Ara
Menü

Sayfalar 96–105

1.572 kelime

İrşad III · kaynak sayfaları 96–105

ve felâketlere ma'ruz kalır mı idik? Artık, ilelebet burada kalacak, bu korkunç azabı tadarak yanacağız. Bizi sen idlâl ettin, hak yolundan sen alıkoydun, ebedî saadetten mahrum ettin...

Şeytan, bu ağır ithamlara ve kendisine yağdırılan lânetlere dayanamayacak ve şöyle mukabelede bulunacaktır:

— Siz çok söyleniyorsunuz. Artık size cevap vermek zamanı geldi, diyecek ve Allahu teâlâ'dan izin isteyecektir. Cenab-1 Rabbi zül-celâlin emr-ü-fermanı ile şeytan cehennem elbislerini giyecek, onların lânetlerine cevap vermek ve hakikatleri kendilerine bildirmek maksadıyle, ateşten bir minber üzerine çıkacak.

bütün cehennem ehli de şeytanın bu hitap ve itâbını işiteceklerdir. Şeytan, diyecektir ki:

— Sizler, dünya hayatına aldandınız. Allah'a ve peygamberlere sırt çevirerek, bana tâbi oldunuz. Şimdi, bu azaba düçar olanlar, benimle birlikte burada kalacaklardır. Öyle ise beni iyi dinleyiniz.. Allahu teâlâ benim sizlere düşman olduğumu açıkça bildirdi. İlk babanız. Hz. Adem'e karşı haset ettiğimi ve kibirlendiğimi ve bu kibir ve hasedimden dolayı iflâs ederek rahmet-i ilâhiden kovulduğumu ve o günden sonra da Ademoğlu olan sizlere düşman olduğumu haber verdi. Bana, kıyâmete kadar mühlet verdiğini açıkladı ve bana aldanmamanızı, bana aldananların âsi olacaklarını. benimle birlikte cehenneme atilacağını, o cehennemde kâfir olanların ebediyyen kalacaklarını peygamberleri vasıtasıyle sizlere ilân etti. Bu anlattıklarımı duymayanınız var mı? Yok; hepiniz duydunuz, hepiniz öğrendiniz. Oyle olduğu halde, yine de Allahu teâlâ'ya âsi oldunuz, bana uydunuz, her dedigime itaat ettiniz ve neticede de bu elim azaba mahkûm oldunuz. Görüyorsunuz ki, şimdi benimle birlikte cehennemde bulunuyorsunuz.

Sizler, ne kadar ahmak, ne kadar gafil, ne kadar cahil imişsiniz ki; sizi yoktan yaradanı, hayat ve rızık vereni, insan kılığına getireni, o büyük kudret ve kuvveti unuttunuz, Allahu tâlâ'nın tehdit ve ikazlarına, peygamberlerinin korkutmalarına aldırış etmediniz de, benim gibi bir müflisin iğvâsına kapıldınız ve kandınız. benim sözlerime inandınız. Hâlâ da. gaflet ve

cehaletinizi ortaya koyuyor, boş yere bana levm ediyor, beni kınıyorsunuz. Ağız birliği ile bana lânet yağdırmanız bugün ne işinize yarar? Allahu teâlâ, size vâ'detmedi mi? Peygamberler size bildirmedi mi? Bu korkunç yerleri ve günleri haber vermedi mi? Size, öldükten sonra tekrar dirileceginizi, yaptıklarınızdan sorulacağınızı, her nefesinizin hesabını vermeğe mecbur olacağınızı söylemediler mi? Sizler ne yaptınız? Benim size verdiğim iğvâ hapı ile uyuştunuz, hakikatleri unuttunuz: (Canım, ahirete kim geldi, gifti? Olacak şey mi?) diye nebilerle alay ettiniz. Enbiyâya uyanları akılsız ve ahmak sandınız. Inanmamakla kalmadınız, daha da ileri giderek şeytanlıkta beni fersâh fersâh geçtiniz. Insanları yoldan çıkarmak için ne zulümler. ne kötülükler irtikâp ettiniz ve elbette bu azaba da müstehak oldunuz. Ben, size yalnız vesvese verir, kenara çekilirdim. Siz, benim vesvesemle iyman ehlini zorla dinden, diyanetten, ibadetten ve haktan men'ettiniz. Siz, benim vesveselerime o kadar kapıldınız ki, kiminiz mala, kiminiz mansaba, kiminiz putlara taptınız. Aranızda, işi Allah'lık dâvasına kadar götürenler oldu.

