ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
43 sonuç · “Riza”
01Abdülahad Nûrîzâde Şeyh Mustafa Efendi
Abdülahad Nûrîzâde Şeyh Mustafa Efendi (1636-1691), babası Abdülahad Nûrî Sivâsî’nin terbiyesinde yetişen; onun vefatından sonra yaklaşık kırk yıl Mehmed Ağa Zâviyesi postunu taşıyarak Sivâsî-Nûrî irşad ve kurum hafızasını sürdüren Halvetî şeyhidir.
Alâiyeli Seyyid Süleyman el-Halvetî
Alâiyeli Seyyid Süleyman (ö. 27 Cemâziyelevvel 1064/15 Nisan 1654), Şeyh Ali Efendi’den inâbe alan, Kasımpaşa’da bulunduktan sonra Bursa Ahmed Paşa-yı Fenârî Zâviyesi postunu yaklaşık otuz sekiz yıl taşıyan Halvetî şeyhidir.
Ali er-Rızâ
Ali er-Rızâ (yak. 153/770 – 203/818), Medine'de ilim meclisi kurup yirmi yaşında fetva vermeye başlayan Ehl-i beyt âlimi; Halife Me'mûn tarafından istemeye istemeye veliaht ilân edilmiş, iki yıl sonra Tûs'ta âniden ölmüş ve gömüldüğü yer Meşhed adını almıştır.
Arapzâde İlmî Muhammed Efendi
Arapzâde İlmî Muhammed Efendi (ö. 1130/1718), Muhammed-i Semerkandî’nin halifesi, Neccârzâde Rızâ’nın mürşidi, Edirne Arapzâde Tekkesi’nin bânisi ve Mîzânü’t-tarîk müellifidir.
Buhûrîzâde Mustafa Itrî Efendi
Buhûrîzâde Mustafa Itrî Efendi (ö. 1123/1711), IV. Mehmed devrinde saray hânendesi ve mûsiki hocası olarak çalışan; Rast Na‘t, Segâh Âyin, Segâh Tekbir, Salât-ı Ümmiyye ve Nevâ Kâr gibi eserleriyle cami, Mevlevî ve klasik mûsiki repertuvarlarını birleştiren büyük bestekâr, şair ve ta‘lik hattatıdır.
Bursalı Mehmed Tâhir Bey
Bursalı Mehmed Tâhir Bey (1861–1925), Rumeli ve Anadolu kütüphanelerini, yazmaları ve mezar taşlarını tarayarak Osmanlı ilim, edebiyat ve tasavvuf mirasını belgeleyen; Harîrîzâde ve Muhammed Nûrü’l-Arabî’ye bağlı Melâmî şeyhi, subay, öğretmen, mebus ve modern Türk bibliyografyasının öncü ismidir.
Bursalı Seyyid Muslî Efendi
Bursalı Seyyid Muslî Efendi (ö. 1069/1659), Alâiyeli Seyyid Süleyman’ın oğlu ve halifesi; 1654’te Bursa Ahmed Paşa-yı Fenârî Zâviyesi postuna geçen, Abaza Hasan Paşa’nın Bursa’yı işgali sırasında yardım istemek üzere İstanbul’a giderken Emir Ali Cezîresi (İmralı) yakınında öldürülüp adaya defnedilen Halvetî şeyhidir.
Bursalı Şeyh Ali en-Nakşibendî
Bursalı Şeyh Ali en-Nakşibendî (ö. 1040/1630-31), Tokuz Mehmed Efendi’den ilim tahsil eden, İstanbul Emir Buhârî Zâviyesi şeyhi Şa‘bân Efendi’den izin ve icazet aldıktan sonra Bursa Hisarı’ndaki Alâeddin Bey Mahallesi’nde zâviye, imamet, vaaz ve irşad hizmeti yürüten Nakşibendî şeyhidir.
Debbağ Yunuszâde Şeyh Mustafa Efendi
Debbağ Yunuszâde Mustafa Efendi (ö. 1085/1674-75), Ümmî Sinanzâde Hasan Efendi’nin terbiyesinden geçerek Bursa Ahmed Paşa-yı Fenârî Zâviyesi’nde irşad hizmeti yürüten Halvetî şeyhi ve debbağlık âdâbına dair fütüvvetnâme müellifidir.
