Envârü’l-Kulûb III · kaynak sayfaları 424–430 — Ey Habib-i zişân!.. Biz, Kur'an-ı aziymi sana meşakkat ve mihnet olarak zorluk için inzâl etmedik. Mübarek ayaklarının ikisini de yere basarak namazını kıl ki, vücud-u pâkine zahmet vermesin... Bundan dolayı ism-i şerifleri Tâ-Hâ oldu denilmektedir. Sahib-üt-tâcı vel-Mi'râc efendimiz hazretleri, o mukaddes gece kürsiyyi ilâhiyyeye varınca, ayakkabılarını çıkarmak istedi. Allah azze ve celle irade buyurdu: — Ey Habib-i edibim!.. Ayakkabılarını çıkarma... Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem tekrar niyazda bulundu: — Yâ Rabbel-âlemiyn!.. Kardeşim Musa aleyhisselâm Tûr'a vardığında ona: (Sen mukaddes bir vâdidesin, ayakkabılarını çıkar!.) diye emr-ü ferman buyurmuştun. Orası, dünyada ve yeryüzünde bir mübarek makam iken hal böyle olunca, burası senin kürsiyyi ilâhiyyen değil midir? Elbette ve elbette bana da ayakkabılarımı çıkararak Kürsiyyi ilâhiyyene yalın ayak basmam gerekmez mi? Âlemlerin Rabbi, Hâlıkı ve Rezzâk'ı hitap buyurdu: - Ey Habibim!.. Bütün âlemleri senin için halk ve icat eyledim. Hz. Musa kelim'im, sen ise habibim ve…
ÜYE KÜTÜPHANESİ
Okumaya kaldığınız yerden devam edin.
Tam metin Meclis üyelerine açıktır. Üyelik ücretsizdir; okuduğunuz bölümü defterinize kaydedebilir ve özel notlarınızı aynı yerde tutabilirsiniz.