Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

27 sonuç · “âhiret

01
Şahsiyet

Mısrî Ömer Efendi

Zileli Mısrî Ömer Efendi (ö. 1069/1659), Abdülmecid Sivâsî’nin akrabası ve halifesi; Beşiktaş, Tophane, İstanbul ve Kahire tekkelerinde irşad, büyük camilerde vaaz hizmeti yürüten Halvetî şeyhidir.

02
Sözlük

Ahilik

Kardeşlik, cömertlik ve yiğitlik. Anadolu’da esnaf ve sanatkâr çevrelerinde gelişen; meslek ahlâkını fütüvvet, dayanışma, hizmet ve tasavvufî terbiye ilkeleriyle birleştiren teşkilât ve yaşayış biçimidir. Ahiliğin tarihî gelişimi yalnız bir kişiye indirgenemez; ancak Anadolu’daki teşkilatlanması özellikle Ahi Evran ve çevresiyle ilişkilendirilir. Meslek öğretimi, helâl kazanç, misafir ağırlama, yoksulu gözetme ve iş ahlâkı birlikte düşünülür. Fütüvvet ve civanmertlik maddeleriyle karşılaştırınız. Ben bunda seyreder iken aceb sırra erdim ahi Bir siz dahi sizde görün dostu bende gördüm ahi Sûfîlere sohbet gerek, ahilere âhiret gerek Mecnunlara Leylâ gerek, bana seni gerek seni Yunus Emre

03
Sözlük

Âkil

Akıllı, ölçülü ve düşünerek hareket eden kimse. Tasavvuf ahlâkında âkil kişi geçici dünya arzularının tuzağına düşmeyen, sözünü ölçülü söyleyen ve âhiret yurdunu gözetendir. Emaneti, doğruluğu, iyi dostluğu ve sırrı korumak âkilin alametleri arasında sayılır. Buradaki akıl yalnız zihnî yetenek değil, davranışı hikmet ve sorumlulukla düzenleyen idraktir.

04
Sözlük

Âlem

Kâinat; Allah dışında yaratılmış bütün varlıklar. Kelime ayrıca ortak bir niteliğe sahip varlıkların meydana getirdiği topluluk için kullanılır: insanlar âlemi, ruhlar âlemi ve hayvanlar âlemi gibi. Âlem, yaratıcısına işaret eden bir eser ve alâmet olarak açıklanır. Sanatın sanatkâra delâlet etmesi gibi, yaratılmışlar da onları var eden Hakk’ın kudretine delil sayılır. Tasavvufî çerçeve Tasavvuf metinlerinde âlem tek bir sınıflandırmayla ele alınmaz. Dünya ve âhiret; mülk ve melekût; şehâdet ve gayb; cismânî ve rûhânî; ulvî ve süflî gibi karşılıklı kavram çiftleri, varlığın farklı mertebelerini anlatır. Başlıca âlem tasnifleri Âlem-i ceberût İlâhî isim ve sıfatların, kudret ve mâna mertebesinin anlatıldığı âlem. Âlem-i melekût Şehâdet âlemi ile ceberût arasında düşünülen; ruhlar ve gayb ile ilişkilendirilen mertebe. Âlem-i mülk veya şehâdet Madde, zaman ve duyularla kavranan cisimler âlemi. Âlem-i hayal veya misal Maddî sûretlerle sırf mânevî hakikatler arasında bağ kuran ara mertebe. Âlem-i kebîr ve âlem-i sağîr Kâinat büyük âlem, insan küçük âlem kabul edilir. İnsan, maddî bedeni ve mânevî ruhuyla farklı varlık mertebelerini kendinde topladığı için iki âlem arasında bir berzah olarak görülür. Okuma notu Basılı kaynaklarda geçen âlem tasnifleri, bütün sûfîlerde değişmeyen tek bir kozmoloji değildir. Terimlerin kapsamı müellife ve tasavvuf ekolüne göre farklılaşabilir.

05
Sözlük

Fıkıh

Derinlemesine anlamak ve kavramak. Tasavvuf metinlerinde dinî hükümlerin bilgisinin yanında, dünyaya aşırı bağlılıktan uzaklaşmayı, âhirete yönelmeyi ve davranışlarda dinî hassasiyet göstermeyi de ifade eder. Ayırım Fıkh-ı amelî ibadet ve muamele hükümlerini; tasavvufî kullanım ise bu hükümlerin kalp ve ahlâktaki karşılığını öne çıkarır.

06
Sözlük

Hal‘-i na‘leyn

İki nalını çıkarıp atmak. Hz. Mûsâ’ya mukaddes vadide ayakkabılarını çıkarmasının emredildiği âyetin tasavvufî yorumundan doğan tabirdir. Sembolik olarak iki cihandan, yani dünya ve âhiret karşılığında çıkar gözetme düşüncesinden vazgeçmeyi anlatır. Terk-i dâreyn diye de ifade edilir.

07
Sözlük

Kıyamet

Ölümden sonra bütün insanların diriltilmesi, hesaba çekilmesi ve âhiret hayatının başlaması. Tasavvufî yorum Sûfî metinlerinde büyük kıyametin yanı sıra insanın gafletten uyanması, nefsânî düzeninin yıkılması ve hakikat karşısında yeniden dirilmesi “küçük kıyamet” benzetmesiyle anlatılabilir. Bu sembolik kullanım dinî kıyamet inancının yerine geçmez.

08
Sözlük

Yesevî hikmeti

Yesevî çevresinde tevhid, tövbe, nefis terbiyesi, sünnete bağlılık ve âhiret şuurunu sade Türkçe manzum sözle öğreten irşad metni. Dîvân-ı Hikmet nüshaları farklı dönemlerin ortak hafızasını taşıdığı için her şiir doğrudan Ahmed Yesevî’ye ait kabul edilmez.

09
Sözlük

zühd

(jaJ [Ar.] tas. Tasavvuf inancma göre, kulun AUah’m dışında bütün varlıkları terk etmesi ve âhirete yönelmesi.

