ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
66 sonuç · toplam 66 · “Cefa” · 1/3
01Cefa
x, Iskence, azap. 2. tas. Sâlikin, gönlünü marifet ve temaşaya kapatması. Sevgilinin vefasızlığı. Bir dil-rübaya düştü gönül mubtelâsı çok Aşkın safası yok değil amma cefası çok Ş. Yahya Cefâ vu cevr ile mu'tadem onlarsız nolur halim Cefâsı…
Hâce Fazlullah-ı Nakşbendî
Hâce Fazlullah (ö. 11 Zilkade 1046/7 Nisan 1637), Taşkentli Ahrârî-Nakşibendî şeyhi; Fatih’teki Emîr Buhârî Zâviyesi’nde otuz yılı aşkın irşad, vaaz, tefsir ve hadis hizmeti veren postnişindir.
Taşkentli Hâce Fazlullah en-Nakşbendî
Taşkentli Hâce Fazlullah en-Nakşbendî (ö. 1046/1637), Ubeydullah Ahrâr'ın soyundan gelen; Hâce Ahmed Sâdık-ı Taşkendî'den terbiye alıp 1016/1607-08'de Emir Buhârî Zâviyesi postuna geçen Nakşibendî şeyhidir.
Türkçe, Farsça ve Çağatayca şiirleri
Seyyid Muhammed Burhâneddin-i Belhî · Burhâneddin-i Belhî klasik gazellere nazire ve tahmisler yazdı; Hâfız Dîvânı tahmisi, rubâîleri, Farsça kasidesi ve Çağatayca şiirleri kaynakta anılır.
Türkçe, Farsça ve Arapça şiir
Ma‘sûm Efendi el-Mervî · Üç dilli edebî üretim ve muamma sanatı.
Ma‘sûm Efendi el-Mervî
Ma‘sûm Efendi (ö. 1010/1601-02), Horasan’ın Merv şehrinden İstanbul’a gelmiş; Hoca Sâdeddin çevresinde yetişerek Rumeli kadılıkları ve ordu görevi üstlenmiş, Türkçe, Farsça ve Arapça şiir yazmış âlimdir.
Neşâtî Ahmed Dede
Neşâtî Ahmed Dede (ö. 1085/1674-75), Ağazâde Mehmed'den Mevlevî terbiyesi alan; Edirne Mevlevîhânesi postnişini, Türkçe-Farsça şiirleri ve eserleriyle tanınan şairdir.
Saçlı Mustafa Dede
Saçlı Mustafa Dede (ö. 1058/1648), Hâce Fazlullah-ı Nakşbendî’ye bağlanıp dokuz yıl zâviye mutfağında hizmet eden; büyük yangından sonra Fatih-Büyük Karaman çevresinde yaşayan Nakşbendî dervişidir.
Seyyid Abdullah Efendi
Seyyid Abdullah Efendi (ö. Şevval 1080/1670), babası Taşkentli Hâce Fazlullah’ın ardından Fatih’teki Emîr Buhârî Zâviyesi postuna geçen ve görevi oğlu Seyyid Fazlullah’a aktaran Nakşibendî şeyhidir.
Seyyid Muhammed Burhâneddin-i Belhî
Seyyid Muhammed Burhâneddin-i Belhî (d. 1846), babası Seyyid Süleyman’ın terbiyesinde yetişen; Türkçe, Farsça ve Çağatayca şiir söyleyen, güçlü hafızası ve ta‘lik hattıyla tanınan şair ve mutasavvıftır.
Şeyh İsmâil Necâ Paşa
İsmâil Necâ Paşa (1818–1896), Hasîrîzâde Süleyman Sıdkî’nin oğlu; askerlikte topçu mirlivâlığına yükselen, babasından Sa‘dî hilâfeti alan ve Türkçe-Farsça şiirler yazan şeyhtir.
Şeyh Molla Ahmed Efendi
Molla Ahmed Efendi, önce Fahreddin Efendi çevresinde bulunmuş, daha sonra Mustafa Hilmi Sâfî Efendi’den hilâfet almış Uşşâkî dervişidir.
