HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Kimliği ve aile çevresi
Asıl adı Seyyid Abdürrahim olan Fâiz Efendi İstanbul’da doğdu. Doğum tarihi bilinmez. “Es‘adzâde” nisbesi, dedesi Ankaravî Mehmed Esad Efendi’den gelen köklü ilmiye ailesini gösterir. Babası Seyyid Mehmed Ebüssuûd Efendi, amcası nakîbüleşraf Es‘adzâde Seyyid Mehmed Said Efendi’dir. Bazı tezkirelerde amcasının babası gibi gösterilmesi modern araştırmada düzeltilmiştir.
Dedesi, “Sûfî Emîr” diye anılan başka bir Seyyid Mehmed Esad ile de karıştırılmıştır. Güvenilir şecere Ankaravî Mehmed Esad → Mehmed Ebüssuûd → Abdürrahim Fâiz şeklindedir. Bu ayrım, hem doğum kronolojisini hem çocukları Seyyid Yahyâ Vâkıf ve Mehmed Şeref’in aile bağlarını doğru kurar.
İlmiye mesleğine girişi
1097/1685-86’da Ankaravî Mehmed Efendi’nin yönlendirmesiyle mülâzemet aldı. İbrahim Paşa Sarayı, Mehmed Paşa, Defterdar Yahyâ, Zeynî Çelebi, Haydar Paşa, Şeyhülislâm Yahyâ, Sahn-ı Semân, Atik Murad Paşa, Galata Sarayı, Zal Paşa ve Kara Mustafa Paşa medreselerinde müderrislik yaptı. Bu uzun güzergâh, aşağı derecelerden yüksek medreselere düzenli yükselişini gösterir.
Kaynakların tayin tarihlerini her basamak için eşit ayrıntıyla vermemesi sebebiyle yalnız açık kurum dizisi korunmuş, aralara tahminî tarihler yerleştirilmemiştir.
Hat sanatı ve Abdülbâkî Ârif Efendi
Rumeli kazaskeri, hattat ve şair Abdülbâkî Ârif Efendi’nin damadı oldu. Ta‘lik hattını kayınpederinden meşk etti. Şeyhî onu ta‘likte çağının mahir isimlerinden sayar. Bu evlilik yalnız aile bağı değil, hat, şiir ve inşa çevresine katılım bakımından da belirleyicidir.
Oğulları Seyyid Yahyâ Vâkıf Efendi ve Mehmed Şeref Efendi de ilmiye ve şiir hayatında yer aldı; Mehmed Şeref ta‘lik hattını babasından öğrendi. Böylece Fâiz’in sanat eğitimi sonraki kuşağa taşındı.
Kadılık görevleri
Medrese kariyerinden sonra Manisa kadılığına geçti. 1 Rebîülevvel 1130/2 Şubat 1718’de Galata kadısı oldu; yaklaşık bir yıl sonra azledildi. Ardından Ilgın, Yoros ve Karasu Şeyhlü kazaları arpalık olarak verildi. Medine pâyesi aldı.
5 Şevval 1137/17 Haziran 1725’te Mısır kadılığına tayin edildi. Bu, ilmiye kariyerinin ulaştığı en yüksek coğrafî ve idarî basamaktı. İstanbul medreselerinden Manisa ve Galata’ya, oradan Kahire’ye uzanan görev hattı kişi coğrafyasının güvenli çekirdeğidir.
Fâiz mahlası ve üç dilde edebiyat
Şiirlerinde “başarılı, muradına eren” anlamındaki Fâiz mahlasını kullandı. Arapça, Farsça ve Türkçe şiir ve nesir yazabilecek seviyedeydi. Şeyhî onu bilgili, temiz huylu, ifade ve üslûpta güçlü bir âlim-şair olarak tanıtır.
Kaynaklar mürettep ve mükemmel bir divanı bulunduğunu söyler; ancak divanın nüshası bugün tespit edilememiştir. Şiirleri bütünüyle kaybolmuş değildir: Sâlim üç gazel, Safâyî beş gazel ve iki tarih mısraı, Fatin bir gazel, Şeyhî yirmi dört beyit, Belîğ otuz dokuz beyit aktarır. Dağınık tezkire parçaları, kayıp divanın edebî izlerini oluşturur.
Siyer-i Nebî’nin tamamlanmasındaki rolü
Kayınpederi Abdülbâkî Ârif Efendi’nin manzum-mensur Siyer-i Nebîsi onun edebî faaliyetinde özel yer tutar. Ârif Efendi eseri parça parça kaleme almış, tamamlayamadan vefat etmişti. Fâiz Efendi, Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’nın emriyle metni 1131 Recebinde/1719’da tamamladı.
Modern araştırma, yazmadaki kısımları ve kayıtları karşılaştırarak Fâiz’in rolünün sıradan bir müstensihlikten ibaret olmadığını gösterir. Bununla birlikte hangi kısımların kayınpedere, hangilerinin damada ait olduğu nüsha temelli olarak gösterilmelidir; bütün eser tek kalemde Fâiz’e nispet edilmemiştir.
Mısır’da vefatı
Mısır kadılığı sırasında 25 Cemâziyelevvel 1138/29 Ocak 1726’da ansızın vefat etti ve Kahire’de defnedildi. Müstakimzâde vefatına “hatm-i zamân 1138” terkibiyle tarih düşürdü. Ölümünün ardından kadılık görevi yaklaşık dört ay nâibi eliyle yürütüldü; sonra Mirzâzâde Ahmed Neylî Efendi’ye verildi.
Tarihî yeri ve kaynak ihtilafları
Fâiz Efendi’nin hayatı üç eksende okunur: Es‘adzâde ilmiye ailesi ve kadılık kariyeri; ta‘lik hattı ve şiir; Abdülbâkî Ârif’in Siyer-i Nebîsini tamamlama faaliyeti. Tarikat şeyhliği veya silsile aidiyeti için belge yoktur; “Sûfî Emîr”le karışan dede kaydı tasavvufî nispet üretmek için kullanılmamıştır.
Tezkirelerde baba-amca ve dede kimliği hakkında oluşan karışıklıklar, aile üyelerinin benzer unvanları ve sonraki özetlerin birbirini tekrar etmesinden doğmuştur. Bu sayfada modern düzeltme çalışması, TEİS maddesi ve Vekāyi‘u’l-fuzalâ birlikte değerlendirilmiş; nüshası görülmeyen divana hayalî içerik eklenmemiştir.