ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
41 sonuç · “Nazar”
01Kutbü'n-nâyî Osman Dede
Kutbü'n-nâyî Osman Dede (1652-1729), Galata Mevlevîhânesi'nde neyzenbaşı, Mesnevîhan ve postnişin olarak hizmet eden; Mi‘râciyye'si, dört Mevlevî âyini ve geliştirdiği nota yazısıyla Osmanlı musiki tarihinin başlıca isimlerindendir.
Lebeni Şeyh Beşir Ağa
Beşir Ağa" derler. Fukara ve ahbabını dil.ima adab-ı şeriat u tarikat ile terbiyeye çalışırlar imiş. Erbab-ı a'razın te'slriyle doksan yaşında şehiden irtihal eylemiştir. Cidden eazımdan dır. Rical-i Hamzaviyye içinde müteferridlerdendir. Hakk-ı alllerinde biraz izahat arz edip, işbu eser-i faklranemi lütfe nazar-ı iltifat u mütalaaya alan erbab-ı muhabbe…
Rauf Yektâ Bey
Rauf Yektâ Bey (1871-1935), Türk müzikolojisinin ve bugün kullanılan Türk mûsikisi nazariyat sisteminin temelini atan araştırmacı; Yenikapı Mevlevîhânesi'nin son neyzenbaşılarından, dört yüz civarında makale ve on sekiz ciltlik nota külliyatının arkasındaki isim.
Seyyid Abdülbâkī Nâsır Dede
Seyyid Abdülbâkī Nâsır Dede (1765–1821), Yenikapı Mevlevîhânesi postnişini; Tedkīk u Tahkīk ve Tahrîriyye’nin müellifi, özgün nota sisteminin kurucusu, neyzen, bestekâr ve Defter-i Dervîşân’ın sürdürücüsüdür.
Şeyh Muhammed Atâullâh Efendi
Şeyh Seyyid Muhammed Atâullâh Dede Efendi Galata Mevlevîhânesi şeyhi idi. Pederi mezkûr mevlevîhâne şeyhi Seyyid Muhammed Kudretullâh Efendi; onun pederi Yenikapı Mevlevîhânesi aşcıbaşısı Sahîh Ahmed Dede; onun pederi Ömer Dede ki, Yenikapı Mevlevîhânesi şeyhi Ebû Bekir Efendi’nin birâderidir. Hulefâ-yı Mevleviyye’den Ziyâ Bey tarafından zabt u tahrîr edilen terceme-i hâline nazaran 1258 sene-i hicriyyesinde (1842), Kalekapısı Hânkâh-ı…
Şeyh Yûnus-ı Bahrî Efendi
Şeyh Yûnus-ı Bahrî Efendi Zamânımızda İstanbul’da bulunan bu zât-ı şerîf herkesin nazar-ı dikkatini celb eder. Uzun boylu, beyaz sakallı, nûr yüzlü, siyah cübbeli, siyah amâmeyi hâvî Halvetî taclı bir pîr-i nûrânîdir. 1260/(1844) senesinde Köstendil’de Kalem Abdullâh Efendi sulbünden dünyâya gelmiştir. Ümmî-i âlimdir. Köstendil’de kibâr-ı meşâyıh-ı Ramazâniyye-i Halvetiyye’den ve veliyy-i kâmil Müderris Baba sülâlesinden Şeyh Ali…
ŞEYHÜ’L-İSLÂM ZENBİLLİ ALİ EFENDİ
ŞEYHÜ’L-İSLÂM ZENBİLLİ ALİ EFENDİ Sultân Bâyezîd-i sânî ve Selîm-i evvel ve Süleymân-ı Kânunî devirlerinde, yirmi dört sene meşîhat-ı İslâmiyye’yi idâre eden fâzıl-ı bî-müdânî Zenbilli Ali Efendi hazretleri, Şeyh Vefâ’nın sohbetine yetişmiş ve mazhar-ı feyzi olmuştur. Müşârünileyhin tercüme-i hâli bir çok âsârda tafsîlen vardır. Sarf-ı nazar olundu.…
Ehli nazar
اهل نظر) Hakikatin akıl ve istidlâlle bilineceği görüşünde olanlara ehl-i nazar, tuttukları yola tarik-i nazar denir Ehl-i niyaz Şer'i hükümlere VE tarikat edebine 80re hareket eden Ehli ribat Ribata devam eden, orada ikamet eden ve görevli olan (SAV; (Gi kenarında) 11:62-95; ia 1X:734-738 468-76) Ehl-i riyazet Çile çekerek ye nefslerinj ezerek kurtuluşa ereceklerine inananlar, çilekeş, çileciler Ehl-i Safvet Başkalık bulanıklığından, arınarak duru olma halini Serçekleştirenler. 1 durulanlar, durulma makamında bulunanlar (asfiya) (kı; cr; AMF 248) ‘ i 0 1 1 )اس سكت i) 1
Ayasofya Camii
İstanbul · Türkiye · Bostancı Ocağı'nda görevliyken beş vakit namazını kıldığı ve Terler Direk karşısındaki meczubla karşılaştığı cami. İlişkili kişi dosyası Lebeni Şeyh Beşir Ağa : Beşir Ağa" derler. Fukara ve ahbabını dil.ima adab-ı şeriat u tarikat ile terbiyeye çalışırlar imiş. Erbab-ı a'razın te'slriyle doksan yaşında şehiden irtihal eylemiştir. Cidden eazımdan dır. Rical-i Hamzaviyye içinde müteferridlerdendir. Hakk-ı alllerinde biraz izahat arz edip, işbu eser-i faklranemi lütfe nazar-ı iltifat u mütalaaya alan erbab-ı muhabbe…
Yenikapı Mevlevîhânesi
İstanbul · Türkiye · Şeyh Mehmed Celâleddin Dede ile nazariyat çalıştığı, neyzenlik yaptığı ve 1922'de neyzenbaşılığına tayin edildiği dergâh; yegâh âyinini burada besteledi. Tekkeler kapatılıncaya kadar üç yıl bu görevde kaldı.
