ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
54 sonuç · “Defn”
01Ali Dede Buhârî
Ali Dede Buhârî, XV. yüzyıl başlarında Emîr Sultan’ın yol arkadaşlarıyla Buhara’dan Hicaz üzerinden Bursa’ya gelen; İncirli Hamamı yakınında tekke kurup burada yaşayan ve Eşrefzâde Tekkesi çevresine defnedilen sûfîdir.
Amasyalı Bebr Mehmed Efendi
Amasyalı Bebr Mehmed Efendi (ö. 1005/1596), Ebüssuûdzâde Ahmed Çelebi’nin çevresinde yetişen, Edirne Üç Şerefeli’de muîdlikten Bursa ve İstanbul medreselerine yükselen; Konya kadılığına giderken yolda vefat edip İznik’e defnedilen Osmanlı âlimidir.
Bursalı Seyyid Muslî Efendi
Bursalı Seyyid Muslî Efendi (ö. 1069/1659), Alâiyeli Seyyid Süleyman’ın oğlu ve halifesi; 1654’te Bursa Ahmed Paşa-yı Fenârî Zâviyesi postuna geçen, Abaza Hasan Paşa’nın Bursa’yı işgali sırasında yardım istemek üzere İstanbul’a giderken Emir Ali Cezîresi (İmralı) yakınında öldürülüp adaya defnedilen Halvetî şeyhidir.
Dayızâde Seyyid Hasan Efendi
Dayızâde Seyyid Hasan Efendi (ö. 26 Ramazan 1141/1729), İstanbul medreselerinin üst derecelerine yükselen, Kudüs kadılığı yapan ve Edirnekapı dışında defnedilen Osmanlı âlimidir.
Ece Sultan
Ece Sultan, Sicill-i Osmânî’de Karamanlı olduğu ve Emîr Sultan’la Bursa’ya geldiği kaydedilen; Menâkıb-ı Emîr Sultan’da makamını ve malını bırakarak dergâha yönelen bir bey portresiyle anlatılan, Bursa’da Emîr Sultan çevresine defnedilmiş derviştir.
Edirneli Şeyh Muhammed Sıdkı Efendi
Edirneli Muhammed Sıdkı Efendi, 1835–1841 arasında Uşşâkî Âsitânesi’nde meşihat vekilliği yapan, Bedreddin Dergâhı’nın son binasını yaptıran ve pîr türbesine defnedilen XIX. yüzyıl Uşşâkî şeyhidir.
Eskici Hasan Dede
Eskici Hasan Dede (ö. Şevval 1048/1639), kırk yılı aşkın süre Fâtih Sultan Mehmed Camii çevresinde ibadet ve riyâzetle yaşayan; cami gerisindeki hücresinin yakınına defnedilen İstanbul ârifidir.
Filibeli Hâfız Şeyh İsmâil Efendi
Filibeli Hâfız Şeyh İsmâil Efendi (ö. 1316/1898), Seyyid Muhammed Cemâleddin-i Uşşâkī’den hilâfet alarak Fatih Keçeciler’deki Mahmud Bedreddin Dergâhı postuna geçen ve dergâh bahçesine defnedilen Uşşâkī şeyhidir.
Hurrem Velî
Hurrem Velî, Akşemseddin'in halifelerinden; gelenekte İstanbul'un fethi sırasında şehid olduğu ve Altımermer'de defnedildiği aktarılan Bayramî şeyhidir.
Kara Dâvudzâde Mustafa Efendi
Kara Dâvudzâde Mustafa Efendi (ö. 975/1567-68), Bursa kadısı Kara Dâvud'un oğlu; Sahn ve Sultan Selim medreselerinden sonra Medine kadılığına tayin edilmiş, Cennetü'l-Baki‘de defnedilmiş Osmanlı âlimidir.
Muarrifzâde Mehmed Efendi
Muarrifzâde Mehmed Efendi (ö. 1003/1595), Ankaralı müderris; Sahn-ı Semân'a kadar yükseldikten sonra görevden çekilerek Koğacı Dede Mescidi civarına defnedilmiştir.
