ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
37 sonuç · “sâni”
01Kâsâniyye / Dehbîdiyye
Ahmed Kâsânî Mahdûm-ı A‘zam’ın Fergana, Semerkant ve Buhara çevresinde kurduğu; Dehbîd merkezinden halifeleri ve evlâtları vasıtasıyla Orta Asya, Doğu Türkistan, Kuzey Hindistan, Belh, Şam ve İstanbul’a yayılan Nakşibendî kolu.
Âfâkıyye / Akdağlık Hâceleri
Hidâyetullah Âfâk Hoca çevresinde Kaşgar ve Doğu Türkistan'da siyasî-mânevî güç kazanan; Akdağlık Hâceleri diye de bilinen Kâsânî kolu.
Cûybâriyye
Muhammed İslâm Cûybârî ve Kâsânî'nin evlat-halife çevresinde Buhara-Dehbîd hattında gelişen kol; kurucu nispeti tek şahsa indirgenmez.
İshâkıyye / Karadağlık Hâceleri
Ahmed Kâsânî'nin halifesi Lutfullah Çûstî ve Hâce İshak Velî üzerinden Doğu Türkistan'a yayılan; Karadağlık Hâceleri diye de bilinen Kâsânî kolu.
Abalı Şeyh Hüsâmeddin-i Sânî
Abalı Şeyh Hüsâmeddin-i Sânî (ö. 1150/1737-38), Bosnalı Mustafa Efendi’nin oğlu; Kasımpaşa Uşşâkî Âsitânesi’nin şeyhi ve türbedarı, Ahmed Hüsâmî Efendi’nin kayınpederidir.
Abdülcelîl-i Bitlisî
Abdülcelîl-i Bitlisî (ö. 1160/1747), Bitlis’ten İstanbul’a gelen; Müştâkiyye silsilesinde Hacı Hasan-ı Şirvânî’nin, Zenbûriyye’nin Kādirî icazet hattında ise Şems-i Bitlisî’nin önünde yer alan Kādirî şeyhidir.
Abdülkerîm el-Cîlî
Abdülkerîm el-Cîlî (1365/66-1428), Yemen’de Şerefüddin el-Cebertî’nin terbiyesinde yetişen; Kādirî aidiyetini İbnü’l-Arabî’nin metafizik mirasıyla buluşturan ve insan-ı kâmil öğretisini kapsamlı bir sistem halinde açıklayan âlim, şair ve mutasavvıftır.
Ahmed Kâsânî Mahdûm-ı A‘zam
Ahmed Kâsânî Mahdûm-ı A‘zam (866/1461–949/1542), Muhammed Kādî-i Semerkandî’nin yanında on iki yıl yetişen; Dehbîd’i büyük bir Nakşibendî irşad merkezine dönüştüren, hafî ve cehrî zikri müridin kabiliyetine göre uygulayan ve otuz civarında Farsça risâle bırakan Kâsâniyye pîridir.
Ali er-Rızâ
Ali er-Rızâ (yak. 153/770 – 203/818), Medine'de ilim meclisi kurup yirmi yaşında fetva vermeye başlayan Ehl-i beyt âlimi; Halife Me'mûn tarafından istemeye istemeye veliaht ilân edilmiş, iki yıl sonra Tûs'ta âniden ölmüş ve gömüldüğü yer Meşhed adını almıştır.
Ali Nutkî Dede
Ali Nutkî Dede (1762-1804), Yenikapı Mevlevîhânesi’nde otuz yıl postnişinlik yapan; Şeyh Gâlib ve İsmail Dede’yi yetiştiren, Defter-i Dervîşân’ı başlatan Mevlevî şeyhi, şair, hattat ve bestekârdır.
