ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
47 sonuç · “hâs”
01Hâşimiyye
Mustafa Hâşim Baba'ya nispet edilen şube.
Âşûriyye
Sâlih Âşûr el-Mağribî'ye nispet edilen Desûkî kolu.
Çiştiyye
Horasan'daki Çişt nispetini Muînüddin Hasan Çiştî'nin Ecmîr'de kurumsallaştırdığı; sohbet, semâ, hizmet, misafirperverlik ve hankah ağıyla Güney Asya'nın en etkili tasavvuf yollarından biri.
Harîriyye
Suriye’de Ebü’l-Hasan Ali el-Harîrî ile yayılan Rifâî kolu.
İrşâdiyye
İrşâdiyye, Ahmed Tâlib-i İrşâdî'nin zühd, seyahat, şiir ve irşad çizgisi çevresinde XIX. yüzyılda Batı Anadolu ve Gelibolu sahasında belirginleşen Halvetiyye–Ahmediyye–Uşşâkıyye şubesidir.
Katnâniyye
Hasan el-Katnânî'ye nispet edilen Rifâî kolu.
Medeniyye
Muhammed Hasan Zâfir el-Medenî ve Zâfir ailesiyle Trablusgarp, İstanbul ve başka merkezlere yayılan kol.
Sayyâdiyye
Ahmed İzzeddin es-Sayyâdî'ye nispet edilen; Hicaz, Suriye, Mısır ve daha sonra İstanbul bağlantıları bulunan Rifâî kolu.
Şâzeliyye
Ebü’l-Hasan eş-Şâzelî’nin Kuzey Afrika’da şekillendirdiği; çalışma hayatı içinde zikir, sünnete bağlılık, tevekkül ve hizb geleneğini öne çıkaran tasavvuf yolu.
Şirvânî–Kafkasya Hattı
İsmâil Sirâceddin Şirvânî'den Has Muhammed, Muhammed Yeragī ve Cemâleddin Gazi-Kumûkī üzerinden Kafkasya'ya yayılan Hâlidî silsile.
Zehebiyye
İran sahasında Kübrevî miras içinde gelişen, silsile tertipleri kaynaklara göre farklılaşan kol.
Has Muhammed Şirvânî
İsmâil Sirâceddin Şirvânî'nin halifesi Has Muhammed, Hâlidî irşadı Muhammed Yeragī'ye taşıyarak Kafkas silsilesinin devamını sağladı.
Hasahur Hocası Hasan Efendi
Hasahur Hocası Hasan Efendi (ö. 1723), İstanbul medreselerinde görev yaptıktan sonra Trablusşam ve Lefkoşa kadılıklarına getirilen Osmanlı âlimidir.
Hasan Beg Efendi
Hasan Beg Efendi (ö. 19 Muharrem 984/18 Nisan 1576), çocuk yaşta Anadolu'ya getirilip Ankara'da yetişmiş; Şam, Mekke, Kahire ve İstanbul kadılıkları ile Anadolu kazaskerliğinde bulunmuş bir Osmanlı âlimidir.
Hasan Burhâneddin Cihângîrî
Hasan Burhâneddin Cihangîrî (Harput – Rebîülâhir 1074 / Kasım 1663, İstanbul); Halvetiyye-Ramazâniyye şeyhi, Cihangîriyye kolunun kurucusu . Cihangir Camii'ndeki tekkesinde elli iki yıl irşad etti; “Cihangir usulü tevhid” zikrini bir gemi tayfasının sesinden çıkarmıştır.
Hasan Demir (Timur) Baba
Hasan Demir veya Timur Baba, XVI. yüzyıl Deliorman’ında Akyazılı Sultan çevresine bağlanan; velâyetnâmesi, pehlivanlık hafızası ve İsperih yakınındaki tekke-türbesiyle Rumeli Bektaşîliğinin başlıca ziyaret odaklarından biri hâline gelen gazi derviştir.
Hasan el-Katnânî
Seyyid Hasan el-Katnânî (ö. 1004/1595), Şam’a bağlı Katnâ’da yaşayan ve Katnâniyye kolunun pîri kabul edilen Rifâî şeyhidir; 1346 tarihi kendisine değil büyük dedesi Ali el-Katnânî’ye aittir.
Hasan el-Kösec
Hasan el-Kösec (ö. Şevval 966/Temmuz 1559), Karasi kökenli; Edirne ve İstanbul medreselerinde görev yapan, kaynakta Nakşibendî sırlarına vâkıf diye anılan âlimdir.
