Ara
Menü

Ebû Muhammed Abdürrezzâk el-Cezûlî

Ebû Muhammed Abdürrezzâk el-Cezûlî (ö. 592/1196), Ebû Medyen'in önde gelen Mağribî halifesi; Medyenî irşadı İskenderiye ve Yukarı Mısır'a taşıyan, Ebü'l-Haccâc el-Uksurî'yi yetiştiren sûfîdir.

Vefat
1196
Unvan
Ebû Medyen'in halifesi, İskenderiye Medyenî çevresinin şeyhi
Temalar
Medyeniyye, Ebû Medyen, İskenderiye, Ahmîm, Yukarı Mısır, Ebü'l-Haccâc el-Uksurî

Mağrib'den Mısır'a uzanan bir Medyenî şeyh

Ebû Muhammed Abdürrezzâk el-Cezûlî, VI/XII. yüzyılın ikinci yarısında yaşayan Mağribî sûfî ve Ebû Medyen Şuayb'ın önde gelen halifelerindendir. Cezûlî nisbesi, onu Fas'ın güneyindeki Cezûle kabile çevresiyle ilişkilendirir. Bazı kaynaklar daha geniş biçimde Masmûde Berberî topluluğuna mensup olduğunu belirtir. Doğum tarihi bilinmemektedir.

Adındaki Cezûlî nisbesi sebebiyle, yaklaşık üç asır sonra yaşayan Delâilü'l-hayrât müellifi Muhammed b. Süleyman el-Cezûlî ile karıştırılmamalıdır. Abdürrezzâk el-Cezûlî, XV. yüzyılda kurumsallaşan Cezûliyye kolunun pîri değil; XII. yüzyıldaki Medyenî ağın Mağrib ile Mısır arasındaki başlıca taşıyıcılarından biridir.

Ebû Medyen'in yanında yetişmesi

Erken tabakat ve menâkıb kaynakları Abdürrezzâk'ın Ebû Medyen'in büyük müridlerinden olduğunu, şeyhinin yanında uzun süre kaldığını bildirir. Ebû Medyen'in Bicâye merkezli öğretisi, zâhirî ilimle tasavvuf terbiyesini, helâl kazancı, zühdü ve hizmeti birlikte yürütüyordu. Abdürrezzâk bu çizgiyi Mısır'a taşırken kendi adına yeni ve kopuk bir tarikat kurmadı; Medyenî irşadın yetkili halifesi olarak faaliyet gösterdi.

Onun Ebû Medyen'le yakınlığı yalnız silsile listelerinden bilinmez. Tâdilî'nin et-Teşevvüf adlı erken kaynağı, şeyhinin aile çevresine karşı üstlendiği sorumluluğu ve riyâzet hayatına dair anlatıları da kaydeder. Bu ayrıntılar, mürşid–mürid bağının ders ve zikir meclisinin ötesinde gündelik hizmet ve himayeyi de kapsadığını gösterir.

İskenderiye'deki irşad merkezi

Abdürrezzâk el-Cezûlî daha sonra Mısır'a geçerek İskenderiye'ye yerleşti. Eyyûbîler devrinde şehir, Mağrib ve Endülüs'ten doğuya seyahat eden âlimlerle sûfîlerin önemli uğrak yeriydi. Abdürrezzâk burada Medyenî yolu öğreten güçlü bir çevre oluşturdu; Mağrib'den gelenlerle Mısır'ın farklı bölgelerinden talipleri aynı halkada buluşturdu.

Kaynaklarda İskenderiye'de bir ribât kurduğu, burada halvet ve tasavvuf terbiyesinin yanında fıkıh öğretimine de yer verdiği aktarılır. Bu kayıt onun faaliyetini yalnız kişisel sohbetten ibaret görmemeyi gerektirir. Şeriat ile hakikat arasındaki dengeyi koruyan eğitim anlayışı, Medyenî çevrenin Mısır'da kabul görmesinde etkili oldu.

Ahmîm ve Yukarı Mısır bağlantısı

İskenderiye ana merkezi olmakla birlikte Abdürrezzâk'ın Yukarı Mısır'la sürekli bağ kurduğu anlaşılır. Nathan Hofer'in erken Arapça kaynaklardan çıkardığı verilere göre Ahmîm'deki Zünnûn el-Mısrî zâviyesinde uzun süreler geçirdi. Böylece Nil deltasındaki İskenderiye ile Saîd bölgesindeki sûfî çevreler arasında hareket eden bir irşad ağı meydana geldi.

Bu dolaşım, Medyenîliğin Mısır'daki yayılışını tek bir şehir veya tekke zinciri halinde değil, birbirine temas eden kişi ve zâviye ağları şeklinde okumayı mümkün kılar. Abdürrezzâk'ın çevresi İskenderiye, Ahmîm, Kınâ ve Luksor arasında oluşan daha geniş tasavvufî hareketliliğin düğümlerinden biri oldu.

