ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
19 sonuç · “fâ'iz”
01Câbîzâde Halil Fâiz Efendi
Câbîzâde Halil Fâiz Efendi (1085/1674-75–1134/1722), İstanbul’da yetişen; tefsir, fıkıh usulü, hesap, cebir ve astronomi alanlarında eser veren, Türkçe ve Farsça şiirleriyle de tanınan Osmanlı âlimidir.
Es‘adzâde Seyyid Abdürrahim Fâiz Efendi
Es‘adzâde Seyyid Abdürrahim Fâiz Efendi (ö. 29 Ocak 1726), İstanbul medreselerinden Mısır kadılığına yükselen; ta‘lik hattı, üç dilde şiirleri ve Abdülbâkî Ârif’in Siyer-i Nebî’sini tamamlamasıyla tanınan âlim ve şairdir.
Evliyâzâde Ali Fâiz Efendi
Evliyâzâde Ali Fâiz Efendi (ö. 10 Kasım 1726), medrese basamaklarından Kudüs, Şam ve Medine kadılıklarına yükselen; kaynakta halka iyi muamele eden derviş tabiatlı bir kadı ve Fâiz mahlaslı şair olarak anılan Osmanlı âlimidir.
Hasîrîzâde Hacı Mustafa İzzî Efendi
Hacı Mustafa İzzî Efendi, Şeyh Halîl ed‑Demenhûrî’nin oğlu; Süleyman es‑Sıdkî’nin damadı ve halifesi olarak 1783’te Sütlüce Hasîrîzâde Dergâhı’nı kuran Sa‘dî şeyhidir.
Hasîrîzâde Şeyh Süleyman Sıdkî Efendi
Hasîrîzâde Süleyman Sıdkî Efendi (1795–1843), babası Mustafa İzzî’den Sa‘dî hilâfeti alan; Sütlüce dergâhında postnişinlik, kürsü şeyhliği ve şiirle meşgul olan çok yönlü bir şeyhtir.
Şeyh Halil ed-Demenhûrî
Halil ed-Demenhûrî, Mısır’ın Demenhûr şehrinden gelen, İstanbul Sa‘diyye çevresinde ‘Hasırcı Şeyh Halil’ diye tanınan ve oğlu Mustafa İzzî Hasîrîzâde üzerinden Sütlüce kolunun aile hafızasında yer alan şeyhtir.
fâ'iz
Ticarî veya para alım satım işlemlerinde karşılığı bulunmayan gerçek veya hükmî fazlalığı ifade eden terim. Faiz karşılığı Arapçada yaygın olarak “ribâ” kelimesi kullanılmaktadır. Eski çağlardan beri faiz, toplum içinde hoş karşılanmamış; hatta yasaklanmıştır. Kur’ân-ı Kerîm’de sekiz ayette geçen “ribâ” sözü, önce eleştirilmiş, sonra şiddetle reddedilmiş, hatta yasaklanmıştır. “Faizde ısrar etmenin Allah’a ve Resûl’üne bir tür savaş açma” olduğu vurgulanmıştır. Söz gelişi, “Rûm suresi”, “Bakara suresi”, “Âl-i İmrân suresi” ndeki ayetlerde mealen, “Faiz yiyenler kabirlerinden şeytan çarpmış kimselerin cinnet nöbetinden ayılır gibi kalkacaklardır (... ) Allah alım satımı helâl, faizi haram kılmıştır. (... ) Ey iman edenler! Kat kat arttırılmış olarak faiz yemeyin. Allah’tan korkun ki kurtuluşa eresiniz. ” denilmektedir. Hadislerde ise iki tür faiz üzerinde durulmuştur. Bunlardan birincisi, borç faizi olup Hz. Peygamber bunu Kur’ân-ı Kerim’deki ayetlere dayanarak özellikle “Veda Haccı”nda yasaklamıştır. İkincisi alış veriş faizi olup mal alım satımmda karşılıklı bedel ödenmesi caiz görülmüş, ancak “Vade vermeyiniz, rama ise faizdir. (... ) Faiz ancak veresiyede cereyan eder. ” sözleri normal ahş verişin dışındaki faizin caiz görülmediğini ifade etmektedir.