10
Sözlük

ehil

CUI) [< 4r.ehl] (ç. b. ahâlî Sözlük anlamı “Sahip, malik mutassarıf’ olan bu söz, değişi kelimelerle terkipler oluştura rak yeni terimler meydana geti rir. § tam. ehl-i abâ a. (Ll >1) bk âl-i abâ ehl-i adi a. (Jjc Jıi “Mu'tezile” mensuplarınm “tevhid” sözü ile birlikt kendilerine nispet ettikler “ehlü’l-adl ve’t-tevhîd” te rimi. bk. mu'tezile ehl-i âhiret a. (o>i JaI) Ölü ler. ehl-i âlem a. ÇJL Jıl) B dünyalılar. ehl-i arz a. (^jl >1) Şeytan cin, peri. ehl-i ayâl a. (JLc Jıl) Ev ha kı, kadın, aile. ehl-i azâb a Çljc J*l) Ce hennem ehli, Müslüman o mayanlar. i ehl-i bâdiyye a. (<ujL JaI) Çöl n halkı, bedevi. si ehl-i bedir a. (j^ >1) Hicreitin ikinci yıhnda Müslümanlarla müşrikler arasında Beis dir adh yerleşim bölgesi çevi resinde meydana gelen Bedir a- Savaşı’na katılan ashaba verilen ad. Bunlar Bedrî olarak da adlandırılmış olup 313 kişi olduğu kaynaklarda zikreî) dilmektedir. Bunlardan k, Kur’ân’da (Âl-i İmrân sureik si, 3 / 123) ve Hz. Peygamaber’in hadislerinde övgüyle isöz edilmiş, hepsinin cennet ehli olduğu özellikle hadislerde vurgulanmıştır. k. ehl-i beyt d. (cuj >1) “Hane halkı” anlamındaki bu söz, i) Hz. Muhammed’in aile fertlem ri ve yakm akrabası, yani tote runlar ve damatları için kulri lanılan bir terimdir. e Kur’ân’da bu söz, üç ayette geçmektedir. Birincisi Hz. İbü rahim’in ev halkma (Hûd. suresi, 11 / 73), İkincisi Hz. Musa’nm ev halkma (Kasas su Bu resi, 28 / 12), üçüncüsü Hz. Peygamber’in ev halkma n, (Ahzâb suresi, 33 / 33) ait ayetlerdir. Hz. Peygamber’in al ev halkma yani “ehl-i beyt”e kimlerin dahil olacağı tartışma konusu olmuştur. Kimi eulema, Peygamber’in ev halolkma sadece hanımları dahil etmiş; kimileri Peygamber’in eşleri, çocukları, torunları Haşan ve Hüseyin’i ve damadı Hz. Ali’yi dahil etmişlerdir; Şii uleması ise Peygamber’in ev halkına Hz. Peygamber’in yanı sıra Ali, onun eşi Fatma ile Haşan ve Hüseyin’i dahil etmişlerdir. ehl-i bida' a. ^ Jıl) bk. ehl-i bid'at ehl-i bid'at a. (oto >1) Hz. Peygamber döneminden sonra ortaya çıkan, Kur’an-ı Kerîm ve Hz. Muhammed’in sünnetine uymayan, Hak yolundan ayrılan ve Müslüman sayılmayan, dinî bir delile dayanmayan bazı inanç ve davranışları benimseyen, bunları başkalarma da empoze etmeye çahşan fırkalar, gruplar veya kimseler, Haricîler, Şia v.b. “ehl-i sünnet” karşıtı. ehl-i hidâyet a. bh Jıl) tas. bk. mübtedi' ehl-i büyûtât a. (ot^ Jıl) Sâsânîler döneminde ve Abbâsî devleti içinde meşhur kabile mensupları için kullanılan terim. ehl-i cehennem a. (^=. Jıl) Cehennemlik olanlar. ehl-i cehl a. (J^ Jıl) Cahiller. ehl-i cihâd a. (jl^ J^D Gaziler, vakıftan aylık alan kimseler. ehl-i dalâlet a. (obua. Jıi) bk. ehl-i bid'at ehl-i dünyâ a. (LûjJaI) Kendini dünya işlerine adamış, ahreti düşünmeyen kimse. ehl-i ehvâ a. Cyd >0 İnanç ve davranışlannı dünya görüşlerine veya bireysel tercihlerine göre oluşturanlar ve dinde mezhep ayrımcılığı yapan kimseler, bk. ehl-i bid'at ehl-i firkat a. (dji Jıl) bk. ehl-i bid'at ehl-i hadîs a. (iuxx Jıl) Hadis öğrenimi veya öğretimi ile uğraşan, ravîlerin çalışma yöntemlerini bilen ve bu konuda söz sahibi olan kimseler için kullanılan bir terim. 2. Hz. Peygamber’in hadislerine göre amel eden kimse anlamında bir terim, “ashâbu’l-hadîs” (bk. bu madde). ehl-i hakk a. (,> >1) Gerçeğe uygun inanç, hüküm ve düşünceleri benimseyen kimse, Allah’a inananlar, anlamında kullanılan bu söz, sonradan “İslâm, iman ve Hak yolunda olan veya kitap ve sünneti esas alan mezheplere tâbi olan Müslümanlar için kullanılan bir terim nite liği kazanmıştır. ehl-i hakikat a. (ciu JaI) 1 Gerçekleri, doğruları görebi lenler. 2. tas. Hakka ulaşm yolunda hakikat mertebesin de bulunanlar. ehl-i hâl a. (Jl^ JaI) Vecd sa hibi, İlâhî aşka bağlanmı kimse. ehl-i hevâ a. (Ij* >1) Sözlü anlamı “Zevk ve sefa içind gününü geçirenler, nefis arzu larına uyanlar.” olan bu söz “İnançlarını, tutum ve davra nışlarını, Kur’an-ı Kerîm v Hz. Muhammed’in sünnetin göre düzenlemeyen ahlâksı kimseler.” için kullanılan bi terim olmuştur. ehl-i hey’et a. (oLa JaI) As ronomi ile uğraşanlar. ehl-i hıbre a. (»j^i) huk Bir iş hakkında bilgi ve vuku sahibi olan, bilirkişi. ehl-i hikmet a. (c^ JaI) F lozof. ehl-i hilâf a. (JiL >1) bk nâsıbe ehl-i hükümet a. (c-AhO Devlet yönetiminde olanlar hükümette yer alanlar. ehl-i ırz a. ^ JaI) Namus lu kimseler. r” ehl-i iffet a. (ok JaI) bk. ehl-i e ırz ehl-i idrâk a. (JIjjIJaI) Düşü 1. nürler. iehl-i ilm a. Çk JaI) Bilginler. ma n ehl-i îmân a. (jLJJaI) îman sahipleri, müminler. a ehl-i isbât a. (oUil JaI) İlâhî ış sıfatların Allah’a nispet edilmesini benimseyen kelâm bilginleri için kullanılan teük rim. de u ehl-i İslâm a. ÇjLl JaI) Müsz, lümanlar. aehl-i ittikâ a. (l£(>l) Sofu, ve aşırı dindar. ne ız ehl-i kâl a. (Jli JaI) tas. İlâhî hakikatlere ulaşamamış, mair nevî zevkelerden uzak kalmış kimse. stehl-i kelâm a. ( ^ JaI) Düzgün ve güzel konuşanlar, k. fasahat sahipleri. uf ehl-i kıble a. (< Li JaI) 1. İnanç ve itikatlarmı farklı bi Fiçimlerde yorumlayan ve uygulayan ve de değişik mezk. heplere tabi olan Müslüman. 2. Kâbe’ye yönelerek namaz kılmanm farz olduğunu ka O bul eden Müslüman. r, ehl-i kitab a. ÇK JaI) 1. “Allah’ın peygamberlerine indirsdiği kitaplara iman eden.” anlamında olan bu terim, Kur’an’da dört kitaptan birine inananlar (Nisâ suresi, 4 / 153; Mâ'ide suresi, 5 / 15); Müslümanlar, Hristiyanlar ve Yahudîler için kullanılmıştır. 2. İslâmiyet’ten önce Hristiyanlar ve Yahudîler için kullanılmıştır. ehl-i kubbe a. («uî JaI) Hz. peygamberin mescidi veya çadırı içinde konuk ettiği kendisini ziyarete gelen kimseler için kullanılan terim. ehl-i kubûr a. (^A >1) Mezarlıkta yatanlar, ölüler. ehl-i mahşer a. (jJ^ JaI) Kıyamet günü dirilecek olanlar. ehl-i ma'rifet a. (^^ JaI) 1. Hünerli, becerikli kimseler. 2. Hakk’a ulaşma yolunun en son derecesi olan marifet mertebesinde bulunanlar. ehl-i na'îm a. (^ JaI) Cennetlikler. ehl-i nâr a. (jü J*l) Cehennem ehli, cehennemlik. ehl-i nazar a. (Jü JaI) bk. nazar ehl-i nihâyet a. (ojL^ J^D tas. bk. nihâyet ehl-i nücûm a. Çjşü J»l) Müneccimler, astrologlar. ehl-i örf a. Gj> JaI) Osmanlı devlet teşkilâtında padişah adına halkm ihtiyaçlarını gelenek ve göreneklere göre karşılamakla görevli ulemâ sınıfı dışında kalan memur, asker veya ordu mensubu. ehl-i perde a. Gjjj JaI) Namuslu veya iffetli kadınlar. ehl-i re'y a. (^îj JaI) İslâmiyetin yayılmasmdan sonra 8. yüzyılda ortaya çıkan Küfe merkezli fıkıh ekolüne ve bu ekol içinde hâkimlik yapanlar kimseler. ehl-i rûm a. Çjj JaI) Anadolu halkı. ehl-i sâbıka a. (<1L Jal) İlk Müslümanlar. ehl-i sahih a. Qua^ JaI) Hadis biliminde, yalnızca sahih hadisleri içeren kitap yazmış kimseler. ehl-i salâh a. (^ JaI) Doğru ve namuslu kimseler. ehl-i salât a. (o^ Jal) Kâbe’ye yönelerek namaz kılmanm farz olduğuna inanan ve değişik mezheplere bağlı olan kimseler. ehl-i salîb a. (çuU JaI) “On birinci yüzyılın sonlarında Kudüs’ü kurtarma amacıyla Türkleri Anadolu’dan atmak ve Orta Doğuyu ele geçirmek için AvrupalIların başlatmış olduğu siyasî ve askerî harekât.” için kullanılan bir terim, Haçlılar. ehl-i suffe a. (<i^» >1) İslâ miyet’in ilk yıllarında Mek ke’de Mescid-i Nebevi civa rında bulunan bir sofada ha rman, evsiz barksız olup sa dece ibadetle vakit geçiren ilk sahabeler. ehl-i sülûk a. (JjL JaI) tas Bir tarikata girmiş olanlar tarikat mensupları. ehl-i sünnet a. (ek. JaI) Hz Peygamber ile ashabının tut tuğu yolu benimseyen, onla nn davranışlarını uygulayan ve Müslümanlara ulaştıran din bilginleri ehl-i sünnet ve’l-cemâ'at a (oıluJi j olu, Jai) bk. ehlsünnet ehl-i şerî'at a. (o*^ Jıl) 1 Şeri’at mensupları. 2. tas Hakk’a ulaşma yolunun ilk mertebesinde bulunanlar. ehl-i Şî'a a. (<ıui >l) Hz Ali’nin mezhebine bağh olan kimseler. ehl-i tabâ'i' a. (^LL JaI) bk tahâ'i'iyyûn ehl-i takvâ a. (^^ J*l) tas Takva sahipleri. ehl-i tarîk a. (j4> >1) tas Bir tarikate mensup olan, sa lik. ehl-i tarîkat a. (ci> J*l) tas 1. Tarikat mensupları. 