Ara
Menü

Sayfalar 579–586

1.639 kelime

Envârü’l-Kulûb III · kaynak sayfaları 579–586

8) Secde-i havf (Korku secdesidir ki, esrar-ı ilâhiyyeden bir şeyi müşahede edip, onun dehşeti ile Allahu tealâ'ya secde etmektir.)

Secde-i münâcat; melâike-i kirâmın, Enbiyâ-i izâmın ve Evliyâ-i benâmın ve sahib-i Resûl-ü zişânın secdeleridir. Bu zevat-1 zevil-ihtiram, makam-ı münâcatlarında secde-i tadarrû ile Rabbil-âlemiyne secde ederek, abdiyyetlerinin kemalini izhar buyurmuşlardır. Bâhusus, Sahib-i makam-ı Mahmud aleyhi ve âlihi salâvatullah-il-Vedud efendimiz hazretleri, kuşkusuz ceza gününde ve arş-ı Rahman'ın önünde secde-i münâcatta bulunacak ve:

— Yâ Rab!.. Fatımam, Hasanım, Hüseynim, Ibrahimim, Kasımım, Rukiyem, Zeynebim ve nefsim fedadır. Illâ ümmetim, illâ ümmetim, diye niyaz edecek, nice bin türlü tesbih ile ağlayarak Rabbinden ümmetinin necat ve felâhını isteyecektir. Ilâhi, ümmetimi bana bağışla, eger onları nârına koyacak olursan, ben de nârına gireyim, feryatları ile inlerken Mevlâyı müte'al hazretlerinin ferman-ı sübhanisi şeref-sadir olacaktir:

— Ey Habib-i zişânım!.. Mübarek başını secdeden kaldır, şefaatin kabul ve dileklerin makbuldür. Ümmetini sana bağışladım, canından ve evlâtlarından fazla sevdiğin ümmetini al ve cennetime gir, buyrulacaktır.

Habib-i edib-i Kibriyâ, bu irade-i ilâhiyye üzerine başını secdeden kaldıracak, ümmetini cennete idhal ve vasıl-ı cemal edecektir.

Bizler, Allahu sübhanehu ve tealâ hazretlerinin ne mutlu ve kutlu kullarıyız ki -El-Hamdü lillâh- bizi zât-ı ulûhiyyetine kul ve Nebil'er serverine ümmet olabilmek şeref, saadet ve bahtiyarlığına mazhar kılmıştır. O halde, bu büyük lûtuf ve ni'metten dolayı hemen Rabbimize secde edelim (Sübhane Rabbiyel-â'lâ) diyerek vecde gelelim, kulluk makamında kaim ve rizayı ilâhiyye varan tek yol olan Sırat-ı müstakiym'de daim olalım, Hak rizasını bulalım, cennet derecelerine erelim, cemal-i Hakkı görelim, gerekirse bu yolda can ve baş verelim.

Cenab-ı Hak ve Feyyâz-ı mutlâk, cümlemizi tevfikine refik eylediği kullarından eylesin âmin bi-hürmet-i seyyid-il-mürseliya.

Sübhane Rabbike Rabbil-izzeti ammâ yasıfûn ve selâmün alelmürseliyn vel-hamdü lillâhi Rabbil-âlemiyn. (EL-FÂTİHA)

El-Hac

MUZAFFER OZAK Yâ Hû!..

Rabbine secde eden, Nail-i gufran olur, Secdede vecde giden, Vâsı-i cinân olur...

Secde eyle ve yaklaş, Dökülsün gözünden yaş, Nefsinle olan savaş, Secdede âsan olur...

Kulluğunda da'im ol, Namazında ka'im ol, Hak buyruğun tutan kul, Sahib-i irfan olur...

Secde eden Mevlâ'ya, Vermez ömrü hevâya, Sabreden her belâya, Mahbub-u Rahman olur...

Secde etmezse kişi, Müşkil olur her işi, Böylesinin gidişi, Sonunda niyrân olur...

Hak yolunda gitmeyen, Hakka secde etmeyen, Ömrü hayra yetmeyen, Esir-i şeytan olur...

Sırrı Hakka erenler, Kulu Hak'tan ayıran, Hak Cemalin görenler, Da'im nefsi kayıran, Bu yolda can verenler, Âşık-ı hayran olur...

Mai namus asran ou....