Hasan Hâletî Efendi
Hasan Hâletî Efendi, geç dönem Gülşenî kaynaklarında Hâletiyye şubesinin nispet şahsiyeti olarak anılır; şahsî hayatından çok, Şuayb Şerefeddin'in mektuplarında korunan silsilesi bilinmektedir.
Hasan Hilmi Efendi
Azdavaylı Hasan Hilmi Efendi (1240/1825, Azdavay – 24 Safer 1329 / 1911, İstanbul); Nakşibendî-Hâlidî şeyhi. Ahmed Ziyâeddin Gümüşhânevî'nin halifesi ve halefi ; hocasının vefatından sonra on sekiz yıl ders okutmuştur. Kabri Süleymaniye Camii bahçesindedir.
Hasan Hüsâmeddin Uşşâkî
Hasan Hüsâmeddin Uşşâkî (ö. 1592-93), Buhara'dan Anadolu'ya gelerek Uşak'ta Emîr Ahmed-i Semerkandî'ye intisap eden; İstanbul Kasımpaşa'daki pîr evi çevresinde Uşşâkiyye'nin irşad ağını kuran Halvetî şeyhidir.
Hasan Hüsnü Sarıer (Ceyhun) Efendi
Hasan Hüsnü Sarıer (Ceyhun) Efendi (ö. 1952), Ziyâ Molla’dan sonra Üsküdar Rifâî Âsitânesi postuna geçen ve 1925’e kadar meşihatı sürdüren Rifâî şeyhidir.
Hasan Sezâî-i Gülşenî
Hasan Sezâî-i Gülşenî, Edirne merkezli irşadı, şiirleri ve mektuplarıyla Gülşeniyye’nin Sezâiyye koluna adını veren 18. yüzyıl sûfîsidir.
Muhâsebe
Kişinin kendisini hesaba çekmesi. Sâlikin niyetlerini, davranışlarını, kazanç ve kayıplarını düzenli biçimde gözden geçirmesidir. “Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekiniz” ilkesiyle ifade edilir. Muhâsebe yalnız kusur aramak değil; nimete şükretmek, hatadan dönmek ve ertesi gün için daha bilinçli bir yöneliş kurmaktır. Murakabe ile yakından ilişkilidir.
Aydınoğlu Tekkesi ve Türbesi
İstanbul · Türkiye · Kırk bir yıl boyunca ikamet edip irşad ettiği kendi hankahı; taş türbesi de buradadır. Mevcut kayıtta tekkenin yeri Alay Köşkü civarı olarak veriliyor. İlişkili kişi dosyası Şeyh Hasan Ünsi Efendi : Hasan Ünsî (1642-1723), Karabaş-ı Velî’nin halifesi; kırk bir yıl Aydınoğlu Tekkesi’nde yaşayan, Türkçe-Arapça-Farsça şiirleri ve Kelâm-ı Azîz ile Sırr-ı Ehadiyye adlı eserleri bulunan Şâbânî şeyhidir.
Taşköprü
Taşköprü, Kastamonu · Türkiye · Ünsî Hasan Efendi'nin doğduğu kasaba (1055/1645). Önce Bayramiyye yolu büyüklerinden olan babası Recep Efendi'den okudu, ilim ve edeb üzere yetişti. Mürşidi Karabaş Ali Efendi de Kastamonulu olup kaynakta hemşehrisi olarak anılır.
Delhi
Delhi · Hindistan · On altı yaşında annesi ve kardeşleriyle ilim tahsili için geldiği ve tartışmalardaki başarısıyla “bahhâs” diye tanındığı şehir; Sultan Alâeddin Halacî'nin görüşme ısrarını burada reddetmiştir. İlişkili kişi dosyası Nizâmeddin Evliyâ : Nizâmeddin Evliyâ (1238-1325), Baba Ferîd'in halifesi; Delhi yakınındaki Gıyâspûr hankahını ilim, sohbet, semâ ve geniş çaplı sosyal hizmet merkezine dönüştüren Çiştî pîridir.
Ayasofya Camii
İstanbul, Fatih · Türkiye · Henüz yirmi yaşlarında iken burada ders okutmaya başladı; Beyzâvî tefsiri ve Mesnevî okutur, kendisine mahsus odasında ikamet ederdi. Karabaş Ali Efendi'ye intisap ettiği gün bu odayı, kitaplarını ve talebelerini bırakmış, anahtarı kendisini Üsküdar'a götüren hemşehrisine vermiştir.
