ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
60 sonuç · “Miras”
01Kadiriyye
Abdülkādir-i Geylânî'nin Bağdat'taki ilim, vaaz ve irşad mirasına nispet edilen; aile-halife ağlarıyla Irak'tan Anadolu, Hindistan ve Afrika'ya yayılan büyük tasavvuf yolu.
Mürîdiyye
Ahmedü Bamba'nın Senegal'de Kādirî evrâd mirasından hareketle kurduğu; 1893'te müstakil adını açıkladığı ve Tûbâ merkezinde kurumlaşan yol.
Rifâiyye
Ahmed er-Rifâî'nin Ümmü Abîde merkezli ilim, hizmet ve irşad mirasına nispet edilen; Irak'tan Suriye, Mısır, Anadolu ve Balkanlar'a çok sayıda aile ve halife hattıyla yayılan tasavvuf yolu.
Zehebiyye
İran sahasında Kübrevî miras içinde gelişen, silsile tertipleri kaynaklara göre farklılaşan kol.
Abalı Hâfız Muhammed Haydar Bergamavî
Muhammed Haydar Efendi; Bergama veya Kırkağaç nispetiyle anılan, Mehmed Emin Kırkağacî’den hilâfet alan, Aksaray Şekerci Sokağı’ndaki dergâhta irşad eden ve Yahyâ Âgâh İstanbulî’ye Zenbûrî mirası aktaran şeyhtir.
Abdülkerîm el-Cîlî
Abdülkerîm el-Cîlî (1365/66-1428), Yemen’de Şerefüddin el-Cebertî’nin terbiyesinde yetişen; Kādirî aidiyetini İbnü’l-Arabî’nin metafizik mirasıyla buluşturan ve insan-ı kâmil öğretisini kapsamlı bir sistem halinde açıklayan âlim, şair ve mutasavvıftır.
Abdüllatîf en-Nakşibendî
Abdüllatîf en-Nakşibendî (ö. 1563-64), Emîr Buhârî’nin halifesi Hâce Mahmud Efendi’nin müridi, damadı ve Fâtih’teki hânkāhın halefidir; İstanbul’daki erken Ahrârî-Nakşibendî mirasını tekke, sohbet ve kitap hizmetiyle sürdürmüştür.
Bolulu Himmet Efendi
Bolulu Himmet Efendi (1591/92-1684), Halvetî ve Bayramî-Şemsî hilâfetlerini birleştirerek Himmetiyye’yi İstanbul’da kurumsallaştıran; tekke, vaaz, şiir ve tarikat âdâbı alanlarında kalıcı bir miras bırakan mutasavvıf şairdir.
Bursalı Mehmed Tâhir Bey
Bursalı Mehmed Tâhir Bey (1861–1925), Rumeli ve Anadolu kütüphanelerini, yazmaları ve mezar taşlarını tarayarak Osmanlı ilim, edebiyat ve tasavvuf mirasını belgeleyen; Harîrîzâde ve Muhammed Nûrü’l-Arabî’ye bağlı Melâmî şeyhi, subay, öğretmen, mebus ve modern Türk bibliyografyasının öncü ismidir.
Çerkeşîzâde Osman Vehbi Efendi
Çerkeşî Mustafa Efendi’nin oğlu Osman Vehbi Efendi (ö. 1860), Ankara’da yetişip II. Mahmud tarafından İstanbul’a davet edilen; Arap dili, Farsça ve hadis şerhi alanındaki eserleriyle Çerkeşiyye’nin ilim-irşad mirasını sonraki kuşaklara taşıyan âlim-sûfîdir.
Ebû Îsâ Saîd b. Îsâ el-Amûdî
Ebû Îsâ Saîd b. Îsâ el-Amûdî, XIII. yüzyılda Hadramut’ta yaşayan; Abdullah es-Sâlih üzerinden Ebû Medyen’in irşad mirasına bağlanan ve Amûdiyye’nin kendisine nispet edildiği sûfîdir.
Ebû Nasr Abdullah b. Ali es-Serrâc et-Tûsî
Ebû Nasr es-Serrâc et-Tûsî (ö. 378/988), el-Lüma‘ adlı eseriyle erken sûfî mirasını Kur’an, sünnet, makamlar, hâller, semâ ve tasavvufî ıstılahlar etrafında derleyen en önemli klasik müelliflerden biridir.