2. tas â Hakk’a ulaşma yolunun ikink ci mertebesinde bulunanlar. aehl-i tasavvuf a. (J^ JaI) atas. Bir tarikata bağlananlar aveya tasavvufla uğraşanlar. n bk. mutasavvıf ve sufi ehl-i ta'tîl a. (^ JaI) bk. s. mu'attıla r, ehl-i tertîb a. (^p> JaI) Beş vakit namazmı kaçırmadan z. düzenli kılan kimse. ta- ehl-i teslis a. (iuû Jıl) n Hrıstiyanlar. n ehl-i tevhîd a. (^s^ J*0 Allah’ın birliğine inananlar, a Müslümanlar veya gerçek -i tevhidin kendi inanç sistemleri içinde temsil edildiğini savunan “ehl-i sünnet” (bk. 1. bu madde) taraftarları için s. kullanılan bir terim. k ehl-i ukûbet a. (ou>c Jj»O huk. Cezaî ehliyeti olanlar, biz. linci yerinde olan kimseler. n ehl-i va'd a. (jcj JaI) “Mu'tezile” (bk. bu madde) k. ve “Havâric” (bk. bu madde) mensuplarmm aksine günah s. işlemiş bulunan bir mümin için iyimser bir yaklaşım içinde olan “Mürci'e” (bk. bu s. madde) grupları için kullanadıkları terim, bk. ashâbu’lva'd s. ehl-i va'îd a. Gut, Jul) Büyük s. günah işleyen bir mümin için kötümser bir hüküm öngören “Mu'tezile” (bk. bu madde) ve “Havâric” (bk. bu madde) mensupları için kullanılan kelâm terimi, bk. va'd ve va'îd, ashâbu’l- va'îd ehl-i vezâ'if a. (Jilly JaI) huk. Bir vakfm gelirinden maaş ve ücret alan kimseler. ehl-i vukûf a. (Jjîj JaI) huk. Bilirkişi, eşanlamlısı, “ehl-i hibre” (bk. bu madde). ehl-i vasat a. (k^ JjI) tas. Tasavvuf inancma göre, sülûke yeni başlayan “mübtedi'” (bk. bu madde) ile sona gelen “müntehi, nihâyet” (bk. bu maddeler) arasmda bulunan salikler. ehl-i vuslat a. (oUj >1) tas. Tasavvuf inancma göre, sülûkun sonu anlamında kullanılan terim, bk. nihâyet ehl-i vücûd a. (jjşj JaI) İnsanlar. ehl-i zimmet a. (c«j >1) Müslüman bir ülkede yaşayan, vergi veren ve korunan gayrimüslim halk. ehlü’l-adl ve’t-tevhîd a. (j^yJI j Jjt JaI) “Mu'tezile” mensuplarınm “tevhîd” sözü ile birlikte kendilerine nispet ettikleri terim, bk. mu'tezile ehlüT-bida' a. (^Jl >1) bk. ehl-i bid'at ehlüT-farz a. (^>11 JaI) fik. Birinci dereceden varisler. ehlüT-hâl veT-akd a. (kil j JLJI JaI) Devlet başkanmı seçmek veya azletmek yetkisine sahip olan heyet, anlamında fıkıh terimi. Bu terim, Şia ile ehl-i sünnet arasında imamet, halifenin iş başına getiriliş yöntemi ve meşru yönetim konularmdaki tartışmalann alevlendiği dönemde kullanılmaya başlanmıştır. ehlüT-kisâ a. (L£ll JaI) bk. ehl-i beyt ehlüT-mağfîre a. G>kJI >1) Mağfiret ehli, bağışlama sahibi anlamında Allah’ın sıfatı olarak nitelenen bir terim. ehlü’t-takvâ a. (^1 J»l) bk. ehl-i takva ehlü’s-suffe a. (<kJI JaI) bk. ehl-i suffe ehlü’t -tabâ'i a. (jiLüJl JaI) bk. tabâi"iyyûn ehlü’l-va'd a. Ujll >1) bk. ashâbu’l- va'd ehlü’z-zikr a. (/ili >1) bk. ehl-i kitâb ehl ü iyal a. (JL j JaI) Aile, familya, çoluk çocuk. Hz. Peygamber’in hadislerine göre amel eden kimse anlamında bir terim, “ashâbu’l-hadîs” (bk. bu madde). ehl-i hakk a. (,> >1) Gerçeğe uygun inanç, hüküm ve düşünceleri benimseyen kimse, Allah’a inananlar, anlamında kullanılan bu söz, sonradan “İslâm, iman ve Hak yolunda olan veya kitap ve sünneti esas alan mezheplere tâbi olan Müslümanlar için kullanılan bir terim nite liği kazanmıştır. ehl-i hakikat a. (ciu JaI) 1 Gerçekleri, doğruları görebi lenler. 2. tas. Hakka ulaşm yolunda hakikat mertebesin de bulunanlar. ehl-i hâl a. (Jl^ JaI) Vecd sa hibi, İlâhî aşka bağlanmı kimse. ehl-i hevâ a. (Ij* >1) Sözlü anlamı “Zevk ve sefa içind gününü geçirenler, nefis arzu larına uyanlar.” olan bu söz “İnançlarını, tutum ve davra nışlarını, Kur’an-ı Kerîm v Hz. Muhammed’in sünnetin göre düzenlemeyen ahlâksı kimseler.” için kullanılan bi terim olmuştur. ehl-i hey’et a. (oLa JaI) As ronomi ile uğraşanlar. ehl-i hıbre a. (»j^i) huk Bir iş hakkında bilgi ve vuku sahibi olan, bilirkişi. ehl-i hikmet a. (c^ JaI) F lozof. ehl-i hilâf a. (JiL >1) bk nâsıbe ehl-i hükümet a. (c-AhO Devlet yönetiminde olanlar hükümette yer alanlar. ehl-i ırz a. ^ JaI) Namus lu kimseler. r” ehl-i iffet a. (ok JaI) bk. ehl-i e ırz ehl-i idrâk a. (JIjjIJaI) Düşü 1. nürler. iehl-i ilm a. Çk JaI) Bilginler. ma n ehl-i îmân a. (jLJJaI) îman sahipleri, müminler. a ehl-i isbât a. (oUil JaI) İlâhî ış sıfatların Allah’a nispet edilmesini benimseyen kelâm bilginleri için kullanılan teük rim. de u ehl-i İslâm a. ÇjLl JaI) Müsz, lümanlar. aehl-i ittikâ a. (l£(>l) Sofu, ve aşırı dindar. ne ız ehl-i kâl a. (Jli JaI) tas. İlâhî hakikatlere ulaşamamış, mair nevî zevkelerden uzak kalmış kimse. stehl-i kelâm a. ( ^ JaI) Düzgün ve güzel konuşanlar, k. fasahat sahipleri. uf ehl-i kıble a. (< Li JaI) 1. İnanç ve itikatlarmı farklı bi Fiçimlerde yorumlayan ve uygulayan ve de değişik mezk. heplere tabi olan Müslüman. 2. Kâbe’ye yönelerek namaz kılmanm farz olduğunu ka O bul eden Müslüman. r, ehl-i kitab a. ÇK JaI) 1. “Allah’ın peygamberlerine indirsdiği kitaplara iman eden.” anlamında olan bu terim, Kur’an’da dört kitaptan birine inananlar (Nisâ suresi, 4 / 153; Mâ'ide suresi, 5 / 15); Müslümanlar, Hristiyanlar ve Yahudîler için kullanılmıştır. 2. İslâmiyet’ten önce Hristiyanlar ve Yahudîler için kullanılmıştır. ehl-i kubbe a. («uî JaI) Hz. peygamberin mescidi veya çadırı içinde konuk ettiği kendisini ziyarete gelen kimseler için kullanılan terim. ehl-i kubûr a. (^A >1) Mezarlıkta yatanlar, ölüler. ehl-i mahşer a. (jJ^ JaI) Kıyamet günü dirilecek olanlar. ehl-i ma'rifet a. (^^ JaI) 1. Hünerli, becerikli kimseler. 2. Hakk’a ulaşma yolunun en son derecesi olan marifet mertebesinde bulunanlar. ehl-i na'îm a. (^ JaI) Cennetlikler. ehl-i nâr a. (jü J*l) Cehennem ehli, cehennemlik. ehl-i nazar a. (Jü JaI) bk. nazar ehl-i nihâyet a. (ojL^ J^D tas. bk. nihâyet ehl-i nücûm a. Çjşü J»l) Müneccimler, astrologlar. ehl-i örf a. Gj> JaI) Osmanlı devlet teşkilâtında padişah adına halkm ihtiyaçlarını gelenek ve göreneklere göre karşılamakla görevli ulemâ sınıfı dışında kalan memur, asker veya ordu mensubu. ehl-i perde a. Gjjj JaI) Namuslu veya iffetli kadınlar. ehl-i re'y a. (^îj JaI) İslâmiyetin yayılmasmdan sonra 8. yüzyılda ortaya çıkan Küfe merkezli fıkıh ekolüne ve bu ekol içinde hâkimlik yapanlar kimseler. ehl-i rûm a. Çjj JaI) Anadolu halkı. ehl-i sâbıka a. (<1L Jal) İlk Müslümanlar. ehl-i sahih a. Qua^ JaI) Hadis biliminde, yalnızca sahih hadisleri içeren kitap yazmış kimseler. ehl-i salâh a. (^ JaI) Doğru ve namuslu kimseler. ehl-i salât a. (o^ Jal) Kâbe’ye yönelerek namaz kılmanm farz olduğuna inanan ve değişik mezheplere bağlı olan kimseler. ehl-i salîb a. (çuU JaI) “On birinci yüzyılın sonlarında Kudüs’ü kurtarma amacıyla Türkleri Anadolu’dan atmak ve Orta Doğuyu ele geçirmek için AvrupalIların başlatmış olduğu siyasî ve askerî harekât.” için kullanılan bir terim, Haçlılar. ehl-i suffe a. (<i^» >1) İslâ miyet’in ilk yıllarında Mek ke’de Mescid-i Nebevi civa rında bulunan bir sofada ha rman, evsiz barksız olup sa dece ibadetle vakit geçiren ilk sahabeler. ehl-i sülûk a. (JjL JaI) tas Bir tarikata girmiş olanlar tarikat mensupları. ehl-i sünnet a. (ek. JaI) Hz Peygamber ile ashabının tut tuğu yolu benimseyen, onla nn davranışlarını uygulayan ve Müslümanlara ulaştıran din bilginleri ehl-i sünnet ve’l-cemâ'at a (oıluJi j olu, Jai) bk. ehlsünnet ehl-i şerî'at a. (o*^ Jıl) 1 Şeri’at mensupları. 2. tas Hakk’a ulaşma yolunun ilk mertebesinde bulunanlar. ehl-i Şî'a a. (<ıui >l) Hz Ali’nin mezhebine bağh olan kimseler. ehl-i tabâ'i' a. (^LL JaI) bk tahâ'i'iyyûn ehl-i takvâ a. (^^ J*l) tas Takva sahipleri. ehl-i tarîk a. (j4> >1) tas Bir tarikate mensup olan, sa lik. ehl-i tarîkat a. (ci> J*l) tas 1. Tarikat mensupları. 