Köken ve kullanım
i. ar,
Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
x, Iskence, azap. 2. tas. Sâlikin, gönlünü marifet ve temaşaya kapatması. Sevgilinin vefasızlığı.
Bir dil-rübaya düştü gönül mubtelâsı çok
Aşkın safası yok değil amma cefası çok
Ş. Yahya
Cefâ vu cevr ile mu'tadem onlarsız nolur halim
Cefâsına hadd u cevrine pâyân olmasın yâ Rab
Fuzüli
Cefr/Cifr i. ar. (Giz) İlm-i huruf, simya, sayı ve harflerle geleceği bilme (TM 10:246,
TK 1:223).
Celvet
Cefr ise ehl-i kerâmet işidir
Kim görür ehlin anın kim işidir
Anı eşhasa iyân etmezler
Akçe zımnında beyân etmezler
Vehbi
Dinî Terimler Sözlüğü
İncitmek, eziyet etmek, kötülük.
Hayâ îmândandır. Fuhuş (çirkin şeyler) söylemek cefâdandır. Îmân Cennet'e, cefâ Cehennem'e götürür. (Hadîs-i şerîf-Buhârî)
Şu üç günah, îmânın gitmesine sebeb olur: Birincisi, îmân nîmetine kavuştuğuna şükretmemek. İkincisi, îmânın gitmesinden korkmamak. Üçüncüsü, müminlere ezâ ve cefâ etmek. Peygamber efendimiz buyurdu ki: "Haksız yere bir müslümanı incitmek, Kâbe'yi yetmiş defâ yıkmaktan daha büyük günahtır. (Hakîm-i Tirmîzî)
Peygamber efendimizin aklı o kadar çoktu ki, Arabistan Yarımadası'nda, sert, inatçı insanlar arasında gelip, çok güzel idâre ederek ve cefâlarına sabrederek, onları yumuşaklığa ve itâate getirdi. Çoğu eski dinlerini bırakıp müslüman oldu. (Yûsuf Sinânüddîn)
Her işe Besmele ile başla. Temiz ol. Dâimâ iyiliği âdet edin. Tembel olma. Namaza önem ver. Nîmete şükr, belâya sabret. Dünyâ rahatına aldanma. Kimseye kızma. Eziyet ve cefâ etme. (Akşemseddîn)
Tasavvuf Sözlüğü
Arapça. Eziyet etmek demektir. Tasavvufta ise, dervişin kalbini Allah’tan gaflette bırakmasıdır. Yani, kulun Allah tefekküründen uzak oluş halidir.