Hele. kendi aczini ve hiçliğini unutarak Allah'lık dâvasına kalkışan ahmaklara, bir yandan vesvese verir, bir yandan da onların bu bâtıl dâvalarına inanan ve tâbi olan sersemlere sinsi sinsi gülerdim. Bazılarınıza da: (Adam sende.. Ne merak edip duruyorsun? Ne âhiret var, ne azap ne de ikab.. Keyfimize ve gelirimize bakalım) vesvesesini verir ve bu gibileri de şunu bunu çarpıp çırpmaya, haram-helâl demeden ne bulursa yutmaya, Allah'a kulluk görevi olduğunu unutmaya, zevk ve safa içinde kendisini avutmaya yöneltirdim. Hemen ilâve edeyim ki.

kimseye zorla bir şey yaptırmaya kadir değildim. Fakat, sizler halkı zorla yoldan çevirneye ruhsatlı idiniz.

Şeytanın cehennem ehline beyanatına biraz ara vererek.

bir hakikati gözönüne sermek isterim.

Ey ehl-i iyman:

Şeytan, gerçekten liç kimseye zorla bir şey yaptırmaya Irgâd, Cilt: 3 - F: 1

kadir değildir. O, yalnız insanoğluna vesvese verir. Fakat, insan şeytanları, şeytanın bu vesvesesini insanoğullarına zorla yaptırabilmek kuvvetine maliktirler.

HIKÂYE Bayezid-i Bestami kuddise sırrahul-âli hazretlerine, müridleri şeytandan şikâyet etmişler ve:

— Şeytan, bizim iymanımızı alıyor, demişler.

Hazreti Şeyh, şeytanı çağırmış ve azarlamış:

- Ey Iblis.. Sen, insanların iymanlarını alıyormuşsun, buyurmuş. Iblis, kendisini müdafaa etmiş:

— Yâ Şeyh, demiş.. Ben, kimseye zorla bir şey yaptıramam. Kimsenin zorla bir şeyini almak hususunda da Allah'tan korkarım. Ne var ki, insanoğlu çok basit sebeplerle iymanlarını atarlar, ben de onların attıkları imanlarını alırım.

Evet; şeytan cehennem ehline hitaben sözlerine devam etmiş:

— Benim vazifem sizi aldatmaktı. Zevk ve safaya düşürmek, haktan gaflete sürüklemek en önemli işlerimdendi. Hepinizin boyunlarınıza, birer boyunduruk taktım. Kiminizi iymanından, kiminizi namusundan ettim. Ben, ne dedimse, siz aynen yaptınız. Allahu teâlâ'ya ve Peygamberlerine inanmadınızda bana inandınız. Şimdi de utanmadan bana levm ediyorsunuz ki tamamiyle haksızsınız. Bana levmetmeyiniz, kendi nefsinize levmediniz. Bana lânet etmeyiniz, kendi nefislerinize lânet ediniz.

Şeytanın bu ağır ithamlarına ehl-i nâr verecek cevap bulamayacak ve hepsi başlarını önlerine eğerek susacaklardır. Sonra, cehennemin kapıları ebediyyen kapatılacak, kâfirler ve zâlimler ebedi olarak orada kalacaklardır.

Ey ehl-i iyman:

Düşmanını tanı, şeytana ve şeytan uşaklarına bende olma...

Seni, iymandan mahrum eden, ibadetten alıkoyanlar apaçık

düşmanlarındır. Onlar, seni Evliyâ'ullah'ın sözlerinden çaldıkları bazı hak sözlerle kandırırlar. Bu tıpkı balıkçıların zokalarına bir miktar balık eti veya yem takmalarına benzer. Onu kapacağım diye ağzını açtın mı, içindeki çengelli iğneye takılır ve bir daha kendini kurtaramazsın. Artık, onların oltalarına düşmüş, her şeyini kaybetmiş olursun. Artık sana ne isterlerse yaparlar. Yalnız canından değil, iymanından ve tertemiz itikadından da olursun, ki bunun da sonu ebedi felâkettir.

