Köken ve kullanım
i. ar.
قيامة
Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
Ölümden sonra bütün insanların diriltilmesi, hesaba çekilmesi ve âhiret hayatının başlaması.
Tasavvufî yorum
Sûfî metinlerinde büyük kıyametin yanı sıra insanın gafletten uyanması, nefsânî düzeninin yıkılması ve hakikat karşısında yeniden dirilmesi “küçük kıyamet” benzetmesiyle anlatılabilir. Bu sembolik kullanım dinî kıyamet inancının yerine geçmez.
Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü
Dünya varh- “ ğmın sona ermesinden sonra ( ölülerin dirilmesi ile ahıret hai yatının başlayacağmı ve bu has yatm ebediyen devam edeceğini k ifade eden terim. Kur’ân-ı K Kerîm’de “yevme” sözü üe biry likte ve “yevmü’l-kıyâme” terp kibi biçiminde 400 ayette bu teb rim yer almaktadır (M. F. s Abdülbâkî, el-Mu'cem, “yevme” n maddesi). Ayrıca, “Mülk suresi” (67)nden sonra gelen kırk sekiz kıyâ surenin pek çok yerinde n “kıyâmet” konusu gündeme ge y tirilmektedir. b b
Dinî Terimler Sözlüğü
1. Allahü teâlânın emri ile İsrâfil aleyhisselâmın sûr denilen ve nasıl olduğunu bilmediğimiz bir âlete üfürmesi, (nefha-i ûlâ: Birinci üfürme) ile bütün canlıların ölüp, her şeyin yok olması, kâinâttaki (varlık âlemindeki) nizâmın, düzenin bozulması, kıyâmetin kopması. (Bkz. Sâat)
Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki:
Kıyâmet muhakkak gelecektir. Bunda hiç şüphe yoktur. (Hac sûresi: 7)
Ey insanlar! Rabbinizin azâbından korkun. Muhakkak kıyâmetin zelzelesi (sarsıntısı) pek büyük bir şeydir. Onu gördüğünüz gün, analar, emzirdikleri çocuklarını bırakıp unutur, hâmile kadınlar çocuklarını düşürür. O günün dehşetinden sen insanları sarhoş bir hâlde görürsün, hâlbuki onlar sarhoş değillerdir. Fakat Allahü teâlânın azâbı çok şiddetlidir. (Hac sûresi: 1,2)
Kıyâmet kötü insanlar üzerine kopar (iyi insanlar bulundukça, Allahü teâlâ kıyâmeti koparmaz). (Hadîs-i şerîf-Sahîh-i Müslim)
Yeryüzünde Allah diyen bir kimse kalıncaya kadar kıyâmet kopmaz. (Hadîs-i şerîf-Şir'at-ül-İslâm)
Allahü teâlâ, sûr üfürüldükten sonra, kıyâmetin kopmasını murâd buyurduğu vakit, dağlar uçar, bulutlar gibi yürümeye başlar. Denizlerin bâzısı bâzısına taşar. Güneşin nûru giderek simsiyâh olur. Dağlar toz hâline gelir. Âlemler birbirine girer. Yıldızlar, dizili incinin kopup dağıldığı gibi olur. Gökler gülyağı gibi erir ve değirmen döner gibi döner ki, şiddetli bir şekilde hareket eder. Bâzan toplanır, bâzan da dümdüz olur. Allahü teâlâ, göklerin parça parça olmasını emr eder. Yedi kat yerde ve yedi kat gökte ve kürsîde diri olarak kimse kalmaz. Her canlı vefât etmiş olur ve eğer rûhânî ise, rûhu gitmiş olur. Yerde taş üstünde taş kalmaz. Göklerde hiç canlı kalmaz. (İmâm-ı Gazâlî, Kurtubî, Kâb-ül-Ahbâr)
2. Her canlının ölüp, âlemin nizâmının düzeninin bozulmasından bir müddet sonra, yine Allahü teâlânın emri ile İsrâfil aleyhisselâmın ikinci defâ sûra üfürmesi ile bütün ölülerin yeniden dirilip, hayat bulmasından, yeni bir hayâtın başlamasından sonra herkesin bulundukları yerden, kabirlerinden kalkıp, mahşer (Arasât meydanı) denilen yerde toplanıp, dünyâda yaptıklarından hesâba çekilecekleri ve herkesin Cennet'e veya Cehennem'e gidinceye kadar devâm edecek olan zaman. Bu zamâna kıyâmet günü de denir.
...O (Allahü teâlâ) elbette sizi kıyâmet günü mahşerde (Arasât meydanında) kabirlerinizden toplayacaktır. Bunda aslâ şüphe yoktur... (Nisâ sûresi: 87)
Kıyâmet günü, herkes dört suâle cevâb vermedikçe hesâbdan kurtulamayacaktır. Ömrünü nasıl geçirdi? İlmi ile nasıl amel etti? Malını nereden kazandı ve nerelere harcadı? Cismini bedenini nerede yordu, hırpaladı? (Hadîs-i şerîf-Tirmizî)
Tasavvuf Sözlüğü
Arapça, âlemin sona ermesi ve yeniden dirilmek. Kaşanî, ölümden sonra ebedî hayata kavuşmak üzere, yeniden dirilmeyi kıyamet olarak tanımlar.Kıyamet üç türlüdür. 1- Tabii ölümden sonra, kulun, dünyadaki durumuna göre, ulvi veya süflî bir berzah yaşantısına geçmesi. Hz. Peygamber (s), “nasıl yaşıyorsanız öyle ölürsünüz, nasıl ölürseniz de öyle diriltilirsiniz” demiştir. Buna küçük kıyamet denir. 2- İradi ölümden sonra, ebedî-kalbî hayatı yaşamak üzere, kudsi âlemde dirilmek, “iradi olarak öl ki, tabiatla diri kalasın” denmiştir.