ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
39 sonuç · “Rezzâk”
01Garîbiyye
Muhammed Garîbullah el-Hindî'ye nispet edilen ve Abdürrezzâk-ı Geylânî üzerinden uzun silsileyle aktarılan Hint Kādirî çevresi.
Abdürrezzâk Şâban Efendi
Abdürrezzâk Şâban Efendi (ö. 1098/1686-87), İnebolu çevresinden İstanbul'a gelerek Kasımpaşa Kızanlık Çeşme Mescidi imamlığı yapan; 1668'den vefatına kadar Eyüp Sultan Camii kürsüsünde hadis, tefsir ve vaaz hizmeti yürüten âlimdir.
Burhânüddîn
Burhânüddîn, Yahyâ Âgâh İstanbulî’nin Ankara Millî Kütüphane 3200 numaralı istinsahında kaydettiği Zenbûriyye-Kādiriyye silsilesinde Kāsım Şerefüddîn’den sonra, Abdürrezzâk Hamevî’den önce yer alan aktarım halkasıdır. Tam adı, tarihi ve coğrafyası henüz bağımsız bir kaynakla doğrulanmamıştır.
Ebû Muhammed Abdürrezzâk el-Cezûlî
Ebû Muhammed Abdürrezzâk el-Cezûlî (ö. 592/1196), Ebû Medyen'in önde gelen Mağribî halifesi; Medyenî irşadı İskenderiye ve Yukarı Mısır'a taşıyan, Ebü'l-Haccâc el-Uksurî'yi yetiştiren sûfîdir.
Ebü’l-Haccâc Yûsuf el-Uksurî
Ebü’l-Haccâc Yûsuf el-Uksurî (ö. 642/1244), Abdürrahîm el-Kınâî ve Abdürrezzâk el-Cezûlî’den faydalanan; devlet görevini bırakarak Luksor’da geniş bir irşad halkası kuran ve türbesi şehrin dinî hafızasının merkezine dönüşen sûfîdir.
Kemâlüddîn Abdürrezzâk el-Kâşânî
Kemâlüddîn Abdürrezzâk el-Kâşânî (ö. 736/1335), Sühreverdî terbiyesini Ekberî düşüncenin sistemli yorumuyla birleştiren; tasavvuf sözlükleri, Te’vîlâtü'l-Kur’ân ve Fusûs ile Menâzil şerhleriyle kalıcı tesir kuran sûfî müelliftir.
Seyyid Abdürrezzâk el-Hamevî
Seyyid Abdürrezzâk el-Hamevî, Hama'da yaşayan; Kādirî-Hâlisî silsilelerde Muhammed Ma‘sûm el-Medenî ile Muhammed Hüseyin el-İzmirânî arasında anılan, Zenbûriyye yazmasında ise daha kısa bir zincir içinde kaydedilen sûfîdir.
Seyyid Şah Kumeys el-Kādirî
Şah Kumeys el-Kādirî, Abdülkādir-i Geylânî’nin oğlu Abdürrezzâk’ın soyundan gelen ve Kumeysiyye adıyla anılan irşad hattını Bengal, Pencap ve Bihâr’da yayan sûfîdir.
Şeyh Seyyid Abdürrezzâk İlmî Efendi
Seyyid Abdürrezzâk İlmî Efendi (1842–1906), Erzurum nakîbüleşrafı; Şeyh Hakkı Efendi’den Nakşibendî hilâfeti alan, tefsir ve Mesnevî okutan, celî hat icâzetli âlim, şair ve mutasavvıftır.
Tâceddin Abdürrezzâk el-Geylânî
Tâceddin Abdürrezzâk el-Geylânî (1133–1206), Abdülkādir-i Geylânî'nin oğlu; hadis ve Hanbelî fıkhı tahsiliyle tanınan, babasının vaazlarını Fütûhu'l-gayb'da toplayan ve çok sayıda Kādirî silsilenin kendisine bağlandığı âlimdir.