El-Hâc Şeyh Abalı Hâfız Muhammed Haydar Efendi
Abalı Hâfız Muhammed Haydar Efendi, Kırkağaçlı Mehmed Emin’den hilâfet alan; Aksaray Şekerci Sokağı’ndaki Nakşibendî dergâhında irşad eden ve Zenbûrî mirası Yahyâ Âgâh İstanbulî’ye aktaran XIX. yüzyıl şeyhidir.
Emîr Sultan
Emîr Sultan (ö. 833/1429 [?]), Buhara’dan Hicaz ve Irak üzerinden Anadolu’ya gelen, Bursa’ya yerleşen, Yıldırım Bayezid’in kızı Hundi Hatun’la evlenen; Kübrevî irşad hattı, külliyesi ve menâkıbnâme mirasıyla erken Osmanlı dinî-toplumsal hayatında kalıcı iz bırakan sûfîdir.
Hâcegî Muhammed İmkenegî
Hâcegî Muhammed İmkenegî (918/1512-13–1008/1599), babası Derviş Muhammed’in Hâcegân mirasını sürdüren ve Bâkī-Billâh’ı Hindistan irşadı için yetiştirerek Müceddidiyye tarihine geçiş sağlayan Nakşibendî mürşididir.
Himmet Efendizâde Şeyh Abdullah Abdî
Himmet Efendizâde Şeyh Abdullah Abdî (ö. 1122/1710), babası Şeyh Himmet'ten irşad terbiyesi alan; İstanbul'un büyük camilerinde vâizlik yapan ve dört divan bırakan Halvetî-Bayramî çevre şeyhidir.
Katl
Bir insanın hayatına hukuka aykırı biçimde son verme; adam öldürme. İslâm hukukunda fiilin kasıt, kullanılan araç ve sonuç bakımından niteliğine göre kasten, kasta benzer ve hataen öldürme gibi türleri ayrılır. Canın korunması dinin temel amaçlarından biridir. Ceza, diyet, kefaret ve mirastan mahrumiyet gibi sonuçlar olayın türüne ve ispatına göre değerlendirilir.
Veraset-Vâris
ثة - وارث) 155) a Miras yoluyla mal mülk sahibi olan, çalışma- 2 Vesm A m mein e. Çi i dan, kazanmadan buna sahip olur. Tasavvufta ele geçen bilgiler ve haller, Allah'ın sırf bir lütfu olduğu için bu bilgilere ve hallere miras gözüyle bakılır. “İnsan bildiğiyle amel ederse, Allah onu bilmediklerine varis kılar.” Amel ve ibadet kul- dan, bunların sonucu olan keşf ve vecd Allah'tan miras olarak gelir. b Tasavvufi bilgiler (marifetler) ve haller Hz. Peygamber'den velilere miras kalmıştır. Veliler Peygamber'in vârisleridir. Bir önceki veliden, bir sonraki veliye miras kalan bu bilgiler ve haller, günümüze kadar gelmiştir. Bu yüzden tasavvufa ilm-i miras, süfilere vâris adı da verilir. “Ulema (evliya) peygamberlerin mirasçılarıdır” (sm).
Lâ ilâhe illallah
“Allah’tan başka ilâh yoktur.” İslâm’ın tevhid inancını en özlü biçimde ifade eden kelime-i tevhidin ilk bölümüdür. Tasavvuf yollarında nefy ve ispat zikrinin esası kabul edilir: lâ ilâhe ile Hakk’ın dışındaki mutlaklık iddiaları reddedilir; illallah ile ulûhiyetin yalnız Allah’a ait olduğu tasdik edilir. Zikrin usulü ve sayısı yolun meşrebine göre değişebilir.
