Ara
Menü

Neşâtî Ahmed Dede

Neşâtî Ahmed Dede (ö. 1085/1674-75), Ağazâde Mehmed'den Mevlevî terbiyesi alan; Edirne Mevlevîhânesi postnişini, Türkçe-Farsça şiirleri ve eserleriyle tanınan şairdir.

Vefat
1674
Unvan
Edirne Mevlevîhânesi şeyhi, şair ve müellif

Edirne'den Gelibolu'ya

Edirne'de doğdu; ilmî tahsilini tamamladıktan sonra Gelibolu Mevlevîhânesi şeyhi Ağazâde Mehmed Efendi'ye intisap etti. Bir müddet hizmetten sonra irşad icazeti aldı.

Edirne Mevlevîhânesi

1081/1670-71'de Şeyh Osman Dede'nin ardından Edirne Mevlevîhânesi postuna geçti. Kaynak Şevval 1085 tarihini verir; hicrî-milâdî dönüşüm sınırı sebebiyle literatürde 1674 ve Ocak 1675 karşılıkları görülür. Ana künyede yaygın 1674 tarihi korunmuştur. Muradiye Camii mezarlığına defnedildi.

Eserleri ve şiiri

Farsça bilen Neşâtî'nin Kavâ‘id-i Dürriyye adlı sözlüğü, manzum Hilye-i Enbiyâ'sı, Türkçe ve Farsça şiirleri ile mürettep divanı kaydedilir.

Nedir bu feyz-i nesîm-i safâ ki şimdi olur
Olursa ehl-i dilin gonçe-i derûnu güşâd

Kalem ki vesme-keş-i nev-arûs-ı mânâdır
Hemîşe zîb-dih-i haclegâh-ı inşâdır

Şiirinin kaynakları ve tesiri

Neşâtî kasidede Nef'î'den, gazelde Nâilî-i Kadîm ve Fehîm-i Kadîm gibi isimlerden etkilenmiştir. Kasidelerinin birçoğu ile Nef'î'nin kasideleri arasında vezin, kafiye ve redif birliği bulunmakta; duygularda, hayallerde ve söyleyişte de önemli yakınlıklar görülmektedir. Üstat kabul ettiği şairlere karşı övünmesinin kaynağı da Nef'î etkisine bağlanabilmektedir. Şiirlerinde övgüyle bahsettiği diğer Türk şairleri arasında Necâtî, Bâkî, Sabrî, Bahâî Mehmed Efendi ve Emrullah Emrî bulunur.

İran şairleri arasında ise sebk-i Hindî'nin önemli temsilcilerinden Örfî-i Şîrâzî ve Kelîm-i Kâşânî ile Hâkanî, Evhadüddin Enverî, Selmân-ı Sâvecî, Kâşânî, Şifâî-yi İsfahânî, Rüknâ, Zahîr-i Fâryâbî ve Kemâleddin-i İsfahânî yer alır. Kendisi de devrinde yetiştirici bir sanatkâr görevi yapmış; şiiriyle Nazîm, Vecdî, Mezâkı Süleyman Efendi, İsmetî, Şehîdî, Nakşî İbrâhim Efendi, Lebîb-i Âmidî, Fasîh Dede, Sâkıb Dede, Gavsî Dede, Şeyh Galib ve Nedîm'den Ahmed Hâşim, Yahya Kemal Beyatlı, Ahmet Hamdi Tanpınar ve İlhan Berk'e uzanan eski ve yeni şairleri etkilemiştir.

COĞRAFÎ HAFIZA3 coğrafî bağlantıMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi3 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

Menkıbeler

İlk 5 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Şeyhinin ardından Konya ve İstanbul yolculuğu

Sâkıb Dede'nin verdiğine göre asil bir aileye mensup olup genç yaşta çeşitli ilimleri öğrenmiş; şeyhinin vefatından sonra seyahate çıkıp bir müddet Konya ve İstanbul'da kalmış, sonra Edirne'ye dönmüştür.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

XVII. yüzyılın başlarında doğduğu tahmin edilen Neşâtî Edirnelidir ve adı Ahmed'dir; kaynaklarda kendisini Nişancı Ahmed Dede ve Neşâtî Süleyman Dede şeklinde ananlar da bulunmaktadır. Sâkıb Dede'nin verdiği bilgilerden asil bir aileye mensup olduğu, genç yaşta çeşitli ilimleri öğrendiği ve aynı zamanda şeyhi olan Gelibolu Mevlevîhânesi postnişini Ağazâde Mehmed Dede'den çok istifade ettiği anlaşılmaktadır.