Muhammed Atıyye er-Rifâî
Muhammed Atıyye er-Rifâî, XIII. yüzyılda yaşadığı ve Kudüs civarında defnedildiği kaydedilen, adına Atâiyye kolu nispet edilen Rifâî şeyhidir.
ravza
İslâm inancına göre, din ulularının veya topluma mal olmuş din veya devlet büyüklerinin şehit düştüğü ya da defnedildiği kabir veya yer. bk. mezarlık
tecessüs
İslâm düşünce dünyasında, bir kimsenin öğrenilmesini istemediği özel durumunu merak etme, araştınp soruşturma anlamında bir ahlâk terimi. techîz a. [Ar.] İslâmî inan göre, ölen bir kimsenin yıka masmdan kabre defnedilmes kadar yapılması gereken d vecibelerin tamamı için kulla lan terim. Bu tanıma göre, ö nün yıkanması “gasil” (.bk. madde), kefenlenmesi “tekf (bk. bu madde), tabuta konul musallaya ve cenaze namazı lındıktan sonra mezarlığa şmması “teşyî” (bk. bu madd kabre konulması “defin” (bk. madde), “techîz”in özünde pılması gerekenler olarak değ lendirümek gerekir. tecrîd a. (^ [Ar.] tas. Tas vuf inancında, sûfînin dış dün ile ilişkisini keserek kendini h şeyden soyutlaması. Bir ese belli ölçüler çerçevesinde kıs tılması işlemi ve bu tarz ese rin bütünü için kullanılan ad. tecvîd a. [Ar.] Kur'â Kerîm’in kurallarma g okunmasmı konu alan bilim d ve bu konuda yapılan çalışma ile eserler için kullanılan or terim. Hadis biliminde, hadisi sağlıklı bir senedle ri yet etmek, ilk dönem hadi rindeki zayıf ve sağlıksız ravîl ayıklayarak senedi adalet zabt sıfatlarını taşıyan (si ravîlerden oluşmuş gibi gös mek. tedbîr a. (j^d [Ar.] “Bir olayın durumun sonunu düşünerek 645 tedvînü’l-hadîs nca lem alma.” anlamında olan bu an- söz, başka kelime ve terkiplerle sine bir araya gelerek yeni terimler dinî oluşturur. fık. İslâm huku am- kunda, bir kimsenin kölesini ölü kendi ölümü neticesinde azat bu etmesi. fin”
cenâze namazı
cenâze namazı a. İslâmî inanışa göre “farz-ı kifâye” (. bk. bu madde) olan bu namaz için, namazı kılmacak kimsenin Müslüman olması, cesedin tamamınm veya yarıdan fazlasmın mevcut bulunması, yıkanmış ve abdesti verilmiş veya teyemmüm ettirilmiş olması şartı söz konusudur. Ebû Hanife cenaze namazım, Allah’a övgü, Rasulullaha salavât ve ölüye dua olarak nitelemiştir. Hanefi mezhebi dışındaki mezhepler şehitlerin yıkanmadan ve namazı kılınmadan defin işleminin yapılabileceği konusunda görüş birliği içindedirler. Hanefi mezhebi ise yıkanmamakla birlikte namazmın kılınması gerektiği görüşünü savunmaktadır. Birden fazla kişinin er kişiler ve hatun kişiler ayrılarak her bir grup için toplu namaz kılmması caiz görülmekle birlikte her kişi için tek tek namaz kılmamn daha faziletli olduğu görüşü de yaygmdır. Cenaze namazını kıldırmakla görevli kimseler “meratib-i silsile” gözetilerek önce devlet başkam, sonra sırasıyla onun vekili olan vali veya kadı ya da görevli imamlar, hiçbiri yoksa şahsın yakm akrabası olarak gösterilmiştir. Cenaze namazmı kıldıracak görevli, cenazenin göğsü hizasmda durur ve er veya hatun kişi