ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
50 sonuç · “âkir”
01Resmiyye
İstanbul'daki Resmî Tekkesi merkezli Kādirî kol.
Abalı Hâfız Muhammed Haydar Bergamavî
Muhammed Haydar Efendi; Bergama veya Kırkağaç nispetiyle anılan, Mehmed Emin Kırkağacî’den hilâfet alan, Aksaray Şekerci Sokağı’ndaki dergâhta irşad eden ve Yahyâ Âgâh İstanbulî’ye Zenbûrî mirası aktaran şeyhtir.
Atpazârî Seyyid Osman Fazlı Efendi
Atpazârî Osman Fazlı Efendi (1632–1691), Şumnu’da doğup Zâkirzâde Abdullah Efendi’nin terbiyesinde yetişen; Aydos, Filibe ve İstanbul’da irşad faaliyetleri yürüten, Ekberî-Konevî çizgide eserler veren ve Mağusa sürgününde vefat eden Celvetî şeyhidir.
Baba Zâkir
Baba Zâkir (ö. 1407 veya 1417), kaynaklarda Ali, mezar taşında Alâaddin adıyla anılan; Emîr Sultan’ın zâkirbaşısı ve halifesi olarak Bursa Namazgâh çevresinde mescid ve zâviye kuran sûfîdir.
Çâker Ağa Şeyhi Abdurrahim Celvetî
Çâker Ağa Şeyhi Abdurrahim Celvetî (ö. 1125/1713), Bursa Mecnun Dede Mahallesi imamı Hattat Abdullah Efendi’nin oğlu; Sun‘ullah Efendi’nin hizmetinde yetişen, Bursa Ulu Camii’nde sabah ve akşam zikir halkası kuran ve hac dönüşünde Maân menzilinde vefat eden Celvetî şeyhidir.
Çavuşzâde Hüseyin Efendi
Çavuşzâde Hüseyin Efendi (ö. Cemâziyelevvel 1141/Aralık 1728-Ocak 1729), Kasımpaşa’da yetişen; İstanbul medreselerinde müderrislik yaptıktan sonra Sakız, Erzurum, Manisa, Kayseri ve Diyarbakır kadılıklarında bulunan Osmanlı âlimi ve kadısıdır.
Çorlulu Ali Paşa Kethüdâsı Ahmed Efendi
Çorlulu Ali Paşa Kethüdâsı Ahmed Efendi (ö. 1721), Ankara’dan İstanbul’a gelerek Çorlulu Ali Paşa’nın imamı ve kethüdâsı olan; Süleymaniye vakıf idaresi, medrese görevleri, Manisa ve Diyarbakır kadılıklarında bulunan Osmanlı âlimidir.
Diyarbakırlı Seyyid Ahmed el-Kürdî
Diyarbakır’da doğup İstanbul’da ilmiyye yoluna giren Seyyid Ahmed el-Kürdî (ö. 1726), Ebezâde Abdullah Efendi çevresinden mülâzemet aldı ve Cafer Ağa Dârülhadisi’nde müderrislik yaptı; Çapakçurlu Nakşibendî şeyhle aynı kişi değildir.
Ebü’l-Feth el-Vâsıtî
Ebü’l-Feth el-Vâsıtî (ö. 632/1234-35), Ahmed er-Rifâî’nin halifesi olarak Irak’tan İskenderiye’ye giden ve Rifâiyye’yi Mısır’da yerleşik bir irşad çevresine dönüştüren sûfîdir.
Ebü’n-Necîb Ziyâüddin es-Sühreverdî
Ebü’n-Necîb Ziyâüddin Abdülkāhir es-Sühreverdî (yaklaşık 490/1097–563/1168), Şâfiî fakihi ve muhaddis; Dicle kıyısındaki ribatı ve Âdâbü’l-mürîdîn’iyle Sühreverdiyye’nin ilmî, kurumsal ve ahlâkî zeminini hazırlayan sûfîdir.
Emîn Mehmed Efendi
Emîn Mehmed Efendi (1070-1138/1659-1726), fetva emini Küçük Bölevî Mustafa Efendi’nin oğlu; İstanbul medreselerinden Diyarbakır, Bağdat ve Filibe kadılıklarına yükselen Osmanlı âlimidir.
Eşrefzâde Abdülkādir Necîb Efendi
Eşrefzâde Abdülkādir Necîb Efendi (1703-1788), Bursa Eşrefzâde Dergâhı’nda kırk dokuz yıl postnişinlik yapan; Ulu Cami ve Emir Sultan çevresinde tefsir okutan, Zübdetü’l-Beyân’ı, bir Mevlid’i ve tasavvufî şiirleri bulunan Kādirî-Eşrefî şeyhidir.