Kırkçeşme
İstanbul · Türkiye · Pîr-i Sertıraş'ın bulunduğu semt; Beşir Ağa'nın tıraş olurken cezbeye tutulup intisap ettiği yer olarak anlatılır. İlişkili kişi dosyası Lebeni Şeyh Beşir Ağa : Beşir Ağa" derler. Fukara ve ahbabını dil.ima adab-ı şeriat u tarikat ile terbiyeye çalışırlar imiş. Erbab-ı a'razın te'slriyle doksan yaşında şehiden irtihal eylemiştir. Cidden eazımdan dır. Rical-i Hamzaviyye içinde müteferridlerdendir. Hakk-ı alllerinde biraz izahat arz edip, işbu eser-i faklranemi lütfe nazar-ı iltifat u mütalaaya alan erbab-ı muhabbe…
Galata Mevlevîhânesi
İstanbul · Türkiye · 1889'da Şeyh Mehmed Atâullah Dede ile nazariyat çalışmalarına başladığı yer; ilk ney derslerini buranın dervişlerinden Sabri Dede ve Hacı Ali Dede'den aldı, ikinci sikkesini de Atâullah Dede'den giydi.
Kasımpaşa Mevlevîhânesi
İstanbul · Türkiye · 1886'da Şeyh Seyyid Ali Rızâ Dede tarafından sikkesi tekbirlenerek Mevleviyye'ye intisap ettiği dergâh. İlişkili kişi dosyası Rauf Yektâ Bey : Rauf Yektâ Bey (1871-1935), Zekâi Dede'nin talebesi; Mevlevî çevrelerde ney ve nazariyat öğrenen, tarihî repertuvarı tasnif eden ve Türk musikisini modern araştırma yöntemleriyle açıklayan öncü yazardır.
Fatih Camii
İstanbul · Türkiye · Türbe kapısı önünde şeyhini iki heybetli pîrle otururken gördüğü, attan inip yaya geçtiği yer. İlişkili kişi dosyası Lebeni Şeyh Beşir Ağa : Beşir Ağa" derler. Fukara ve ahbabını dil.ima adab-ı şeriat u tarikat ile terbiyeye çalışırlar imiş. Erbab-ı a'razın te'slriyle doksan yaşında şehiden irtihal eylemiştir. Cidden eazımdan dır. Rical-i Hamzaviyye içinde müteferridlerdendir. Hakk-ı alllerinde biraz izahat arz edip, işbu eser-i faklranemi lütfe nazar-ı iltifat u mütalaaya alan erbab-ı muhabbe…
Mekke
Mekke · Suudi Arabistan · Mu'tezile'nin kurucuları Amr b. Ubeyd ve Vâsıl b. Atâ ile, ayrıca Hafs b. Sâlim ile ilmî münakaşalar yaptığı şehir. İlişkili kişi dosyası Ca‘fer es-Sâdık : Ca‘fer es-Sâdık (ö. 148/765), Medine’de yetişen Ehl-i beyt imamı, güvenilir hadis râvisi ve müctehid fakih; zühd, ilim ve mârifet mirasıyla Nakşibendiyye, Bektaşiyye ve başka irşad silsilelerinde müşterek halka kabul edilen büyük İslâm âlimidir.