2. tas â Hakk’a ulaşma yolunun ikink ci mertebesinde bulunanlar. aehl-i tasavvuf a. (J^ JaI) atas. Bir tarikata bağlananlar aveya tasavvufla uğraşanlar. n bk. mutasavvıf ve sufi ehl-i ta'tîl a. (^ JaI) bk. s. mu'attıla r, ehl-i tertîb a. (^p> JaI) Beş vakit namazmı kaçırmadan z. düzenli kılan kimse. ta- ehl-i teslis a. (iuû Jıl) n Hrıstiyanlar. n ehl-i tevhîd a. (^s^ J*0 Allah’ın birliğine inananlar, a Müslümanlar veya gerçek -i tevhidin kendi inanç sistemleri içinde temsil edildiğini savunan “ehl-i sünnet” (bk. 1. bu madde) taraftarları için s. kullanılan bir terim. k ehl-i ukûbet a. (ou>c Jj»O huk. Cezaî ehliyeti olanlar, biz. linci yerinde olan kimseler. n ehl-i va'd a. (jcj JaI) “Mu'tezile” (bk. bu madde) k. ve “Havâric” (bk. bu madde) mensuplarmm aksine günah s. işlemiş bulunan bir mümin için iyimser bir yaklaşım içinde olan “Mürci'e” (bk. bu s. madde) grupları için kullanadıkları terim, bk. ashâbu’lva'd s. ehl-i va'îd a. Gut, Jul) Büyük s. günah işleyen bir mümin için kötümser bir hüküm öngören “Mu'tezile” (bk. bu madde) ve “Havâric” (bk. bu madde) mensupları için kullanılan kelâm terimi, bk. va'd ve va'îd, ashâbu’l- va'îd ehl-i vezâ'if a. (Jilly JaI) huk. Bir vakfm gelirinden maaş ve ücret alan kimseler. ehl-i vukûf a. (Jjîj JaI) huk. Bilirkişi, eşanlamlısı, “ehl-i hibre” (bk. bu madde). ehl-i vasat a. (k^ JjI) tas. Tasavvuf inancma göre, sülûke yeni başlayan “mübtedi'” (bk. bu madde) ile sona gelen “müntehi, nihâyet” (bk. bu maddeler) arasmda bulunan salikler. ehl-i vuslat a. (oUj >1) tas. Tasavvuf inancma göre, sülûkun sonu anlamında kullanılan terim, bk. nihâyet ehl-i vücûd a. (jjşj JaI) İnsanlar. ehl-i zimmet a. (c«j >1) Müslüman bir ülkede yaşayan, vergi veren ve korunan gayrimüslim halk. ehlü’l-adl ve’t-tevhîd a. (j^yJI j Jjt JaI) “Mu'tezile” mensuplarınm “tevhîd” sözü ile birlikte kendilerine nispet ettikleri terim, bk. mu'tezile ehlüT-bida' a. (^Jl >1) bk. ehl-i bid'at ehlüT-farz a. (^>11 JaI) fik. Birinci dereceden varisler. ehlüT-hâl veT-akd a. (kil j JLJI JaI) Devlet başkanmı seçmek veya azletmek yetkisine sahip olan heyet, anlamında fıkıh terimi. Bu terim, Şia ile ehl-i sünnet arasında imamet, halifenin iş başına getiriliş yöntemi ve meşru yönetim konularmdaki tartışmalann alevlendiği dönemde kullanılmaya başlanmıştır. ehlüT-kisâ a. (L£ll JaI) bk. ehl-i beyt ehlüT-mağfîre a. G>kJI >1) Mağfiret ehli, bağışlama sahibi anlamında Allah’ın sıfatı olarak nitelenen bir terim. ehlü’t-takvâ a. (^1 J»l) bk. ehl-i takva ehlü’s-suffe a. (<kJI JaI) bk. ehl-i suffe ehlü’t -tabâ'i a. (jiLüJl JaI) bk. tabâi"iyyûn ehlü’l-va'd a. Ujll >1) bk. ashâbu’l- va'd ehlü’z-zikr a. (/ili >1) bk. ehl-i kitâb ehl ü iyal a. (JL j JaI) Aile, familya, çoluk çocuk. İnanç ve itikatlarmı farklı bi Fiçimlerde yorumlayan ve uygulayan ve de değişik mezk. heplere tabi olan Müslüman. 2. Kâbe’ye yönelerek namaz kılmanm farz olduğunu ka O bul eden Müslüman. r, ehl-i kitab a. ÇK JaI) 1. “Allah’ın peygamberlerine indirsdiği kitaplara iman eden.” anlamında olan bu terim, Kur’an’da dört kitaptan birine inananlar (Nisâ suresi, 4 / 153; Mâ'ide suresi, 5 / 15); Müslümanlar, Hristiyanlar ve Yahudîler için kullanılmıştır. 2. İslâmiyet’ten önce Hristiyanlar ve Yahudîler için kullanılmıştır. ehl-i kubbe a. («uî JaI) Hz. peygamberin mescidi veya çadırı içinde konuk ettiği kendisini ziyarete gelen kimseler için kullanılan terim. ehl-i kubûr a. (^A >1) Mezarlıkta yatanlar, ölüler. ehl-i mahşer a. (jJ^ JaI) Kıyamet günü dirilecek olanlar. ehl-i ma'rifet a. (^^ JaI) 1. Hünerli, becerikli kimseler. 2. Hakk’a ulaşma yolunun en son derecesi olan marifet mertebesinde bulunanlar. ehl-i na'îm a. (^ JaI) Cennetlikler. ehl-i nâr a. (jü J*l) Cehennem ehli, cehennemlik. ehl-i nazar a. (Jü JaI) bk. nazar ehl-i nihâyet a. (ojL^ J^D tas. bk. nihâyet ehl-i nücûm a. Çjşü J»l) Müneccimler, astrologlar. ehl-i örf a. Gj> JaI) Osmanlı devlet teşkilâtında padişah adına halkm ihtiyaçlarını gelenek ve göreneklere göre karşılamakla görevli ulemâ sınıfı dışında kalan memur, asker veya ordu mensubu. ehl-i perde a. Gjjj JaI) Namuslu veya iffetli kadınlar. ehl-i re'y a. (^îj JaI) İslâmiyetin yayılmasmdan sonra 8. yüzyılda ortaya çıkan Küfe merkezli fıkıh ekolüne ve bu ekol içinde hâkimlik yapanlar kimseler. ehl-i rûm a. Çjj JaI) Anadolu halkı. ehl-i sâbıka a. (<1L Jal) İlk Müslümanlar. ehl-i sahih a. Qua^ JaI) Hadis biliminde, yalnızca sahih hadisleri içeren kitap yazmış kimseler. ehl-i salâh a. (^ JaI) Doğru ve namuslu kimseler. ehl-i salât a. (o^ Jal) Kâbe’ye yönelerek namaz kılmanm farz olduğuna inanan ve değişik mezheplere bağlı olan kimseler. ehl-i salîb a. (çuU JaI) “On birinci yüzyılın sonlarında Kudüs’ü kurtarma amacıyla Türkleri Anadolu’dan atmak ve Orta Doğuyu ele geçirmek için AvrupalIların başlatmış olduğu siyasî ve askerî harekât.” için kullanılan bir terim, Haçlılar. ehl-i suffe a. (<i^» >1) İslâ miyet’in ilk yıllarında Mek ke’de Mescid-i Nebevi civa rında bulunan bir sofada ha rman, evsiz barksız olup sa dece ibadetle vakit geçiren ilk sahabeler. ehl-i sülûk a. (JjL JaI) tas Bir tarikata girmiş olanlar tarikat mensupları. ehl-i sünnet a. (ek. JaI) Hz Peygamber ile ashabının tut tuğu yolu benimseyen, onla nn davranışlarını uygulayan ve Müslümanlara ulaştıran din bilginleri ehl-i sünnet ve’l-cemâ'at a (oıluJi j olu, Jai) bk. ehlsünnet ehl-i şerî'at a. (o*^ Jıl) 1 Şeri’at mensupları. 2. tas Hakk’a ulaşma yolunun ilk mertebesinde bulunanlar. ehl-i Şî'a a. (<ıui >l) Hz Ali’nin mezhebine bağh olan kimseler. ehl-i tabâ'i' a. (^LL JaI) bk tahâ'i'iyyûn ehl-i takvâ a. (^^ J*l) tas Takva sahipleri. ehl-i tarîk a. (j4> >1) tas Bir tarikate mensup olan, sa lik. ehl-i tarîkat a. (ci> J*l) tas 1. Tarikat mensupları. 2. tas â Hakk’a ulaşma yolunun ikink ci mertebesinde bulunanlar. aehl-i tasavvuf a. (J^ JaI) atas. Bir tarikata bağlananlar aveya tasavvufla uğraşanlar. n bk. mutasavvıf ve sufi ehl-i ta'tîl a. (^ JaI) bk. s. mu'attıla r, ehl-i tertîb a. (^p> JaI) Beş vakit namazmı kaçırmadan z. düzenli kılan kimse. ta- ehl-i teslis a. (iuû Jıl) n Hrıstiyanlar. n ehl-i tevhîd a. (^s^ J*0 Allah’ın birliğine inananlar, a Müslümanlar veya gerçek -i tevhidin kendi inanç sistemleri içinde temsil edildiğini savunan “ehl-i sünnet” (bk. 1. bu madde) taraftarları için s. kullanılan bir terim. k ehl-i ukûbet a. (ou>c Jj»O huk. Cezaî ehliyeti olanlar, biz. linci yerinde olan kimseler. n ehl-i va'd a. (jcj JaI) “Mu'tezile” (bk. bu madde) k. ve “Havâric” (bk. bu madde) mensuplarmm aksine günah s. işlemiş bulunan bir mümin için iyimser bir yaklaşım içinde olan “Mürci'e” (bk. bu s. madde) grupları için kullanadıkları terim, bk. ashâbu’lva'd s. ehl-i va'îd a. Gut, Jul) Büyük s. günah işleyen bir mümin için kötümser bir hüküm öngören “Mu'tezile” (bk. bu madde) ve “Havâric” (bk. bu madde) mensupları için kullanılan kelâm terimi, bk. va'd ve va'îd, ashâbu’l- va'îd ehl-i vezâ'if a. (Jilly JaI) huk. Bir vakfm gelirinden maaş ve ücret alan kimseler. ehl-i vukûf a. (Jjîj JaI) huk. Bilirkişi, eşanlamlısı, “ehl-i hibre” (bk. bu madde). ehl-i vasat a. (k^ JjI) tas. Tasavvuf inancma göre, sülûke yeni başlayan “mübtedi'” (bk. bu madde) ile sona gelen “müntehi, nihâyet” (bk. bu maddeler) arasmda bulunan salikler. ehl-i vuslat a. (oUj >1) tas. Tasavvuf inancma göre, sülûkun sonu anlamında kullanılan terim, bk. nihâyet ehl-i vücûd a. (jjşj JaI) İnsanlar. ehl-i zimmet a. (c«j >1) Müslüman bir ülkede yaşayan, vergi veren ve korunan gayrimüslim halk. ehlü’l-adl ve’t-tevhîd a. (j^yJI j Jjt JaI) “Mu'tezile” mensuplarınm “tevhîd” sözü ile birlikte kendilerine nispet ettikleri terim, bk. mu'tezile ehlüT-bida' a. (^Jl >1) bk. ehl-i bid'at ehlüT-farz a. (^>11 JaI) fik. Birinci dereceden varisler. ehlüT-hâl veT-akd a. (kil j JLJI JaI) Devlet başkanmı seçmek veya azletmek yetkisine sahip olan heyet, anlamında fıkıh terimi. Bu terim, Şia ile ehl-i sünnet arasında imamet, halifenin iş başına getiriliş yöntemi ve meşru yönetim konularmdaki tartışmalann alevlendiği dönemde kullanılmaya başlanmıştır. ehlüT-kisâ a. (L£ll JaI) bk. ehl-i beyt ehlüT-mağfîre a. G>kJI >1) Mağfiret ehli, bağışlama sahibi anlamında Allah’ın sıfatı olarak nitelenen bir terim. ehlü’t-takvâ a. (^1 J»l) bk. ehl-i takva ehlü’s-suffe a. (<kJI JaI) bk. ehl-i suffe ehlü’t -tabâ'i a. (jiLüJl JaI) bk. tabâi"iyyûn ehlü’l-va'd a. Ujll >1) bk. ashâbu’l- va'd ehlü’z-zikr a. (/ili >1) bk. ehl-i kitâb ehl ü iyal a. (JL j JaI) Aile, familya, çoluk çocuk. Kâbe’ye yönelerek namaz kılmanm farz olduğunu ka O bul eden Müslüman. r, ehl-i kitab a. ÇK JaI) 1. “Allah’ın peygamberlerine indirsdiği kitaplara iman eden.” anlamında olan bu terim, Kur’an’da dört kitaptan birine inananlar (Nisâ suresi, 4 / 153; Mâ'ide suresi, 5 / 15); Müslümanlar, Hristiyanlar ve Yahudîler için kullanılmıştır. 