Bahâeddin Veled
Bahâeddin Veled (1151-1231), Belh’in ilim ve vaaz geleneğini Horasan, Irak, Hicaz ve Anadolu güzergâhından Konya’ya taşıyan; Maârif’i, Burhâneddin Tirmizî’ye tesiri ve Mevlânâ’nın ilk hocası oluşuyla Mevlevî hafızanın kurucu halkalarından biri olan âlim ve mutasavvıftır.
Baldırzâde Mehmed Selîsî Efendi
Baldırzâde Mehmed Selîsî Efendi (ö. 12 Receb 1060/11 Temmuz 1650), Bursa ve İstanbul medreselerinde yetişen, Üsküdar ve Mekke kadılıklarında bulunan; Ravza-i Evliyâ ile Bursa’nın şahıs ve şehir hafızasını kuran Osmanlı âlimi ve şairidir.
Balıkesirli Kara Mehmed Efendi
Balıkesirli Kara Mehmed Efendi (ö. 1139/1726-27), Müfettişzâde Abdülkerîm Efendi’nin çevresinde yetişen; Bursa’nın çok sayıda vakıf medresesinde ve İnegöl İshak Paşa Medresesi’nde yaklaşık otuz beş yıl ders veren Osmanlı müderrisidir.
Balım Sultan
Balım Sultan (Hızır Balı, ö. 922/1516 [?]), Dimetoka’daki Kızıldeli çevresinden Hacıbektaş pîr evine gelen; Bektaşiyye’nin merkezî teşkilâtını, mücerredlik ve on iki post erkânını sistemleştirdiği için pîr-i sânî kabul edilen mutasavvıftır.
Balyabadralı (Badralı) Mehmed Efendi
Balyabadralı Mehmed Efendi (ö. 1003/1595), Mora’daki Balyabadra’dan yetişip İstanbul medreselerinde yükselen; Koca Sinan Paşa’nın Macaristan seferinde ordu kadılığı yapan Osmanlı âlimidir.
Boşnak Mustafa Efendi
Boşnak Mustafa Efendi (ö. 1092/1681 veya 1093/1682), Kasımpaşa Uşşâkî Âsitânesi’nin ikinci postnişinidir. Uşşâkî irşad hattının Balkan ve İstanbul çevrelerini birleştiren halkalarından biri olmuş; ardından post oğlu Hüsâmeddin Sânî’ye geçmiştir.
Seb'ul-mesâni
&)1. Fatiha Suresi, 2. tas, Ayn ve ilim mertebelerindeki yedi çeşit zuhuru itibariyle Hakk'ın Zatı (CİK 1:109). Sebzi (5 5x) Yeşillik. 2. tas. Hakiki vahdetle birleşen mutlak kemal (115; sr). Seccade (+ > te) 1. Üç yol. 2. Üzerinde namaz kılınan yaygı, namazlık. 3. tas.a Üç yol: Şeriat, tarikat, hakikat yolları. Bu üç hususu doğru ve mükemmel bir şekilde uygulayan sâlike seccade denir. b Sedd-i bâtın, gönlün yöneldiği her şey. Şeyh-i seccade: Seccade-nişin, seccade şeyhi, post-nişin (ia X:302; İİL 1:145; 108). Hırka ve taç gibi seccade de bazen gösteriş için kullanılmıştır. Setr için zâhid-i âlüde-meniş bâdesini Perde eyler der-i hâneye seccâdesini Sâbit Dünya-perestin anlamışız secdegâhını Pür-nakş u sim u zer nice seccâde görmüşüz Laedri Secde (+ (سجد 1. Saygı ve tapma maksadıyla alnı yere koyma. 2. tas. İki türlü secde vardır: Külli secde. insan, âlemin tamamı (mecmu'-1 âlem) olması itibariyle secde ederse buna külli secde denir. İhtisas secdesi veya kalb secdesi. İnsan kendisini Hakk’a bağlayan özel bir yönden secde ederse buna ihtisas veya kalp secdesi denir. Birinci secdede Hak kuluna her dille nida ederken, ikincisinde özel bir dille nida eder (sm). Şeyhin önünde yer öpene zemin bas denir. Üç yol. 2. Üzerinde namaz kılınan yaygı, namazlık. 