Ara
Menü

Es‘adzâde Seyyid Abdürrahim Fâiz Efendi

Es‘adzâde Seyyid Abdürrahim Fâiz Efendi (ö. 29 Ocak 1726), İstanbul medreselerinden Mısır kadılığına yükselen; ta‘lik hattı, üç dilde şiirleri ve Abdülbâkî Ârif’in Siyer-i Nebî’sini tamamlamasıyla tanınan âlim ve şairdir.

Vefat
1726
Unvan
Osmanlı kadısı, ta‘lik hattatı, divan şairi ve Siyer-i Nebî tamamlayıcısı
Temalar
Osmanlı ilmiye ailesi, medreseler, kadılık, ta‘lik hattı, divan şiiri, Siyer-i Nebî, Kahire

Kimliği ve aile çevresi

Asıl adı Seyyid Abdürrahim olan Fâiz Efendi İstanbul’da doğdu. Doğum tarihi bilinmez. “Es‘adzâde” nisbesi, dedesi Ankaravî Mehmed Esad Efendi’den gelen köklü ilmiye ailesini gösterir. Babası Seyyid Mehmed Ebüssuûd Efendi, amcası nakîbüleşraf Es‘adzâde Seyyid Mehmed Said Efendi’dir. Bazı tezkirelerde amcasının babası gibi gösterilmesi modern araştırmada düzeltilmiştir.

Dedesi, “Sûfî Emîr” diye anılan başka bir Seyyid Mehmed Esad ile de karıştırılmıştır. Güvenilir şecere Ankaravî Mehmed Esad → Mehmed Ebüssuûd → Abdürrahim Fâiz şeklindedir. Bu ayrım, hem doğum kronolojisini hem çocukları Seyyid Yahyâ Vâkıf ve Mehmed Şeref’in aile bağlarını doğru kurar.

İlmiye mesleğine girişi

1097/1685-86’da Ankaravî Mehmed Efendi’nin yönlendirmesiyle mülâzemet aldı. İbrahim Paşa Sarayı, Mehmed Paşa, Defterdar Yahyâ, Zeynî Çelebi, Haydar Paşa, Şeyhülislâm Yahyâ, Sahn-ı Semân, Atik Murad Paşa, Galata Sarayı, Zal Paşa ve Kara Mustafa Paşa medreselerinde müderrislik yaptı. Bu uzun güzergâh, aşağı derecelerden yüksek medreselere düzenli yükselişini gösterir.

Kaynakların tayin tarihlerini her basamak için eşit ayrıntıyla vermemesi sebebiyle yalnız açık kurum dizisi korunmuş, aralara tahminî tarihler yerleştirilmemiştir.

Hat sanatı ve Abdülbâkî Ârif Efendi

Rumeli kazaskeri, hattat ve şair Abdülbâkî Ârif Efendi’nin damadı oldu. Ta‘lik hattını kayınpederinden meşk etti. Şeyhî onu ta‘likte çağının mahir isimlerinden sayar. Bu evlilik yalnız aile bağı değil, hat, şiir ve inşa çevresine katılım bakımından da belirleyicidir.

Oğulları Seyyid Yahyâ Vâkıf Efendi ve Mehmed Şeref Efendi de ilmiye ve şiir hayatında yer aldı; Mehmed Şeref ta‘lik hattını babasından öğrendi. Böylece Fâiz’in sanat eğitimi sonraki kuşağa taşındı.

Kadılık görevleri

Medrese kariyerinden sonra Manisa kadılığına geçti. 1 Rebîülevvel 1130/2 Şubat 1718’de Galata kadısı oldu; yaklaşık bir yıl sonra azledildi. Ardından Ilgın, Yoros ve Karasu Şeyhlü kazaları arpalık olarak verildi. Medine pâyesi aldı.