2. İslâmiyet’ten önce Hristiyanlar ve Yahudîler için kullanılmıştır. ehl-i kubbe a. («uî JaI) Hz. peygamberin mescidi veya çadırı içinde konuk ettiği kendisini ziyarete gelen kimseler için kullanılan terim. ehl-i kubûr a. (^A >1) Mezarlıkta yatanlar, ölüler. ehl-i mahşer a. (jJ^ JaI) Kıyamet günü dirilecek olanlar. ehl-i ma'rifet a. (^^ JaI) 1. Hünerli, becerikli kimseler. 2. Hakk’a ulaşma yolunun en son derecesi olan marifet mertebesinde bulunanlar. ehl-i na'îm a. (^ JaI) Cennetlikler. ehl-i nâr a. (jü J*l) Cehennem ehli, cehennemlik. ehl-i nazar a. (Jü JaI) bk. nazar ehl-i nihâyet a. (ojL^ J^D tas. bk. nihâyet ehl-i nücûm a. Çjşü J»l) Müneccimler, astrologlar. ehl-i örf a. Gj> JaI) Osmanlı devlet teşkilâtında padişah adına halkm ihtiyaçlarını gelenek ve göreneklere göre karşılamakla görevli ulemâ sınıfı dışında kalan memur, asker veya ordu mensubu. ehl-i perde a. Gjjj JaI) Namuslu veya iffetli kadınlar. ehl-i re'y a. (^îj JaI) İslâmiyetin yayılmasmdan sonra 8. yüzyılda ortaya çıkan Küfe merkezli fıkıh ekolüne ve bu ekol içinde hâkimlik yapanlar kimseler. ehl-i rûm a. Çjj JaI) Anadolu halkı. ehl-i sâbıka a. (<1L Jal) İlk Müslümanlar. ehl-i sahih a. Qua^ JaI) Hadis biliminde, yalnızca sahih hadisleri içeren kitap yazmış kimseler. ehl-i salâh a. (^ JaI) Doğru ve namuslu kimseler. ehl-i salât a. (o^ Jal) Kâbe’ye yönelerek namaz kılmanm farz olduğuna inanan ve değişik mezheplere bağlı olan kimseler. ehl-i salîb a. (çuU JaI) “On birinci yüzyılın sonlarında Kudüs’ü kurtarma amacıyla Türkleri Anadolu’dan atmak ve Orta Doğuyu ele geçirmek için AvrupalIların başlatmış olduğu siyasî ve askerî harekât.” için kullanılan bir terim, Haçlılar. ehl-i suffe a. (<i^» >1) İslâ miyet’in ilk yıllarında Mek ke’de Mescid-i Nebevi civa rında bulunan bir sofada ha rman, evsiz barksız olup sa dece ibadetle vakit geçiren ilk sahabeler. ehl-i sülûk a. (JjL JaI) tas Bir tarikata girmiş olanlar tarikat mensupları. ehl-i sünnet a. (ek. JaI) Hz Peygamber ile ashabının tut tuğu yolu benimseyen, onla nn davranışlarını uygulayan ve Müslümanlara ulaştıran din bilginleri ehl-i sünnet ve’l-cemâ'at a (oıluJi j olu, Jai) bk. ehlsünnet ehl-i şerî'at a. (o*^ Jıl) 1 Şeri’at mensupları. 2. tas Hakk’a ulaşma yolunun ilk mertebesinde bulunanlar. ehl-i Şî'a a. (<ıui >l) Hz Ali’nin mezhebine bağh olan kimseler. ehl-i tabâ'i' a. (^LL JaI) bk tahâ'i'iyyûn ehl-i takvâ a. (^^ J*l) tas Takva sahipleri. ehl-i tarîk a. (j4> >1) tas Bir tarikate mensup olan, sa lik. ehl-i tarîkat a. (ci> J*l) tas 1. Tarikat mensupları. 2. tas â Hakk’a ulaşma yolunun ikink ci mertebesinde bulunanlar. aehl-i tasavvuf a. (J^ JaI) atas. Bir tarikata bağlananlar aveya tasavvufla uğraşanlar. n bk. mutasavvıf ve sufi ehl-i ta'tîl a. (^ JaI) bk. s. mu'attıla r, ehl-i tertîb a. (^p> JaI) Beş vakit namazmı kaçırmadan z. düzenli kılan kimse. ta- ehl-i teslis a. (iuû Jıl) n Hrıstiyanlar. n ehl-i tevhîd a. (^s^ J*0 Allah’ın birliğine inananlar, a Müslümanlar veya gerçek -i tevhidin kendi inanç sistemleri içinde temsil edildiğini savunan “ehl-i sünnet” (bk. 1. bu madde) taraftarları için s. kullanılan bir terim. k ehl-i ukûbet a. (ou>c Jj»O huk. Cezaî ehliyeti olanlar, biz. linci yerinde olan kimseler. n ehl-i va'd a. (jcj JaI) “Mu'tezile” (bk. bu madde) k. ve “Havâric” (bk. bu madde) mensuplarmm aksine günah s. işlemiş bulunan bir mümin için iyimser bir yaklaşım içinde olan “Mürci'e” (bk. bu s. madde) grupları için kullanadıkları terim, bk. ashâbu’lva'd s. ehl-i va'îd a. Gut, Jul) Büyük s. günah işleyen bir mümin için kötümser bir hüküm öngören “Mu'tezile” (bk. bu madde) ve “Havâric” (bk. bu madde) mensupları için kullanılan kelâm terimi, bk. va'd ve va'îd, ashâbu’l- va'îd ehl-i vezâ'if a. (Jilly JaI) huk. Bir vakfm gelirinden maaş ve ücret alan kimseler. ehl-i vukûf a. (Jjîj JaI) huk. Bilirkişi, eşanlamlısı, “ehl-i hibre” (bk. bu madde). ehl-i vasat a. (k^ JjI) tas. Tasavvuf inancma göre, sülûke yeni başlayan “mübtedi'” (bk. bu madde) ile sona gelen “müntehi, nihâyet” (bk. bu maddeler) arasmda bulunan salikler. ehl-i vuslat a. (oUj >1) tas. Tasavvuf inancma göre, sülûkun sonu anlamında kullanılan terim, bk. nihâyet ehl-i vücûd a. (jjşj JaI) İnsanlar. ehl-i zimmet a. (c«j >1) Müslüman bir ülkede yaşayan, vergi veren ve korunan gayrimüslim halk. ehlü’l-adl ve’t-tevhîd a. (j^yJI j Jjt JaI) “Mu'tezile” mensuplarınm “tevhîd” sözü ile birlikte kendilerine nispet ettikleri terim, bk. mu'tezile ehlüT-bida' a. (^Jl >1) bk. ehl-i bid'at ehlüT-farz a. (^>11 JaI) fik. Birinci dereceden varisler. ehlüT-hâl veT-akd a. (kil j JLJI JaI) Devlet başkanmı seçmek veya azletmek yetkisine sahip olan heyet, anlamında fıkıh terimi. Bu terim, Şia ile ehl-i sünnet arasında imamet, halifenin iş başına getiriliş yöntemi ve meşru yönetim konularmdaki tartışmalann alevlendiği dönemde kullanılmaya başlanmıştır. ehlüT-kisâ a. (L£ll JaI) bk. ehl-i beyt ehlüT-mağfîre a. G>kJI >1) Mağfiret ehli, bağışlama sahibi anlamında Allah’ın sıfatı olarak nitelenen bir terim. ehlü’t-takvâ a. (^1 J»l) bk. ehl-i takva ehlü’s-suffe a. (<kJI JaI) bk. ehl-i suffe ehlü’t -tabâ'i a. (jiLüJl JaI) bk. tabâi"iyyûn ehlü’l-va'd a. Ujll >1) bk. ashâbu’l- va'd ehlü’z-zikr a. (/ili >1) bk. ehl-i kitâb ehl ü iyal a. (JL j JaI) Aile, familya, çoluk çocuk. İslâmiyet’ten önce Hristiyanlar ve Yahudîler için kullanılmıştır. ehl-i kubbe a. («uî JaI) Hz. peygamberin mescidi veya çadırı içinde konuk ettiği kendisini ziyarete gelen kimseler için kullanılan terim. ehl-i kubûr a. (^A >1) Mezarlıkta yatanlar, ölüler. ehl-i mahşer a. (jJ^ JaI) Kıyamet günü dirilecek olanlar. ehl-i ma'rifet a. (^^ JaI) 1. Hünerli, becerikli kimseler. 2. Hakk’a ulaşma yolunun en son derecesi olan marifet mertebesinde bulunanlar. ehl-i na'îm a. (^ JaI) Cennetlikler. ehl-i nâr a. (jü J*l) Cehennem ehli, cehennemlik. ehl-i nazar a. (Jü JaI) bk. nazar ehl-i nihâyet a. (ojL^ J^D tas. bk. nihâyet ehl-i nücûm a. Çjşü J»l) Müneccimler, astrologlar. ehl-i örf a. Gj> JaI) Osmanlı devlet teşkilâtında padişah adına halkm ihtiyaçlarını gelenek ve göreneklere göre karşılamakla görevli ulemâ sınıfı dışında kalan memur, asker veya ordu mensubu. ehl-i perde a. Gjjj JaI) Namuslu veya iffetli kadınlar. ehl-i re'y a. (^îj JaI) İslâmiyetin yayılmasmdan sonra 8. yüzyılda ortaya çıkan Küfe merkezli fıkıh ekolüne ve bu ekol içinde hâkimlik yapanlar kimseler. ehl-i rûm a. Çjj JaI) Anadolu halkı. ehl-i sâbıka a. (<1L Jal) İlk Müslümanlar. ehl-i sahih a. Qua^ JaI) Hadis biliminde, yalnızca sahih hadisleri içeren kitap yazmış kimseler. ehl-i salâh a. (^ JaI) Doğru ve namuslu kimseler. ehl-i salât a. (o^ Jal) Kâbe’ye yönelerek namaz kılmanm farz olduğuna inanan ve değişik mezheplere bağlı olan kimseler. ehl-i salîb a. (çuU JaI) “On birinci yüzyılın sonlarında Kudüs’ü kurtarma amacıyla Türkleri Anadolu’dan atmak ve Orta Doğuyu ele geçirmek için AvrupalIların başlatmış olduğu siyasî ve askerî harekât.” için kullanılan bir terim, Haçlılar. ehl-i suffe a. (<i^» >1) İslâ miyet’in ilk yıllarında Mek ke’de Mescid-i Nebevi civa rında bulunan bir sofada ha rman, evsiz barksız olup sa dece ibadetle vakit geçiren ilk sahabeler. ehl-i sülûk a. (JjL JaI) tas Bir tarikata girmiş olanlar tarikat mensupları. ehl-i sünnet a. (ek. JaI) Hz Peygamber ile ashabının tut tuğu yolu benimseyen, onla nn davranışlarını uygulayan ve Müslümanlara ulaştıran din bilginleri ehl-i sünnet ve’l-cemâ'at a (oıluJi j olu, Jai) bk. ehlsünnet ehl-i şerî'at a. (o*^ Jıl) 1 Şeri’at mensupları. 