HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Hama'da yaşayan Kādirî şeyhi
Seyyid Abdürrezzâk el-Hamevî, Kādiriyye'nin Suriye, Irak ve daha sonra Hindistan ile Kerkük çevrelerine uzanan bazı aktarım zincirlerinde adı korunan bir sûfîdir. Hamevî nisbesi onun Suriye'nin Hama şehriyle bağını gösterir. Kaynaklar doğum ve vefat tarihlerini kesin biçimde vermez; gelenek içi derlemeler hayatını yaklaşık XV-XVI. yüzyıllara yerleştirir. Bu sebeple kişi künyesinde kesin bir yıl kullanılmamıştır.
Adı bazı silsilelerde “es-Seyyid Abdürrezzâk el-Hamevî”, bazılarında “Abdürrezzâkü'l-Hamevî” biçiminde geçer. Kayıtlarda Abdülkādir-i Geylânî'nin neslinden olduğu belirtilir. Ancak aynı adı taşıyan Abdürrezzâk b. Abdülkādir el-Geylânî ile karıştırılmamalıdır: Geylânî'nin oğlu Abdürrezzâk XII. yüzyılda Bağdat'ta yaşamış, Hamevî ise sonraki asırlarda Hama merkezli aktarım halkası olarak anılmıştır.
İrşad çevresi
Hakkındaki müstakil biyografik malzeme sınırlıdır. Buna karşılık birbirinden bağımsız birkaç modern akademik çalışma ve gelenek içi silsile kaydı, adını aynı Kādirî aktarım hattında muhafaza eder. Kaynakların ortak verdiği çerçeve, Hama'da yaşadığı, Kādirî terbiyeyi temsil ettiği ve kendisinden sonra Suriye-Irak-Hindistan istikametinde devam eden bir irşad çevresine tesir ettiğidir.
Gelenek içi derlemelerde birçok âlim ve sûfî yetiştirdiği ifade edilir. Bu genel hükmün ayrıntılı talebe listesiyle desteklenmediği yerde isim üretmek doğru değildir. Buna karşılık silsile metinlerinin kaydettiği komşuluklar, hangi aktarım ağında hatırlandığını güvenle göstermektedir.
Hâlisiyye zincirindeki yeri
Hâlis Tâlebânî'ye ve onun üzerinden Kerkük ile Urfa çevrelerine ulaşan Kādirî silsilelerin ayrıntılı biçiminde Abdürrezzâk el-Hamevî, Muhammed Ma‘sûm el-Medenî'den sonra ve Seyyid Muhammed Hüseyin el-İzmirânî'den önce yer alır. Zincir daha sonra Ahmed el-Hindî el-Lahorî, Zengenî-Tâlebânî ve Ahmed Tâlebânî halkaları üzerinden Hâlis Kerkükî çevresine ulaşır.
Bu sıra, Abdürrezzâk el-Hamevî'nin tarihî önemini açıklar: Kādirî aktarımın Hicaz-Suriye sahasından İran, Hindistan ve Irak çevrelerine uzanan hafızasında bir geçiş halkasıdır. Onu müstakil bir tarikat kurucusu gibi göstermek yerine, Kādiriyye içindeki bu bölgesel aktarımın şeyhlerinden biri olarak tanımlamak daha isabetlidir.
Zenbûriyye yazmasındaki kısa varyant
Şeyh Yahyâ Âgâh İstanbulî'nin Ankara Millî Kütüphane 3200 numarada bulunan Zenbûriyye risaleleri istinsahında ise daha kısa bir Kādirî zinciri kaydedilir. Bu nüshada Abdürrezzâk el-Hamevî, Burhânüddîn ile Ahmed Tâlibân Kerkütî arasında gösterilir. Sitenin Zenbûriyye atlasındaki bağ bu yazma kaydını yansıtır.
Hâlisiyye kaynaklarında araya Muhammed Ma‘sûm el-Medenî ve Muhammed Hüseyin el-İzmirânî gibi halkaların girmesi, zincirlerden birini bütünüyle yanlış saymayı gerektirmez. Tarikat silsileleri bazen ana aktarım halkalarını kısaltarak, bazen de icâzet yolundaki bütün ara isimleri kaydederek yazılmıştır. Bu nedenle iki varyant, kaynakları belirtilerek ayrı ayrı korunmuştur.
Nesep ve sonraki tesiri
Bazı gelenek kayıtları Ahmed el-Hindî el-Lahorî'yi Abdürrezzâk el-Hamevî'nin neslinden gösterir. Hâlisiyye zincirinde ise Ahmed el-Hindî'ye geçiş, Muhammed Hüseyin el-İzmirânî üzerinden gerçekleşir. Böylece Hamevî adı hem aile nisbeti hem de mânevî aktarım hafızasında sonraki Kādirî çevrelerce yaşatılmıştır.
Bugün elimizde ona nispeti kesinleşmiş müstakil bir eser, ayrıntılı doğum-ölüm kaydı veya güvenilir menkıbe külliyatı bulunmamaktadır. Dosyanın sağlam kısmı; Hama bağlantısı, Geylânî nesebine dair gelenek kaydı ve birden fazla Kādirî silsilesindeki yeridir. Yeni yazma veya arşiv belgesi bulunmadıkça bu sınır korunmalıdır.