Vâlide Atik Dergâhı
İstanbul, Üsküdar · Türkiye · Şeyh Karabaş Ali Efendi'nin Üsküdar'daki dergâhı. Ünsî Hasan Efendi buraya bir ziyaret için gelmiş, şeyhin “Hasan Efendi, çoktan beri senin yolunu gözlerdik” sözüyle karşılanınca aynı gün İstanbul yakasına dönmemeye karar vermiş ve mücâhede ile şeyhinin hizmetinde kalmıştır.
Aydınoğlu Tekkesi
İstanbul, Fatih · Türkiye · Bâbıâli yakınında Salkım Söğüd'de, Alay Köşkü civarındaki dergâh. Ünsî Hasan Efendi kırk bir yıl burada sakin oldu ve bu süre içinde tekkeden yalnız üç defa çıktı: zelzelede harap olunca cuma namazı için Ahmed Paşa Camii'ne, Üsküdar'da Azîz Mahmûd Hüdâyî'yi ziyarete ve pâdişah fermanıyla Okmeydanı'ndaki sûr-ı hümâyuna davet edildiğinde. 1136 yılı Safer ayının onunda (10 Kasım 1723) burada vefat etti ve kendi hankahındaki taş türbeye defnedildi. III. Ahmed'in kendisine rağbet ettiği, ara sıra dergâha geldiği ve dergâhın karşısındaki kale kapısını bu maksatla açtırdığı nakledilir.
Topkapı Sarayı (III. Selim)
İstanbul · Türkiye · Divanını 300 altınla tezhip ettiren, Cevrî hattıyla bir Mesnevî hediye eden ve mesnevîhanlıkların inhâsını ona bırakan padişahın sarayı. İlişkili kişi dosyası Şeyh Gâlib : Şeyh Gâlib (1757–1799), Mevlevî dedesi ve Galata Mevlevîhânesi şeyhi; Hüsn ü Aşk mesnevisi ve divanıyla klasik Türk şiirinin son büyük temsilcilerindendir.
Şerbet-dâr Dergâhı
Ahmed el-Lihâs kolundaki yeri Şerbet-dâr Dergâhı, Sefîne-i Evliyâ’nın Rifâiyye içinde verdiği Ahmed el-Lihâs kolu bağlamında anılır. Kaynak, dergâh şeyhi Abdullah Efendi’yi Ahmed el-Lihâs’ın halifesi olarak gösterir. Devam halkası Abdullah Efendi’den sonra Hacı Muhammed, Hâfız Mustafa, İbrâhim Vehbi ve Osman Hilmi efendilerle devam eden bir irşad zinciri kaydedilir. Kesin şehir, mahalle ve yapı parseli belirlenemediği için konum üretilmemiştir.
Aydınoğlu Tekkesi
Aydın · Türkiye · Kaynakta geçen mekân Aydınoğlu Tekkesi , Sefîne-i Evliyâ içinde 2 ayrı kişi veya olay bağlamında anılır. Bu kayıt, eserdeki irşad, postnişinlik, intisap ve defin bağlantıları bir araya getirilerek oluşturulmuştur. Kişi ve gelenek bağlantıları Mekânla doğrudan ilişkilendirilen şahsiyetler: Şeyh Hasan Ünsi Efendi, İbrâhim Hâs Efendi.