2. tas Hakk’a ulaşma yolunun ilk mertebesinde bulunanlar. ehl-i Şî'a a. (<ıui >l) Hz Ali’nin mezhebine bağh olan kimseler. ehl-i tabâ'i' a. (^LL JaI) bk tahâ'i'iyyûn ehl-i takvâ a. (^^ J*l) tas Takva sahipleri. ehl-i tarîk a. (j4> >1) tas Bir tarikate mensup olan, sa lik. ehl-i tarîkat a. (ci> J*l) tas 1. Tarikat mensupları. 2. tas â Hakk’a ulaşma yolunun ikink ci mertebesinde bulunanlar. aehl-i tasavvuf a. (J^ JaI) atas. Bir tarikata bağlananlar aveya tasavvufla uğraşanlar. n bk. mutasavvıf ve sufi ehl-i ta'tîl a. (^ JaI) bk. s. mu'attıla r, ehl-i tertîb a. (^p> JaI) Beş vakit namazmı kaçırmadan z. düzenli kılan kimse. ta- ehl-i teslis a. (iuû Jıl) n Hrıstiyanlar. n ehl-i tevhîd a. (^s^ J*0 Allah’ın birliğine inananlar, a Müslümanlar veya gerçek -i tevhidin kendi inanç sistemleri içinde temsil edildiğini savunan “ehl-i sünnet” (bk. 1. bu madde) taraftarları için s. kullanılan bir terim. k ehl-i ukûbet a. (ou>c Jj»O huk. Cezaî ehliyeti olanlar, biz. linci yerinde olan kimseler. n ehl-i va'd a. (jcj JaI) “Mu'tezile” (bk. bu madde) k. ve “Havâric” (bk. bu madde) mensuplarmm aksine günah s. işlemiş bulunan bir mümin için iyimser bir yaklaşım içinde olan “Mürci'e” (bk. bu s. madde) grupları için kullanadıkları terim, bk. ashâbu’lva'd s. ehl-i va'îd a. Gut, Jul) Büyük s. günah işleyen bir mümin için kötümser bir hüküm öngören “Mu'tezile” (bk. bu madde) ve “Havâric” (bk. bu madde) mensupları için kullanılan kelâm terimi, bk. va'd ve va'îd, ashâbu’l- va'îd ehl-i vezâ'if a. (Jilly JaI) huk. Bir vakfm gelirinden maaş ve ücret alan kimseler. ehl-i vukûf a. (Jjîj JaI) huk. Bilirkişi, eşanlamlısı, “ehl-i hibre” (bk. bu madde). ehl-i vasat a. (k^ JjI) tas. Tasavvuf inancma göre, sülûke yeni başlayan “mübtedi'” (bk. bu madde) ile sona gelen “müntehi, nihâyet” (bk. bu maddeler) arasmda bulunan salikler. ehl-i vuslat a. (oUj >1) tas. Tasavvuf inancma göre, sülûkun sonu anlamında kullanılan terim, bk. nihâyet ehl-i vücûd a. (jjşj JaI) İnsanlar. ehl-i zimmet a. (c«j >1) Müslüman bir ülkede yaşayan, vergi veren ve korunan gayrimüslim halk. ehlü’l-adl ve’t-tevhîd a. (j^yJI j Jjt JaI) “Mu'tezile” mensuplarınm “tevhîd” sözü ile birlikte kendilerine nispet ettikleri terim, bk. mu'tezile ehlüT-bida' a. (^Jl >1) bk. ehl-i bid'at ehlüT-farz a. (^>11 JaI) fik. Birinci dereceden varisler. ehlüT-hâl veT-akd a. (kil j JLJI JaI) Devlet başkanmı seçmek veya azletmek yetkisine sahip olan heyet, anlamında fıkıh terimi. Bu terim, Şia ile ehl-i sünnet arasında imamet, halifenin iş başına getiriliş yöntemi ve meşru yönetim konularmdaki tartışmalann alevlendiği dönemde kullanılmaya başlanmıştır. ehlüT-kisâ a. (L£ll JaI) bk. ehl-i beyt ehlüT-mağfîre a. G>kJI >1) Mağfiret ehli, bağışlama sahibi anlamında Allah’ın sıfatı olarak nitelenen bir terim. ehlü’t-takvâ a. (^1 J»l) bk. ehl-i takva ehlü’s-suffe a. (<kJI JaI) bk. ehl-i suffe ehlü’t -tabâ'i a. (jiLüJl JaI) bk. tabâi"iyyûn ehlü’l-va'd a. Ujll >1) bk. ashâbu’l- va'd ehlü’z-zikr a. (/ili >1) bk. ehl-i kitâb ehl ü iyal a. (JL j JaI) Aile, familya, çoluk çocuk. Hünerli, becerikli kimseler. 2. Hakk’a ulaşma yolunun en son derecesi olan marifet mertebesinde bulunanlar. ehl-i na'îm a. (^ JaI) Cennetlikler. ehl-i nâr a. (jü J*l) Cehennem ehli, cehennemlik. ehl-i nazar a. (Jü JaI) bk. nazar ehl-i nihâyet a. (ojL^ J^D tas. bk. nihâyet ehl-i nücûm a. Çjşü J»l) Müneccimler, astrologlar. ehl-i örf a. Gj> JaI) Osmanlı devlet teşkilâtında padişah adına halkm ihtiyaçlarını gelenek ve göreneklere göre karşılamakla görevli ulemâ sınıfı dışında kalan memur, asker veya ordu mensubu. ehl-i perde a. Gjjj JaI) Namuslu veya iffetli kadınlar. ehl-i re'y a. (^îj JaI) İslâmiyetin yayılmasmdan sonra 8. yüzyılda ortaya çıkan Küfe merkezli fıkıh ekolüne ve bu ekol içinde hâkimlik yapanlar kimseler. ehl-i rûm a. Çjj JaI) Anadolu halkı. ehl-i sâbıka a. (<1L Jal) İlk Müslümanlar. ehl-i sahih a. Qua^ JaI) Hadis biliminde, yalnızca sahih hadisleri içeren kitap yazmış kimseler. ehl-i salâh a. (^ JaI) Doğru ve namuslu kimseler. ehl-i salât a. (o^ Jal) Kâbe’ye yönelerek namaz kılmanm farz olduğuna inanan ve değişik mezheplere bağlı olan kimseler. ehl-i salîb a. (çuU JaI) “On birinci yüzyılın sonlarında Kudüs’ü kurtarma amacıyla Türkleri Anadolu’dan atmak ve Orta Doğuyu ele geçirmek için AvrupalIların başlatmış olduğu siyasî ve askerî harekât.” için kullanılan bir terim, Haçlılar. ehl-i suffe a. (<i^» >1) İslâ miyet’in ilk yıllarında Mek ke’de Mescid-i Nebevi civa rında bulunan bir sofada ha rman, evsiz barksız olup sa dece ibadetle vakit geçiren ilk sahabeler. ehl-i sülûk a. (JjL JaI) tas Bir tarikata girmiş olanlar tarikat mensupları. ehl-i sünnet a. (ek. JaI) Hz Peygamber ile ashabının tut tuğu yolu benimseyen, onla nn davranışlarını uygulayan ve Müslümanlara ulaştıran din bilginleri ehl-i sünnet ve’l-cemâ'at a (oıluJi j olu, Jai) bk. ehlsünnet ehl-i şerî'at a. (o*^ Jıl) 1 Şeri’at mensupları. 2. tas Hakk’a ulaşma yolunun ilk mertebesinde bulunanlar. ehl-i Şî'a a. (<ıui >l) Hz Ali’nin mezhebine bağh olan kimseler. ehl-i tabâ'i' a. (^LL JaI) bk tahâ'i'iyyûn ehl-i takvâ a. (^^ J*l) tas Takva sahipleri. ehl-i tarîk a. (j4> >1) tas Bir tarikate mensup olan, sa lik. ehl-i tarîkat a. (ci> J*l) tas 1. Tarikat mensupları. 2. tas â Hakk’a ulaşma yolunun ikink ci mertebesinde bulunanlar. aehl-i tasavvuf a. (J^ JaI) atas. Bir tarikata bağlananlar aveya tasavvufla uğraşanlar. n bk. mutasavvıf ve sufi ehl-i ta'tîl a. (^ JaI) bk. s. mu'attıla r, ehl-i tertîb a. (^p> JaI) Beş vakit namazmı kaçırmadan z. düzenli kılan kimse. ta- ehl-i teslis a. (iuû Jıl) n Hrıstiyanlar. n ehl-i tevhîd a. (^s^ J*0 Allah’ın birliğine inananlar, a Müslümanlar veya gerçek -i tevhidin kendi inanç sistemleri içinde temsil edildiğini savunan “ehl-i sünnet” (bk. 1. bu madde) taraftarları için s. kullanılan bir terim. k ehl-i ukûbet a. (ou>c Jj»O huk. Cezaî ehliyeti olanlar, biz. linci yerinde olan kimseler. n ehl-i va'd a. (jcj JaI) “Mu'tezile” (bk. bu madde) k. ve “Havâric” (bk. bu madde) mensuplarmm aksine günah s. işlemiş bulunan bir mümin için iyimser bir yaklaşım içinde olan “Mürci'e” (bk. bu s. madde) grupları için kullanadıkları terim, bk. ashâbu’lva'd s. ehl-i va'îd a. Gut, Jul) Büyük s. günah işleyen bir mümin için kötümser bir hüküm öngören “Mu'tezile” (bk. bu madde) ve “Havâric” (bk. bu madde) mensupları için kullanılan kelâm terimi, bk. va'd ve va'îd, ashâbu’l- va'îd ehl-i vezâ'if a. (Jilly JaI) huk. Bir vakfm gelirinden maaş ve ücret alan kimseler. ehl-i vukûf a. (Jjîj JaI) huk. Bilirkişi, eşanlamlısı, “ehl-i hibre” (bk. bu madde). ehl-i vasat a. (k^ JjI) tas. Tasavvuf inancma göre, sülûke yeni başlayan “mübtedi'” (bk. bu madde) ile sona gelen “müntehi, nihâyet” (bk. bu maddeler) arasmda bulunan salikler. ehl-i vuslat a. (oUj >1) tas. Tasavvuf inancma göre, sülûkun sonu anlamında kullanılan terim, bk. nihâyet ehl-i vücûd a. (jjşj JaI) İnsanlar. ehl-i zimmet a. (c«j >1) Müslüman bir ülkede yaşayan, vergi veren ve korunan gayrimüslim halk. ehlü’l-adl ve’t-tevhîd a. (j^yJI j Jjt JaI) “Mu'tezile” mensuplarınm “tevhîd” sözü ile birlikte kendilerine nispet ettikleri terim, bk. mu'tezile ehlüT-bida' a. (^Jl >1) bk. ehl-i bid'at ehlüT-farz a. (^>11 JaI) fik. Birinci dereceden varisler. ehlüT-hâl veT-akd a. (kil j JLJI JaI) Devlet başkanmı seçmek veya azletmek yetkisine sahip olan heyet, anlamında fıkıh terimi. Bu terim, Şia ile ehl-i sünnet arasında imamet, halifenin iş başına getiriliş yöntemi ve meşru yönetim konularmdaki tartışmalann alevlendiği dönemde kullanılmaya başlanmıştır. ehlüT-kisâ a. (L£ll JaI) bk. ehl-i beyt ehlüT-mağfîre a. G>kJI >1) Mağfiret ehli, bağışlama sahibi anlamında Allah’ın sıfatı olarak nitelenen bir terim. ehlü’t-takvâ a. (^1 