Rezzâk
Sözlük anlam “Çokça rızık veren.” olan bu s “Bol nimet veren, bedenlerin ruhların gıdasını yaratıp vere anlamında “esmâ'ü’l-hüsn (Allah’ın güzel isimleri)dan ol Kur’ân-ı Kerîm’de Allah’a n pet edilmiştir. söz, AUah’m fiilî isimleri ve sıf lan gurubunda sayılmıştır. isim, AUah’m doksan dokuz mini veren İbn Mâce ve Tirm rivayetlerindeki üstede de y almıştır
Rezzâk (er-Rezzâk)
Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Her yarattığı ve rızık vereceği mahlûkunun rızkını yaratıcı ve ulaştırıcı ve o rızık ile faydalanma sebeblerini hazırlayan ve rızık gönderen Allahü teâlâ. Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: Şüphesiz rezzâk olan, güç ve kuvvet sâhibi ancak Allahü teâlâdır. (Zâriyât sûresi: 58) Rezzâk olan Hak teâlâ, rızıklara kefil olmuş, kullarını bu sıkıntıdan kurtarmıştır. (İmâm-ı Rabbânî ) Hak teâlâ rezzâk iken bir kulunu Mukassim-i rızk (Rızıkları taksim edici) tâyin etmiştir. Kullarının rızkını onun sebebi ile verir. O kulun halka rızık taksim etmesiyle rezzâk olması lâzım gelmez. (S. Abdülhakîm Arvâsî) Allahü teâlâ öyle bir Rezzâktır ki, kullarının rızıklarını günâhları sebebiyle kesmiyor. (İmâm-ı Rabbânî) Sabah namazından sonra er-Rezzâk ism-i şerîfini söyleyenin rızkı genişler. Cumâ namazından sonra yüz defâ er-Rezzâk ism-i şerîfi söylendiğinde hastanın sıkıntısı geçer. (Yûsuf Nebhânî)
İznik Medresesi (Orhan Gazi Medresesi)
İznik, Bursa · Türkiye · 1336'da inşaatı biten ilk Osmanlı medresesi; Orhan Gazi onu 30 akçe maaşla ilk müderris tayin etti ve ölümüne kadar on beş yıla yakın burada ders verdi. İlişkili kişi dosyası Dâvûd-i Kayserî : Dâvûd-i Kayserî (yaklaşık 1260-751/1350), Abdürrezzâk el-Kâşânî'nin öğrencisi, İbnü'l-Arabî ve Sadreddin Konevî çizgisinin güçlü şârihi ve İznik'teki ilk Osmanlı medresesinin yaklaşık on beş yıl müderrisliğini yapan âlim-mutassavvıftır.
Çınardibi (kabri)
İznik, Bursa · Türkiye · Mezarının İznik'te Çandarlı Halil Paşa Camii'nin karşısında, bugün Çınardibi denilen yerde olduğu rivayet edilir. İlişkili kişi dosyası Dâvûd-i Kayserî : Dâvûd-i Kayserî (yaklaşık 1260-751/1350), Abdürrezzâk el-Kâşânî'nin öğrencisi, İbnü'l-Arabî ve Sadreddin Konevî çizgisinin güçlü şârihi ve İznik'teki ilk Osmanlı medresesinin yaklaşık on beş yıl müderrisliğini yapan âlim-mutassavvıftır.
Kayseri
Kayseri · Türkiye · Kaynakların çoğuna göre 1260 civarında doğduğu ve tahsil hayatına başladığı şehir; nisbesini “er-Rûmî el-Kayserî” şeklinde verir. İlişkili kişi dosyası Dâvûd-i Kayserî : Dâvûd-i Kayserî (yaklaşık 1260-751/1350), Abdürrezzâk el-Kâşânî'nin öğrencisi, İbnü'l-Arabî ve Sadreddin Konevî çizgisinin güçlü şârihi ve İznik'teki ilk Osmanlı medresesinin yaklaşık on beş yıl müderrisliğini yapan âlim-mutassavvıftır.
Hama
Hama · Suriye · 1075/1664-65'te İstanbul yolculuğu sırasında Kādirî şeyhi Abdürrezzâk b. Şerefeddin el-Geylânî'ye intisap ettiği şehir. İlişkili kişi dosyası Abdülganî en-Nablusî : Abdülganî en-Nablusî (1641-1731), Dımaşk’ta yetişen Hanefî âlimi ve sûfîdir. Kādirî ve Nakşibendî irtibatlarını İbnü’l-Arabî düşüncesi, tefsir-hadis tedrisi, seyahatnâmeler ve yaklaşık üç yüz eserlik külliyatla birleştirmiştir.
Kahire
Kahire · Mısır · Dinî ilimlerde bilgisini artırmak için gittiği yer; ne zaman gittiği, ne kadar kaldığı ve kimlerden ders aldığı belli değildir. İlişkili kişi dosyası Dâvûd-i Kayserî : Dâvûd-i Kayserî (yaklaşık 1260-751/1350), Abdürrezzâk el-Kâşânî'nin öğrencisi, İbnü'l-Arabî ve Sadreddin Konevî çizgisinin güçlü şârihi ve İznik'teki ilk Osmanlı medresesinin yaklaşık on beş yıl müderrisliğini yapan âlim-mutassavvıftır.