Ashâb
Sâhib kelimesinin çoğulu; arkadaşlar ve bir kimsenin çevresinde bulunanlar. Dinî kullanımda özellikle Hz. Peygamber’i mümin olarak görüp iman üzere vefat eden sahâbîlerin topluluğunu ifade eder. Kelime ayrıca bir mezhep imamının öğrencileri ve görüşünü sürdüren fakihler için “ashâbü’ş-Şâfiî”, “ashâbü Ebî Hanîfe” gibi tamlamalarda kullanılır. Bağlam belirtilmeden bu anlamlar birbirine karıştırılmamalıdır.
akreb
Ç>) [Ar.] fık. Özellikle miras hukukunda vakıf yapan, velâyet sahibi gibi akrabalık bağıyla ilgili konularda hak ve yetki sahibi kimseyi amaçlayan fıkıh terimi.
Alâ ferîzati’ş-şer‘iyye
Şer‘î miras paylarına göre. Mirasın Kur’ân ve fıkıhta belirlenen oranlar esas alınarak bölüştürülmesini ifade eden hukuk terimi. Yaygın örnekte aynı derecedeki erkek çocuğun payı kız çocuğunun payının iki katıdır; ancak mirasçıların türü ve yakınlık derecesi değiştikçe paylar da farklılaşır.
Vasiyet (I)
Bir kimsenin ölümünden sonra yerine getirilmek üzere malı, menfaati veya bir işi hakkında yaptığı hukukî tasarruf. Vasiyet mirasçıların haklarını ortadan kaldırmaz; terekenin belirli bir oranı, borçlar ve cenaze giderlerinden sonra hüküm doğurur. Mirasçıya vasiyet ve üçte biri aşan tasarruflarda diğer mirasçıların onayı gibi şartlar fıkıhta ayrıntılı biçimde ele alınır.
fariza
İslâm inancma göre, yapılması farz olan Allah’ın dinî emirleri. fık. Şeriat usulüne göre, mirasçılardan her birine düşen belirli pay.
asabe
fık. Önceleri erkek çocuklar ve baba tarafından gelen akraba anlamma gelen bu söz, Hz. Muhammed sonrasmda diyet ve miras hakkı konusunda yakm akrabalar için kullanılmıştır. İslâm hukukunda ise tek başma olan asabe mirasın tamammı alır. Belirli hisseler bırakılmış kimselerle beraber olduğunda ise onlardan arta kalan hisselerin tamamım alana da asabe denilmiştir.
Ferâiz
Farzlar ve özellikle mirasta Kur’ân ve sünnetle belirlenen paylar. Miras paylarını, mirasçıları ve terekenin bölüşümünü inceleyen ilme ilmü’l-ferâiz denir. Terim ibadetlerde kesin yükümlülükler anlamında da kullanılabilir; bağlam belirtilmeden miras hukuku ile genel farzlar birbirine karıştırılmamalıdır.
Hüdâvendigâr
Efendi, hükümdar ve yüce kişi. Farsça kökenli bir saygı unvanıdır. Tasavvuf tarihinde özellikle Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî için kullanılmış; onun şahsına ve irfan mirasına duyulan hürmeti ifade etmiştir.
ret, -ddi
ret, -ddi a. (jJ [Ar.] fık. İslâm miras hukukunda, belirlenmiş hisse r sahiplerinden arta kalan paylarm yine mirasa hak kazanmış kimseler arasmda bölüştürülmesi.
Sadreddin Konevî Türbesi ve Camii
Konya · Türkiye · 1241 dolaylarında yerleştiği ve ömrünün sonuna kadar yaşadığı Konya'da vefat etti ve buraya defnedildi. İlişkili kişi dosyası Sadreddin Konevî : Sadreddin Konevî, İbnü'l-Arabî'nin düşünce mirasını ilm-i ilâhî adı altında bilgi, vücûd ve yöntem meseleleriyle sistemleştiren; Konya'da hadis, tefsir ve tasavvuf çevresinin merkezinde yer alan muhakkiktir.
Buhara
Buhara · Özbekistan · Attâr'ın babasının vefatından sonra medresede zâhidâne hayat sürdüğü, Bahâeddin Nakşibend'e intisap ettiği ve şeyhinin 791 (1389) yılındaki vefatından sonra on yıl irşad faaliyetinde bulunduğu şehir. Nakşibendiyye'nin Buhara dışına yayılışı da buradan tayin ettiği halifelerle başladı.