Zühdden Tarikata: Tasavvufun Tarihî Dönemleri
İlk zâhid çevrelerinden tasavvuf dilinin teşekkülüne ve XII. yüzyıl sonrasında kurumsal yolların yaygınlaşmasına uzanan tarih çizgisi
Ebû Medyen'in Öğretisi: Tevhid, Tevekkül ve Şöhretten Sakınma
Metinlerle kurulan tasavvuf Ebû Medyen Kuşeyrî'nin Risâle 'sini yanında taşır, Gazzâlî'nin İhyâ 'sını üstün tutar ve Muhâsibî'nin Riâye 'sini okurdu. Öğretisi fıkıh, ahlâk ve tasavvufu ayırmaz. Tevhid ve tevekkül Tevekkül sebepleri bırakmak değil, kalbin sebeplere bağımlılığını çözmektir. Helâl kazanç ve yoksula hizmet
SÛFİLERİN İLİMLERİNİN KAYNAĞI
Avârifü’l-Maârif · 1. bölüm · Mürşidimiz, Şeyhu’l-İslâm Ebu’n-Necîb Abdulkâhir es-Sühreverdî, hicrî 560, milâdî 1165 senesinin Şevval ayında, bize, imlâ yoluyla (bizzat yazdırarak) şunu rivâyet etti: Ebû Mûsâ e
SÛFİLERİN HAK SÖZÜ GÜZELCE ANLAMALARI
Avârifü’l-Maârif · 2. bölüm · Şeyhimiz Şeyhülislam Ebu’n-Necîb es-Sühreverdî, bize, Zeyd b. Sâbit yoluyla gelen bir hadis-i şerifte, Rasûlullah (a.s) Efendimizin şöyle buyurduğunu nakletti: “Bizden bir hadis iş
TASAVVUF İLİMİNİN FAZİLETİ
Avârifü’l-Maârif · 3. bölüm · Bize, Şeyhimiz Şeyhülislâm Ebu’n-Necib es-Sühreverdî (rah.), el-Ahves b. Hakim in babasından naklen, onun şöyle söylediğini haber verdi. Bir adam Hz. Resûlullah’a (s.a.v) şerrin ne
SÛFİLERİN HALLERİ VE TARİKATLARI
Avârifü’l-Maârif · 4. bölüm · Bize, şeyh, âlim Ziyâuddin Ebu Ahmed Abdulvahhab b. Ali, Enes b. Mâlik’in (r.a) şöyle dediğini haber verdi. Rasûlullah (a.s) bana buyurdu ki: “Yavrucuğum! Eğer kalbinde hiçbir kims
SÛFÎ KELİMESİNİN KÖKÜ
Avârifü’l-Maârif · 6. bölüm · Hz. Enes b. Mâlik (r.a) demiştir ki: “Rasûlullah (s.a.v), bir kölenin bile dâvetine gider, merkebe biner ve yün elbise giyerdi.” 31 Sûfîler, bu hadis-i şerife uyarak hem daha yumuş
MUTASAVVIFLAR VE ONLARA BENZEYENLER
Avârifü’l-Maârif · 7. bölüm · Şeyhimiz, Şeyhu’l-İslam Ebu’n-Necîb es-Sühreverdî’nin, Enes b. Mâlik (ra)’den rivayet ettiğine göre; Hz. Peygamber (sav)’e göre bir adam geldi ve: “Kıyâmet ne zaman kopacak?” diye
Sayfalar 18–25
Muzaffer Ozak Külliyatı · (YA GAFURU ism-i celilini, hummaya ve başağrısına uğrayanlarla, gam ve keder içinde bulunanlar devamlı okurlarsa kurtulurlar.) 3EJE3, Eş Şekûrü Celle Şanühu Kendi rızâsı için yapıl
Sayfalar 21–28
Muzaffer Ozak Külliyatı · (Cennette, gözlerin göremediği, kulakların işitemediğı ve insan kalbinin idrak ve ilata edemediği ni'metler vardır..) Fazl-ı ilâhi ile cennete girecek bazı zevatı, Allahu sübhanehu
Sayfalar 26–33
Muzaffer Ozak Külliyatı · SEJ prati El Mukaddimü Celle Sanühu İstediğini ileri geçiren, öne alan. (YÂ MUKADDIMÜ ism-i celilini savaş alanında veya korkulacak bir yerde okuyanlara hiç bir zarar gelmez.) El M
Sayfalar 29–35
Muzaffer Ozak Külliyatı · rulan cennet ve cemale ererler ve bu yüce mükâfata bir ân önce kavuşabilmek için de tabutlarının içinde cemaatlerine (KADDIMUNI... KADDIMÜNI...) diye seslenirler. Kâfirler, münafık
Sayfalar 36–43
Muzaffer Ozak Külliyatı · yüz mü çevireyim? Hayır!.. Ne kadar kötü ve günahkâr bir kul olsam da, Rabbimle münasebetimi kesmem ve kulluğumu unutmam, der ve oradan uzaklaşır. Bir kaç yıl sonra, Şeyh Şibli haz
Sayfalar 51–57
Muzaffer Ozak Külliyatı · den, senin âleme rahmet olduğundandır. Arş ve kürsi, yerler ve gökler, içlerinde bulunan mahlüklar ve bunların cümlesinin hilkatleri ve nimet bulmaları hep senin hürınetindendir. B