Sâve
Sâve · İran · Tasavvuf yolunda üstadı olduğunu söylediği Abdürrezzâk el-Kâşânî ile muhtemelen burada tanıştı. İlişkili kişi dosyası Dâvûd-i Kayserî : Dâvûd-i Kayserî (yaklaşık 1260-751/1350), Abdürrezzâk el-Kâşânî'nin öğrencisi, İbnü'l-Arabî ve Sadreddin Konevî çizgisinin güçlü şârihi ve İznik'teki ilk Osmanlı medresesinin yaklaşık on beş yıl müderrisliğini yapan âlim-mutassavvıftır.
Konya
Konya · Türkiye · Hocası Kadı Sirâceddin el-Urmevî'nin 1273'te başkadı tayin edildiği şehir. Sadreddin Konevî'nin öğrencisi olduğu iddiası buraya dayandırılır, fakat doğru değildir. İlişkili kişi dosyası Dâvûd-i Kayserî : Dâvûd-i Kayserî (yaklaşık 1260-751/1350), Abdürrezzâk el-Kâşânî'nin öğrencisi, İbnü'l-Arabî ve Sadreddin Konevî çizgisinin güçlü şârihi ve İznik'teki ilk Osmanlı medresesinin yaklaşık on beş yıl müderrisliğini yapan âlim-mutassavvıftır.
Saray (Altın Orda)
Saray · Rusya · Fusûs şerhinin daha kendi döneminde ulaştığı Altın Orda başkenti; Emîr-i Kebîr Hemedânî burada onun eserini esas alarak şerh yazdı. İlişkili kişi dosyası Dâvûd-i Kayserî : Dâvûd-i Kayserî (yaklaşık 1260-751/1350), Abdürrezzâk el-Kâşânî'nin öğrencisi, İbnü'l-Arabî ve Sadreddin Konevî çizgisinin güçlü şârihi ve İznik'teki ilk Osmanlı medresesinin yaklaşık on beş yıl müderrisliğini yapan âlim-mutassavvıftır.
Bursa
Bursa · Türkiye · Bazı kaynaklar Mısır dönüşünde Kayseri'ye değil buraya gittiğini kaydeder; bu konuda kesin bilgi yoktur. İlişkili kişi dosyası Dâvûd-i Kayserî : Dâvûd-i Kayserî (yaklaşık 1260-751/1350), Abdürrezzâk el-Kâşânî'nin öğrencisi, İbnü'l-Arabî ve Sadreddin Konevî çizgisinin güçlü şârihi ve İznik'teki ilk Osmanlı medresesinin yaklaşık on beş yıl müderrisliğini yapan âlim-mutassavvıftır.
Rabat ve Selâ
Rabat · Fas · Oğlu Tâceddin Abdürrezzâk'ın soyundan gelen Kādirî şeriflerinin bulunduğu şehirler. İlişkili kişi dosyası Abdülkādir-i Geylânî : Abdülkādir-i Geylânî (1077-1166), Gîlân’dan Bağdat’a gelerek hadis, fıkıh ve tasavvufta yetişen; medrese, ribat ve vaaz çevresi vefatından sonra Kādiriyye adıyla İslâm dünyasının en geniş irşad ağlarından birine dönüşen âlim-sûfîdir.
Şah Kumeys Bengal İrşad Çevresi
Bengal · Bangladeş · Kumeysiyye'nin Bengal yayılımını temsil eden bölgesel kayıt; kesin tekke noktası değildir. Yapıyla ilişkili kişi Şah Kumeys el-Kādirî, Abdülkādir-i Geylânî’nin oğlu Abdürrezzâk’ın soyundan gelen ve Kumeysiyye adıyla anılan irşad hattını Bengal, Pencap ve Bihâr’da yayan sûfîdir. Kayıt, Seyyid Şah Kumeys el-Kādirî’in hayat güzergâhındaki bu yapıyla ilişkisini izlemek üzere kişi dosyasına bağlanmıştır.
Sa’diyye’den Abdürrezzâk Dergâhı
Bursa · Türkiye · Kaynakta geçen mekân Sa’diyye’den Abdürrezzâk Dergâhı , Sefîne-i Evliyâ içinde 1 ayrı kişi veya olay bağlamında anılır. Bu kayıt, eserdeki irşad, postnişinlik, intisap ve defin bağlantıları bir araya getirilerek oluşturulmuştur. Kişi ve gelenek bağlantıları Mekânla doğrudan ilişkilendirilen şahsiyetler: Şeyh Muhammed Efendi Hazretleri.
Tomâr-ı Turuk Nasıl Okunmalı?
Sâdık Vicdânî'nin büyük silsile projesini, Lütfiye Tezer'in karşılaştırmalı tenkidi eşliğinde; güvenilir omurga, tarihî tasnif ve ihtilaflı kol adı katmanlarına ayırır.
Kādiriyye'nin Dünya Ağı: Bağdat'tan Anadolu, Hindistan ve Afrika'ya
Kādiriyye'nin Bağdat aile merkezi, Anadolu kolları, Güney Asya ve Batı Afrika teşekküllerini aynı soy ağacında fakat farklı kurum tipleri olarak gösteren ana dosya.