oluşunu belirterek ve niyet ederek tekbir alır. Arkasmda ayakta duran camaat de ona uyarak niyet eder ve tekbir alır. Önce sessiz olarak “Sübhaneke” duası, içinde “ve celle senâ'üke” ibaresi de bulunduğu şekliyle okunur. İmam tekbir alır, cemaat de ona uyarak tekbir alır. Yine sessiz olarak “allahümme salli” ve “allahümme bârik” duaları okunur. İmam üçüncü defa tekbir alır, cemaat de onu izler. Yine sessiz olarak bilenler “cenaze duaları”nı, bilmeyenler “Fatiha suresi”râ okur, bunlan bilmeyenler, bildikleri başka duaları okuyabilirler. Bundan sonra imam, önce sağa selâm verir, sonra sola selâm vererek cenaze namazını tamamlamış olur. Cenaze namazı için cemaat olması şart değildir, bir kişi bile tek başına bu namazı kılabilir. Namaz sonrası imam, cemaate “Ölen kimseyi (meyyiti) nasıl bilirsiniz? ” diyerek “helâllik” ister ve toplu olarak dua okunması ile cenaze namazı töreni tamamlanmış olur. Cenâze namazmm duaları önemlidir: Genel olarak her cenaze için okunması gereken dua şudur: “^ Lu^I ji^ ^3^ Üa < C*Aâjj ^^ J ^öLlu^i ^1a ^a^ü u« 41aüI ^a * ^ n ı J ü^ J U&l j Lj^j j LuL J LjjLu j Lmo jLxkl ^a^ I ^JJI^ (AUahümagfir lihayyinâ ve meyyitinâ ve şâhidinâ ve gâ'ibinâ ve zekerinâ ve ünsânâ ve sağîrinâ ve kebîrinâ. Allahümme men ahyeytehü minnâ fe ehyihi ale’l-İslâmi ve men teveffeytehü minnâ fe tevejfehü ale’l-îmâri). Cenaze erkek ise şu dua okunur: Ve hussa hâze’l-meyyite bi’r-ravhi ve’r-râhati ve’r-rahmeti ve’lmağfireti ve’r-rıdvân. Allahümme in kâne muhsinenfezid fi ihsânihi ve in kâne musî'en fetecâvez anhü ve lekkıhi’l-emne ve’l-büşrâ ve’l-kerâmete ve’z-zülfâ birahmetikeyâ erhame’r-râhimîn). Cenaze kadm ise şu dua okunur: Ve hussa hâzihi’l-meyyitete bi’rravhi ve’r-râhati ve’r-rahmeti ve’l-mağfireti ve’r-rıdvân. Allahümme in kânet muhsineten fezid fi ihsânihâ ve in kânet musî'eten fetecâvez anhâ ve lekkıhi’l-emne ve’l-büşrâ ve’lkerâmete ve’z-zülfâ bi-rahmetike yâ erhame’r-râhimîn). Cenaze erkek çocuk ise şu dua okunur: Allahümmec'alhü lenâ feretan vec'alhü lenâ ecran ve zühran vec'alhü lenâ şâfi'an ve müşeffe'â). Cenaze kız çocuk ise şu dua okunur: Allahümmec'alhâ lenâ feretan vec'alhâ lenâ ecran ve zühran vec'alhü lenâ şâfi'an ve müşeffe'ah). Hz. Peygamber, cenazede bulunma ve cenaze namazı kılmanın fazileti konusunda şunları söylemiştir: “Her kim îmânı sebebiyle ve sevâbını yalnız Allah’tan umarak bir Müslüman cenazesi arkasından gider ve üzerine namaz kılıp gömülmesini bitirinceye kadar beraber bulunursa, iki kîrât ecr ile döner ki kîrâtların her biri Uhud dağı gibidir. Her kim o cenaze üzerine namaz kılar da defn olunmadan dönerse bir kîrât ecr ile dönmüş olur. ”.
elkin (I)
elkin (I) a. [Ar.] Jik. İslâm inancma göre, ölüm döşeğinde olan bir mümine “kelime-i şehâdet” (bk. bu madde)i okutma; ölüyü defnettikten hemen sonra ise mezarı başmda yüksek sesle imânın esaslarını hatırlatma. tas. Tasavvufta şeyhin müride sunduğu manevî öğütler.