Gülâboğlu Muhammed Askerî
Gülâboğlu Muhammed Askerî (yaklaşık 1621–1693), Ümmî Sinan’dan hilâfet alan, Afyonkarahisar’da kırk yıla yakın müderrislik ve irşad yürüten, dört bin beyitlik Dîvân sahibi Halvetî şairidir.
Asâkir-i Hak
Asâkir-i Rahmânî de denir. Hakk'ın askerleri, Cündü'llah (Allah'ın ordusu) deyimi de bu anlamda kullanılır. 2. Rüzgâr, kuş, yağmur ve zelzele gibi doğal güçler ve varlıklar da Hakk'ın askerleridir (sm), Leşker-i gama iltikâ etmem Asker-i gayba istinâdim var IV. Murad Rüzgâr, kuş, yağmur ve zelzele gibi doğal güçler ve varlıklar da Hakk'ın askerleridir (sm), Leşker-i gama iltikâ etmem Asker-i gayba istinâdim var IV. Murad
Şâkird
(شا كرد) veya Şâgırd Şeyhe üstat, müride şâkird (öğrenci, çömez) denir. Özellikle fütüvvet ehli olan ustalar çıraklarına şâkird derdi. Yetenekli çırak için de “şâkirdi, ustasına peştemal kuşatır,” denir. Şâkirdleri taş yonarlar, yonup üstada sunarlar Çalab'ın ismin anarlar, o taşın hep pâresinde H. Bayram
âkir
Anan, hatırlayan, dile getiren, zikreden anlamında terim. tas. Tasavvuf ehli arasmda yapüan zikir ayinini yöneten, İlâhîler okuyarak coşku ve heyecanın doruk noktaya ulaşmasma yol açan sufî.
Zâkir
Zâkir a. (j£lj) [Ar.] Anan, hatırlayan, dile getiren, zikreden anlamında terim. tas. Tasavvuf ehli arasmda yapüan zikir ayinini yöneten, İlâhîler okuyarak coşku ve heyecanın doruk noktaya ulaşmasma yol açan sufî.
Paşmakçı Ali Efendi (Küçük Piyâle) Tekkesi
İstanbul · Türkiye · Beyoğlu, Kaptanpaşa Mahallesi'nde, Kasımpaşa Zincirlikuyu Caddesi üzerindedir. İlk defa XVI. yüzyıl sonlarında Kurd Kaptan tarafından mescid olarak yaptırılmış, XVII. yüzyıl başlarında tekke olarak yeniden inşa ettirilmiştir. Tekkenin ilk şeyhi Bayramî-Melâmîlerden Paşmakçı Ali Dede'dir; ondan sonra oğlu Seyyid İshak Efendi, ardından Seyyid Pîr Muhammed Efendi ve Seyyid Halil Efendi postnişin olmuştur. Muabbir Tekkesi şeyhi ve Kādirîhâne şeyh vekili Ali el-Vâhidî'nin damadı Abdurrahman Efendi ile birlikte tekke Kādiriyye'ye intikal etmiş, son şeyhi Hâfız Muhammed Cemâleddin (Zâkirbaşı Kasımpaşalı Cemal) Efendi 1910'da tayin edilerek 1925'e kadar burada kalmıştır. Süleyman Safî Efendi'nin şeyhliği döneminde son kez inşa edilen yapının resm-i küşâdı 14 Rebîülâhir 1321 (10 Temmuz 1903) tarihinde yapılmıştır. 1925'ten sonra Vakıflar İdaresi tarafından kiraya verilmiş, 1934'te Kasımpaşa Camikebir imamı Ahmed Kalafat buraya taşınmış ve ailesi günümüze kadar burada oturmayı sürdürmüştür.
Cerrahî Âsitânesi
İstanbul · Türkiye · Karagümrük'teki Cerrahî Âsitânesi. Pazartesi günü öğleden sonra âyin düzenlenen bu merkezde yetişen zâkirbaşılar arasında Hâfız Mehmed Efendi de sayılır. İlişkili kişi dosyası Tahtaminare Şeyhi Hâfız Mehmed Efendi : Tahtaminare şeyhi Hâfız Mehmed Efendi, 1873'teki vefatına kadar İstanbul Rifâî çevresiyle Cerrâhî Âsitânesi'nin zâkirbaşı-musiki ağını birbirine bağlayan icracılardan biriydi.