J»l) bk. ehl-i takva ehlü’s-suffe a. (<kJI JaI) bk. ehl-i suffe ehlü’t -tabâ'i a. (jiLüJl JaI) bk. tabâi"iyyûn ehlü’l-va'd a. Ujll >1) bk. ashâbu’l- va'd ehlü’z-zikr a. (/ili >1) bk. ehl-i kitâb ehl ü iyal a. (JL j JaI) Aile, familya, çoluk çocuk. Hakk’a ulaşma yolunun en son derecesi olan marifet mertebesinde bulunanlar. ehl-i na'îm a. (^ JaI) Cennetlikler. ehl-i nâr a. (jü J*l) Cehennem ehli, cehennemlik. ehl-i nazar a. (Jü JaI) bk. nazar ehl-i nihâyet a. (ojL^ J^D tas. bk. nihâyet ehl-i nücûm a. Çjşü J»l) Müneccimler, astrologlar. ehl-i örf a. Gj> JaI) Osmanlı devlet teşkilâtında padişah adına halkm ihtiyaçlarını gelenek ve göreneklere göre karşılamakla görevli ulemâ sınıfı dışında kalan memur, asker veya ordu mensubu. ehl-i perde a. Gjjj JaI) Namuslu veya iffetli kadınlar. ehl-i re'y a. (^îj JaI) İslâmiyetin yayılmasmdan sonra 8. yüzyılda ortaya çıkan Küfe merkezli fıkıh ekolüne ve bu ekol içinde hâkimlik yapanlar kimseler. ehl-i rûm a. Çjj JaI) Anadolu halkı. ehl-i sâbıka a. (<1L Jal) İlk Müslümanlar. ehl-i sahih a. Qua^ JaI) Hadis biliminde, yalnızca sahih hadisleri içeren kitap yazmış kimseler. ehl-i salâh a. (^ JaI) Doğru ve namuslu kimseler. ehl-i salât a. (o^ Jal) Kâbe’ye yönelerek namaz kılmanm farz olduğuna inanan ve değişik mezheplere bağlı olan kimseler. ehl-i salîb a. (çuU JaI) “On birinci yüzyılın sonlarında Kudüs’ü kurtarma amacıyla Türkleri Anadolu’dan atmak ve Orta Doğuyu ele geçirmek için AvrupalIların başlatmış olduğu siyasî ve askerî harekât.” için kullanılan bir terim, Haçlılar. ehl-i suffe a. (<i^» >1) İslâ miyet’in ilk yıllarında Mek ke’de Mescid-i Nebevi civa rında bulunan bir sofada ha rman, evsiz barksız olup sa dece ibadetle vakit geçiren ilk sahabeler. ehl-i sülûk a. (JjL JaI) tas Bir tarikata girmiş olanlar tarikat mensupları. ehl-i sünnet a. (ek. JaI) Hz Peygamber ile ashabının tut tuğu yolu benimseyen, onla nn davranışlarını uygulayan ve Müslümanlara ulaştıran din bilginleri ehl-i sünnet ve’l-cemâ'at a (oıluJi j olu, Jai) bk. ehlsünnet ehl-i şerî'at a. (o*^ Jıl) 1 Şeri’at mensupları. 2. tas Hakk’a ulaşma yolunun ilk mertebesinde bulunanlar. ehl-i Şî'a a. (<ıui >l) Hz Ali’nin mezhebine bağh olan kimseler. ehl-i tabâ'i' a. (^LL JaI) bk tahâ'i'iyyûn ehl-i takvâ a. (^^ J*l) tas Takva sahipleri. ehl-i tarîk a. (j4> >1) tas Bir tarikate mensup olan, sa lik. ehl-i tarîkat a. (ci> J*l) tas 1. Tarikat mensupları. 2. tas â Hakk’a ulaşma yolunun ikink ci mertebesinde bulunanlar. aehl-i tasavvuf a. (J^ JaI) atas. Bir tarikata bağlananlar aveya tasavvufla uğraşanlar. n bk. mutasavvıf ve sufi ehl-i ta'tîl a. (^ JaI) bk. s. mu'attıla r, ehl-i tertîb a. (^p> JaI) Beş vakit namazmı kaçırmadan z. düzenli kılan kimse. ta- ehl-i teslis a. (iuû Jıl) n Hrıstiyanlar. n ehl-i tevhîd a. (^s^ J*0 Allah’ın birliğine inananlar, a Müslümanlar veya gerçek -i tevhidin kendi inanç sistemleri içinde temsil edildiğini savunan “ehl-i sünnet” (bk. 1. bu madde) taraftarları için s. kullanılan bir terim. k ehl-i ukûbet a. (ou>c Jj»O huk. Cezaî ehliyeti olanlar, biz. linci yerinde olan kimseler. n ehl-i va'd a. (jcj JaI) “Mu'tezile” (bk. bu madde) k. ve “Havâric” (bk. bu madde) mensuplarmm aksine günah s. işlemiş bulunan bir mümin için iyimser bir yaklaşım içinde olan “Mürci'e” (bk. bu s. madde) grupları için kullanadıkları terim, bk. ashâbu’lva'd s. ehl-i va'îd a. Gut, Jul) Büyük s. günah işleyen bir mümin için kötümser bir hüküm öngören “Mu'tezile” (bk. bu madde) ve “Havâric” (bk. bu madde) mensupları için kullanılan kelâm terimi, bk. va'd ve va'îd, ashâbu’l- va'îd ehl-i vezâ'if a. (Jilly JaI) huk. Bir vakfm gelirinden maaş ve ücret alan kimseler. ehl-i vukûf a. (Jjîj JaI) huk. Bilirkişi, eşanlamlısı, “ehl-i hibre” (bk. bu madde). ehl-i vasat a. (k^ JjI) tas. Tasavvuf inancma göre, sülûke yeni başlayan “mübtedi'” (bk. bu madde) ile sona gelen “müntehi, nihâyet” (bk. bu maddeler) arasmda bulunan salikler. ehl-i vuslat a. (oUj >1) tas. Tasavvuf inancma göre, sülûkun sonu anlamında kullanılan terim, bk. nihâyet ehl-i vücûd a. (jjşj JaI) İnsanlar. ehl-i zimmet a. (c«j >1) Müslüman bir ülkede yaşayan, vergi veren ve korunan gayrimüslim halk. ehlü’l-adl ve’t-tevhîd a. (j^yJI j Jjt JaI) “Mu'tezile” mensuplarınm “tevhîd” sözü ile birlikte kendilerine nispet ettikleri terim, bk. mu'tezile ehlüT-bida' a. (^Jl >1) bk. ehl-i bid'at ehlüT-farz a. (^>11 JaI) fik. Birinci dereceden varisler. ehlüT-hâl veT-akd a. (kil j JLJI JaI) Devlet başkanmı seçmek veya azletmek yetkisine sahip olan heyet, anlamında fıkıh terimi. Bu terim, Şia ile ehl-i sünnet arasında imamet, halifenin iş başına getiriliş yöntemi ve meşru yönetim konularmdaki tartışmalann alevlendiği dönemde kullanılmaya başlanmıştır. ehlüT-kisâ a. (L£ll JaI) bk. ehl-i beyt ehlüT-mağfîre a. G>kJI >1) Mağfiret ehli, bağışlama sahibi anlamında Allah’ın sıfatı olarak nitelenen bir terim. ehlü’t-takvâ a. (^1 J»l) bk. ehl-i takva ehlü’s-suffe a. (<kJI JaI) bk. ehl-i suffe ehlü’t -tabâ'i a. (jiLüJl JaI) bk. tabâi"iyyûn ehlü’l-va'd a. Ujll >1) bk. ashâbu’l- va'd ehlü’z-zikr a. (/ili >1) bk. ehl-i kitâb ehl ü iyal a. (JL j JaI) Aile, familya, çoluk çocuk. Tarikat mensupları. 2. tas â Hakk’a ulaşma yolunun ikink ci mertebesinde bulunanlar. aehl-i tasavvuf a. (J^ JaI) atas. Bir tarikata bağlananlar aveya tasavvufla uğraşanlar. n bk. mutasavvıf ve sufi ehl-i ta'tîl a. (^ JaI) bk. s. mu'attıla r, ehl-i tertîb a. (^p> JaI) Beş vakit namazmı kaçırmadan z. düzenli kılan kimse. ta- ehl-i teslis a. (iuû Jıl) n Hrıstiyanlar. n ehl-i tevhîd a. (^s^ J*0 Allah’ın birliğine inananlar, a Müslümanlar veya gerçek -i tevhidin kendi inanç sistemleri içinde temsil edildiğini savunan “ehl-i sünnet” (bk. 1. bu madde) taraftarları için s. kullanılan bir terim. k ehl-i ukûbet a. (ou>c Jj»O huk. Cezaî ehliyeti olanlar, biz. linci yerinde olan kimseler. n ehl-i va'd a. (jcj JaI) “Mu'tezile” (bk. bu madde) k. ve “Havâric” (bk. bu madde) mensuplarmm aksine günah s. işlemiş bulunan bir mümin için iyimser bir yaklaşım içinde olan “Mürci'e” (bk. bu s. madde) grupları için kullanadıkları terim, bk. ashâbu’lva'd s. ehl-i va'îd a. Gut, Jul) Büyük s. günah işleyen bir mümin için kötümser bir hüküm öngören “Mu'tezile” (bk. bu madde) ve “Havâric” (bk. bu madde) mensupları için kullanılan kelâm terimi, bk. va'd ve va'îd, ashâbu’l- va'îd ehl-i vezâ'if a. (Jilly JaI) huk. Bir vakfm gelirinden maaş ve ücret alan kimseler. ehl-i vukûf a. (Jjîj JaI) huk. Bilirkişi, eşanlamlısı, “ehl-i hibre” (bk. bu madde). ehl-i vasat a. (k^ JjI) tas. Tasavvuf inancma göre, sülûke yeni başlayan “mübtedi'” (bk. bu madde) ile sona gelen “müntehi, nihâyet” (bk. bu maddeler) arasmda bulunan salikler. ehl-i vuslat a. (oUj >1) tas. Tasavvuf inancma göre, sülûkun sonu anlamında kullanılan terim, bk. nihâyet ehl-i vücûd a. (jjşj JaI) İnsanlar. ehl-i zimmet a. (c«j >1) Müslüman bir ülkede yaşayan, vergi veren ve korunan gayrimüslim halk. ehlü’l-adl ve’t-tevhîd a. (j^yJI j Jjt JaI) “Mu'tezile” mensuplarınm “tevhîd” sözü ile birlikte kendilerine nispet ettikleri terim, bk. mu'tezile ehlüT-bida' a. (^Jl >1) bk. ehl-i bid'at ehlüT-farz a. (^>11 JaI) fik. Birinci dereceden varisler. ehlüT-hâl veT-akd a. (kil j JLJI JaI) Devlet başkanmı seçmek veya azletmek yetkisine sahip olan heyet, anlamında fıkıh terimi. Bu terim, Şia ile ehl-i sünnet arasında imamet, halifenin iş başına getiriliş yöntemi ve meşru yönetim konularmdaki tartışmalann alevlendiği dönemde kullanılmaya başlanmıştır. ehlüT-kisâ a. (L£ll JaI) bk. ehl-i beyt ehlüT-mağfîre a. G>kJI >1) Mağfiret ehli, bağışlama sahibi anlamında Allah’ın sıfatı olarak nitelenen bir terim. ehlü’t-takvâ a. (^1 J»l) bk. ehl-i takva ehlü’s-suffe a. (<kJI JaI) bk. ehl-i suffe ehlü’t -tabâ'i a. (jiLüJl JaI) bk. tabâi"iyyûn ehlü’l-va'd a. Ujll >1) bk. ashâbu’l- va'd ehlü’z-zikr a. (/ili >1) bk. ehl-i kitâb ehl ü iyal a. (JL j JaI) Aile, familya, çoluk çocuk.