ekaşşuf
Riyazet, çile doldurmak gibi dünya işlerinden el çekerek hayat sürmek. tekbîr a. G^) [Ar. ] Müslüman rın, Allah’ın en ulu ve yüce v lık olduğunu vurgulay “Allahü ekber” (bk. bu mad cümlesini söyleme. Allah’ı u lama için söylenen bu söz ba namaz olmak üzere pek çok lâmî ibadetin temel kaidesi tamamlayıcısı niteliğinde ifa edilmektedir. tekfin a. G^) [Ar. ] İslâmî inan göre, ölünün yıkandıktan so dinî usullere uygun olarak fenlenmesini ifade eden ter Bununla birlikte savaşta şe düşen müminler yıkanmad elbiseleri ile birlikte defnedili tekfir a. G^) [Ar. ] Hz. Peyga ber’in vahiy yoluyla insanl bildirdiği dinin temel esasl nın doğruluğunu inkâr eden kimsenin kâfirliğine onay ver veya kâfir ilân etme anlamm bir kelâm terimi. tekke a. İslâmî gelenek içinde, b bir merkezde bir şeyhin yö timinde ve disiplini çerçeves de tasavvuf eğitimi veren rumlar için kullanılan ter “dergâh, âsitâne” (bk. bu m deler). teklîf a. [Ar. ] Allah’ın kulunu, bir işi veya davran yapıp yapmama konusunda kümlü tutması anlamında ter
techîz
İslâmî inan göre, ölen bir kimsenin yıka masmdan kabre defnedilmes kadar yapılması gereken d vecibelerin tamamı için kulla lan terim. Bu tanıma göre, ö nün yıkanması “gasil” (.bk. madde), kefenlenmesi “tekf (bk. bu madde), tabuta konul musallaya ve cenaze namazı lındıktan sonra mezarlığa şmması “teşyî” (bk. bu madd kabre konulması “defin” (bk. madde), “techîz”in özünde pılması gerekenler olarak değ lendirümek gerekir
meşhed (II)
(jjAj [Ar.] îslâm inancma göre, din ulularmın veya topluma mal olmuş din ve ya devlet büyüklerinin şehi düştüğü ya da defnedildiği yer bk. mezarlık
tekfin
G^) [Ar.] İslâmî inan göre, ölünün yıkandıktan so dinî usullere uygun olarak fenlenmesini ifade eden ter Bununla birlikte savaşta şe düşen müminler yıkanmad elbiseleri ile birlikte defnedili
garîbü’l-Kur'ân
Kur’ân-ı Kerîmdeki üstü kapah, zor anlaşılan ve ender kullanılan söz varlıklarınm araştırılmasmı ve tefsirini konu alan bilim dah ve bu araştırmalar neticesinde kaleme ahnan eserlere verilen g ortak ad. gasil, -sli a. 0-2. ) [Ar. ] Ölen bir Müslüman’m dinî usule uygun olarak yıkanması durumu. Cenazenin fazla bekletilmemesi, bir an önce yıkamp kefenlenmesi ve defnedilmesi “müstehap” (bk. bu madde) tır. Gasil için cenaze, ayaklan kıbleye gelecek biçimde sırt üstü teneşire (yıkanacak yere) yatırılır. Göbeğinden dizine kadar avret mahalli bir örtü ile kapatıhr. Ağız ve burna su verilmeksizin abdest aldırılır. Sonra sabunlanarak sol tarafma kaldırılır ve sağ tarafi yıkanır; aynı şekilde sağ tarafma kaldırılır ve sol tarafı yıkanır. Bu işlem üç defa tekrar edilir. Cenaze oturur durumuna getirilerek karnına hafifçe bastırıhr ki mide ve bağırsaklarm boşalması sağlanır; varsa dışkılar temizlenir ve yıkanır. Özenle yapılan bu yıkama işlemi, ölünün yeniden doğuşunu ve dünya kirinden armmayı sembolize etmek içindir (bk. cenaze)
Kabr Suâli