Ders notundan iki şerhe
Saîdüddin Fergānî · Konevî'nin Tâiyye derslerinde tutulan notların, önce Farsça sonra Arapça iki büyük şerhe dönüşmesi.
Eyyâm-ı gam
!) Üzüntülü günler. tas. Seyr ile'l-lâh'tan geri kalma zamani. Kaynak işaretleri Basılı sözlükte bu açıklama için SE kısaltmalarıyla kaynak gösterilmiştir. Eza—Cefa Bkz. İncinmek-İncitmek. Ezel-Ebed Allah'ın başlangıcı olmamasına ezel, sonu…
Gamze
a Güzel gözde, özellikle gözün kuyruğunda görülen insanı mest eden hareket; yan bakış, göz süzme. b Çene ve yanaktaki hafif çukur. tas, Idrak edilen işaretler (115). Gamzen cefâsı âşıka ayn-vefâ gelir Bimâre iltifatı tabibin devâ gelir Yaki…
Hilm
Yumuşak huylu olmak. tas. Ofke ve hiddet zamanında gösteri- | len sükunet, hiddet gerektiren halde sakin ve serinkanlı olmak. Haksızlık yapana karşılık vermeyi ertelemek (cr). Tahammüllü ve hazımlı olma, öfkeyi yutma, halkın eza ve cefasına…
Kahr
Ezmek, mahvetmek, perişan etmek. tas. Hakk'ın yardımıyla nefsi ezmek, arzularını kırmak ve dingizlemek. Bazı veliler kahr, bazıları lütuf sıfatına mazhar olur. Birincisi vahada sahra hayatı; ikincisi sahrada vaha hayatı yaşar. Büyük süfiler…
Keman ebru
و) wl OLS):. Keman kaş. 2. tas a Sâlikin kendi kusuru sebebiyle de- Tece ve makamının düşmesi, sonra inayet ve cezbeyle önceden bulunduğu derecesine ve makamına dönmesi (11). Düşüş ve çıkış kavisli bir çizgi takip eder. b Sevgiliden gelen v…
Sadaka
(«8 (صد Sevap kazanmak ve karşılığını Allah'tan beklemek maksadıyla yapılan bağış, yardım (cr). Sadâkat (5 4-2) i. ar. Cefa ve safada, lütuf ve kâhirde kalbin aynı durumda bulunmasi. Her halükârda Hakk'a aynı derecede bağlı kalma; Hakk'a ve…
Sadr
Göğüs, sine. tas. Ruh (sr). Kalbin mertebelerinden biri. Safa—Safvet i. ar. صفوة) — lie) 1. Temizlik, duruluk, anhk, zevk, keyf. 2. tas. Hiçbir şey süfiyi kederlendirmez (bulandırmaz); her şey onunla safa bulur, durulur (KR 127, SL 296). Sa…
Vefa
Bağlılık. 2. tas. a Ruhu gaflet uykusundan uyandırmak, zihni dünya dağdağasıyla meşgul etmemek (sr 88). Sözde samimi olma, ruhun dürüstlük içinde bulunması. b Ezelde, bezm-i elestte Allah’a verilen söze, misaka bağlı kalmak. c Insanlara ver…
mu'allel
Hadis biliminde, senedinin veya metninin e] özünde uzman olmayan kimsea, lerce fark edilemeyen bir kusur eya da hata içeren hadisler. Bu ek tür hadisler, özünde gizli bir illet r (sakatlık, kusur) bulunmasmdan didolayı kusurludur. une mu'al…
fitre
G>^) [< Ar. sadakatü’l-fıtr < fatr] Sözlük anlamı, “Kesmek, yaratmak, ikfye ayırmak. ” olan “fatr” kökünden gelen bu söz, oruç açmayı ifade eden “sadakatü’l-fıtr” veya “zekâtü’l-fitr” (bk. bu madde) sözünün Türkçede kısaltılmış biçimidir. B…
Fürûk (II)
Fıkhî meseleler ve kaideler arasındaki ince farkları inceleyen ilim ve bu alanda yazılan eserlerin ortak adı. Birbirine benzeyen hükümlerin hangi illet veya şart sebebiyle ayrıldığını açıklamayı amaçlar.