Selâmi Ali Efendi Tekkesi, Kısıklı
İstanbul · Türkiye · Yaptırdığı tekkelerden biri; 1103/1691'de vefatında hazîresine defnedildi. Tekke 1912-1917'de yıkılmış, türbesi 1957'de tamir edilmiştir. Konum semt ölçeğinde yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Selâmî Ali Efendi : Selâmî Ali Efendi (ö. 1691), Menteşe'den İstanbul ilmiye çevresine giren, İstanköy müftülüğünden sonra Zâkirzâde Abdullah Efendi'ye intisap eden; Bursa ve Üsküdar'da irşad, tekke, cami, mahalle ve vakıf ağı kuran Celvetî şeyhidir.
Kaygusuz Tekkesi
İstanbul · Türkiye · Sultanahmet'te bulunan ve Kādiriyye'nin Rûmiyye (İsmâil Rûmî) koluna bağlı tekkedir. Mimari bakımdan dönemin iddiasız meskenlerini andıran mütevazi bir ev-tekkedir. XIX. yüzyıl sonunda pazar akşamları burada devran yapıldığı, zâkirbaşı Şeyh Hulûsi Efendi'nin haftalık çizelgesinden anlaşılmaktadır.
Karacaahmed Kabristanı, Miskinler civarı
İstanbul · Türkiye · Üsküdar'da üzeri açık bir yere defnedilme vasiyeti üzerine gömüldüğü yer; hazîresinde hanımının da medfun olduğuna delâlet eden bir taş bulunur. Koordinat kabristanın genel konumunu gösterir, kabrin tam yerini değil.
Sünbül Efendi Âsitânesi (Kocamustafapaşa Sünbülî Dergâhı)
İstanbul · Türkiye · Sünbüliyye'nin merkez tekkesidir; kaynaklarda Sünbül Efendi Tekkesi ve Kocamustafapaşa hankâhı adlarıyla da anılır. Nûreddin Efendi burada âsitânenin on birinci postnişini olarak altmış dokuz yıl yedi ay görev yapmış, bu süre ile âsitânede en uzun süre şeyhlik eden kişi olmuştur. Buhûrîzâde-i Sânî Abdülkerîm Efendi bu tekkede yetişip zâkirbaşı olmuş, halifesi Mehmed Nebî Efendi'nin nesli ise İstanbul'un en büyük Sünbülî ailesini meydana getirmiştir. Vefatının ardından cenaze namazı Fâtih Camii'nde kılınmış, bir müddet sonra mezarının üzerine türbe yaptırılmıştır.
Müşellel (Kudeyd)
Mekke-Medine yolu · Suudi Arabistan · Yetmiş-yetmiş iki yaşında, bir hac veya umre yolculuğu sırasında Kudeyd mevkiinde vefat edip Müşellel'de defnedildiği yer. Konum çok yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Kâsım b. Muhammed b. Ebû Bekir : Kâsım b. Muhammed b. Ebû Bekir (yaklaşık 657–725), Hz. Âişe’nin yanında yetişen, Medine’nin yedi fakihinden sayılan güvenilir hadis râvisi; bazı tasavvuf silsilelerinde Ca‘fer es-Sâdık’tan önce yer alan tâbiî âlimidir.
Çınarlı köyü
Kuşadası, Aydın · Türkiye · 1774'te doğduğu köy; okuma yazmayı annesinden burada öğrendi. İlişkili kişi dosyası Kuşadalı İbrâhim Efendi : Kuşadalı İbrâhim Efendi (1774–1846), Şâbâniyye'nin Çerkeşiyye hattından doğan İbrâhimiyye kolunun pîri; tekke ve kıyafet yerine sohbeti, iç terbiyeyi ve mânaya yönelişi öne çıkaran Osmanlı sûfîsidir.
Kahire
Kahire · Mısır · İbnü'l-Fârız'ın doğduğu, Ebû Muhammed İbn Asâkir'den hadis okuyup Şâfiî fıkhı ve edebiyat tahsil ettiği şehir. Babası Ali b. Mürşid, evi bir depremde harap olunca Hama'dan buraya göç etmiş ve Ezher Camii'nde inzivaya çekilmişti. İbnü'l-Fârız da son yıllarını Ezher Camii'nde vaaz ve sohbetle geçirdi; el-Melikü'l-Kâmil maiyetiyle ziyarete geldiğini haber alınca caminin öbür kapısından çıkıp bir süreliğine İskenderiye'ye gitmişti.