AŞKİ Hakka secde kıl, Varsa başmda akıl, İyman ile müntekil, Olanlar handân olur...

El-Hac

MUZAFFER OZAK

ENVÂR-ÜL-KULÜB (Kalblerin Nurları)

DERS: 26 MÜNDERECAT:

Et-Tövbe sûre-i celilesinin 36. âyet-i kerimesinin tefsiri - Bir yılın on iki ay olarak takdir buyrulmasının sırrı nedir? - Hürnet ve tâ'zime lâyık dört ay hangileridir? - Cahiliyet devrinde de bu dört aya saygı gösterilmesi nedendir? - Muharrem ayının Hicri yılın başlangıcı olması, hicret-i Nebeviyye ile ilgili midir? - Muharrem ayının, yılın ilk ayı olmasındaki sır ve hikmetler - Muharrem ayında oruç tutulmasının sebebi - Aşura günü oruç tutmanın kıymet, ehemmiyet ve fazileti - Muharrem ayı içinde daha önce geçen olaylar - Hz. Âdem aleyhisselâmın tövbesinin Muharrem ayında kabul buyurulması keyfiyeti - Aşura günü tutulacak orucun üç mertebesi - Aşura günü yapılması gere.

ken dokuz vazife nelerdir? - Arş, Kürsi, Levh ve kalem Muharrem ayında yaratılmışlardır - Nuh aleyhisselâm, Tufan'dan aşura günü kurtulmuştur - İbrahim aleyhisselâma, Nemrud'un nârı muharrem ayında nûr olmuştur - Musa aleyhisselâm, düşmanlarından aşura günü kurtulmuştur - Bütün dinler ve peygamberler Muharrem ayında birer ni'meti ilâhiyyeye mazhar olmuşlardır - Resûl-ü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin Muharrem ayı ile ilgili irşâd ve ikazları - Kerbelâ faci'ası ve neticeleri - Zâlimlere hizmet eden bir bedbahtın başına gelenler - Kerbelâ şehit- (Devamı arka sayfada)

lerinin mübarek başları Şam'a nakledilirken muhafızlık görevinde bulunan birisinin korkunç âkibeti - Diğer gazalarda şehitlere yapılan tecavüz ve hareketle, Kerbelâ şehitlerine tatbik olunan aynı değildir - Uhud gazasında Abdullah bin Cahş radıyallahu anh'ın şehadeti - Malışer yerinde zâlimlerin muhakemeleri - Hz. Imam- Hasan ve Hz.

Imam-ı Hüseyin radıyallahu anhümâ efendilerimiz hakkında vârid olan Hadisi şerifler - Hz. Imam-ı Hüseyin radıyallahu anh'ın, bir â'rabiye yardımı - Kerbelâ faci'asından ehl-i iymanın alacakları ders ve ibretler - Her türlü belâ ve musibetlere sabretmenin ehemmiyet ve fazileti - Resûlullah sallallahu aleyhi ve selleme, âline evlâdına, ezvâcina, ashabına ve ahbabına hürmet ve muhabbet eden mü'minlere müjdeler - Mü'minlerin asıl bayramları nedir - Dua -

Sallû alâ Seyyidinâ Muhammed...

Sallû alâ Şefi-i zünubinâ Muhammed...

Sallû alâ Envâr-i kulûbinâ Muhammed...

El-Evvelü Allah. El-Ahirü Allah. Ez-Zâhirü Allah... El- Bâtınü Allah... Hayrihi ve şerrihi min'Allah.. Men kâne fi kalbihi Allah.. Fe-mu'inuhu ve nâ'sıruhu fid-dâreyni Allah...

Rabbişrahli sadri ve yessir-li emri vahlûl ukdeten min lisani yefkahu kavli ve ufevvidu emri ilâllah vallahu basiyrün bil-ibâd...

Sübhaneke lâ ilme lenâ illâ mâ allemtenâ inneke ent-el alim-ül-hakim...

Sübhaneke lâ fehme lenâ illâ mâ fehhemtenâ inneke ent-el cevvad-ül-kerim...

E.üzü billâhi min-eş-şeytan-ir-raciym Bismillah-ir-rahman-ir-rahiym İnne iddet-eş-şuhuri indallah-isnâ aşere şehren fi kitabillâhi yevme halak-as-semavati vel-arda minhâ erba'atün hurum zâlik-ed-din-ü kayyirnü felâ tazlimû fiyhinne enfüseküm ve katil-ül-müşrikiyne kaffeten kemâ jukatilüneküm kaffeh vâ'lemu ennallahe mâ'al-müttekıyn...