Ölü defn edildikten sonra kabre gelen Münker ve Nekîr adlı iki meleğin meyyite îmândan ve îtikâddan sordukları suâller. (Bkz. Münker ve Nekîr) Ölü kabre konulunca, yanına iki melek gelir. Onu tutarlar. "Rabbin kimdir?" diye suâl ederler. Ölü; "Rabbim Allahü teâlâdır" der. (Peygamber efendimizi kast ederek) "Size gönderilen o zât kimdir?" diye suâl ederler. Ölü; "O, Allahü teâlânın Resûlüdür, peygamberidir" der. "Bunu nereden biliyorsun?" derler. Ölü; "Allahü teâlânın kitâbı Kur'ân-ı kerîmde okudum. O'na îmân ettim ve O'nu tasdîk ettim" der. (Hadîs-i şerîf-Letâif-ül-Meârif) Münker ve Nekir isminde iki melek; "Rabbin kimdir. Dînin nedir? Peygamberin kimdir? Kıblen neresidir?" diye suâl sorarlar. Allahü teâlâ kimi muvaffak eder ve kimin kalbine hak sözü yerleştirirse, der ki: "Sizi vekil ederek bana kim gönderdi ise, Rabbim odur. Benim Rabbim Allah, peygamberim Muhammed aleyhisselâm, dînim dîn-i İslâm'dır." (Muhammed bin Hüseyn el-Acurrî) Mü'minlerden dokuz kimseye kabir suâli olmaz: Şehîd, düşman karşısında nöbette iken ölen, vebâ, kolera gibi bulaşıcı hastalıktan ölen, böyle hastalıklar yayıldığı zaman kaçmayıp, sabr ederek; başka sebeplerle ölen, sıddîklar, bâliğ (gusül abdesti alacak yaşa gelmiş) olmayan çocuklar, Cumâ günü veya gecesi ölenler, her gece Tebâreke sûresini, Secde sûresini okuyanlar ve ölüm hastalığında (İhlâs) sûresini okuyanlar. (İbn-i Âbidîn)
Kabr-İ Seâdet
Peygamber efendimizin mübârek kabr-i şerîfleri. Hücre-i seâdet de denir. Kabr-i seâdetin bulunduğu yer hazret-i Âişe vâlidemizin odası idi. Peygamber efendimiz burada vefât etti. "Peygamberler, vefât ettikleri yere defn edilirler" hadîs-i şerîfine uyularak buraya defn edilmiştir. Burada, hazret-i Ebû Bekr ve hazret-i Ömer'in kabr-i şerîfleri de vardır. (Eyyûb Sabri Paşa)
Kabr (kabir)
Ölen insanın defnedilmesi, gömülmesi için kazılan yer, mezar. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyuruyor ki: Allahü teâlâ, rüzgârı, rahmeti olan yağmurdan önce müjdeci gönderir. Rüzgârlar, ağır olan bulutları sürükler. Bulutlardan ölü olan toprağa su yağdırırız. O yağmurlu yerden meyvalar çıkarırız. Ölüleri de kabirlerinden böyle çıkaracağız. (A'râf sûresi: 56) Kabir, Cennet bahçelerinden bir bahçe, yâhut Cehennem çukurlarından bir çukurdur. (Hadîs-i şerîf- Ahvâl-ül-Kubûr) Meyyit kabre konduğu zaman, amelleri onun etrâfını sararlar. Allahü teâlâ, o amelleri konuşturur. Ameller şöyle der: "Ey bu kabirde yapayalnız kalan kul! Dostların, çoluk-çocuğun senden ayrılıp, gittiler. Bugün senin benden başka bir arkadaşın ve yakının yok. (Yezîd Rakkâşî) Kabir hergün beş defâ; "Ben, yalnızlık yeriyim. Bana gelecek kişi Kur'ân-ı kerîm okuyarak kendine arkadaş edinsin. Ben karanlık yeriyim, bana gelecek kişi, namaz kılarak beni aydınlatsın. Ben, altı-üstü toprak olan bir yerim. Bana gelen sâlih amel ile gelip yatağını hazırlasın. Ben, yılanı ve çıyanı içimde barındıran bir yerim. Bana gelen tiryâk ile gelsin. O tiryak da; Besmele-i şerîf ve çok gözyaşı dökmektir. Ben, Münker ve Nekir adındaki suâl meleklerinin suâl soracakları bir yerim. Bana gelen onlara cevap verebilmek için (Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah) sözünü çok söylesin diye seslenir (Muhammed bin Selâme el-Mısrî) Kabre yılanlar, dışardan gelir sanma. Sizin kötü amelleriniz, sizin için engerek yılanıdır. Dünyâda iken yediğiniz haramlar da kabre yılan olarak gelir. (Ebû Mansur Abbâdî)
Gucdüvân (Gicdüvân)
Buhara · Özbekistan · Buhara'ya yaklaşık 30 km. uzaklıktaki, doğduğu, inzivaya çekildiği ve hankahında ömrünü tamamlayıp defnedildiği köy; türbesi buradadır. 918/1512'de bir Safevî muhasarasından kurtulması onun ruhaniyetine bağlanmıştır.
