846 Sayılı Kanun gereğince te'lif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: ÖZAL Matbaası - Baskı: ARBEN Matbaası Ista
Sayfalar 9–16
Muzaffer Ozak Külliyatı · Okuduğum âyet-i celile, işte o günü yani ölüm gününü, başka bir tâ'birle zâlimin mazlûmun eline geçeceği kıyâmet gününü anlatmaktadır. Bu şiddetli ve dehşetli günün başlangıcı düny
Sayfalar 44–50
Muzaffer Ozak Külliyatı · O salih ve ârif zat-1 şerifin ruhu kabzolununca, beşyüz rahmet meleği cesedinin yanında kalırlar, yakınları kendisini gasletmeden melekler o velinin cesedini yıkarlar, cennetten ge
Sayfalar 48–56
Muzaffer Ozak Külliyatı · bütün bu alâmetler ölen o kimse için rahmet-i ilâhiyyenin nüzulüne işarettir. Haberde vârid olmuştur ki, Allahu teâlâ bir mü'minin ruhunu kabzetmek murad buyurduğunda, Melek-ül-mev
Sayfalar 96–105
Muzaffer Ozak Külliyatı · ve felâketlere ma'ruz kalır mı idik? Artık, ilelebet burada kalacak, bu korkunç azabı tadarak yanacağız. Bizi sen idlâl ettin, hak yolundan sen alıkoydun, ebedî saadetten mahrum et
Sayfalar 109–115
Muzaffer Ozak Külliyatı · şi Nemrud'un ve kavminin üzerlerine savurup onları yakmayı ve yağmurlarla ateşi söndürmeyi teklif etti. Ibrahim aleyhisselâm, bu teklifi reddettiği gibi, yardımına gelen Cebrail al
Sayfalar 144–151
Muzaffer Ozak Külliyatı · Innallâhe ve mel'iketehû yusallûne alen-Nebiy - Yâ eyyühelleziyne âmenû sallû aleyhi ve sellimû lesliymâ... (Allahu teâlâ ve melekleri, Nebiyullah'a salât ederler. Ey iyman edenler
Sayfalar 159–165
Muzaffer Ozak Külliyatı · Üdebali'ye tâbir ettirerek memnun ve mesrur oradan ayrıldı. (Bu kıssayı, evvelce de belirttiğimiz gibi IRAD'ın ikinci cildinde teferruatıyla ve bu risâlemizde de hulâsatan arz etmi
Sayfalar 281–287
Muzaffer Ozak Külliyatı · habım? Ezvâc ve evlâdım neredeler? Hani; Fatıma'm, Rukiyye'm, Zeyneb'im, Ibrahim'im, Kasım'ım, Abdullah'ım? Ummetlerim neredeler, söyle ey Cibril-i emin söyle ümmetlerim nerede? bu
Sayfalar 362–369
Muzaffer Ozak Külliyatı · «TEVHIDE GEL!» Âkılim diyen kişi, revhide gel tevhide.. Ucmadan bu can kuşu Tevhide gel tevhide.. Arifler tevhid eder, Yönelir hakka gider, Bir kez Allah de, yeter; Tevhide gel tev
Sayfalar 378–385
Muzaffer Ozak Külliyatı · Zikrimiz illallah olsun, Kalplerimiz safa bulsun, Gönlümüze nurlar dolsun, Gelin illallah diyelim.. Allah ile olur her iş, Kalpten ihraç olur teşviş, Edelim yar ile cünbüş, Gelin i
Sayfalar 424–430
Muzaffer Ozak Külliyatı · — Ey Habib-i zişân!.. Biz, Kur'an-ı aziymi sana meşakkat ve mihnet olarak zorluk için inzâl etmedik. Mübarek ayaklarının ikisini de yere basarak namazını kıl ki, vücud-u pâkine zah
Sayfalar 438–444
Muzaffer Ozak Külliyatı · Ey âşık-ı sadık!.. Allahu zül-celâl vel-kemal hazretleri, bazı melekleri öyle kuvvetli yaratmıştır ki, onların bu kuvvetlerini dille tavsif ve kalemle tarif edebilmek imkân haricin
Sayfalar 579–586
Muzaffer Ozak Külliyatı · 8) Secde-i havf (Korku secdesidir ki, esrar-ı ilâhiyyeden bir şeyi müşahede edip, onun dehşeti ile Allahu tealâ'ya secde etmektir.) Secde-i münâcat; melâike-i kirâmın, Enbiyâ-i izâ