Şeyhinin vefatından sonra seyahate çıkmış, bir müddet Konya ve İstanbul'da kalıp tekrar Edirne'ye dönmüştür. Bu dönüş, kısa süre sonra üstleneceği Edirne Mevlevîhânesi şeyhliğinin öncesidir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Dört yıllık şeyhlik ve tekkenin tamiri

1081'de (1670) Edirne Mevlevîhânesi şeyhliğine tayin edildi; burada dört yıl şeyhlik yaptı, tekkeyi tamir ettirdi ve bu görevdeyken vefat etti.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

1081 (1670) yılında Edirne Mevlevîhânesi şeyhliğine tayin edilen Neşâtî bu görevde dört yıl kalmış, tekkeyi tamir ettirmiş ve şeyhlik makamında iken vefat etmiştir.

Tamirin izi ikinci bir kaynakta da görülmektedir: Edirne Mevlevîhânesi'nin Neşâtî Dede tarafından tamiri vesilesiyle şair Nazîm bir tarih söylemiştir. Bu tarihten hareketle, Neşâtî'nin postnişinlikte bulunduğu 1670-1674 yılları arasında Nazîm'in de bir müddet Edirne'de yaşadığı sonucuna varılmaktadır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Ölümüne düşürülen tarihler ve mezar taşındaki mısra

Vefatı üzerine aralarında Nâbî, Nazîm, Reşîd, Dâniş ve Fasîh Ahmed Dede'nin bulunduğu pek çok şair tarih düşürmüş; Ammecizâde Rüşdü Mehmed Efendi'nin mısraları mezar taşına yazılmıştır.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Neşâtî'nin ölümü üzerine aralarında Nâbî, Nazîm, Reşîd, Dâniş ve Fasîh Ahmed Dede'nin de bulunduğu pek çok şair tarih düşürmüştür. Bu, çevresindeki şair halkasının genişliğini gösteren bir kayıttır.

Bunlar arasında Ammecizâde Rüşdü Mehmed Efendi'nin söylediği, "Fevtini gûş edicek Rüşdî dedi târîhin / Bezm-i gülzâr-ı naîm ola Neşâtî'ye makam" mısraları şairin mezar taşına yazılmıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Nazîm mahlasını veren üstat

Önceleri Halim mahlasını kullanan şaire Nazîm mahlasını Neşâtî vermiştir; Nazîm onun için 'Beğendirdim Neşâtî gibi bir üstâda eş'ârı' demektedir.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Na'tlarıyla tanınan divan şairi ve mûsikişinas Nazîm (ö. 1139/1727), gençlik yıllarında Mevlevî tarikatına intisap edip üç yıl kadar Galata Mevlevîhânesi şeyhi Arzî Mehmed Dede'nin hizmetinde bulunmuş, daha sonra Edirne Mevlevîhânesi şeyhi Neşâtî Dede'ye bağlanmış ve ondan edebiyat ve mûsiki konularında faydalanmıştır.

Önceleri Halim mahlasını kullanan şaire Nazîm mahlası Neşâtî tarafından verilmiştir. Nazîm'in Neşâtî hakkında söylediği bir manzumedeki "Beni gûyâ eden bülbül gibi lutf-ı nigâhıdur" mısraı ile "Beğendirdim Neşâtî gibi bir üstâda eş'ârı" mısraı, iki şair arasındaki kuvvetli alâkayı göstermektedir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Yetiştirdikleri ve halefi

Şehîdî, Vehbî, Hey'etî, Rüşdî ve Nazîm gibi birçok şaire hocalık ettiği kayıtlıdır; Kâmî ondan edebiyat ve Farsça okumuş, Enîs Receb Dede ise vefatı üzerine yerine Edirne Murâdiye Mevlevîhânesi şeyhi olmuştur.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Kaynaklarda Neşâtî'nin Şehîdî, Vehbî, Hey'etî, Rüşdî ve Nazîm gibi birçok şaire hocalık ettiği kayıtlıdır; ayrıca devrinde yetiştirici bir sanatkâr görevi yaptığı belirtilmektedir. 1059'da (1649) Edirne'de doğan divan şairi Kâmî, "Murâdiye Mevlevîhânesi şeyhi ve sebk-i Hindî'nin Türk şiirindeki ünlü temsilcisi Neşâtî Dede'den edebiyat ve Farsça okudu" kaydıyla anılır; Kâmî 1085'te (1674), yani Neşâtî'nin vefat ettiği yıl İstanbul'a gitmiştir.