Molla Çelebi Camii
İstanbul · Türkiye · Tekaüdünden sonra oturduğu Fındıklı kasabasında, bu caminin sahasına defnedildi. İlişkili kişi dosyası İshakzâde Şeyh Mehmed Efendi : İshakzâde Şeyh Mehmed Efendi (ö. 1729), âlim Kürd İshak Efendi'nin oğlu olup İstanbul medreselerinde görev yapan Osmanlı ilmiye mensubudur.
Akşemseddin Türbesi, Göynük
Bolu · Türkiye · 863 Rebîülâhirinin sonunda (Şubat 1459) vefat edip defnedildiği yer; türbe vefatından beş yıl kadar sonra yapılmış, sandukası üzerindeki yazı oğlu Mehmed Sâdullah'a aittir. Oğullarından Mehmed Sâdullah ve Nûrullah da burada yatar. Kapı üzerindeki inşa kitâbesi vefat tarihini doğrular.
Yiğitbaşı Türbesi, Seyyid Hoca mahallesi
Manisa · Türkiye · İrşadını sürdürdüğü tekkenin yanındaki türbe; 910/1504'te vefatında buraya defnedilmiştir. Zamanla yıkılan tekkenin yerine Yiğitbaşı Vakfı tarafından bir mescid inşa ettirilmiştir. Konum şehir merkezine göre yaklaşıktır.
Dımaşk (evi ve medfeni)
Şam · Suriye · 4 Zilhicce 1050'de (17 Mart 1641) doğduğu, yedi yıllık halvetini geçirdiği, İbnü'l-Arabî derslerini okuttuğu ve 24 Şâban 1143'te (4 Mart 1731) vefat edip defnedildiği şehir; kabri kendi evindedir. İlişkili kişi dosyası Abdülganî en-Nablusî : Abdülganî en-Nablusî (1641-1731), Dımaşk’ta yetişen Hanefî âlimi ve sûfîdir. Kādirî ve Nakşibendî irtibatlarını İbnü’l-Arabî düşüncesi, tefsir-hadis tedrisi, seyahatnâmeler ve yaklaşık üç yüz eserlik külliyatla birleştirmiştir.
Fâtih Camii Hazîresi
İstanbul · Türkiye · Kırk üç yıl türbedarlığını yaptığı Fâtih Sultan Mehmed Türbesi'nin bulunduğu cami; 9 Mayıs 1920'de vefatında buradaki hazîreye defnedildi. Mezar taşındaki yazı müridi Evrenoszâde Sâmi Bey'indir. İlişkili kişi dosyası Ahmed Amiş Efendi : Ahmed Amiş Efendi (1807-1920), Tırnova’daki muallimlikten Fatih sertürbedarlığına uzanan hayatında Kuşadavî irşadı sohbet, melâmet ve teveccüh merkezli bir yöntemle İstanbul’un ilim ve kültür çevrelerine taşıdı.
Dîrînî Camii
Dîrîn (Neberuh) · Mısır · Doğduğu ve vefatında defnedildiği, Garbiye vilâyetine bağlı Neberuh’un doğusundaki Dîrîn köyünde yaptırılan ve adına nisbet edilen camidir. Cami ile çevresindeki binalar zamanla harap olmuşsa da çeşitli dönemlerde tamir edilerek ibadete açık tutulmuştur. Bugün de burada cumartesi günleri zikir, safer ayında ise bir anma (mevlid) töreni düzenlenmektedir.
Gürgenç (Köhne Ürgenç)
Köhne Ürgenç · Türkmenistan · 618'de (1221) Moğol katliamı sırasında öldüğü Hârizm merkezi. Cesedinin bulunamadığı (Reşîdüddin) veya enkaz hâline gelen hankahına defnedildiği (Yâfiî) rivayet edilir; türbe ve zâviye günümüze ulaşmıştır.
İmam Rızâ Türbesi
Meşhed · İran · Tûs'un Nûkan kasabasında vefat edip Hârûnürreşîd'in yanına defnedildiği yer; hâtırasını yaşatmak için yöreye Meşhed adı verildi. Kabri üzerine içi değerli madenlerle tezyin edilmiş bir türbe yapılmıştır.