Seni Hakka götürecek, iki cihanda saadet ve selâmetini temin edecek kimseler, ancak aşağıda sayacağım sıfatlara malik olanlardır:

Her kim, seni Allahu teâlâ'ya ve O'nun Habib-i edibine çağırırsa, sana ibadet ve tâ'atı tavsiye ve telkin ederse, kalbine Allah ve Muhammed aşkı aşılarsa, sana ashab-l kirama hürmeti ve Ehl-i beyte muhabbeti talim ve teşvik ederse, ibadetlerinde sana şevk ve lezzet verdirirse, seni bütün günahlardan, kötülüklerden, fenalıklardan men'ederse, bil ki o senin dostun, dünya ve âhiret kurtarıcındır. Zaten, böyle bir zat-ı şerifi görünce kalbin sürura erer, mübarek vechine baktığın zaman Allah ve Resülünü hatırlarsın, kalbinde Allah korkusu ve Allah muhabbeti, Resûl aşkı belirir ve uyanır. Ona sarıl, ona bağlan ve hiç korkma, sana uzattığı can kurtaran simidine bağlı olan Allah'ın ve Resûlünün ipidir. Ona tutunan mutlâka necata erer.

Bu sıfatları nefsinde toplayan bir zat-ı şerifi bulabilirsen, ona dört elle sarıl, bırakma, ayrılma ki iki cihanda aziz olasın.

Dünya ve âhiret saadet ve selâmetine eresin.. Bu fâni âlemden cennete giresin ve cemale eresin..

Yâ ilâhi:

Ism-i â'zamın hakkı için, zât-1 akdes-i ilâhiyyen hakkı için, Hâdi ism-i celilinin sırrı için, bizlere dostlarını tanıt ve bizleri dostlarından ayırma.. Düşmanlarından ırak eyle, bizleri onların şerlerinden koru ve kurtar…. Dost postuna bürünen düşmanlarının tasallût ve tecavüzlerinden, şerlerinden hıfzeyle.. Hakkı Hak ile göster, bâtılı tânıt ve bâtıldan ırak eyle.. Habibinin nurlu ve mübarek izinden giden, O'nun siyreti, sıfâtı ve ahlâkı ile

- 100-sıfatlanan Ehlullah'a karib eyle.. Bizleri onlardan ayırma.. Son nefeste iyman ile göçmeği nasip ederek sâlihlere ilhak eyle...

Kapından Iblis gibi tardeyleme.. Ibadetinden zevk ver, ibadeterimizle magrur eyleme.. Bizleri ibadetinden usandırma... Bizleri kötü işlerde, çirkin yerlerde istihdam eyleme... Aşkımızı tezyid ve kulluğumuzu teksir eyle.. Bizleri aziz eyle, zelil eyleme.. Acz ve kusur ile yaptıgımız ve sana aslâ lâyık olmayan ibadetlerimizi lûtfen kabul eyle.. Bizleri secdenden ve huzurundan ayırma.. Isimlerimizi, şakiler divanından, sa'idler divanına geçir ve orada sabit eyle.. Bizleri Hüseyn'in kanı hürmetine nârından azâd eyle.. Bizlere adlinle değil, affınla muamele ederek şâdeyle.. Ölüm günümüz ki, dünyamızın sonu ve âhiretimizin ilk günüdür, işte o mühim ve mühlik günde bizleri korkutma, kalplerimizi yanıltma.. O ânda müjdeci meleklerini göndererek biz.

leri cennetin, cemalin ve rahmetinle sevindir.. Kabir karanlığından ve kabir azaplarından koru.. Mahşer zulmetinden, cehennem dehşetinden emin eyle.. Cennetine vasıl ve didârına nail eyle.. Bi-hürmeti seyyid-il mürseliyn vel-hamdü lillahi Rabbilâlemiyn EL-FÂTİHA..

EL-HAC

MUZAFFER OZAK

IRŞÂD YİRMi DÖRDÜNCÜ DERS MÜNDERECAT:

Bakara sûre-i celilesinin ilk âyetlerinin tefsiri: Mü'min kime denir? Mü'minin sifatları ve vasıfları nelerdir?

