ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
23 sonuç · “Cefa”
01Acem Hoca Sâdık
Acem Hoca diye tanınan İsfahanlı Sâdık (ö. 1132/1719-20), İstanbul Fethiye'deki Sinan Paşa Medresesi'nde talebelere Farsça öğreten; Türkçe ve Farsça şiir örnekleri Vekāyi‘u’l-Fuzalâ'da korunan şair ve hocadır.
Hâce Fazlullah-ı Nakşbendî
Hâce Fazlullah (ö. 11 Zilkade 1046/7 Nisan 1637), Taşkentli Ahrârî-Nakşibendî şeyhi; Fatih’teki Emîr Buhârî Zâviyesi’nde otuz yılı aşkın irşad, vaaz, tefsir ve hadis hizmeti veren postnişindir.
Ma‘sûm Efendi el-Mervî
Ma‘sûm Efendi (ö. 1010/1601-02), Horasan’ın Merv şehrinden İstanbul’a gelmiş; Hoca Sâdeddin çevresinde yetişerek Rumeli kadılıkları ve ordu görevi üstlenmiş, Türkçe, Farsça ve Arapça şiir yazmış âlimdir.
Neşâtî Ahmed Dede
Neşâtî Ahmed Dede (ö. 1085/1674-75), Ağazâde Mehmed'den Mevlevî terbiyesi alan; Edirne Mevlevîhânesi postnişini, Türkçe-Farsça şiirleri ve eserleriyle tanınan şairdir.
Saçlı Mustafa Dede
Saçlı Mustafa Dede (ö. 1058/1648), Hâce Fazlullah-ı Nakşbendî’ye bağlanıp dokuz yıl zâviye mutfağında hizmet eden; büyük yangından sonra Fatih-Büyük Karaman çevresinde yaşayan Nakşbendî dervişidir.
Seyyid Abdullah Efendi
Seyyid Abdullah Efendi (ö. Şevval 1080/1670), babası Taşkentli Hâce Fazlullah’ın ardından Fatih’teki Emîr Buhârî Zâviyesi postuna geçen ve görevi oğlu Seyyid Fazlullah’a aktaran Nakşibendî şeyhidir.
Seyyid Muhammed Burhâneddin-i Belhî
Seyyid Muhammed Burhâneddin-i Belhî (d. 1846), babası Seyyid Süleyman’ın terbiyesinde yetişen; Türkçe, Farsça ve Çağatayca şiir söyleyen, güçlü hafızası ve ta‘lik hattıyla tanınan şair ve mutasavvıftır.
Şeyh İsmâil Necâ Paşa
İsmâil Necâ Paşa (1818–1896), Hasîrîzâde Süleyman Sıdkî’nin oğlu; askerlikte topçu mirlivâlığına yükselen, babasından Sa‘dî hilâfeti alan ve Türkçe-Farsça şiirler yazan şeyhtir.
Şeyh Molla Ahmed Efendi
Molla Ahmed Efendi, önce Fahreddin Efendi çevresinde bulunmuş, daha sonra Mustafa Hilmi Sâfî Efendi’den hilâfet almış Uşşâkî dervişidir.
Taşkentli Hâce Fazlullah en-Nakşbendî
Taşkentli Hâce Fazlullah en-Nakşbendî (ö. 1046/1637), Ubeydullah Ahrâr'ın soyundan gelen; Hâce Ahmed Sâdık-ı Taşkendî'den terbiye alıp 1016/1607-08'de Emir Buhârî Zâviyesi postuna geçen Nakşibendî şeyhidir.