Süleymaniye Camii hazîresi
Fatih, İstanbul · Türkiye · 8 Zilkade 1311'de (13 Mayıs 1894) vefat edip defnedildiği yer. İlişkili kişi dosyası Ahmed Ziyâeddin Gümüşhânevî : Ahmed Ziyâeddin Gümüşhânevî (1813–1894), hadis öğretimini Hâlidî-Nakşibendî irşadıyla birleştiren; Fatma Sultan Camii çevresinde tekke, matbaa, yardımlaşma sandığı ve kütüphane ağı kuran etkili Osmanlı âlim ve sûfîsidir.
Galata Mevlevîhânesi (Kalekapısı Hânkâhı)
İstanbul · Türkiye · 1258/(1842)’de harem dairesinde doğduğu, babasının ve kendisinin postnişinlik ettiği, matbah tâkındaki kitâbeyi hattıyla yazdığı ve babasının lahdine defnedildiği mevlevîhâne. İlişkili kişi dosyası Şeyh Muhammed Atâullâh Efendi : Seyyid Muhammed Atâullah Dede (1842–1910), Galata Mevlevîhânesi’nde doğup babası Kudretullah Efendi’den sonra yaklaşık kırk yıl postnişinlik yapan; mûsiki, hat ve çok dilli tahsiliyle tanınan Mevlevî şeyhidir.
Nûreddin Cerrâhî Âsitânesi ve Türbesi
Karagümrük, İstanbul · Türkiye · Cerrâhiyye'nin merkez tekkesi ve pîr makamı; kolun postnişinleri burada medfundur. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Şeyh Abdullah b. Fâzıl Ali Efendi : Abdullah b. Fâzıl Ali Efendi, Sefîne-i Evliyâ’nın kısa kaydına göre Nûreddîn-i Cerrâhî ser-tarîkıydı ve Eyüp’teki Şeyh Râşid Efendi Dergâhı’na defnedildi.
Irak ve Anadolu'da Üç Kādirî Nispet
Irak ve Osmanlı coğrafyasındaki üç Kādirî nispeti kurucu, tekke, post ve menkıbe ayrımlarıyla ele alan dosya.
Tilimsân Ubbâd'da Ebû Medyen Külliyesi
Vefat ve ziyaret Ebû Medyen Merakeş'e giderken Ubbâd'da vefat etti ve burada defnedildi. Kabri kısa zamanda Mağrib'in büyük ziyaret merkezlerinden oldu. Merînî mimarisi Sîdî Bû Medyen Camii XIV. yüzyılda Merînî Sultanı Ebû Ya‘kūb Yûsuf tarafından Endülüs mimari üslubunda yaptırıldı. Türbe, cami ve medrese çevresi pîrin
Câğbûb'dan Kufra'ya Senûsî Merkezleri
Câğbûb Kurucu 1855'te Câğbûb'a yerleşti; zâviye, medrese, kütüphane, tarım alanı ve kervan merkezi oluşturdu. 1859'da buraya defnedildi. Kufra'ya taşınma Muhammed el-Mehdî dış baskı ve gözetim endişesiyle 1895'te Kufra'ya geçti. Böylece hareketin ağırlık merkezi Sahra içlerine taşındı. Stratejik dönüşüm Coğrafî taşınma
Sârbân Ahmed: Bayramî-Melâmî Silsile ve Dîvân Aidiyeti
İrşad hattı Sârbân Ahmed, Bayramî-Melâmî kaynaklarında İsmâil Ma‘şûkī’nin halifesi olarak gösterilir; Pîr Ali Aksarâyî’ye bağlayan başka bir rivayet de vardır. Oğlanlar Şeyhi İbrahim Efendi ile Sun‘ullah Gaybî’nin kendi silsile kayıtları sebebiyle İsmâil Ma‘şûkī hattı daha güçlü kabul edilir. Hayrabolu Hayrabolu çevres
Esircizâde Hüseyin Efendi ve Kırk Yıllık Tekke Hizmeti
Esircizâde Hüseyin Efendi'nin Abdülahad Nûrî çevresindeki terbiyesini, Midilli hilâfetini, kırk yıllık pîş-kademlik hizmetini ve 1691'deki post devrini inceler.