Sayfalar 37–43
Muzaffer Ozak Külliyatı · nur, herhangi bir kimseyi çağırır gibi Yâ Ahmed, Yâ Muhammed diye çağırırsanız bütün hayırlı amellerinizi iptal etmiş olursunuz. Siz, bunun farkına bile varamazsınız. Dikkat ediniz
Sayfalar 88–94
Muzaffer Ozak Külliyatı · ve radıyallahu anh efendimize sevgi gösterisinde bulunanların mekr-ü hiyleleri, bugün sadakat ve samimiyete ve Imam-i müşârünileyhe gerçek muhabbete dönüşmüştür. Vaktiyle, Imam-ı H
Sayfalar 103–109
Muzaffer Ozak Külliyatı · Muhammediyye ile nurlandırırsa, cemal-i Muhammediyyeyi ve makam-ı Ahmediyyeyi müşahede eyler ve bunun neticesi olarak da aşkı günden güne artarak mir'atı hak yolunda pervane gibi k
Sayfalar 116–122
Muzaffer Ozak Külliyatı · la iftihar eden islâm velilerine muhabbet etmektedirler. Evliyâ' ullahın hayat hikâyelerini ve menkıbelerini okuyarak onların ahlâklarıyla ahlâklanmağa heves edenlerin sayısı hergü
Sayfalar 166–172
Muzaffer Ozak Külliyatı · lâ'nın fazl-ü keremiyle bunca ni'met ve devlete, ihsan ve inayete mazhar oldum. O halde, sen de babanın meslek ve meşrebine gir, dinine, peygamberine, Allahına sıkı sıkıya bağlan k
Sayfalar 189–195
Muzaffer Ozak Külliyatı · lem efendimizin amcası olup ESED-IR-RESUL (Resûl'ün arslanı) olarak ün yapmış mert, yiğit ve kahraman bir zat olan Hz. Hamza radıyallahu anh şehid olmuş ve Habib-i edib-i Kibriyâ'n
Sayfalar 241–247
Muzaffer Ozak Külliyatı · Fahr-i âlem, sallallahu aleyhi ve sellem efendimizden sahih olarak rivayet edilen haberlere göre, mahşer günü bütün şehitler kılıçları ve silâhları ellerinde olduğu halde vakur bir
Sayfalar 285–291
Muzaffer Ozak Külliyatı · Felem taktülühüm velâkin'Allahe ketelehüm ve mâ remeyte iz remeyte ve lâkin'Allahe remâ.. El-Enfal: 17 (Onları, siz kendi kuvvetinizle öldürmediniz. Fakat, size yardım ve imndat ey
Sayfalar 296–301
Muzaffer Ozak Külliyatı · başının üstünde taşıyorsun. Allaha secde etmeyen vücut senin düşmanındır. Hayır, hasenat etmeyen el düşmanındır. Hayra gitmeyen ayak düşmanındır. Bunları kes at, düşmanına hizmet e
Sayfalar 402–408
Muzaffer Ozak Külliyatı · mecburiyetinde bırakacağından, böyle bir teklifin yapılması şiddetle nehyedilmiştir. Bir kimsenin bir diğerini zorla sevemeyeceği gerçeği karşısında, bir kulun da Allahu talâ'nın â
Sayfalar 414–420
Muzaffer Ozak Külliyatı · Ilerinin asaletini kazdıranlar, on binlerce lira harcayarak dışını özene bezene süsleyenler ise, o kabir çukuruna girince alandıklarını hemen anlarlar, kabirlerinde ne tevhid, ne z
Sayfalar 469–476
Muzaffer Ozak Külliyatı · ALEM-ÜL-İYMANİ (Sallallahu aleyhi ve sellem) Resûl-ü müctebâ, iyman alâmeti olduklarından, kendilerine Alem-ül-iyman ism-i şerifi verilmiştir. ALEM-ÜL-YAKİN (Sallallahu aleyhi ve s