Aksaray, Muhtesip Karagöz mahallesi
İstanbul · Türkiye · 26 Mart 1871'de doğduğu yer; bugün İstanbul Belediye Sarayı'nın giriş kapısının bulunduğu nokta. İlişkili kişi dosyası Rauf Yektâ Bey : Rauf Yektâ Bey (1871-1935), Zekâi Dede'nin talebesi; Mevlevî çevrelerde ney ve nazariyat öğrenen, tarihî repertuvarı tasnif eden ve Türk musikisini modern araştırma yöntemleriyle açıklayan öncü yazardır.
Merend
Marand · İran · İlhanlı şehzadesi Geyhatu ve Gāzân Han'ın yakınlarıyla yolculuk ederken Şeyh Cemâleddin İshâk-ı Merendî ile tartıştığı şehir. İlişkili kişi dosyası Ulu Ârif Çelebi : Ulu Ârif Çelebi, Sultan Veled’den sonra çelebilik makamına geçen; uzun seyahatleri, beylerle kurduğu ilişkiler ve halife ağıyla Mevleviyye’nin Konya dışındaki yayılışını hızlandıran isimdir.
Bağdat
Bağdat · Irak · 877/1472 hac yolculuğunda kaldığı ve Silsiletü'z-zeheb'in tahrif edilmesi üzerine muarızlarını kendi metnini okuyarak susturduğu şehir; Risâle der Menâsikü'l-hac'ı burada tamamlamıştır. İlişkili kişi dosyası Abdurrahman Câmî : Nûrüddîn Abdurrahman Câmî (1414–1492), Herat ve Semerkant’ın ilim çevrelerinde yetişen; Sa‘deddin Kâşgarî ve Ubeydullah Ahrâr ile Nakşibendî bağı kuran, Nefehâtü’l-üns, Heft Evreng, üç divan ve çok sayıda tasavvuf şerhiyle İslâm düşünce ve edebiyatında kalıcı iz bırakan âlim ve şairdir.
Mekke
Mekke · Suudi Arabistan · Hac esnasında Halife Hişâm b. Abdülmelik ile karşılaştığı ve onun huzurundaki münazarayı yaptığı yer. İlişkili kişi dosyası Muhammed el-Bâkır : Ali Zeynelâbidîn'in oğlu; dinî ilimlerdeki derinliği sebebiyle Bâkır lakabıyla tanınan Medineli âlim ve Câfer es-Sâdık'ın babası.
Yenikapı Mevlevîhânesi
İstanbul · Türkiye · Kendisine Arapça okutan hocası ve kayınpederi Osman Selâhaddin Dede'nin, sonra da nazarî mûsiki çalışmalarını birlikte yürüttüğü kayınbiraderi Mehmed Celâleddin Dede'nin şeyhliğini yaptığı mevlevîhâne.
Bahâeddin Nakşibend: Hayatı, Yolu ve Kaynakları
Bahâeddin Nakşibend'in hayatını, Hâcegân geleneği içindeki yerini ve öğretisinin ana kavramlarını üç farklı nitelikteki kaynağı birbirine karıştırmadan ele alan kaynaklı giriş.
Mevlevî Âyin-i Şerifinin Mûsiki Mimarisi
Mevlevî mukabelesinin tam akışı; icracıları, mekân düzeni, makam ve usûl örgüsü, dört selâmı, terennümleri, sembolik yorumları ve sahne icrasından farklarıyla birlikte.
Mevlevî Musikisinin Hafıza Zinciri
Meşk, nota ve ses kaydı arasında repertuvar aktarımı. Mevlevîlik-musiki kaynak paketi ve görsel arşiv birlikte değerlendirilerek hazırlandı.
Tasavvuf Tarihinin Kaynakları Nasıl Okunur?
Tabakat, menâkıb, âdâb, manzum eser ve tasavvufî tefsirlerin neyi anlattığını ve hangi sınırlar içinde kullanılması gerektiğini ayıran kaynak rehberi
Sa‘dî Âyini: Evrâddan Kıyamî Zikre
Başlangıç Dervişler oturarak halka kurar; şeyhin Fâtiha'sı ve özel bestesiyle topluca Sa‘dî evrâdı okunur. Tevhid ve kıyam Kelime-i tevhid, dua ve Fâtiha'dan sonra ayağa kalkılarak kıyam zikrine geçilir. Nefes, beden hareketi, zâkirlerin usulü ve topluluk düzeni tek bir ritmik bütün oluşturur. Kalbî zikir ve nazar Bazı
Mevlânâ ile Yûnus Emre Arasında Fikir ve Ruh Akrabalığı
Cihan Okuyucu’nun karşılaştırmasından hareketle Mevlânâ ile Yûnus’un şiirlerindeki müşterek irfan dilini, doğrudan tarihî temas iddiasından ayırarak okuyan geniş dosya.
Nakşibendiyye’de Eğitim Usulleri
Müceddidiyye öncesi kaynakların gösterdiği Nakşibendî eğitim dilini birbirinden ayrılan uygulama başlıklarıyla açıklayan dosya.