3. tas.a Üç yol: Şeriat, tarikat, hakikat yolları. Bu üç hususu doğru ve mükemmel bir şekilde uygulayan sâlike seccade denir. b Sedd-i bâtın, gönlün yöneldiği her şey. Şeyh-i seccade: Seccade-nişin, seccade şeyhi, post-nişin (ia X:302; İİL 1:145; 108). Hırka ve taç gibi seccade de bazen gösteriş için kullanılmıştır. Setr için zâhid-i âlüde-meniş bâdesini Perde eyler der-i hâneye seccâdesini Sâbit Dünya-perestin anlamışız secdegâhını Pür-nakş u sim u zer nice seccâde görmüşüz Laedri Secde (+ (سجد 1. Saygı ve tapma maksadıyla alnı yere koyma. 2. tas. İki türlü secde vardır: Külli secde. insan, âlemin tamamı (mecmu'-1 âlem) olması itibariyle secde ederse buna külli secde denir. İhtisas secdesi veya kalb secdesi. İnsan kendisini Hakk’a bağlayan özel bir yönden secde ederse buna ihtisas veya kalp secdesi denir. Birinci secdede Hak kuluna her dille nida ederken, ikincisinde özel bir dille nida eder (sm). Şeyhin önünde yer öpene zemin bas denir. Üzerinde namaz kılınan yaygı, namazlık. 3. tas.a Üç yol: Şeriat, tarikat, hakikat yolları. Bu üç hususu doğru ve mükemmel bir şekilde uygulayan sâlike seccade denir. b Sedd-i bâtın, gönlün yöneldiği her şey. Şeyh-i seccade: Seccade-nişin, seccade şeyhi, post-nişin (ia X:302; İİL 1:145; 108). Hırka ve taç gibi seccade de bazen gösteriş için kullanılmıştır. Setr için zâhid-i âlüde-meniş bâdesini Perde eyler der-i hâneye seccâdesini Sâbit Dünya-perestin anlamışız secdegâhını Pür-nakş u sim u zer nice seccâde görmüşüz Laedri Secde (+ (سجد 1. Saygı ve tapma maksadıyla alnı yere koyma. 2. tas. İki türlü secde vardır: Külli secde. insan, âlemin tamamı (mecmu'-1 âlem) olması itibariyle secde ederse buna külli secde denir. İhtisas secdesi veya kalb secdesi. İnsan kendisini Hakk’a bağlayan özel bir yönden secde ederse buna ihtisas veya kalp secdesi denir. Birinci secdede Hak kuluna her dille nida ederken, ikincisinde özel bir dille nida eder (sm). Şeyhin önünde yer öpene zemin bas denir. Saygı ve tapma maksadıyla alnı yere koyma. 2. tas. İki türlü secde vardır: Külli secde. insan, âlemin tamamı (mecmu'-1 âlem) olması itibariyle secde ederse buna külli secde denir. İhtisas secdesi veya kalb secdesi. İnsan kendisini Hakk’a bağlayan özel bir yönden secde ederse buna ihtisas veya kalp secdesi denir. Birinci secdede Hak kuluna her dille nida ederken, ikincisinde özel bir dille nida eder (sm). Şeyhin önünde yer öpene zemin bas denir.
eysâniyye
İslâmî ri tarikatlerden 7. yüzyıl sonlann- k da Muhammed b. Keysân (öl. 67 kezz / 686) a tabi olan ve Muhammed ç. b. Hanefiyye’nin imam ve mehdî ce olduğunu savunan ilk ve en aşırı e Şiî gruplarının ortak adı. kıble
assahu’l-esânid
UL^l ^İJ) [Ar.] Hadislerin en kuvvetlisi ve en doğrusu.
Şahkulu Sultan Dergâhı
İstanbul · Türkiye · Ahî zâviyesinden Bektaşî âsitânesine Merdivenköy’deki merkez bazı geleneklerde 1329 sonrasında kurulmuş bir ahî zâviyesine bağlanır. Kesin tarih tartışmalı olmakla birlikte yapı XVI. yüzyıl başlarından itibaren Bektaşîliğe geçti ve İstanbul’daki en önemli Bâbâgân merkezlerinden biri oldu. İkinci pîr evi Şahkulu Sultan Tekkesi kaynaklarda “âsitâne-i sâniye” veya ikinci pîr evi diye anılır. Kırşehir’den İstanbul’a gelen dedebabaların burada karşılanması, devlet, Yeniçeri Ocağı ve Bektaşî teşrifatı içindeki özel konumunu gösterir. 1826 kırılması ve yeniden canlanma Bektaşîliğin ilgasıyla tekke Nakşibendîlere devredildi, postnişin Âhir Mehmed Baba sürgüne gönderildi. XIX. yüzyıl ortalarında yeniden canlanan merkez, Mehmed Ali Hilmi Dedebaba döneminde meydan evi, aşevi, harem ve hizmet yapılarıyla genişletildi. Kültür merkezi olarak devam 1925 sonrasında terk edilen yapıların bir bölümü kayboldu; 1960’larda başlayan onarımlar işlev verilmediği için kalıcı olmadı. Daha sonraki ihya çalışmalarıyla meydan evi ve çevresindeki yapılar Alevî-Bektaşî kültürünün yaşatıldığı bir merkeze dönüştü.
Kâsân — Ahmed Kâsânî’nin doğum ve ilk tahsil çevresi
Kosonsoy · Özbekistan · Doğum çevresi Ahmed Kâsânî 866/1461’de Fergana havzasında, Ahsîkes’e bağlı Kâsân’da doğdu ve ilk medrese tahsilini bu çevrede yaptı. Harita notu Nokta günümüz Kosonsoy şehir merkezini gösterir; doğduğu evin kesin yeri olarak okunmamalıdır.
Dehbîd Mahdûm-ı A‘zam Külliyesi
Dehbîd · Özbekistan · İrşad ve vefat merkezi Ahmed Kâsânî, Semerkant yakınındaki Dehbîd’e yerleşerek burayı Kâsâniyye’nin ana irşad merkezi yaptı ve 7 Mayıs 1542’de burada vefat etti. Külliyenin gelişimi Kabri çevresinde cami, medrese, hücreler ve aile hazîresi oluştu. Yalangtuş Bahadır devrindeki yapılar ve sonraki onarımlar, Dehbîd’i Orta Asya’nın önemli Nakşibendî ziyaret merkezlerinden birine dönüştürdü.
Tomâr-ı Turuk Nasıl Okunmalı?
Sâdık Vicdânî'nin büyük silsile projesini, Lütfiye Tezer'in karşılaştırmalı tenkidi eşliğinde; güvenilir omurga, tarihî tasnif ve ihtilaflı kol adı katmanlarına ayırır.
Nakşibendiyye: Hâcegân'dan Hâlidiyye'ye Tarihsel Örgü
Nakşibendiyye'yi yalnız Hâlidiyye'ye indirgemeden Hâcegân, Ahrâriyye, Kâsâniyye, Müceddidiyye, Mazhariyye ve Hâlidiyye safhalarıyla anlatan ana rehber.
Kâsâniyye ve Doğu Türkistan: İshâkıyye ile Âfâkıyye
Ahmed Kâsânî'nin usulünü, İshâkıyye–Âfâkıyye ayrımını ve Doğu Türkistan'da mânevî otoritenin siyasî güce dönüşmesini kaynak katmanlarıyla ele alan dosya.