Cefa
x, Iskence, azap. 2. tas. Sâlikin, gönlünü marifet ve temaşaya kapatması. Sevgilinin vefasızlığı. Bir dil-rübaya düştü gönül mubtelâsı çok Aşkın safası yok değil amma cefası çok Ş. Yahya Cefâ vu cevr ile mu'tadem onlarsız nolur halim Cefâsına hadd u cevrine pâyân olmasın yâ Rab Fuzüli Cefr/Cifr i. ar. (Giz) İlm-i huruf, simya, sayı ve harflerle geleceği bilme (TM 10:246, TK 1:223). Celvet Cefr ise ehl-i kerâmet işidir Kim görür ehlin anın kim işidir Anı eşhasa iyân etmezler Akçe zımnında beyân etmezler Vehbi
Sayfalar 13–20
Muzaffer Ozak Külliyatı · tün kâ'inat ve mevcudat, Resûl-ü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz hazretlerinin yüzü suyu hürmetine halk ve icat buyurulmuş ve Habib-i adib-i Kibriyâ on sekiz bin âleme
Sayfalar 18–24
Muzaffer Ozak Külliyatı · ğunu ileri sürmesine benzerler. Babasının kim olduğu bilinmeyen ve bir fahişeden dünyaya gelen ne idüğü belirsiz bir piçe, böyle bir zat: (Evlâdım...) diyebilir mi, bilmem? Insan,
Sayfalar 33–40
Muzaffer Ozak Külliyatı · Cenabı erham-er-râhimiyn, cümlemize tevfikini ihsan buyursun, âf ve magfiretiyle sâd eylesin ve bizleri necata erdirsin. Kötü ve çirkin huylarımızı Kur'an ahlâkına ve ahlâk-ı Ahmed
Sayfalar 31–36
Muzaffer Ozak Külliyatı · «Liginanü Bidun ie selune şübelen je ejdalühu kavli lâ ilâhe illallah re ednahû imalati! con anit tariks rel hayau şübetün minel iyman. Lyman, yetmiş küsur şubedir. Bunun en efdali
Sayfalar 66–72
Muzaffer Ozak Külliyatı · ME'de, islâm ordularının bu hareketine HAMLE-I ARAP yani arap saldırısı, islâm mücahitleri de ÇIPLAK AYAKLI BIR KA- VIM olarak vasıflandırıldıktan sonra bir beyitte de aynen şöyle
Sayfalar 73–80
Muzaffer Ozak Külliyatı · uyandırmaktan gayrı hiçbir işe yaramayan bu iddianızla, Resûl-ü zişânı incittiğiniz gibi, din ve peygamber düşmanlarının ekmeklerine yağ sürdüğünüzün de farkında mısınız? Allahu te
Sayfalar 71–77
Muzaffer Ozak Külliyatı · silmişti. Insanlardan kaçıyor, daima tenhalarda dolaşıyor. Anası, bu hâle vâkıf olup meseleyi babasına açtı. Baba divanı toplayıp, Habbâbı divana dâvet etti. Habbâb divana geldiğin
Sayfalar 85–93
Muzaffer Ozak Külliyatı · Kıssas-ı Ali Radiyallahu anh: HİKÂYE Ibni Mülcem namındaki nâmerd, beyt-i Huda olan damadı Paygamberi bir sabah huzuru Hakta iken zehirli kılıç ile vurdu. O beyti Huda melcei fukar
Sayfalar 96–102
Muzaffer Ozak Külliyatı · peygamberler o güneşten nur alan ay ve yıldızlar gibidirler. Nebiyyi ins-ü can aleyhi ve âlihi salâvatullah-ir-Rahman, ruh mesâbesinde ve bütün diger peygamberler vücuttaki diger u
Sayfalar 93–99
Muzaffer Ozak Külliyatı · öyle ise, ELLi DÖRT' FARZ'1 mutlaka öğrenelim, icabını yerine getirelim, Hakkın rizasına erelim, cennetine girelim ve cemalini görelim. ELLİ DÖRT FARZ şunlardır: bilmek, ria gire o
Sayfalar 103–109
Muzaffer Ozak Külliyatı · Muhammediyye ile nurlandırırsa, cemal-i Muhammediyyeyi ve makam-ı Ahmediyyeyi müşahede eyler ve bunun neticesi olarak da aşkı günden güne artarak mir'atı hak yolunda pervane gibi k
Sayfalar 96–103
Muzaffer Ozak Külliyatı · - 96 _ yaklaştığında mübarek bir zatın kendisine havzı nebiyden bir kâse doldurup uzattığında «Kimsiniz?» diye sorar. O zatı muhterem de «Ben ol kişiyim ki, Resûlü-Ekreme büyüklerd