HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Mağrib'den Mısır'a uzanan bir Medyenî şeyh
Ebû Muhammed Abdürrezzâk el-Cezûlî, VI/XII. yüzyılın ikinci yarısında yaşayan Mağribî sûfî ve Ebû Medyen Şuayb'ın önde gelen halifelerindendir. Cezûlî nisbesi, onu Fas'ın güneyindeki Cezûle kabile çevresiyle ilişkilendirir. Bazı kaynaklar daha geniş biçimde Masmûde Berberî topluluğuna mensup olduğunu belirtir. Doğum tarihi bilinmemektedir.
Adındaki Cezûlî nisbesi sebebiyle, yaklaşık üç asır sonra yaşayan Delâilü'l-hayrât müellifi Muhammed b. Süleyman el-Cezûlî ile karıştırılmamalıdır. Abdürrezzâk el-Cezûlî, XV. yüzyılda kurumsallaşan Cezûliyye kolunun pîri değil; XII. yüzyıldaki Medyenî ağın Mağrib ile Mısır arasındaki başlıca taşıyıcılarından biridir.
Ebû Medyen'in yanında yetişmesi
Erken tabakat ve menâkıb kaynakları Abdürrezzâk'ın Ebû Medyen'in büyük müridlerinden olduğunu, şeyhinin yanında uzun süre kaldığını bildirir. Ebû Medyen'in Bicâye merkezli öğretisi, zâhirî ilimle tasavvuf terbiyesini, helâl kazancı, zühdü ve hizmeti birlikte yürütüyordu. Abdürrezzâk bu çizgiyi Mısır'a taşırken kendi adına yeni ve kopuk bir tarikat kurmadı; Medyenî irşadın yetkili halifesi olarak faaliyet gösterdi.
Onun Ebû Medyen'le yakınlığı yalnız silsile listelerinden bilinmez. Tâdilî'nin et-Teşevvüf adlı erken kaynağı, şeyhinin aile çevresine karşı üstlendiği sorumluluğu ve riyâzet hayatına dair anlatıları da kaydeder. Bu ayrıntılar, mürşid–mürid bağının ders ve zikir meclisinin ötesinde gündelik hizmet ve himayeyi de kapsadığını gösterir.
İskenderiye'deki irşad merkezi
Abdürrezzâk el-Cezûlî daha sonra Mısır'a geçerek İskenderiye'ye yerleşti. Eyyûbîler devrinde şehir, Mağrib ve Endülüs'ten doğuya seyahat eden âlimlerle sûfîlerin önemli uğrak yeriydi. Abdürrezzâk burada Medyenî yolu öğreten güçlü bir çevre oluşturdu; Mağrib'den gelenlerle Mısır'ın farklı bölgelerinden talipleri aynı halkada buluşturdu.
Kaynaklarda İskenderiye'de bir ribât kurduğu, burada halvet ve tasavvuf terbiyesinin yanında fıkıh öğretimine de yer verdiği aktarılır. Bu kayıt onun faaliyetini yalnız kişisel sohbetten ibaret görmemeyi gerektirir. Şeriat ile hakikat arasındaki dengeyi koruyan eğitim anlayışı, Medyenî çevrenin Mısır'da kabul görmesinde etkili oldu.
Ahmîm ve Yukarı Mısır bağlantısı
İskenderiye ana merkezi olmakla birlikte Abdürrezzâk'ın Yukarı Mısır'la sürekli bağ kurduğu anlaşılır. Nathan Hofer'in erken Arapça kaynaklardan çıkardığı verilere göre Ahmîm'deki Zünnûn el-Mısrî zâviyesinde uzun süreler geçirdi. Böylece Nil deltasındaki İskenderiye ile Saîd bölgesindeki sûfî çevreler arasında hareket eden bir irşad ağı meydana geldi.
Bu dolaşım, Medyenîliğin Mısır'daki yayılışını tek bir şehir veya tekke zinciri halinde değil, birbirine temas eden kişi ve zâviye ağları şeklinde okumayı mümkün kılar. Abdürrezzâk'ın çevresi İskenderiye, Ahmîm, Kınâ ve Luksor arasında oluşan daha geniş tasavvufî hareketliliğin düğümlerinden biri oldu.
Ebü'l-Haccâc el-Uksurî'nin şeyhi
Abdürrezzâk'ın yetiştirdiği en önemli isimlerden biri Ebü'l-Haccâc Yûsuf el-Uksurî'dir. Uksurî, tasavvuf yolunun başlangıcında İskenderiye'de Abdürrezzâk el-Cezûlî'nin yanında bulundu; ayrıca Abdürrahîm el-Kınâî'den de faydalandı. Daha sonra memleketi Yukarı Mısır'a dönerek Luksor çevresinin en etkili sûfîlerinden biri haline geldi.
Bu ilişki Abdürrezzâk'ın tarihî tesirini somutlaştırır: İskenderiye'deki Medyenî irşad, Uksurî üzerinden Yukarı Mısır'da kalıcı bir ziyaret, eğitim ve toplumsal hafıza çevresine dönüştü. Dolayısıyla onun silsiledeki yeri yalnız Ebû Medyen'den aldığı hilâfetle değil, yetiştirdiği insanların sonraki bölgesel tesiriyle de değerlendirilmelidir.
Vefatı ve tarih ihtilafı
Yaygın kabul Abdürrezzâk el-Cezûlî'nin 592'de (1196) İskenderiye'de vefat ettiği ve şehir yakınında defnedildiği yönündedir. Bazı Mağrib kaynaklarında 596 (1199-1200) tarihi de verilir. Kesinlik görüntüsü oluşturmamak için bu iki rivayet birlikte kaydedilmelidir; kişi künyesinde daha güçlü biçimde desteklenen 592/1196 tarihi esas alınmıştır.
İskenderiye'deki kabri sonraki kaynaklarda ziyaret edilen bir makam olarak anılır. Ona ait müstakil bir eser günümüze ulaşmış görünmemektedir. Tarihî mirası, yazılı bir külliyattan ziyade Ebû Medyen'den aldığı terbiyeyi Mısır'a taşıyan irşad çevresi, ribâtı ve yetiştirdiği kişiler üzerinden izlenir.