Bir başka öğrencisi Enîs Receb Dede, Edirne'de Neşâtî Ahmed Dede'ye intisap ederek ondan feyiz almış, sonra İstanbul'a giderek Yenikapı Mevlevîhânesi şeyhi Kârî Ahmed Dede'ye bağlanmış, Neşâtî'nin 1085'teki (1674) vefatı üzerine onun yerine Edirne Murâdiye Mevlevîhânesi'ne şeyh olmuştur. Ayrıca Sâkıb Dede'nin, Edirne'ye gidip "Edirne Mevlevîhânesi şeyhi Neşâtî'nin yetiştirmesi Seyyid Mehmed Dede'nin yanında" çile çıkarıp dede unvanını alması, Neşâtî'nin terbiyesinin kendisinden sonra da sürdüğünü göstermektedir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.

Eserleri ve metinleri

İlk 2 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Hilye-i Enbiyâ'nın peygamber kıssaları literatüründeki yeri

187 beyitlik Hilye-i Enbiyâ, Türk edebiyatında Hz. Süleyman'la ilgili kıssaların anlatıldığı eserler sıralanırken Kemaloğlu İsmâil'in Ferahnâme'si ve Ömer Fuâdî'nin Bülbüliyye'si gibi metinlerle birlikte anılmaktadır.

Metni gösterMetni daralt

Manzum bir peygamberler tarihi niteliğindeki 187 beyitlik Hilye-i Enbiyâ, yalnız Neşâtî'nin eserleri arasında değil, Türk edebiyatında Hz. Süleyman'la ilgili kıssaların anlatıldığı metinler sıralanırken de anılır. Bu sıralamada Mevlânâ'nın Mesnevî'si ve Süleyman Nahîfî'nin manzum tercümesinin ardından Kemaloğlu İsmâil'in Ferahnâme'si, müellifi bilinmeyen Hikâyet-i Temîm-i Dârî, Mehmed Hatiboğlu'nun Ferahnâme'si, Âşık Ahmed'in Câmiu'l-ahbâr'ı ve Ömer Fuâdî'nin Bülbüliyye'siyle birlikte "Neşâtî'nin (ö. 1085/1674) 187 beyitlik Hilye-i Enbiyâ'sı" kaydedilmektedir (İstanbul 1312, s. 27-29).

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Dîvân ve Kays gazeli

Türkçe ve Farsça şiirlerinden oluşan mürettep Dîvânı vardır.

Metni gösterMetni daralt

Şu‘le-i âh ile kim bâdiye-pûyân idi Kays
Âteş-endâz-ı reh-i hâr-ı mugaylân idi Kays

Râh-gerd-i reh-i gam, hâne-berendâz-ı belâ
Hâsılı aşk ile bir bî-ser ü sâmân idi Kays

Bir aceb hâlet-i pür-zevk getirmişti ele
Dâimâ dest-i mahabbetde hurûşân idi Kays

Bâl-i murgân-ı belâ per-i külâhıydı onun
Âlem-i aşkda bir başına sultân idi Kays

Hırmen-i sabrı Neşâtî gibi etmişti harâb
Şu‘le-i âh ile kim bâdiye-pûyân idi Kays

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Uşşâkīzâde İbrahim Hasîb, Zeyl-i Şakāik, s. 840-846.

Kavram dünyası

İlk 2 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Mevlevî şeyhi olmakla mutasavvıf şair olmak arasında

Bir Mevlevî şeyhi olmasına ve Mevlânâ için şiirler yazmasına rağmen şiirlerinde bağlı bulunduğu tarikatın ve tasavvufun belirgin bir anlatımına rastlanmaz; tasavvufun mecazlarından aşk temasını derinleştirmek için yararlandığı belirtilir.

Metni gösterMetni daralt

Neşâtî bir Mevlevî şeyhidir ve Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî için şiirler yazmıştır; buna rağmen şiirlerinde bağlı bulunduğu tarikatın ve genel anlamda tasavvufun belirgin bir anlatımına rastlanmaz. Hatta onun klasik mânada mutasavvıf bir şair olmadığı, birçok divan şairinde görüldüğü gibi tasavvufun mecazlarından yararlandığı, böylece şiirlerinin ana teması olan aşk duygusuna derinlik ve incelik kazandırdığı ifade edilmektedir. Gazellerinde sıkça kullandığı tasavvuf kavramları bile hayallerle süslü bir zenginlik taşır.