Atpazarî Tekkesi
İstanbul · Türkiye · Beypazarlı Ali Efendi'nin misafir olarak kaldığı tekkedir. Kuşadalı, anlamını çözemediği bir âyeti burada ona sormuş, aldığı yorum üzerine kendisine intisap etmiştir. İlişkili kişi dosyası Kuşadalı İbrâhim Efendi : Kuşadalı İbrâhim Efendi (1774–1846), Şâbâniyye'nin Çerkeşiyye hattından doğan İbrâhimiyye kolunun pîri; tekke ve kıyafet yerine sohbeti, iç terbiyeyi ve mânaya yönelişi öne çıkaran Osmanlı sûfîsidir.
Bursa
Bursa · Türkiye · Aklî Ali Efendi Bursa’da doğdu ve ömrünü orada geçirdi; iyi bir tahsil gördü. Tasavvuf, edebiyat ve mûsiki hayatının tamamı bu şehirde geçmiştir. İlişkili kişi dosyası Tablîzâde Aklî Ali Efendi : Tablîzâde Aklî Ali Efendi (ö. 17 Şâban 1116/15 Aralık 1704), Bursa’da yetişmiş; Debbağ Yunuszâde Mustafa Efendi ve Konevî Seyyid Mehmed çevrelerinden geçerek Fenârî Ahmed Paşa Zâviyesi postuna oturmuş zâkir ve şairdir.
Ahmediye Tekkesi
İstanbul · Türkiye · Üsküdar'daki Ahmediye Külliyesi bünyesinde yer alan Rifâî tekkesi. Kayınpederi ve şeyhi Mehmed Efendi'nin vefatı üzerine buranın şeyhi, câmiinin de imam ve hatibi olmuştur. İlişkili kişi dosyası Tığlızâde Mehmed Şevki Bey : Enderun'da musiki öğrenen Tığlızâde Mehmed Şevki Bey, Ahmediye Rifâî Tekkesi postnişinliği yanında İstanbul'un Kādirî, Nakşî ve Rifâî meşk çevrelerinde zâkirbaşılık yaptı.
Kadirî Tekkesinde Hizmet
Şeyhten meydancıya görevler. Tezden hazırlanmış özgün editoryal inceleme.
Celvetî Zikrinde Devrân Meselesi
Sükûn, sınırlı hareket ve tarih içinde değişen uygulama. Ecvibe ve karşılaştırmalı makaleden hazırlanmış özgün editoryal inceleme.
Halvetî Devranı ve Zikir Meclisi
Kuud, kıyam, ilahi, ritim ve gülbank. Tez ve çevrilen yazma metin karşılaştırılarak hazırlanmış editoryal inceleme.
Cerrâhî Âsitânesinde Mukabele ve Hizmet Düzeni
Zikir halkası, devran, gülbank ve tekke görevleri. Envâr ve Tabakāt metninin ilgili bölümlerinden hazırlanmış kaynaklı inceleme.
XIX. Yüzyıl Anadolu Tasavvuf Haritası
On dokuzuncu yüzyıl Anadolu tasavvufunu yalnız tekke sayılarıyla değil; tarikat kolları, şehir ağları, göçler, cami ve hâne tekkeleri, Meclis-i Meşâyih, ulema, mûsiki ve gündelik hizmet kurumları üzerinden okuyan kapsamlı dönem dosyası.
İstanbul'dan Balkanlar'a Rifâî-İzzeddînî Silsilesi
İstanbul Rifâî âsitânelerini, postnişin zincirlerini, zâkirbaşı-musiki çevresini ve Balkan dergâhlarını kişi–mekân ilişkileriyle izleyen ayrıntılı ağ dosyası.
Sa‘dî Âyini: Evrâddan Kıyamî Zikre
Başlangıç Dervişler oturarak halka kurar; şeyhin Fâtiha'sı ve özel bestesiyle topluca Sa‘dî evrâdı okunur. Tevhid ve kıyam Kelime-i tevhid, dua ve Fâtiha'dan sonra ayağa kalkılarak kıyam zikrine geçilir. Nefes, beden hareketi, zâkirlerin usulü ve topluluk düzeni tek bir ritmik bütün oluşturur. Kalbî zikir ve nazar Bazı
Yesevî Halifeleri ve Türkistan İrşad Ağı
Mansûr Ata, Dânişmend, Hakîm Ata ve Zengi Ata çevrelerinin coğrafî ve metinsel devamı.