Kasrıârifân (Bahâeddin köyü)
Buhara · Özbekistan · 718'de (1318) doğduğu ve 1389'da vefat ettiği köy; önceki adı Kasrıhindûvân'dır. Mezarının etrafında geniş bir külliye oluşmuş, köy Buharalıların telaffuzuyla Baveddin adını almıştır. İlişkili kişi dosyası Bahâeddin Nakşibend : Bahâeddin Nakşibend (718/1318–791/1389), Hâcegân mirasını hafî zikir, sohbet, hizmet ve ‘halvet der encümen’ ilkeleri etrafında yeniden biçimlendiren; Nakşibendiyye’ye adını veren Buharalı sûfîdir.
Sokoto
Sokoto · Nijerya · Oğlu Muhammed Bello'nun başşehir yaptığı, 1812'de kurulan halifeliğe adını veren şehir; oğlunun ısrarı üzerine buraya gelmiş ve 20 Nisan 1817'de burada vefat etmiştir. Kabri hâlen Nijerya, Nijer ve Çad müslümanları için önemli bir ziyaretgâhtır.
Emîr Sultan Türbesi ve Külliyesi
Bursa · Türkiye · Vefatında defnedildiği yer; rivayete göre kafileye rehberlik eden nurun söndüğü noktadır. Padişahların Bursa'ya geldiklerinde mutlaka ziyaret ettikleri türbe. İlişkili kişi dosyası Emîr Sultan : Emîr Sultan (ö. 833/1429 [?]), Buhara’dan Hicaz ve Irak üzerinden Anadolu’ya gelen, Bursa’ya yerleşen, Yıldırım Bayezid’in kızı Hundi Hatun’la evlenen; Kübrevî irşad hattı, külliyesi ve menâkıbnâme mirasıyla erken Osmanlı dinî-toplumsal hayatında kalıcı iz bırakan sûfîdir.
Cend
Cend · Kazakistan · Cendî'nin doğduğu şehir; nisbesi buradan gelir. Doğum tarihi, ailesi ve ilk yılları hakkında bilgi yoktur. Nisbesinin bazı kaynaklarda “Cenedî” biçiminde kaydedilmesi yanlıştır — Cened, Yemen'de bir kasabanın adıdır. Tasavvufa yönelme kararından sonra annesinden kalan mirası babasına bağışlayıp hanımına mehrini ödeyerek hacca gitmek üzere buradan ayrıldı. Tarihî şehrin bugünkü yeri kesinleştirilmediğinden koordinat verilmemiştir.
Nûreddin Cerrâhî Dergâhı Türbesi
Karagümrük, İstanbul · Türkiye · 1985'te yirminci türbedar ve postnişin olarak göreve başladığı, on dört yıl irşad ettiği ve 21 Şubat 1999'da vefat edince defnedildiği yer. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Sefer Dal : Safer Dal (1926–1999), Fahreddin Erenden ve Muzaffer Ozak halkasında yetişen; Cerrâhî Âsitânesi postnişinliği, tekke mûsikisi arşivi ve eserleriyle yakın dönem irşad mirasını taşıyan şeyhtir.
Ümmüabîde (türbesi ve tekkesi)
Vâsıt çevresi · Irak · Batâih bölgesindeki doğum yeri; dayısının işaretiyle yerleşip ölünceye kadar irşad ettiği tekke buradaydı. Türbesi Bağdat'ın güneyinde Vâsıt yakınlarındadır. İlişkili kişi dosyası Ahmed er-Rifâî : 512/1118’de Batâih bölgesindeki Ümmüabîde’de doğan Ahmed er-Rifâî, Şâfiî fıkhı, hadis, hizmet, fakr ve irşadı aynı rivâk çevresinde birleştirdi. XII. yüzyılda teşkilâtlanan Rifâiyye onun ilmî ve ahlâkî mirası etrafında Irak’tan geniş bir coğrafyaya yayıldı.