Aynı ihtiyat, üslûbu için de geçerlidir: önde gelen sebk-i Hindî temsilcilerinden biri olarak görülmekle birlikte bu üslûbun bütün şiirlerine hâkim olduğunu söylemek mümkün değildir. Nazîre yazmayı âdeta alışkanlık haline getirdiğini kendisi söylemekte, manzumelerinin önemli bir kısmını nazîreleri oluşturmaktadır; yaşadığı dönemden başlayarak kendi gazellerine de pek çok nazîre yazılmıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Çağdaşlarının şahitliği

Tezkiresini Neşâtî hayatta iken tamamlayan Seyyid Mehmed Rızâ onun Nef'î'yi izlediğini ve şiirlerinin ârif kimselerin gönlüne göre olduğunu bildirir; çağdaşı ve yakın arkadaşı Güftî ise onu 'Anadolu'nun değişik söyleyişli bir şairi' diye anar.

Metni gösterMetni daralt

Tezkiresini Neşâtî henüz hayatta iken tamamlayan Seyyid Mehmed Rızâ, onun Nef'î'yi izlediğini, şiirlerinin son derece akıcı, neşeli ve ârif kimselerin gönlüne göre olduğunu bildirir.

Çağdaşı ve yakın arkadaşı Güftî ise Neşâtî'den, her sözünde nükteler bulunan, iç dünyası anlamlar hazinesine benzeyen, Anadolu'nun değişik söyleyişli bir şairi olarak söz etmektedir. Bu iki çağdaş şahitlik, sonraki değerlendirmelerin dayandığı en erken kayıtlardır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.

Şeyh, halife, aile ve post ağı

DEVAM EDEN BAĞLANTIReceb Enis DedeNeşâtî'nin 1085'teki (1674) vefatı üzerine Enîs Receb Dede onun yerine Edirne Murâdiye Mevlevîhânesi'ne şeyh olmuştur; karşı taraf haleftir.TALEBESİ / HALİFESİReceb Enis DedeEnîs Receb Dede, İstanbul'daki tahsilinden sonra döndüğü Edirne'de Neşâtî Ahmed Dede'ye intisap ederek ondan feyiz almıştır.TALEBESİ / HALİFESİYahyâ Nazîm ÇelebiEdirne Mevlevîhânesi şeyhi Neşâtî'ye bağlanıp ondan edebiyat ve mûsiki konularında faydalanmış; Halim olan mahlası Neşâtî tarafından Nazîm'e çevrilmiştir.TALEBESİ / HALİFESİKâmî Mehmed EfendiKâmî, Murâdiye Mevlevîhânesi şeyhi Neşâtî Dede'den edebiyat ve Farsça okumuştur.ETKİLEDİĞİŞeyh GâlibŞiiriyle etkilediği eski ve yeni şairler arasında sayılır.

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

Edirne · TürkiyeEdirne Mevlevîhânesi (Murâdiye Mevlevîhânesi)1081'de (1670) şeyhliğine tayin edildiği, dört yıl postnişinlik yaptığı ve tamir ettirdiği tekke. Tamir vesilesiyle şair Nazîm bir tarih söylemiş, vefatı üzerine yerine öğrencisi Enîs Receb Dede şeyh olmuştur.Edirne · TürkiyeEdirne Murâdiye Camii hazîresiCaminin güneyinde ve güneybatısında yer alan, tekke şeyhlerinin, şairlerin ve din âlimlerinin gömülü olduğu hazîre. 1085'te (1674) vefat eden Neşâtî buraya defnedilmiş olup mezarı, mevlevîhânenin ilk iki şeyhi Celâleddin Çelebi ve Cemâleddin Çelebi ile Enîs Receb Dede gibi şeyhlerin mezarları arasında sayılmaktadır.Edirne · TürkiyeMurâdiye Camii türbesiCaminin kuzeyinde şadırvana yakın yerde bulunan, kare planlı, tek katlı, beşik çatılı türbe. İçinde tekke şeyhleri Neşâtî, Enîs Receb Dede ve Ali Eşref Dede'nin sandukaları vardı; yapı 1925 yılında Trakya umumi müfettişi Kâzım Dirik tarafından yıktırılmıştır.