Et-Tevbe: 36 (Allahu azim-üş-şân, gökleri ve yeri halkettiği gündenberi ayların sayısı Allahu tealâ indinde on iki aydır. Bu ayların hür-

metini ihlâl etmeyin, dosdoğru bir hesaptır, ne bozulur ne de ortadan kalkar. İbrahim ve İsmail aleyhimüsselâmın dini budur. Artık bu dört ayda nefislerinize zulmetmeyin ve müşriklerin diğer bütün aylarda sizinle savaştıkları gibi, sizler de bütün aylarda onlarla savaşın. Bilin ki, Allahu sübhanehu ve tealâ'nı yardımı, zât-1 ülühiyyetine iyman ve itaat eden ve ondan korkup günahlardan sakınanlarladır.)

Aziz ve muhterem din kardeşlerim ve Hak yoldaşlarım:

Yerlerin ve göklerin kayıtsız şartsız sahibi, görünen veya görünmeyen, bilinen veya bilinmeyen âlemlerin mutlâk ve muhakkak mâliki, nutfeyi insan eden, bütün yarattıklarına ni'metlerini ihsan eden, her emrinde ve hükmünde galip, her emri ve her hükmü biz âciz ve günahkâr kulları lehinde merhamet ve mürüvvetini câlip, ivman ve itaat ederek rizayı ilâhiyyesini tahsile çalışan kullarına ragıp olan Allahu zül-celâ: velkemal hazretlerinin, ilm-i ezelisinde ayların sayısı on iki olarak tayin ve takdir buyurulmuştur. Bu on iki ay içinde, islâmın temel şartlarından birisi olan Ramazan ile yine islâmın temel şartlarından birisi olan Zekât mü'min ve muvahhid müsümanlara farz kılınmıştır.

Evet, Allahu tealâ yerleri ve gökleri halk ve icat buyurduğunda, yılları on iki ay olarak tanzim buyurmuştur ve kıyamete kadar da on iki ay olarak idame edileceği bu emr-i ilâhiyle sabittir. On iki aydan dördü, diğerlerinden ziyade hürmet ve tâ'zime lâyık olup, bunlardan üç ay birbirine bağlı olarak gelen ZIL-KA'DE - ZIL-HICCE - MUHARREM aylarıdır.

Birisi de, RECEB ayıdır ki, din-i kayyım olan ve Hz. Ibrahim aleyhisselâmın Allahu tealâ cânibinden getirdiği ve oğlu İsmail aleyhisselâmın da hükümleriyle amel ederek devam ettirdiği din ve şeri'attir. Onun için, islâmda da bu dört aya diğerlerinden ziyade hürmet ve tâ'zim edilmesi farzdır. Zira, Hz.

ibrahim aleyhisselâmdan Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem efendimize kadar devam eden VAKT-I-IBRAHÎM'de bu dört aya edilegelen hürmet ve tâ'zim bâki kalmıştır ve islâm-

da da bunlara hürmet ve tâ'zim olunmuştur. Hattâ, islâmın intişarına kadar cahiliyyet devrinde araplar da bu dört aya hürmet ederler ve birbirleriyle bu dört ay içinde savaşmayı haram sayarlardı. O kadar ki, bir kimse öldürülen babasının veya kardeşinin katili ile karşılaşacak olsa, bu aylara tâ'zimen baba veya kardeşini öldürenden intikam almayı, başka bir aya ve zamana bırakırdı.

Ey âşık-ı sadık!..

Hürmet ve tâ'zime lâyık aylardan birisi de MUHARREM ayıdır demiştik. Sebeb-i hilkat-i âlem ve güzide-i beni-Adem, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz hazretleri MU- HARREM ayında, Mekke-i Mükerreme'den Medine-i münevvere'ye hicret etmekle emrolunmuştur. Bu hicret-i seniyyeleri sonundadır ki, islâm kuvvet ve kudrete, iyman metanet ve resanete, mü'minler hidayet ve hürriyyete kavuşmuşlardır. Iyman ve islâmın bu vesile ile parlayan nuru, hergün biraz daha genişleyip yayılarak yeryüzüne dağılmaya başlamıştır ve kıyamete kadar da aynı şekilde parıldayacak ve aslâ sönmeyecektir.