Orhan Gazi Devrinde Âlimler ve Dervişler
Dâvûd-ı Kayserî’den Geyikli Baba ve Abdal Mûsâ’ya uzanan erken Osmanlı ilim ve irşad çevresini, tarihî kayıt ile menkıbeyi ayırarak okuyan kaynak dosyası.
Mollâ Kabız Yargılaması: İddia, Münazara ve Hüküm
Nev‘îzâde Atâyî'nin kaydı üzerinden Mollâ Kabız'ın görüşleri, ilk münazara, İbn Kemal ve Sa‘dî Efendi'nin katıldığı ikinci oturum ve 934/1527-28'deki hüküm birbirinden ayrılarak incelenir.
SÛFİLERİN İLİMLERİNİN KAYNAĞI
Avârifü’l-Maârif · 1. bölüm · Mürşidimiz, Şeyhu’l-İslâm Ebu’n-Necîb Abdulkâhir es-Sühreverdî, hicrî 560, milâdî 1165 senesinin Şevval ayında, bize, imlâ yoluyla (bizzat yazdırarak) şunu rivâyet etti: Ebû Mûsâ e
SÛFİLERİN HAK SÖZÜ GÜZELCE ANLAMALARI
Avârifü’l-Maârif · 2. bölüm · Şeyhimiz Şeyhülislam Ebu’n-Necîb es-Sühreverdî, bize, Zeyd b. Sâbit yoluyla gelen bir hadis-i şerifte, Rasûlullah (a.s) Efendimizin şöyle buyurduğunu nakletti: “Bizden bir hadis iş
TASAVVUF İLİMİNİN FAZİLETİ
Avârifü’l-Maârif · 3. bölüm · Bize, Şeyhimiz Şeyhülislâm Ebu’n-Necib es-Sühreverdî (rah.), el-Ahves b. Hakim in babasından naklen, onun şöyle söylediğini haber verdi. Bir adam Hz. Resûlullah’a (s.a.v) şerrin ne
Sayfalar 1–8
Muzaffer Ozak Külliyatı · eSSz ELHAC MUZAFFER OZAK İR$ÂD 152 0 3.cilt Salâh Bilici Kitabevi Ali Bilici Büyük Reşitpaşa Cad. Yümni Iş Hanı Giriş KatNo: 24 Vezneciler /ISTANBUL Tel-Fax (0212) 512 87 44 SALAH
Sayfalar 2–9
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BILICI KITABEVİ YAYINLARI: 18 ONBİRINCİ DERS MUNDERECAT: Süre-i Kevserin tefsiri, Hazretl Fatime'nin ahlrete Intikali, Hz. Ibrahim'in Hz. Ismalll Allah yolunda kurban etmesi,
Sayfalar 3–12
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ YAYINLARI - No: 42 5846 Sayılı Kanun gereğince te'lif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: ÖZAL Matbaası - Baskı: ARBEN Matbaası Ista
Sayfalar 4–13
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ YAYINLARI - No: 43 5846 Sayılı Kan un gereğince telif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: ÖZAL Matbaası - Baskı: ÖZTÜRK Matbaası Ist
Sayfalar 10–17
Muzaffer Ozak Külliyatı · (YÂ RAHMANÜ ism-i celilini, her farz namazdan sonra 100 kerre okuyan kimseler, gaflet ve unutkanlıktan ve gönül darlığından emin olurlar.) Er Rahiymü Celle Celâluhu Pek ziyade merh
Sayfalar 11–17
Muzaffer Ozak Külliyatı · Aleyküm bis-sünneti ve sünneti hulefâ-ir-râşidiyn. (Sünnetim üzere ve rüşt sahibi halifelerimin sünnetleri üzerine olunuz.) Hadis-i şerifi buna delâlet etmektedir. Resûl-ü zişâna h
Sayfalar 17–24
Muzaffer Ozak Külliyatı · Inned-diyne indallâh-il-islâm Al-i-Imran: 19 Allah katında makbul olan din, Islâmdır. Yüz suhuf, dört kitap, Hazret-i Adem'den beri gelen bütün Enbiyânın talimini ve neş'esini, kul
Sayfalar 16–22
Muzaffer Ozak Külliyatı · attı. Biz narı gülzar eyledik. Bizim için nara düşene nâr nûr olur. Bizim iznimiz olmadıkça ateş yakmaz. Suretperestler ateşi yakar zannederler. Işte Nemrud öyle zannetmişti. Ateş,
Sayfalar 18–24
Muzaffer Ozak Külliyatı · ğunu ileri sürmesine benzerler. Babasının kim olduğu bilinmeyen ve bir fahişeden dünyaya gelen ne idüğü belirsiz bir piçe, böyle bir zat: (Evlâdım...) diyebilir mi, bilmem? Insan,