11
Sözlük

Mâcin

Mâcin a. (^L) [Ar. ] fık. Sözlük anlamı “Laubali davranan ve konuşan. ” olan bu söz, genellik “müftî” sözü ile birlikte kullan larak insanlara dinin yasaklar na karşı hileleri öğreten, bu yo la haramı helâl veya helali h ram gibi sunan, bilmediği kon larda olumlu fetva veren ki için kullanılmıştır. mâddiyye a. (^jL) [Ar. ] Madde varlığm temeli sayan, Allah, ru ve âhireti inkâr eden felse akım, materyalizm. mâddiyyûn a. (j^jL) [Ar. ] Evren bir yaratıcısının bulunduğun kabul etmeyen görüşü benims yenler için kullanılan kelâm t rimi, “ilâhiyyûn” (bk. bu madd karşıtı. ma'dûm (I) a. Çj^) [Ar. ] Varlığ zıddı, yokluk, hiçlik; zihin dışı da var olmayan anlamında k lâm terimi, “mevcûd” karşıtı. ma'dûm (II) a. Çjju) [Ar. ] fik. İ lâm hukukunda, istisnaî olara gelir elde etmek amacıyla “s lem” (bk. bu madde) akdind mevcut olmayan bir malın sa mı veya bir akarın kiraya ver mesi konusunu ifade eden t rim. maddî temizlik a. Dinî hayat temizliğe büyük önem veren İ lâmiyet’in, bedende veya çevr de oluşabilecek temizlik. Bu k nuya yeri geldikçe dikkat çek miş ve “necasetten temizlik 435 mâ-halak-Allah kle (bk. bu madde) terimiyle bu konı nu açıkça dile getirilmiştir. rıol mâ fevka’t-tabî'a a. (üJJI j^L) [Ar. ] bk. mâ ba'de’t-tabî'a, felhasefe-i ûlâ nuişi magâzî a. (^üJl) Hz. Peygamber’in gazveleri için kullanılan bu terim, aynı zamanda hadis eyi kitaplarınm önemli bölümlerinuh den biri olmuştur, bk. kitâbu’lefî magâzî

12
Sözlük

Felâh

Kurtuluş, selâmet ve murada erme. Dinî kullanımda insanın iman, salih amel ve güzel ahlâkla dünya ve âhiret saadetine ulaşmasını anlatır. Tasavvuf terbiyesinde felâh, nefsin bencil arzularından arınma ve kalbin Hakk’a yönelmesiyle ilişkilendirilir. Necât maddesine de bakınız.

13
Sözlük

îmânın şartı

îmânın şartı a. İslâm’ın temel i ilkelerinden olan “farz” (bk. bu madde) ın şartlan içinde yer alan, altı farzdan oluşan ve “amentü” olarak adlandırılan imanın esasını belirten terim. Bunlar, Allah’a, O’nun meleklerine, kitaplarma, peygamberlerine, âhiret gününe ve kazai kadere inanma olarak ifade edilmektedir.

14
Makale

Hikmet Geleneği ve Dîvân-ı Hikmet

Ahmed Yesevî’ye nispet edilen şiirlerle yüzyıllar içinde genişleyen ortak Yesevî külliyatını birbirinden ayıran okuma rehberi.

15
Makale

Osmanlı'da Şeyh, Ulema ve Sultan: Biyografi Metinlerini Okumak

Biyografi tarafsız sicil değildir Atâî'nin Hadâiku'l-hakāik'i şeyh ve âlim hayatlarını aktarırken kendi sosyal çevresi, edebî tercihleri ve Osmanlı düzenine ilişkin kabulleriyle seçim yapar. Aktarılan ve susulan unsurlar birlikte incelenmelidir. Dünya ve âhiret otoritesi Şeyhler yalnız dünyadan çekilen kişiler değildir; ulema, şehir eşrafı ve devlet görevlil

16
Eser

SÛFİLERİN İLİMLERİNİN KAYNAĞI

Avârifü’l-Maârif · 1. bölüm · Mürşidimiz, Şeyhu’l-İslâm Ebu’n-Necîb Abdulkâhir es-Sühreverdî, hicrî 560, milâdî 1165 senesinin Şevval ayında, bize, imlâ yoluyla (bizzat yazdırarak) şunu rivâyet etti: Ebû Mûsâ e

17
Eser

SÛFİLERİN HAK SÖZÜ GÜZELCE ANLAMALARI

Avârifü’l-Maârif · 2. bölüm · Şeyhimiz Şeyhülislam Ebu’n-Necîb es-Sühreverdî, bize, Zeyd b. Sâbit yoluyla gelen bir hadis-i şerifte, Rasûlullah (a.s) Efendimizin şöyle buyurduğunu nakletti: “Bizden bir hadis iş

18
Eser

Sayfalar 4–12

Muzaffer Ozak Külliyatı · SALAH BILICI KITABEVI YAYINLARI - No: 41 5846 Sayılı Kanun gereğince Te'lif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: GÜYRAY, Baskı: ÜÇLER Matbaası İSTANBUL — 1

19
Eser

Sayfalar 2–9

Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BILICI KITABEVİ YAYINLARI: 18 ONBİRINCİ DERS MUNDERECAT: Süre-i Kevserin tefsiri, Hazretl Fatime'nin ahlrete Intikali, Hz. Ibrahim'in Hz. Ismalll Allah yolunda kurban etmesi,

20
Eser

Sayfalar 4–13

Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ YAYINLARI - No: 43 5846 Sayılı Kan un gereğince telif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: ÖZAL Matbaası - Baskı: ÖZTÜRK Matbaası Ist

21
Eser

Sayfalar 3–12

Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ YAYINLARI - No: 42 5846 Sayılı Kanun gereğince te'lif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: ÖZAL Matbaası - Baskı: ARBEN Matbaası Ista

22
Eser

Sayfalar 10–17

Muzaffer Ozak Külliyatı · (YÂ RAHMANÜ ism-i celilini, her farz namazdan sonra 100 kerre okuyan kimseler, gaflet ve unutkanlıktan ve gönül darlığından emin olurlar.) Er Rahiymü Celle Celâluhu Pek ziyade merh

23
Eser

Sayfalar 10–15

Muzaffer Ozak Külliyatı · katre, güneşlerden bir zerre olarak Allahın bize ihsanı kadar anlatabilecegiz. Zira, kelimatullahı; denizler mürekkep, agaçlar kalem, yerler ve gökler kâğıt ve defter, insan ve mel

24
Eser

Sayfalar 13–18

Muzaffer Ozak Külliyatı · kullar! Ey bu imanları sebebiyle ebedi saadete erenler, selâmet yoluna girenler Hakka varanlar, daha bu âlemde iken cennete girenler ve cennet güllerinden derenler, cemal-i Hakkı g

25
Eser

Sayfalar 13–20

Muzaffer Ozak Külliyatı · tün kâ'inat ve mevcudat, Resûl-ü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz hazretlerinin yüzü suyu hürmetine halk ve icat buyurulmuş ve Habib-i adib-i Kibriyâ on sekiz bin âleme

26
Eser

Sayfalar 9–16

Muzaffer Ozak Külliyatı · Okuduğum âyet-i celile, işte o günü yani ölüm gününü, başka bir tâ'birle zâlimin mazlûmun eline geçeceği kıyâmet gününü anlatmaktadır. Bu şiddetli ve dehşetli günün başlangıcı düny

27
Eser

Sayfalar 14–20

Muzaffer Ozak Külliyatı · BEtSsü; Ve lekad kerremna beni-Âdeme... El-İsrâ: 70 (Andolsun, biz azim-üş-şân Âdem oğullarını, diğer bütün yarattıklarımızdan üstün kıldık.) sırrına ve tecellisine mazhar olabilsi