Bu aziz nuru söndürebilmek gayret ve vehimesiyle üfleyenlerin her solukları onu biraz daha parlatacak, söndürebileceklerini zannedenlerin gözlerini kamaştıracaktır. Yarasa misali gözleri ışığa, nura dayanamayan gözler, önünde sonunda kör olacak ve o kâfirler islâm nuru karşısında mağlûp ve münhezim helâka mahkûm kalacaklardır. Allahu talâ'nın dini olan islâm, bi-zâtihi âli ve yücedir. Binaenaleyh, islâmı yıkmağa ve iyman nurunu söndürmeğe uğraşanlar, Nemrud gibi Allahu sübhanehu ve tealâ ile savaşmağa kalkışanlar, maddi-mâ'nevi bir belâya müptelâ olacaklar, rezil ve zelil helâk olmaktan kurulamayacaklar ve kendilerinden önce cezayı sezâlarını bulanlar gibi kahi-u tedmir olunacaklardır.

Muharrem ayının, yılın ilk ayı olmasının sırrı ve hikmeti de şudur:

Hicri takvime göre, ayların sonuncusu olan Zil-Hicce'de islâmın erkânından biri olan HAC farizasını ifa eden mü'minler, tertemiz olarak sene başı olan Muharrem'e girerler. Bütün

günahlarından arınmış, dünya pisliklerinden paklanmış, mâ'nevi nurlarla nurlanmış oldukları halde yeni seneye dahil olurlar. Allahu tealâ'nın hürmet ve tâ'zim olunmasını emir ve ferman buyurduğu bu mübarek ayda, Mevlâyı müte'alin sevmediği ve haram kıldığı kötülüklerden, günahlardan, isyan ve nisanlardan son derece kaçınır ve sakınırlar. Muhbir-i sadık aleyhi ve âlihi salâvatullah-il Hâlik efendimiz hazretlerine karşı besledikleri sevgi ve saygıdan ötürü, onun taraf-ı ilâhiden getirdiği şeri'atine, iyman ve islâm ahkâm ve şeraitine ellerinden geldiği ve güçlerinin yettiği kadar tâbi olurlar ve bu sayede saadet ve selâmete ererler, daha bu âlemde iken cennete girerler, cemâl-i ilâhiyyeyi görürler.

Ey ehl-i iyman!..

Bilmiş ol ki, yaptığımız her iyi veya kötü hareket ve davranış, haftada iki defa huzur-u ilâhiyye arzolunmaktadır. Bu iki gün, pazartesi ve perşembe günleridir. Aklı olan, bu iki mübarek günü ibadet ve tâ'atle ihyâ eder, gündüzleri saim ve geceleri kaim olur. Böylelikle, Allahu sübhanehu ve tealâ hazretlerine kulluğunda dâim olur. Rabbine muhtaç olduğu kadar ibadet eder, ateşe dayanacağı kadar günah işler, dünya hayatında kalacağı kadar dünyaya, âhiret hayatında kalacağı kadar âhirete rağbet eder ve ona göre çalışır. Kendilerine akıl ni'meti, fikir izzeti ve tefekkür re'feti bahş ve ihsan buyurulanlar, her hal-ü kârda bu minval üzere bulunurlar. Ahiret âlemi-, ne varılacak ebedi yolculuğa hazır ve hazırlıklı olurlar. Ne zaman, nerede ve nasıl gideceklerini kestiremeseler dahi, mutlâka gideceklerini, günün birinde ansızın yola çıkarılabileceklerini bilirler, takvâ azıklarını dâimâ beraberlerinde bulundururlar ve emre müheyyâ dönüş haberini beklerler. Ölüm, ansızın geliveren bir misafir gibidir, hem de dâvetsiz bir misafir denilse yeridir. Günün birinde herkes o dönüşü olmayan yola ve yolculuğa çıkacaktır. Amel sandığı denilen kabirler, ağzı açık bir ejderha gibi bizleri beklemektedir. Eşlerimiz dul ve yavrularımız yetim kalmağa namzettir. İşte, o pişmanlık hengâmı gelip çatmadan, Azra'il aleyhisselâm emaneti almak üze-

Sayfalar 579–586 · Envârü’l-Kulûb III — tarikat.org