5 Şevval 1137/17 Haziran 1725’te Mısır kadılığına tayin edildi. Bu, ilmiye kariyerinin ulaştığı en yüksek coğrafî ve idarî basamaktı. İstanbul medreselerinden Manisa ve Galata’ya, oradan Kahire’ye uzanan görev hattı kişi coğrafyasının güvenli çekirdeğidir.

Fâiz mahlası ve üç dilde edebiyat

Şiirlerinde “başarılı, muradına eren” anlamındaki Fâiz mahlasını kullandı. Arapça, Farsça ve Türkçe şiir ve nesir yazabilecek seviyedeydi. Şeyhî onu bilgili, temiz huylu, ifade ve üslûpta güçlü bir âlim-şair olarak tanıtır.

Kaynaklar mürettep ve mükemmel bir divanı bulunduğunu söyler; ancak divanın nüshası bugün tespit edilememiştir. Şiirleri bütünüyle kaybolmuş değildir: Sâlim üç gazel, Safâyî beş gazel ve iki tarih mısraı, Fatin bir gazel, Şeyhî yirmi dört beyit, Belîğ otuz dokuz beyit aktarır. Dağınık tezkire parçaları, kayıp divanın edebî izlerini oluşturur.

Siyer-i Nebî’nin tamamlanmasındaki rolü

Kayınpederi Abdülbâkî Ârif Efendi’nin manzum-mensur Siyer-i Nebîsi onun edebî faaliyetinde özel yer tutar. Ârif Efendi eseri parça parça kaleme almış, tamamlayamadan vefat etmişti. Fâiz Efendi, Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’nın emriyle metni 1131 Recebinde/1719’da tamamladı.

Modern araştırma, yazmadaki kısımları ve kayıtları karşılaştırarak Fâiz’in rolünün sıradan bir müstensihlikten ibaret olmadığını gösterir. Bununla birlikte hangi kısımların kayınpedere, hangilerinin damada ait olduğu nüsha temelli olarak gösterilmelidir; bütün eser tek kalemde Fâiz’e nispet edilmemiştir.

Mısır’da vefatı

Mısır kadılığı sırasında 25 Cemâziyelevvel 1138/29 Ocak 1726’da ansızın vefat etti ve Kahire’de defnedildi. Müstakimzâde vefatına “hatm-i zamân 1138” terkibiyle tarih düşürdü. Ölümünün ardından kadılık görevi yaklaşık dört ay nâibi eliyle yürütüldü; sonra Mirzâzâde Ahmed Neylî Efendi’ye verildi.

Tarihî yeri ve kaynak ihtilafları

Fâiz Efendi’nin hayatı üç eksende okunur: Es‘adzâde ilmiye ailesi ve kadılık kariyeri; ta‘lik hattı ve şiir; Abdülbâkî Ârif’in Siyer-i Nebîsini tamamlama faaliyeti. Tarikat şeyhliği veya silsile aidiyeti için belge yoktur; “Sûfî Emîr”le karışan dede kaydı tasavvufî nispet üretmek için kullanılmamıştır.

Tezkirelerde baba-amca ve dede kimliği hakkında oluşan karışıklıklar, aile üyelerinin benzer unvanları ve sonraki özetlerin birbirini tekrar etmesinden doğmuştur. Bu sayfada modern düzeltme çalışması, TEİS maddesi ve Vekāyi‘u’l-fuzalâ birlikte değerlendirilmiş; nüshası görülmeyen divana hayalî içerik eklenmemiştir.

COĞRAFÎ HAFIZA9 coğrafî bağlantıMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi9 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

Kavram dünyası

İlk 3 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

İlk mevleviyeti: Manisa kadılığı

1123 Ramazanının beşinci günü (17 Ekim 1711) Manisa kadılığına getirildi; bir yıl sonra azledildi.

Metni gösterMetni daralt

Medrese basamaklarını Kara Mustafa Paşa Medresesi’nde tamamladıktan sonra ilk kadılık görevini 1123 Ramazanının beşinci günü aldı: Rumeli kazaskerliğinden ayrılmış Mîrzâ Mustafa Efendi’nin arpalığı olan Manisa kazası, mevleviyet üzere kendisine tevcih edildi. 1124 Şevvali başında azledildi ve yerine Sadreddinzâde Mustafa Efendi getirildi.

Canlı kayıtta Galata ve Mısır kadılıkları anılıyordu; Manisa, kadılık dizisinin bunlardan önce gelen ilk halkasıdır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Medine pâyesi ve arpalık ağı

1129’da Medine pâyesiyle birlikte Gölbazar-ı Bolu ve Karacaşehir, sonra Ilgın, ardından Yoros, Karasu ve Şeyhlü kazaları arpalık olarak üzerine yazıldı.

Metni gösterMetni daralt

1129 Muharreminde Medîne-i Münevvere pâyesi eklenerek Gölbazar-ı Bolu ile Karacaşehir kazaları arpalık tayin edildi. 1133 Saferinde Ilgın kazası “maîşet” olarak verildi; 1136 Ramazanında Ilgın kasaba kadılarına devredilince yerine Yoros, Karasu ve Şeyhlü kazalarının arpalıkları nakledildi.

Mısır kadılığına tayin edildiğinde bu arpalıklar Seyyid Ca‘fer Efendizâde Seyyid Mehmed Efendi’ye geçmiştir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Ölümünden sonra çocuklarına bırakılan dört aylık gelir

Mısır kadılığında ansızın vefat edince boşalan mansıbın geliri dört ay kadar evlâdına uzatıldı.

Metni gösterMetni daralt

1138 Cemâziyelevvelinin yirmi beşinci günü ansızın vefat ettiğinde Mısır kadısıydı. Kayıt, boşalan mansıbın dört ay kadar evlâdına “medd” olunduğunu, ancak bundan sonra 1138 Şevvali başından geçerli olmak üzere Mîrzâ Efendizâde Neylî Ahmed Efendi’ye verildiğini yazar.

Bu, görevde vefat eden bir mevlânın ailesinin bir süre daha aynı gelirle geçinmesini sağlayan bilinen bir uygulamanın somut örneğidir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

Kahire · MısırKahire1137 Şevvalinde (17 Haziran 1725) Mısır kadılığına tayin edildi ve bu görevdeyken 29 Ocak 1726’da vefat etti; kabri Kahire’dedir. İlişkili kişi dosyası Es‘adzâde Fâiz Seyyid Abdürrahim Efendi : Es‘adzâde Fâiz Seyyid Abdürrahim Efendi (ö. 1726), Galata ve Mısır kadılıklarında bulunan; ta‘lik hattı, üç dilde şiir ve mürettep divanıyla tanınan Osmanlı âlim ve şairidir.Manisa · TürkiyeManisaİlk kadılık görevi: 1123 Ramazanında (Ekim 1711) mevleviyet üzere Manisa kadılığı verildi, 1124 Şevvalinde azledildi. İlişkili kişi dosyası Es‘adzâde Fâiz Seyyid Abdürrahim Efendi : Es‘adzâde Fâiz Seyyid Abdürrahim Efendi (ö. 1726), Galata ve Mısır kadılıklarında bulunan; ta‘lik hattı, üç dilde şiir ve mürettep divanıyla tanınan Osmanlı âlim ve şairidir.İstanbul · TürkiyeGalata1130 Rebîülevveli başında (2 Şubat 1718) Galata kadılığına getirildi; bir yıl sonra azledildi. İlişkili kişi dosyası Es‘adzâde Fâiz Seyyid Abdürrahim Efendi : Es‘adzâde Fâiz Seyyid Abdürrahim Efendi (ö. 1726), Galata ve Mısır kadılıklarında bulunan; ta‘lik hattı, üç dilde şiir ve mürettep divanıyla tanınan Osmanlı âlim ve şairidir.