Bergama
Bergama · Türkiye · Tercüme-i hâl doğum yerini Aydın vilâyetinin Bergama kazası olarak verir; hıfzını da burada tamamlamıştır. Nisbesi buradan gelir. İlişkili kişi dosyası Abalı Hâfız Muhammed Haydar Bergamavî : Muhammed Haydar Efendi; Bergama veya Kırkağaç nispetiyle anılan, Mehmed Emin Kırkağacî’den hilâfet alan, Aksaray Şekerci Sokağı’ndaki dergâhta irşad eden ve Yahyâ Âgâh İstanbulî’ye Zenbûrî mirası aktaran şeyhtir.
Cennetü'l-bakī
Medine · Suudi Arabistan · Babası Muhammed el-Bâkır ve dedesi Zeynelâbidîn'in kabirlerinin yanına defnedildiği kabristan; mezarı Vehhâbîler'in tahribine kadar ziyaret mahalli olarak kalmıştır. İlişkili kişi dosyası Ca‘fer es-Sâdık : Ca‘fer es-Sâdık (ö. 148/765), Medine’de yetişen Ehl-i beyt imamı, güvenilir hadis râvisi ve müctehid fakih; zühd, ilim ve mârifet mirasıyla Nakşibendiyye, Bektaşiyye ve başka irşad silsilelerinde müşterek halka kabul edilen büyük İslâm âlimidir.
Cîl
Bağdat civarı · Irak · 767'de (1365-66) doğduğu, Bağdat yakınlarındaki kasaba; nisbesi buradan gelir. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Abdülkerîm el-Cîlî : Abdülkerîm el-Cîlî (1365/66-1428), Yemen’de Şerefüddin el-Cebertî’nin terbiyesinde yetişen; Kādirî aidiyetini İbnü’l-Arabî’nin metafizik mirasıyla buluşturan ve insan-ı kâmil öğretisini kapsamlı bir sistem halinde açıklayan âlim, şair ve mutasavvıftır.
Buhara
Buhara · Özbekistan · 770 (1368-69) civarında doğduğu şehir; babası Emîr Külâl diye tanınan Seyyid Ali buranın tanınmış mutasavvıflarındandı. İlişkili kişi dosyası Emîr Sultan : Emîr Sultan (ö. 833/1429 [?]), Buhara’dan Hicaz ve Irak üzerinden Anadolu’ya gelen, Bursa’ya yerleşen, Yıldırım Bayezid’in kızı Hundi Hatun’la evlenen; Kübrevî irşad hattı, külliyesi ve menâkıbnâme mirasıyla erken Osmanlı dinî-toplumsal hayatında kalıcı iz bırakan sûfîdir.
Bahâeddin Nakşibend: Hayatı, Yolu ve Kaynakları
Bahâeddin Nakşibend'in hayatını, Hâcegân geleneği içindeki yerini ve öğretisinin ana kavramlarını üç farklı nitelikteki kaynağı birbirine karıştırmadan ele alan kaynaklı giriş.
Bursalı Mehmed Tâhir'in Melâmî Tanıklığı
Yakın çevre bilgisi, bibliyografya ve menâkıbnâme dilini birlikte okumak üzerine iki kaynağın birlikte ve kaynak türleri ayrılarak okunmasına dayalı editoryal dosya.
Halvetiyye'den Şâbâniyye'ye Silsile
Şirvan, Erzincan, İstanbul, Bolu ve Kastamonu arasında ilerleyen eğitim zinciri üzerine eserin bütün ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.
Şâbân-ı Velî Külliyesi, Hazireler ve Hafıza Mekânları
Kastamonu merkezinden İstanbul ve Anadolu dergâhlarına uzanan maddî miras üzerine eserin bütün ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.
Sühreverdiyye’nin teşekkülü: ribattan kurumsal irşad ağına
Ebü’n-Necîb’in mürid âdâbı ile Şihâbeddin Ömer’in Bağdat merkezli kurumsallaştırmasının birbirini nasıl tamamladığı.
Hüdâyî'nin Eserleri ve İlâhileri
Yazılı ve musikili miras. Monografiden hareketle hazırlanmış özgün inceleme.
Hasan-ı Basrî'nin Tasavvuf Silsilelerindeki Yeri
Tarihî temas, ilmî isnad ve manevî aidiyet katmanları. Tezin bütün ilgili bölümleri karşılaştırılarak hazırlanmış özgün editoryal inceleme.