Dürrîzâde Nûreddin Mehmed Efendi
Dürrîzâde Nûreddin Mehmed Efendi (ö. Nisan 1722), şeyhülislâm Dürrî Mehmed Efendi’nin büyük oğlu; 1709’da ilmiyyeye girip Şehid Mehmed Paşa Medresesi müderrisliğine yükselen genç Osmanlı âlimidir.
Ebüssuûdzâde Şemseddin Ahmed Çelebi
Ebüssuûdzâde Şemseddin Ahmed Çelebi (944-970/1538-1563), Ebüssuûd Efendi ile Taşköprîzâde’nin talebesi, Rüstem Paşa’dan Şehzade medresesine uzanan süratli kariyeri ve Arapça şiirdeki kudretiyle tanınan genç Osmanlı müderrisidir.
Edirneli Cerrâhzâde Abdülfettah Efendi
Edirneli Cerrâhzâde Abdülfettah Efendi (ö. Rebîülâhir 1134/Ocak-Şubat 1722), Minkārîzâde Yahyâ Efendi’den mülâzemet aldıktan sonra Edirne medreselerinde dereceler boyunca yükselerek Dârülhadis ve Sultan Bayezid medreselerinde ders veren Osmanlı âlimidir.
Riza
Sızlanmama, yakınmama; hoşnut ve memnun olma hali. tas. Cüneyd'e göre, iradeyi ortadan kaldırmak; el-Kannâd'a göre, kaderin acı tecellileri karşısında kalbin huzur ve sükun halinde olması; Ibn Atâ'ya göre, Hakk'ın ezeli tercihini gören sâlikin onun kendisi hakkındaki tercihinin kendisi için yaptığı tercihten daha iyi olduğunu kavrayarak kızmayı ve şikayeti bırakmasıdır. Irak süfileri rızayı hal saydıkları halde Horasan mutasavvıfları onu makam olarak görmüşlerdi. Rıza iki türlüdür: Allah'ın kulundan razı olması ve kulların Allah'tan razı olmaları. Bu iki rıza halini gerçekleştiren nefse nefs-i marziye ve nefs-i raziye denir. En yüce makam rıdvanullah'tır. Müslümanlar birbirine: “Allah senden razı olsun” diye dua ederken en yüce mutluluk için dua ederler. Rıza halindeki veya makamındaki kul, “kahrın da hoş lütfun da hoş” der ve Hakk'ın hiçbir tecellisinden şikayetçi olmaz - Güzel âşık cevrimizi çekemezsin demedim mi? Bu bir rıza lokmasıdır, yiyemezsin demedim mi? Pir Sultan Rıza kelimesinin ebced hesabıyla değeri 1001'dir. Mevlevilerde çile çekilen gün sayısı da 1001'dir. Rıza kapısı Tasavvuf yolu, tarikat. Bu yola girmek, yenmesi zor bir lokmaya benzer; rıza lokması budur.
fariza
İslâm inancma göre, yapılması farz olan Allah’ın dinî emirleri. fık. Şeriat usulüne göre, mirasçılardan her birine düşen belirli pay.
rızâen lillah
rızâen lillah a. (dil pLâJ [Ar.] AUah Bu rızası içini bir karşılık bekleismeksizin anlamında iyi dilek sömizî zü. yer 82; rızık a. (yfi [Ar.] AUah’m canhlar için verdiği maddî ve manevî nimetler. Bundan dolayı da yüce n-ı AUah “Rezzâk” (bk. bu madde) kulolarak adlandınlmıştır ve bu ad fızı “esmâ'ü’l-hüsnâ” (Allah’ın güzel isimleri) arasmda yerini almışd’in tır. n 6.
Alâ ferîzati’ş-şer‘iyye
Şer‘î miras paylarına göre. Mirasın Kur’ân ve fıkıhta belirlenen oranlar esas alınarak bölüştürülmesini ifade eden hukuk terimi. Yaygın örnekte aynı derecedeki erkek çocuğun payı kız çocuğunun payının iki katıdır; ancak mirasçıların türü ve yakınlık derecesi değiştikçe paylar da farklılaşır.
Kadere Rızâ
İnsanın, Allahü teâlânın kendisi hakkında takdîr ettiği şeylere rızâ göstermesi, hoşnud olması başına gelen belâ ve musîbetlere sabredip, boyun eğmesi. Kendinize, evlâdınıza kötü duâ etmeyiniz. Allah'ın kaderine rızâ gösteriniz. Nîmetlerini arttırması için duâ ediniz. (Hadîs-i şerîf-Berîka) İslâm dîni ve bütün semâvî (ilâhî) dinler her işin Allahü teâlânın takdîri ve irâdesi (dilemesi) ile olduğunu bildirdi. Fakat insan bir işin ezelde (başlangıçsız öncelerde) nasıl takdîr edildiğini bilmediği için, Allahü teâlânın emrine uyarak çalışması ve kadere rızâ göstermesi lâzımdır. Kazâ ve kadere inanmak, kadere rızâ göstermek insanın çalışmasına mâni olmaz, bilakis çalışmasını kamçılar. (Muhammed Ma'sûm Fârûkî) İnsan, başına gelen belâ ve musîbetlere sabretmeli, kadere rızâ göstermelidir. Allahü teâlânın dostlarına dünyâ sıkıntılarının ve belâların gelmesi bunların günahlarının affolmasına sebeb olur. Sözün doğrusu şudur ki, sevgiliden gelen her şeyi gülerek sevinerek karşılamak lâzımdır. O'ndan gelenlerin hepsi tatlı gelmelidir. Sevgilinin sert davranması, ikrâm, ihsân ve yükselmek gibi olmalıdır. Böyle olmazsa, sevgisi tam olmaz. (İmâm-ı Rabbânî) Dünyâda huzûr ve rahat kadere rızâ göstermektedir. (M. Sıddîk bin Saîd)
Bâb-I Rızadan Ayrılma
Hoşnutluk, memnunluk, razı olma kapısı mânâsını ifâde eder. Tasavvufta, bir müridin, maneviyat yolundaki rehberini ve arkadaşlarını memnun etmesi önemlidir. O, bu uğurda çeşitli imtihanlara maruz kalır, razı olur, isyan yoluna sapmaz. “Bab-ı rızâdan ayrılma”, yahut “Allah, bâb-ı rızadan dür (uzak) etmesin” ifadeleri, hep bu yolda söylenmiştir.
Nûreddin Cerrâhî Âsitânesi
Karagümrük, İstanbul · Türkiye · Cerrâhiyye'nin merkez tekkesi ve pîr makamı. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Seyyid Mehmed Rızâeddin Yaşar Efendi : Seyyid Mehmed Rızâeddin Yaşar Efendi (1845–1913), Abdülaziz Zihnî’nin oğlu; hat, klasik ilimler ve Farsça tahsilinin ardından Kapıağası Tekkesi ile Cerrâhiyye Âsitânesi’nde hizmet eden ve on altı halife yetiştiren şeyhtir.
Limni adası — Kebîrîzâde'nin sürgün yeri
Limni · Yunanistan · 1118'den sonra edebe aykırı davrandığı gerekçesiyle buraya sürüldü; bir süre sonra adadan kendiliğinden ayrılıp Sakız'a geçti. İlişkili kişi dosyası Kebîrîzâde Abdurrahman Efendi : Kebîrîzâde Abdurrahman Efendi (ö. 1722), İstanbul ve Edirne medreselerinden Halep, Edirne ve Mekke kadılıklarına uzanan bir ilmiye kariyeri sürdüren Osmanlı âlimidir.
İmam Rızâ Türbesi
Meşhed · İran · Tûs'un Nûkan kasabasında vefat edip Hârûnürreşîd'in yanına defnedildiği yer; hâtırasını yaşatmak için yöreye Meşhed adı verildi. Kabri üzerine içi değerli madenlerle tezyin edilmiş bir türbe yapılmıştır.
Hasîrîzâde Dergâhı
İstanbul · Türkiye · İstanbul’daki en meşhur Sa‘dî dergâhlarından biri olan bu tekkenin son şeyhidir. 1880’den 1925’e kadar burada şeyhlik yapmış, Mesnevî, şemail, hadis ve dinî ilimleri okutmuş; II. Abdülhamid’in iradesiyle 1887’de yeniden inşa edilen binaların mimarlığını da kendisi üstlenmiştir.
Hasîrîzâde Tekkesi
İstanbul · Türkiye · Hasırcızâde Tekkesi olarak da anılan, Sütlüce semtinde Elifî Efendi sokağı ile Çavuşbaşı Mescidi’nin sınırladığı arsada yer alan Sa‘dî tekkesidir. Babası Hasîrîzâde Şeyh Mustafa İzzî Efendi tarafından 1199’da (1785) kurulmuş, 1201’de (1787) vakfiyesi düzenlenmiştir; kendisi tekkenin ikinci postnişinidir. Cümle kapısına yerleştirilen 1252 (1836-37) tarihli manzum kitâbenin metni ona aittir. Tekkenin meşihatı sonuna kadar Sa‘diyye’ye bağlı kalmış ve bânisinin neslinden gelen, Hasîrîzâdeler olarak anılan ailenin tasarrufunda bulunmuştur.
Seyyid Velâyet Türbesi çevresi (kabri)
İstanbul, Fatih · Türkiye · Cenaze namazı Fâtih Camii'nde kılındıktan sonra Âşık Paşa Camii'nin hazîresinde, Seyyid Velâyet Türbesi yakınında defnedildi. İlişkili kişi dosyası Taşköprizâde Ahmed Efendi : Taşköprizâde Ahmed Efendi (1495-1561), Osmanlı âlim ve şeyh biyografilerini Şakā’iku’n-Nu‘mâniyye’de bir araya getiren; ilimler tasnifi, kelâm, mantık ve belâgat alanlarında eserler veren âlim ve kadıdır.
Hasîrîzâde Dergâhı ile Mahmud Ağa Camii arasındaki hazîre
İstanbul · Türkiye · 3 Ocak 1927 Pazartesi günü vefat ettiğinde, tekkesiyle Mahmud Ağa Camii arasındaki hazîreye defnedilmiştir. İlişkili kişi dosyası Hasîrîzâde Muhammed Elîf Efendi : Hasîrîzâde Muhammed Elîf Efendi (1850–1927), Sütlüce Sa‘dî Dergâhı’nın şeyhi; Mesnevî ve Şemâil dersleri, çoklu icazetleri, Meclis-i Meşâyih reisliği ve eserleriyle son dönem İstanbul tasavvuf hayatının güçlü âlimlerinden biridir.
Medine (Mescid-i Nebevî)
Medine · Suudi Arabistan · Yaklaşık 153'te (770) doğduğu ve ilim meclisi kurup hayatını öğretimle geçirdiği şehir; yirmi yaşında burada fetva vermeye başladı. İlişkili kişi dosyası Ali er-Rızâ : Ebü’l-Hasen Ali er-Rızâ b. Mûsâ el-Kâzım (ö. 203/818), Medine’de hadis ve fıkıh öğreten; Me’mûn’un veliaht ilânıyla Horasan’a geçen, ilmi, zühdü ve Ehl-i beyt içindeki yeriyle tanınan âlimdir.
Arakiyeci Hacı Mehmed Efendi Mescidi Cerrâhî Dergâhı
İstanbul · Türkiye · Mütevellilik ve meşihatını 1910'da oğlu Fahreddin Efendi'ye devrettiği dergâh. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Seyyid Mehmed Rızâeddin Yaşar Efendi : Seyyid Mehmed Rızâeddin Yaşar Efendi (1845–1913), Abdülaziz Zihnî’nin oğlu; hat, klasik ilimler ve Farsça tahsilinin ardından Kapıağası Tekkesi ile Cerrâhiyye Âsitânesi’nde hizmet eden ve on altı halife yetiştiren şeyhtir.
Bursa
Bursa · Türkiye · 2 Aralık 1495'te doğduğu şehir; ilk çocukluğu burada geçti, Molla Hüsrev Medresesi'nde amcasının yanında okudu, 1545'te kadılığını yaptı. İlişkili kişi dosyası Taşköprizâde Ahmed Efendi : Taşköprizâde Ahmed Efendi (1495-1561), Osmanlı âlim ve şeyh biyografilerini Şakā’iku’n-Nu‘mâniyye’de bir araya getiren; ilimler tasnifi, kelâm, mantık ve belâgat alanlarında eserler veren âlim ve kadıdır.
Harîrîzâde'nin Boyacıköy'deki yalısı
İstanbul · Türkiye · Melâmî pîri Muhammed Nûrü'l-Arabî'yi İstanbul ziyaretlerinden birinde ağırladığı yalı. Harîrîzâde ona burada intisap etmiş; aynı mecliste ulemâdan Mürefteli Hoca Abdullah, Evkaf müfettişi Hacı Tevfik, Mısır mollası Kâmil ile Rifâî şeyhleri Ahmed Safî ve Abdülkerim efendiler de intisap etmiştir.
Mekke — Kebîrîzâde'nin son kadılığı ve vefat yeri
Mekke · Suudi Arabistan · 1133'te Mekke-i Muazzama kadılığına tayin edildi; şehre vardıktan sonra 1134 şevvalinde burada vefat etti. İlişkili kişi dosyası Kebîrîzâde Abdurrahman Efendi : Kebîrîzâde Abdurrahman Efendi (ö. 1722), İstanbul ve Edirne medreselerinden Halep, Edirne ve Mekke kadılıklarına uzanan bir ilmiye kariyeri sürdüren Osmanlı âlimidir.
İzzî Tarihi’nde Neccâr-zâde Mustafa Rızâ ve Beşiktaş Hankâhı
İzzî Tarihi’nin Neccâr-zâde kaydını modern araştırmalarla karşılaştırarak Beşiktaş hankâhını, eserleri ve Mehmed Sıddık’a post aktarımını kaynak ihtilaflarıyla birlikte açıklar.
Sayfalar 4–13
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ YAYINLARI - No: 43 5846 Sayılı Kan un gereğince telif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: ÖZAL Matbaası - Baskı: ÖZTÜRK Matbaası Ist
Sayfalar 1–10
Muzaffer Ozak Külliyatı · Elhac Muzaffer OZAK colli ZİYNET-UL-KULÜB KALPLERİN ZİYNETİ] Aşık sohbetleri ve evradı şerifeler AYRICA ASKÎ DİVANI SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ Ali BİLİCİ Büyük Reşitpaşa Cad. Yümni Işha
Sayfalar 4–12
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALAH BILICI KITABEVI YAYINLARI - No: 41 5846 Sayılı Kanun gereğince Te'lif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: GÜYRAY, Baskı: ÜÇLER Matbaası İSTANBUL — 1
Sayfalar 3–12
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ YAYINLARI - No: 42 5846 Sayılı Kanun gereğince te'lif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: ÖZAL Matbaası - Baskı: ARBEN Matbaası Ista
Sayfalar 14–20
Muzaffer Ozak Külliyatı · BEtSsü; Ve lekad kerremna beni-Âdeme... El-İsrâ: 70 (Andolsun, biz azim-üş-şân Âdem oğullarını, diğer bütün yarattıklarımızdan üstün kıldık.) sırrına ve tecellisine mazhar olabilsi
Sayfalar 13–20
Muzaffer Ozak Külliyatı · tün kâ'inat ve mevcudat, Resûl-ü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz hazretlerinin yüzü suyu hürmetine halk ve icat buyurulmuş ve Habib-i adib-i Kibriyâ on sekiz bin âleme
Sayfalar 18–24
Muzaffer Ozak Külliyatı · ğunu ileri sürmesine benzerler. Babasının kim olduğu bilinmeyen ve bir fahişeden dünyaya gelen ne idüğü belirsiz bir piçe, böyle bir zat: (Evlâdım...) diyebilir mi, bilmem? Insan,
Sayfalar 21–28
Muzaffer Ozak Külliyatı · Evet, Hz. Musa aleyhisselâm sadrının şerholunmasını, işlerinin kolaylaştırılmasını, lisanındaki tutukluğun giderilmesini, sözünün daha iyi anlaşılmasını, ehlinden ve akrabasından b
Sayfalar 21–28
Muzaffer Ozak Külliyatı · (Cennette, gözlerin göremediği, kulakların işitemediğı ve insan kalbinin idrak ve ilata edemediği ni'metler vardır..) Fazl-ı ilâhi ile cennete girecek bazı zevatı, Allahu sübhanehu
Sayfalar 17–24
Muzaffer Ozak Külliyatı · Inned-diyne indallâh-il-islâm Al-i-Imran: 19 Allah katında makbul olan din, Islâmdır. Yüz suhuf, dört kitap, Hazret-i Adem'den beri gelen bütün Enbiyânın talimini ve neş'esini, kul
Sayfalar 29–36
Muzaffer Ozak Külliyatı · haremeyn, ceddüs-sıbteyn, imam-ül-Enbiyâ, imam-ül-etkiyâ, tâcül-asfiyâ, sahib-üs-seyf, sahib-ül-kitab, münzel-ül-Kur'an, sahibül-mi'râc, şefi-ul-müznibiyn, Resûlüllah, Habibullah,
Sayfalar 29–35
Muzaffer Ozak Külliyatı · rulan cennet ve cemale ererler ve bu yüce mükâfata bir ân önce kavuşabilmek için de tabutlarının içinde cemaatlerine (KADDIMUNI... KADDIMÜNI...) diye seslenirler. Kâfirler, münafık