Füsûs Şerh Zinciri: Konevî'den İznik'e
Fükûk ve Cendî Konevî'nin Fükûk u Füsûs bölümlerinin anahtarlarını kısa biçimde açtı. Talebesi Cendî daha ayrıntılı ve satır satır bir şerh yöntemi geliştirdi. Kâşânî ve Dâvûd-ı Kayserî Cendî'nin yorum çizgisi Abdürrezzâk Kâşânî ve Dâvûd-ı Kayserî aracılığıyla sistemleşti. Kayserî'nin İznik medresesindeki görevi, bu söz dağarcığının erken
SÛFİLERİN AHLÂKI
Avârifü’l-Maârif · 30. bölüm · 1-TEVÂZU. Sûfilerin en güzel ahlâkı Tevâzudur. Kul, tevâzu elbisesinden daha güzel bir elbise giymemiştir. Tevâzu ve hikmet hâzinesine sahip olan bir kimse, herkes onu nasıl görüyo
Sayfalar 10–17
Muzaffer Ozak Külliyatı · (YÂ RAHMANÜ ism-i celilini, her farz namazdan sonra 100 kerre okuyan kimseler, gaflet ve unutkanlıktan ve gönül darlığından emin olurlar.) Er Rahiymü Celle Celâluhu Pek ziyade merh
Sayfalar 96–103
Muzaffer Ozak Külliyatı · - 96 _ yaklaştığında mübarek bir zatın kendisine havzı nebiyden bir kâse doldurup uzattığında «Kimsiniz?» diye sorar. O zatı muhterem de «Ben ol kişiyim ki, Resûlü-Ekreme büyüklerd
Sayfalar 117–124
Muzaffer Ozak Külliyatı · lahu tealâ cûd ve kereminden dilediği kadar verir. O'nun fazl-u kereminin sonu yoktur, diye keyfiyyeti bütün halka duyurdu. Akıl isen ne beye, ne şaha bak; Nükte-i ER-RIZKU ALLAH'a
Sayfalar 134–145
Muzaffer Ozak Külliyatı · VE EZKÂ TAHİYYATİKE FADLEN VE ADEDEN Tahiyyatının sayı ve fazilet bakımlarından en pâk ve arınmışını ALÂ EŞREF-İL HALÂ'İK-İL İNSANİYYETİ İnsan olarak yaratılmışların en şereflisi V
Sayfalar 150–154
Muzaffer Ozak Külliyatı · kalıntılarını da görüyor da, kendi âkıbetinin de aynı olacağını hatırlamak bile istemiyor. Hakkı bilmiyor, bilmediği için de bulamıyor, bulamayınca olamıyor, üç günlük fâni dünya h
Sayfalar 182–190
Muzaffer Ozak Külliyatı · millet uğruna çalışanları iki cihanda âbâd eyle. Bizi kâfire esir etme. Istiklâlimizi kıyamete kadar pâyidâr eyle. Bizi, dini islâmdan kovma. Açlıkla terbiye etme. Evlâtlarımızla b
Sayfalar 211–217
Muzaffer Ozak Külliyatı · mağa çalışalım. Anladıklarımızı da değerlendirıneğe alışalım. Birbirimizi aldatmayalım ve itirat edelim ki, düşmanlarımız bize nazaran çok ama pek çok çalışıyorlar. Bu çalışmaların
Sayfalar 347–353
Muzaffer Ozak Külliyatı · VII. Kimseye zulmettin mi? Zulmettiğin kimselerle helâllaştın mı? Bu mevkiflerde bu sorular sorulurken, Rahmeten lil-âlemiyn olan sevgili peygamberimiz: — YÂ RAB!.. SELLİM, SELLİM
Sayfalar 426–432
Muzaffer Ozak Külliyatı · kılsan bile kıraatine, erkânına dikkat ve itina eylememiş, gece uykularını ve gündüz rahat ve huzurunu terkederek toplanmış ve biriktirilmiştir değil mi? Ne oldu o mal ve mülkün? A
Sayfalar 424–430
Muzaffer Ozak Külliyatı · — Ey Habib-i zişân!.. Biz, Kur'an-ı aziymi sana meşakkat ve mihnet olarak zorluk için inzâl etmedik. Mübarek ayaklarının ikisini de yere basarak namazını kıl ki, vücud-u pâkine zah
Sayfalar 428–434
Muzaffer Ozak Külliyatı · Görevini kötüye kullanmayan ve kendisine emanet edilen avansı yerli yerinde kullanan mû temed, memuriyetinde nasıl terfi eder ve yükselirse, bu zenginler de öylece üstün derecelere