Ebü'l-Haccâc el-Uksurî'nin şeyhi

Abdürrezzâk'ın yetiştirdiği en önemli isimlerden biri Ebü'l-Haccâc Yûsuf el-Uksurî'dir. Uksurî, tasavvuf yolunun başlangıcında İskenderiye'de Abdürrezzâk el-Cezûlî'nin yanında bulundu; ayrıca Abdürrahîm el-Kınâî'den de faydalandı. Daha sonra memleketi Yukarı Mısır'a dönerek Luksor çevresinin en etkili sûfîlerinden biri haline geldi.

Bu ilişki Abdürrezzâk'ın tarihî tesirini somutlaştırır: İskenderiye'deki Medyenî irşad, Uksurî üzerinden Yukarı Mısır'da kalıcı bir ziyaret, eğitim ve toplumsal hafıza çevresine dönüştü. Dolayısıyla onun silsiledeki yeri yalnız Ebû Medyen'den aldığı hilâfetle değil, yetiştirdiği insanların sonraki bölgesel tesiriyle de değerlendirilmelidir.

Vefatı ve tarih ihtilafı

Yaygın kabul Abdürrezzâk el-Cezûlî'nin 592'de (1196) İskenderiye'de vefat ettiği ve şehir yakınında defnedildiği yönündedir. Bazı Mağrib kaynaklarında 596 (1199-1200) tarihi de verilir. Kesinlik görüntüsü oluşturmamak için bu iki rivayet birlikte kaydedilmelidir; kişi künyesinde daha güçlü biçimde desteklenen 592/1196 tarihi esas alınmıştır.

İskenderiye'deki kabri sonraki kaynaklarda ziyaret edilen bir makam olarak anılır. Ona ait müstakil bir eser günümüze ulaşmış görünmemektedir. Tarihî mirası, yazılı bir külliyattan ziyade Ebû Medyen'den aldığı terbiyeyi Mısır'a taşıyan irşad çevresi, ribâtı ve yetiştirdiği kişiler üzerinden izlenir.

COĞRAFÎ HAFIZAİskenderiye
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi1 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

Menkıbeler

İlk 2 kayıt gösteriliyor

MENKIBE · GELENEK İÇİ

Ebû Medyen'in ailesini himaye etmesi

Mürşidinin ailesine karşı sorumluluk üstlenmesi, erken menâkıb kaynağında hizmet ve vefa örneği olarak anlatılır.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç
Gelenek içi anlatı

Bu kayıt Tâdilî'nin erken tabakat-menâkıb eserinde yer alır.

Ebû Medyen'in Habeş asıllı câriyesinden Muhammed adlı bir oğlu dünyaya gelmişti. Şeyh, çocuğun ve annesinin geleceği konusunda kaygı duyunca Abdürrezzâk el-Cezûlî, kadınla evlenip çocuğu yetiştirmeyi kendiliğinden teklif etti. Çevrenin soy ve kabile anlayışı bakımından bu evliliğin kendisi için ayıplanabileceği söylendiğinde, gönlünde buna dair bir tereddüt bulunmadığını bildirdi. Kadınla evlendi ve çocuğun bakımını üstlendi.

Anlatı, Abdürrezzâk'ın mürşidine bağlılığını söz ve zikirle sınırlamayan bir hizmet ahlâkı içinde sunar. Çocuk küçük yaşta dikkat çeken bir kavrayış gösterse de uzun yaşamamıştır.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: Tâdilî, et-Teşevvüf, md. 164; Nathan C. Hofer, Sufism, State, and Society in Ayyubid and Early Mamluk Egypt, 2011, s. 153, 168; Eyyüp Akdağ, ‘Ebû Medyen’, OMÜİFD 43 (2017); İbn Kunfüz, Ünsü'l-fakīr.
MENKIBE · GELENEK İÇİ

Yedi günlük riyâzet anlatısı

Uzun süre yemek yemeden riyâzette bulunduğu haberi Ebû Medyen'e ulaştırılır.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç
Gelenek içi anlatı

Rivayet riyâzeti tek başına üstünlük ölçüsü haline getirmez.

Abdürrezzâk'ın yedi gün boyunca yiyecek almadan ibadet ve riyâzete devam ettiği Ebû Medyen'e haber verildi. Şeyhi, onu hemen engellemek yerine “Bırakın; doğru değilse cezası açlıktır, doğruysa bundan fayda görür” anlamındaki sözüyle karşılık verdi.

Bu cevap, olağanüstü bir açlık süresini övmekten çok hâlin doğruluğunu sonuç ve samimiyet üzerinden tartan ihtiyatlı mürşid tavrını yansıtır.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: Tâdilî, et-Teşevvüf, md. 164; Nathan C. Hofer, Sufism, State, and Society in Ayyubid and Early Mamluk Egypt, 2011, s. 153, 168; Eyyüp Akdağ, ‘Ebû Medyen’, OMÜİFD 43 (2017); İbn Kunfüz, Ünsü'l-fakīr.

Şeyh, halife, aile ve post ağı

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]Tâdilî, et-Teşevvüf, md. 164; Nathan C. Hofer, Sufism, State, and Society in Ayyubid and Early Mamluk Egypt, 2011, s. 153, 168; Eyyüp Akdağ, ‘Ebû Medyen’, OMÜİFD 43 (2017); İbn Kunfüz, Ünsü'l-fakīr
Ortak kaynak kataloğunu aç →