İymanın faziletleri ve mü'minlerin meziyyet ve mazhariyyetleri nelerdir? Mülhid kime denir? Mülhidlerin vasıfları ve alâmetleri nelerdir? İslâm âlimlerine ve bütün müslümanlara beyannemeler neşrederek Kur'an-ı kerimden bazı âyetlerin, yine Kur'an-ı kerim âyetleri ile cevaplanmasını isteyen bir mülhidin sorularina cevaplarımızla, İbadullah'ı tarik-i hidayetten, tarik-i dalâlete götürmek isteyenlerin niyyet ve maksatlarını açıklayar ihtar ve ikazları, islâm ve iyman düşmanlarının gayret ve faaliyetlerinin gaye ve hedeflerini, içeriden ve dışarıdan islâmı ve müslümanları tehdit eden tehlikeleri açıklayan mühim bir risâledir.

Sallû alâ Seyyidinâ Muhammed Sallû alâ Mürşidinâ Muhammed Sallû alâ Şems-id-Duhâ Muhammed Sallû alâ Bedr-id-Dücâ Muhammed Sallû alâ Nûr-il-Hüdâ Muhammed Allah. Hayrible serin min Allah. Men kâne Ai labili Allan.

.. Men kâne fi kalbihi Allah..

Fe-mû'inuhu ve nâsıruhu fid-dâreyni Allah.. Rabbişrahli sadri ve yessir-li emri vahlül ukdeten min lisâni yefkâhu kavli ve ufevvidü emri ilallah.. Vallahü basiyrün bil-ibâd.

Sübhaneke lâ ilme lenâ illâ mâ allemtenâ inneke ent-el alim-ül-hakim.

Sübhaneke lâ fehme lenâ illa mâ fehhemtenâ inneke ent-el cevvâd-ül-kerim..

Sübhaneke mâ abednâke hakka ibadetike yâ Mâ'bud..

Sübhaneke mâ arefnâke hakka mâ'rifetike yâ Mâ'ruf..

Sübhaneke mâ zekernake hakka zikrike yâ Mezkûr..

Sübhaneke mâ şekernâke hakka şükrike yâ Meşkûr..

leziyne yüminüne bil-gaybi ve yukımûn-es-salâte ve mimma rezaknâhüm yünfikun - Velleziyne yü'minîne bimd ünzile ileyke ve mâ ünzile min kablike ve bil-dhiretihüm yikınün Uld'ike alâ hüden min Rabbihim ve ulâike hümül-müflihûn.

El-Bakara: 1-5

ELIF - LÂM - MIM Muhterem ıhvan-1 din-i mübiyn:

Aziz cemaat-i müslümiyn:

Bu harfler; elbette bir mâ'nayı hâmil ve elbette bazı esrarı câmidir. Mâ'nayı hakikisi; Allahu teâlâ ile, âlemlere rahmet olarak gönderdigi Habib-i edibi arasında bir sırdır. Bir de, Resûl-ü zişân aleyhi ve âlihi salâvatullah-ül Mennân Efendimiz hazretlerinin, talim buyurdukları sırlara vakıf zevat-ı zevil-ihtiram bilirler. Ummet-i Muhammed'in her ferdinin bilmesi ve öğrenmesi icabetmediğinden, herkese talim ve tefhim olunmamıştır.

Huruf-u-mukatta'a hakkında TEFSIR-İ FETH-ÜL-KADIR'de Eş-Şu'ara sûre-i celilesinin başındaki TÂ - SİN - MIM tefsirinde, şöyle bir hikâye anlatılmaktadır:

Hz. Ibn-i Abbas ile Huzeyfe't-ül-Yemani (Radıyallahu teâlâ anh-ül-Bâri) efendilerimiz, bir yerde sohbet ediyorlarmış. Bilindiği gibi, Hazreti Ibn-i Abbas; Cenâb-1 Risâletme'âb Efendimizin amcasının oğlu, Hazreti Huzeyfe't-ül Yemani de, Aleyhissalâtü vesselâm efendimizin sırdaşıdır. (Allahu teâlâ her ikisinden de razı olsun)

Bir zat, bu meclise gelmiş ve Hz. Ibn-i Abbas'tan:

TÂ - SIN - MIM harflerinin tefsirini, mâ'na ve madlûlunu sormuş.. Ibn-i Abbas hazretleri: