Ara
Menü

Sayfalar 329–337

1.523 kelime

İrşad I · kaynak sayfaları 329–337

NAMAZ KASİDESİ Alâmet-i-iymandır; ruha kuvvet, kalbe nur, Selâmet-i-Insandır, onda huzur bulunur, Delâlet-i-irfandır, anda uruç olunur, Hakkın en çok sevdiği bir ibadettir namaz...

Okunan bu ezanlar bil ki, dâvet-i-Haktır, Bir gün bütün mahlükat huzurda olacaktır, Namaz kılan ecrini cennette alacaktır.

Hakkın en çok sevdiği bir ibadettir namaz...

Emr-i-hakla sûrunu üfleyince Israfil, Döğünecek o demde, namaz kılmayan gafil, Şefi olacak sana, kıldığın her nevafil, Hakkın en çok sevdiği bir ibadettir namaz...

Malışer günü ilk sual, namazından sorulur, Namaz kılmayan gafil, onda pek çok yorulur, Mü'minlere defteri, sağ yanından sunulur, Hakkın en çok sevdiği bir ibadettir namaz...

Günahlardan arıır elin, ayağın yüzün, Abdest aldığın zaman nûra bulanır özün, Tevhid olursa sözün, cemali görür gözün, Hakkın en çok sevdiği bir ibadettir namaz...

Seher vakti uyuma!.. Gaflet zamanı değil;

Seni namaz kurtarır, nefsin gümanı değil, Uykunun faydası yok, ruhun amanı değil, Hakkın en çok sevdiği bir ibadettir namaz...

Sabah namazlarında kabul olur her niyaz, Öğle namazlarında şifa bulur her maraz, Rizayı Hakka vasıl olmak değil mi garaz?

Hakkın en çok sevdiği bir ibadettir namaz...

İkindi'yi kalanlar, âzad olur cahimden, Selâm iner secdede, kula Rabbürrahimden, Âkil isen örnek al Hazreti İbrahim'den, Hakkın en çok sevdiği bir ibadettir namaz...

Acele et akşama, vaktı pek çabuk geçer, Bu fenaya gelenler âkıbet bir gün göçer, Akşam namazı kılan, cennet hullesin biçer, Hakkın en çok sevdiği bir ibadettir namaz...

Yatsı namazı kula, sanki Mirac gibidir, Haremeyn'e götüren manevi hac gibidir, Zümre-i-salihiyne nurdan bir tac gibidir, Hakkın en çok sevdiği bir ibadettir namaz...

Vitir namazlarında Hakka erenler erdi, Huzuru kibriyada Hakkı görenler gördü, Rahmeten-lil-âlemin sana bir berat verdi, Hakkın en çok sevdiği bir ibadettir namaz...

AŞKİ der ki: (Ey kardeş! Gel namaza duralım..)

Teneşire vurmadan, secdeye baş vuralım, Cennet bahçelerinde bir yüce köşk kuralım, Hakkın en çok sevdiği bir ibadettir namaz...

Bî hürmeti seyyid-il-mürselîn.

Sübhane rabbike rabbil izzeti amma yasifun ve selâmün alel mürselin. Velhamdülillâhi rabbil alemîn. El Fatiha El-Hac

MUZAFFER OZAK

İR$ÂD

ONUNCU DERS MÜNDERECAT:

Her müslüman ana ve babanın okuması lâzım gelen bir risâledir. Evlâdın ana ve baba üzerindeki hakkından bahseder. Hazreti Vefa'nın kıssası, yine Hz. Şeyh Veta'nın diğer bir hikâyesi ve bir ana - oğul kıssası ve Abdullah'ül Mübârek'in kıssası ve evlâdına Kur'an öğretenlerin görecekleri mükâfatı ilâhiyeye dair bir hadîs-i şerîf meâli, Enes İbni Mâlik'in, Resülüllahın bir yetimi hanesine almasına dair beyan ettiği hikâye, bir ermeninin bir yetime ikramından dolayı islâm ile müşerref olması ve bir yahudinin yetime yaptığı iyilikten dolayı cennette nâil olacağı köşkü görüp müslüman olması ve evlâdın ana - baba üzerindeki haklarına âit nasâyihi havi mühim ve mübarek bir risâledir.

Ya Eyyülhelleziyne âmenü ku enfüseküm ve ehliyküm nâren. Ve kudühennâsü vel-hicâretü aleyhâ melâiketün gılâzun şidâdün la ya'sûnellahe ma emerehüm ve yef'alüne mâ yü'merûn. Sadakallahül Azim.

(Tahrim Süresi, Ayet: 6)

Meâli şerifi:

«Ey iyman edenler:

Kendilerinizi ve aileniz halkını, çırası ve közü insandan ve taştan olan; ateşten koruyun; O ateşe katı yürekli, sert yüzlü melekler memurdur. Onlar Allahın buyurduğu şeylere, karşı gelmezler ve emir olundukları şeyleri yaparlar.»

Sallû alâ şefi'i zunûbina Muhammed, sallûalâ tabibi kulûbina Muhammed, sallû alâ nûrul'-Hüda Muhammed, sübhaneke lâ ilme lenâ illâ ma allemtena inneke entel alimül' hakîm.

Sübhaneke lâ fehme lena illâ ma fehhemtena inneke entel cevvâdü'l kerîm.

Sübhaneke ma abednâke hakka ibadetike ya ma'bûd.

Sübhaneke ma arafnake hakka ma'rifetike ya ma'rûf.

Sübhaneke ma zekernake hakka zikrike ya mezkûr.

Sübhaneke ma şekernake hakka sükrike ya meşkûr.

Rabbişrahli sadrî ve yessirli emrî vahlül ukdeten min lisâni yefkahu kavli ve üfevvidu emri ilâllah innallahe basîrun bil ibad.

O1 Padişah-ı lem yezel, ol lûtfu çok, kendi güzel; bizleri şeytanın iğvasından, insanların hiyle-i desâîsinden hıfz eyle-

ye. Kâfirin küfründen, fâsıkın fıskından, zalimin zulmünden, câirin cevrinden, hâsidin hasdinden, yüze gülen münafıkın şerrinden halâs eyleye. Daima kendi yolunda kaim, gündüzleri sâim, iyman ve ihlâsta kaim eyleye. Bu meclise hak rızası için uzak ve yakından gelen kadın ve erkek, cinni ve meleği iki cihanda azîz eyleye. Cümlemizi Tâbe-Seher aşkı ilâhi ve muhabbeti Muhammedi ile ciğerleri püryan, dîdeleri giryan olan âşıklar meyanına idhal eyleye. Bu mübarek makamda cem' eylediği gibi, kıyamet gününde civarı Mustafa'da lûtf ile iskân eyleye. Ruhlarımızı rûh-u Nebi ile âşina eyleye. Çirkab-ı isyan ile kararan kalplerimizi ve yüzlerimizi aşk-ı Muhammed'le tenvîr ve tezyîn eyleye. Cümlemize meded-ü-inayet ve lûtfu hidayet eyleye. Nâr-ı cahimden âzad eyleye. Son nefesimizde şeytanın şerrinden emin eyleyip, iyman ile çene kapamak nasib eyleye..

Zâhirlerimizi şeriatın nûru ile pürnûr, bâtınlarımızı envar-1 tevhid ile tenviri tezyin eyleye. Ecel yastığına başımızı koyduğumuzda az ağrı, âsan ölüm ile çene kapamak nasib eyleye.

Dillerimiz Allah Allah diyerek, gözlerimiz cenneti âlâ ve cemali Mustafa'ya nâzırı hayran olarak, ölüm acısını duymayan ve (Ey kulum gel benden yana) sözüne muhatap olan mü'minler zümresine ilhak eyleye. Dersimizin te'sirini halk eyleyip, esnayı derste olan ve olacak hatayı, nisanımızı af eyleye.

Rizayı şerifine bilmeyerek muhalif ef 'âli ekvâlimizi lûtfu ve keremi ile afv eyleye. Allah'ı tevhîd eden Muhammed aleyhisselâma gönül veren Allah'ın hâs kullanı!

Allah Celle Hazretleri, bu okuduğum âyet-i celilede hitap edip bizlere nefsimizi ve ehlimizi yani evlâd ve ailemizi cehennem ateşinden korumamızı tenbih buyuruyor.

Zira, bir memleketin valisi nasıl ki o memleketin umur-z?

hususundan kendi hükümetine karşı mes'ul ise, bizler de kendi nefsimizden, evlâdı yalimizden Allah'a karşı sorumlu olduğumuz bu âyet-i celileden anlaşılmaktadır. Vücudumuz bize emanettir, gözümüz, kulağımız, elimiz, ayağımız, mallarımız, kasaınız, kesemiz, tarlamız, bahçemiz, ticarethanemiz, mevkiimiz, evlâdımız, ailemiz bizlere emanettirler. Bu emanetlerin sahibi olan Allah bizlere emanet ettiği bunca nimetlerden; hu-

zur-u izzetine alıp bunların hesabını bizlerden suâl edeceğini sûre-i Tekâsürde şöylece beyan ediyor:

Âyet:

«Sümme letüs elünne yevrre'izin anin nâiym.»

«Elbette ve elbette sizlere verdiğim nimetlerden ve o niınetler hakkında sizi hesaba çekeceğim.»

İnsan olana lâzımdır ki, hesaba ve soruya çekilmeden kendini hesaba çekmelidir. Resûl aleyhisselâm buyuruyor.

«Sizler, hesaba çekilmeden kendinizi hesaba çekiniz.»

= y, s ciss itenin Resûl aleyhisselâm: «Ey ümmetim! Sizler hepiniz birer çobansınız, her çoban kendi sürüsünden mes'uldür. Devlet reisi memleketinden, vali vilâyetinden, aile reisi kendi evlât ve ehlinden, kadın kendi kocasının malından ve ırzından mes'uldür!» buyurdular. Iyi bir devlet reisi nasıl ki memleketini iyi idare eder, kendi milletini refah-ı saadete kavuşturursa, iyi bir aile reisi de kendi evlâd-ı iyalini öylece dünya ve âhiret saadetine kavuşturur. Aile ve evlâtlarımızın kötü ve isyânkâr olmasını kendi idaremizde ve kendimizde aramalıyız. Haram lokma ile beslediğimiz aile efradının bizlere isyankâr ve Allaha âsi olmaları muhakkaktır. Âdem aleyhisselâm, Allahın men'ettiği meyvadan yemese idi, oğlu Kâbil katil olmıyacaktı. Âdem Aley.

hisselâmdan, li hikmetin zelle sâdır olup, kendine men'edilen şecereden yiyip cennetten çıkarıldığında kay etti. Ettiği kay'dan bir zehirli nebat çıktı. Bu nebattan yılan yiyip yılandaki zehir hâsıl oldu. Adem'in midesinde kalan o haram meyvanın bakiy-

yesi, meniye kalbolup o meniden Kâbil hâsıl oldu, dünyada ilk katl fiilini icra eyledi.

Onun için babanın evlât üzerinde altı hakkı, evlâdın baba üstünde on hakkı vardır. Babası evlâda karşı olan bu haklardan birini yerine getirmeyecek olursa, yarın mahşerde kendi öz evlâdı Allaha kendi babasını şikâyet edip mes'ul ve mahküm ettirecektir.

Allah cümlemizi hâb-ı gafletten ikaz buyursun. Amin.

Ey mü'minler! İyi dinleyin ve dinleyip âmil olunuz. Evlâdın baba ve ana üstünde on hakkı var demiştim. Bunlar nelerdir:

1 — Babanın helâldan kazanıp, helâldan yiyip belindeki meniyi helâl meni olarak muhafaza etmesi evlâdına karsı olan borcudur.

2 — Baba, alacağı kadıın iyi bir aile kızı ve helâlzâde olmasına dikkat etmesi evlâdın baba üzerindeki haklarındandır.

Nasıl ki bir arazi alacağımızda o arazinin verimli olmasını, ıyı yerde olmasını arzu edıyorsak; alacak oldugumuz aile temiz, dindar ve namuslu bir aile kızı olmasına dikkat etmek bir babaya düşen vazifelerdendir ki, bu hak evlâdın babası üzerinde haklarının en ehemmiyetlisidir.

3 — Aldığı hanımı helâlinden kazanıp helâlinden yedirmesi ve helâlinden giydirmesidir.

4 — Çocuk dünyaya geldigi vakit çocuğun sağ kulağına ezan ve sol kulağına kamet okuyup güzel bir isim ile isimlendirmesi ve akika kurbanı kesip yavru bir haftalık olduğunda saçını tıraş ettirmesi, saçları agırlıgınca altın tutarı fukaraya tasadduk etmesi, yine yavrusunu helâl lokma ile beslemesi ve çocuk erkek ise sünnet ettirmesi evlâdın baba üstündeki haklarındandır.

5 — Çocuk dört yaşında; dört aylık on dört günlük olduğunda ona Kur'an öğretmesi, veyahud hocaya verip öğrettirmesi.

6 — İlim tahsiline başlatması.

7 — İlim tahsili ile beraber bir san'at öğretmesi.

8 — Evlâdının kimin ile arkadaşlık yaptığına dikkat etmesi.

9 — Yedi yaşına geldiği vakit evlâdını namaz kıldırmağa ve oruç tutturmağa alıştırıp üzerinde dikkatle durması.

Allah; Sûre-i celile-i Taha'da:

«Ehline namaz ile emret ve üzerine dikkatli ol.» buyuruyor.

10 — Onuncu hak evlâdını hüsnü hal ve kemal ile tanınan bir zata refik edip ondan kemal ve irfan ögrenmesini sağlamak, evlâdın baba üzerine olan haklarındandır.

Bunlardan birini terk eden baba yarın huzuru izzete varıldıgında evlâdı tarafından Allahü Teâlâya şikâyet edilip! (Yarabbi! Bu babam olacak adam, beni ulvi âlemden alıp zevki için dar-ı mihnete inmeme sebep oldu. Beni, ikaz ve irşad etmeyip ebedi felâketime sebeptir. Şimdi, bana vereceğin azabın iki katlısını ona ver) diyecegini ve kıyamette baba evlâdından firar edeceğini Kur'an-ı Azîm haber vermektedir. Buna binaen, Allah kıyamette olacak felâketi bizlere beyan edip nefsimizi ve ehlimizi ateşten ve cehennem zebanilerinin şiddet ve gılzetinden korumamızı, lûtfu ile Kur'an-ı Kerîminde naber vermektedır. Ananın ve babanın yaptıgı suçun, evlat üzerindeki tesirini bu yazacağım hikâye ile anlamanızı tavsiye ederim.

HİKAYE Şeyh Vefa ki İstanbul'da semti ile meşhurdur. Aynı isme izafeten Vefa Bozacısı diye İstanbul'un meşhur bir nimeti de hazretin ismi ile şöhret bulmuştur. Şeyh Vefa kaddese sirruh kerameti zâhir, Allaha takarrub eden velilerdendir. Ulûm-u zahirde ve ulûm-ı! batında yücelerdendir. Tarikatı vefaiyenin pi- Irsad, Cilt I — F: 22