Mevlevî Âyin-i Şerifinin Mûsiki Mimarisi
Mevlevî mukabelesinin tam akışı; icracıları, mekân düzeni, makam ve usûl örgüsü, dört selâmı, terennümleri, sembolik yorumları ve sahne icrasından farklarıyla birlikte.
Semâ, Sahne ve Kültürel Miras
Tarihî merasim ile çağdaş gösteri arasındaki fark. Mevlevîlik-musiki kaynak paketi ve görsel arşiv birlikte değerlendirilerek hazırlandı.
Mevleviyye'nin Kuruluşu ve Kurumsallaşması
Mevlânâ çevresinden Konya merkezli tarikat teşkilatına. Klasik erkân, tarihî veri ve gelenek içi sembolik yorum birbirinden ayrılarak hazırlanmıştır.
Kübreviyye'nin Başlıca Halifeleri ve Kolları
Hârizm'den Buhara, Horasan, İran ve Keşmir'e yayılan irşad ağı. Kaynaklar arasındaki farklar ve gelenek içi anlatıların derecesi korunarak hazırlanmıştır.
Müceddidiyye'nin Hicaz, Şam ve İstanbul'a Taşınması
Ma‘sûmiyye'nin Sirhind'den Kâbil, Buhara, Mekke, Şam ve İstanbul'a uzanan yayılışını kişi, eser, hac ve tekke ağlarıyla anlatan rehber.
SÛFİLERİN İLİMLERİNİN KAYNAĞI
Avârifü’l-Maârif · 1. bölüm · Mürşidimiz, Şeyhu’l-İslâm Ebu’n-Necîb Abdulkâhir es-Sühreverdî, hicrî 560, milâdî 1165 senesinin Şevval ayında, bize, imlâ yoluyla (bizzat yazdırarak) şunu rivâyet etti: Ebû Mûsâ e
MUTASAVVIFLAR VE ONLARA BENZEYENLER
Avârifü’l-Maârif · 7. bölüm · Şeyhimiz, Şeyhu’l-İslam Ebu’n-Necîb es-Sühreverdî’nin, Enes b. Mâlik (ra)’den rivayet ettiğine göre; Hz. Peygamber (sav)’e göre bir adam geldi ve: “Kıyâmet ne zaman kopacak?” diye
BEY’AT-HIRKA VE İRŞÂD
Avârifü’l-Maârif · 12. bölüm · Hırka giymek; mürşid ile mürid arasında bir bağlantı ve müridin nefsi ile kendi arasında mürşidinin hakemliğini kabul etmesidir. Şeriatta dünyevî bir maslahat ve iş için bir başkas
Sayfalar 13–18
Muzaffer Ozak Külliyatı · kullar! Ey bu imanları sebebiyle ebedi saadete erenler, selâmet yoluna girenler Hakka varanlar, daha bu âlemde iken cennete girenler ve cennet güllerinden derenler, cemal-i Hakkı g
Sayfalar 17–24
Muzaffer Ozak Külliyatı · Inned-diyne indallâh-il-islâm Al-i-Imran: 19 Allah katında makbul olan din, Islâmdır. Yüz suhuf, dört kitap, Hazret-i Adem'den beri gelen bütün Enbiyânın talimini ve neş'esini, kul
Sayfalar 58–64
Muzaffer Ozak Külliyatı · hına getirdiler. Orada, kadı efendi merhumun vasiyyetini okudu ve bir gece onunla birlikte kabirde geçirecek kimseye yüz altın verileceğini bildirdi ve talip olanların ortaya çıkma
Sayfalar 71–77
Muzaffer Ozak Külliyatı · silmişti. Insanlardan kaçıyor, daima tenhalarda dolaşıyor. Anası, bu hâle vâkıf olup meseleyi babasına açtı. Baba divanı toplayıp, Habbâbı divana dâvet etti. Habbâb divana geldiğin
Sayfalar 79–83
Muzaffer Ozak Külliyatı · Resûl aleyhisselâmın son günlerinde idi. Hazreti Bilal'e, bütün eshabın ve ensarın Mescidi nebeviyede toplanmalarını emr eylediler. Hazreti Bilâl radiyallahu anh, nâsı Mescide topl