SÛFİLERİN AHLÂK ANLAYIŞI
Avârifü’l-Maârif · 29. bölüm · Sûfiler, Rasûlullah (a.s) Efendimize uyma konusunda insanların en ileride bulunanları ve O’nun sünnetini ihyaya en fazla lâyık olanlarıdır. Hz. Rasûlullah’ın (s.a.v) ahlâkı ile ahl
SÛFİLERİN AHLÂKI
Avârifü’l-Maârif · 30. bölüm · 1-TEVÂZU. Sûfilerin en güzel ahlâkı Tevâzudur. Kul, tevâzu elbisesinden daha güzel bir elbise giymemiştir. Tevâzu ve hikmet hâzinesine sahip olan bir kimse, herkes onu nasıl görüyo
Sayfalar 1–8
Muzaffer Ozak Külliyatı · eSSz ELHAC MUZAFFER OZAK İR$ÂD 152 0 3.cilt Salâh Bilici Kitabevi Ali Bilici Büyük Reşitpaşa Cad. Yümni Iş Hanı Giriş KatNo: 24 Vezneciler /ISTANBUL Tel-Fax (0212) 512 87 44 SALAH
Sayfalar 3–12
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ YAYINLARI - No: 42 5846 Sayılı Kanun gereğince te'lif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: ÖZAL Matbaası - Baskı: ARBEN Matbaası Ista
Sayfalar 35–40
Muzaffer Ozak Külliyatı · tahhar olan âşıkı sadıklar! Eğer Allah ve Resûlüne iyman edip, Allah ve Resûlünü her şeyimizden ziyade severek îymanımızı kemale eriştirdi isek, hak yolunda da herşeyimizi fedaya h
Sayfalar 96–105
Muzaffer Ozak Külliyatı · ve felâketlere ma'ruz kalır mı idik? Artık, ilelebet burada kalacak, bu korkunç azabı tadarak yanacağız. Bizi sen idlâl ettin, hak yolundan sen alıkoydun, ebedî saadetten mahrum et
Sayfalar 109–115
Muzaffer Ozak Külliyatı · şi Nemrud'un ve kavminin üzerlerine savurup onları yakmayı ve yağmurlarla ateşi söndürmeyi teklif etti. Ibrahim aleyhisselâm, bu teklifi reddettiği gibi, yardımına gelen Cebrail al
Sayfalar 204–210
Muzaffer Ozak Külliyatı · Buna mukabil, sıdk-u sadakatle döğüşen şehitler ve gaziler de, şan ve şefket içinde ve Allahu talâ'nın kendilerine bahş ve ihsan buyurduğu ni'metler ve dereceler bütün mahşer halkı
Sayfalar 228–234
Muzaffer Ozak Külliyatı · de meleklerden daha kıymetli, cennet ve cemale lâyık olur. Kendilerini bu kötü huylardan arındıramayan ve bunları yerli yerince kullanamayanlar ise, iki cihanda da Haktan uzak kalı
Sayfalar 245–253
Muzaffer Ozak Külliyatı · Bağdad'a vasıl olduğu sırada Belh şehrini Moğollar istilâ etmişler ve bu şehir halkını bir belâ-i âsümani halinde kırıp geçirmişlerdi. Ey ehl-i iyman: Velileri, Hakkın bir nimeti u
Sayfalar 257–264
Muzaffer Ozak Külliyatı · Sallû âlâ seyyidina Muhammed Sallû âla mürşidina Muhammed Sallû âlâ şemsiddûha Muhammed Sallû âlâ bedriddûca Muhammed Sallû âlâ nûr-il-hûda Muhammed. El-evvelü Allah, El-âhırü Alla
Sayfalar 329–337
Muzaffer Ozak Külliyatı · NAMAZ KASİDESİ Alâmet-i-iymandır; ruha kuvvet, kalbe nur, Selâmet-i-Insandır, onda huzur bulunur, Delâlet-i-irfandır, anda uruç olunur, Hakkın en çok sevdiği bir ibadettir namaz...