Cism-i Latîf İsmail Efendi: Tahsil, Tıp ve İrşad
Cism-i Latîf İsmail Efendi'nin dinî ilimler, tıp ve Farsça tahsilini; iki aşamalı irşad bağını ve Aksaray Tekkesi postunu birlikte ele alır.
SÛFİLERİN İLİMLERİNİN KAYNAĞI
Avârifü’l-Maârif · 1. bölüm · Mürşidimiz, Şeyhu’l-İslâm Ebu’n-Necîb Abdulkâhir es-Sühreverdî, hicrî 560, milâdî 1165 senesinin Şevval ayında, bize, imlâ yoluyla (bizzat yazdırarak) şunu rivâyet etti: Ebû Mûsâ e
Sayfalar 10–15
Muzaffer Ozak Külliyatı · katre, güneşlerden bir zerre olarak Allahın bize ihsanı kadar anlatabilecegiz. Zira, kelimatullahı; denizler mürekkep, agaçlar kalem, yerler ve gökler kâğıt ve defter, insan ve mel
Sayfalar 13–18
Muzaffer Ozak Külliyatı · kullar! Ey bu imanları sebebiyle ebedi saadete erenler, selâmet yoluna girenler Hakka varanlar, daha bu âlemde iken cennete girenler ve cennet güllerinden derenler, cemal-i Hakkı g
Sayfalar 65–72
Muzaffer Ozak Külliyatı · ninle mezarda kalmak istemez. Hattâ, ruhunu teslim eder etmez, seni evinde bile tutmazlar, alelacele yıkatıp bir kefene sarar, tabuta koyar, önce musallâ taşına ve daha sonra da dü
Sayfalar 79–83
Muzaffer Ozak Külliyatı · Resûl aleyhisselâmın son günlerinde idi. Hazreti Bilal'e, bütün eshabın ve ensarın Mescidi nebeviyede toplanmalarını emr eylediler. Hazreti Bilâl radiyallahu anh, nâsı Mescide topl
Sayfalar 100–105
Muzaffer Ozak Külliyatı · 31) LOKMAN sûresini, yedi kerre okuyan kimsenin, maddî ve manevî hastalığı ve karın ağrısı ve benzeri illetlerine Allah şifa ihsan eder. 32) SECDE sûresini, yazarak bir şişeye koys
Sayfalar 168–176
Muzaffer Ozak Külliyatı · ümmetimin Yahudileridirler. Bunlar, kafalarını traş ettirirler, seslerini yükselterek bağırır gibi Allah'ı zikrederler ve kendilerini ebrâr tarikinden zannederler. Halbuki, bunlar
Sayfalar 161–167
Muzaffer Ozak Külliyatı · onun için yaratılmıştır. O insan ise, Allahu teâlâ'ya kulluk için halk olunmuştur. Kâfirlerin de gördükleri rü'yâların hak olduğuna siyer, tarih ve nice sadık kişiler şahittir. Bu
Sayfalar 204–210
Muzaffer Ozak Külliyatı · Buna mukabil, sıdk-u sadakatle döğüşen şehitler ve gaziler de, şan ve şefket içinde ve Allahu talâ'nın kendilerine bahş ve ihsan buyurduğu ni'metler ve dereceler bütün mahşer halkı
Sayfalar 176–181
Muzaffer Ozak Külliyatı · an oku, okut. Sadaka ver. İlle mevlûdu şerif kıraat et. Nebiyyi zişan için para sarf et. Onun yoluna sarf olunan para, ona bildirilir. Ona verdiğin salâtı, o bilir. Elinden geldiği
Sayfalar 225–232
Muzaffer Ozak Külliyatı · tinit mi? Hak, mağlûp olur mu? Bu şartlara dikkat ve riayet eden erlere yardımını esirger mi? Hak celle ve alâ, zât-ı ülühiyyetini zikreden kullarını aslâ yalnız bırakmaz ve onlarl
Sayfalar 233–240
Muzaffer Ozak Külliyatı · (Ey iyman edenler!.. Sizi elim bir azaptan kurtaracak bir ticaret salık vereyim mi? Allahu tealâ'ya ve Resûl-ü müctebâ'ya iyman edersiniz, Allah yolunda mallarınız ve canlarınızla