İstanbul Kādiriyyesi: Kādirihâne, Rûmiyye ve Eşrefiyye
İsmâil Rûmî'nin İstanbul faaliyetini, Kādirihâne'nin postnişin ve musiki çevresini, Eşrefiyye ve sonraki kolları birlikte inceler.
TASAVVUFUN MÂHİYETİ
Avârifü’l-Maârif · 5. bölüm · Abdullah İbnu Ömer (r.a), Hz. Rasûlullah’ın (s.a.v) şöyle buyurduğunu nakletmiştir: “Her şeyin bir anahtarı vardır; Cennetin anahtarı da miskinleri ve fakirleri sevmektir. Çünkü sa
SÛFÎ KELİMESİNİN KÖKÜ
Avârifü’l-Maârif · 6. bölüm · Hz. Enes b. Mâlik (r.a) demiştir ki: “Rasûlullah (s.a.v), bir kölenin bile dâvetine gider, merkebe biner ve yün elbise giyerdi.” 31 Sûfîler, bu hadis-i şerife uyarak hem daha yumuş
Sayfalar 42–50
Muzaffer Ozak Külliyatı · Allah celle celâluhu; bu âyet-i celillerle, kâfirlerin cehennemde görecekleri şiddetli âzabı beyan buyurmakta ve diğer bir âyet-i kerimede de: «innâ a'tednâ lil-kâfiriyne selasile
Sayfalar 37–42
Muzaffer Ozak Külliyatı · birligine şehadet ederler, hakkı tesbih, tekbir ve tahmid eylerler. Sen de, hakkı birle! Hakkın varlıgına ve birligine şehadet et! Bu şehadetin aslâ boşa gitmez, hak da senin şehad
Sayfalar 88–95
Muzaffer Ozak Külliyatı · -- Yâ Resûl.. Benim dostlarım da on sınıf kimsedir: Birincisi, zâlim hükümdar ve beylerdir, halkın üzerine âmir olanlardır. Ikinci dostlarım, kibirlilerdir. Üçüncüsü, zâlimlere uşa
Sayfalar 88–94
Muzaffer Ozak Külliyatı · ve radıyallahu anh efendimize sevgi gösterisinde bulunanların mekr-ü hiyleleri, bugün sadakat ve samimiyete ve Imam-i müşârünileyhe gerçek muhabbete dönüşmüştür. Vaktiyle, Imam-ı H
Sayfalar 96–103
Muzaffer Ozak Külliyatı · - 96 _ yaklaştığında mübarek bir zatın kendisine havzı nebiyden bir kâse doldurup uzattığında «Kimsiniz?» diye sorar. O zatı muhterem de «Ben ol kişiyim ki, Resûlü-Ekreme büyüklerd
Sayfalar 125–133
Muzaffer Ozak Külliyatı · -erara000-o006-00.00 s000 Ve âlâ melâ'iketik-el mukarrebiyn Ve âlâ ibâdillah-is sâlihiyn Min ehl-is semâvat-i ve ehl-il-ardıyne Küllemâ zekerek-ez-zâkirûn Ve gafele an zikrik-el ga
Sayfalar 136–143
Muzaffer Ozak Külliyatı · tekrar yanan deriye kavuşamaz. Ruhu hayvanisi ile bu azabı daima duyacaktır. 2) Yanan veya balıklara yem olan cesetlerin, bu âyeti celileye nazaran tekrar tekrar azaba duçar olması
Sayfalar 134–145
Muzaffer Ozak Külliyatı · VE EZKÂ TAHİYYATİKE FADLEN VE ADEDEN Tahiyyatının sayı ve fazilet bakımlarından en pâk ve arınmışını ALÂ EŞREF-İL HALÂ'İK-İL İNSANİYYETİ İnsan olarak yaratılmışların en şereflisi V
Sayfalar 147–161
Muzaffer Ozak Külliyatı · el-lâtifü, eş-şekûrü, el-aliyyü, el-kebirü, el-hafizü, el-mukiytü, el-hasiybü, el-celilü, el-cemilü, el-kerimü, er-rakıybü, el-müciybü, el-vâsi'ü, el-hakimü, el-vedûdü, el-mecidü,
Sayfalar 134–139
Muzaffer Ozak Külliyatı · Ey mümin! Bâzı kimseler vardır ki, onlara hiç kıymet vermeyiz. Onlar gizli birer hazinedir. Onlar âhiret sultanlarıdır. Insanların kurtarıcısıdır. Bunlar, köylü kıyafeti ile dolaşı