Ara
Menü
ذ

ehil

Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü

Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü · Prof. Dr. İsmail Parlatır

CUI) [< 4r.ehl] (ç. b. ahâlî Sözlük anlamı “Sahip, malik mutassarıf’ olan bu söz, değişi kelimelerle terkipler oluştura rak yeni terimler meydana geti rir. § tam. ehl-i abâ a. (Ll >1) bk âl-i abâ ehl-i adi a. (Jjc Jıi “Mu'tezile” mensuplarınm “tevhid” sözü ile birlikt kendilerine nispet ettikler “ehlü’l-adl ve’t-tevhîd” te rimi. bk. mu'tezile ehl-i âhiret a. (o>i JaI) Ölü ler. ehl-i âlem a. ÇJL Jıl) B dünyalılar. ehl-i arz a. (^jl >1) Şeytan cin, peri. ehl-i ayâl a. (JLc Jıl) Ev ha kı, kadın, aile. ehl-i azâb a Çljc J*l) Ce hennem ehli, Müslüman o mayanlar. i ehl-i bâdiyye a. (<ujL JaI) Çöl n halkı, bedevi. si ehl-i bedir a. (j^ >1) Hicreitin ikinci yıhnda Müslümanlarla müşrikler arasında Beis dir adh yerleşim bölgesi çevi resinde meydana gelen Bedir a- Savaşı’na katılan ashaba verilen ad. Bunlar Bedrî olarak da adlandırılmış olup 313 kişi olduğu kaynaklarda zikreî) dilmektedir. Bunlardan k, Kur’ân’da (Âl-i İmrân sureik si, 3 / 123) ve Hz. Peygamaber’in hadislerinde övgüyle isöz edilmiş, hepsinin cennet ehli olduğu özellikle hadislerde vurgulanmıştır. k. ehl-i beyt d. (cuj >1) “Hane halkı” anlamındaki bu söz, i) Hz. Muhammed’in aile fertlem ri ve yakm akrabası, yani tote runlar ve damatları için kulri lanılan bir terimdir. e Kur’ân’da bu söz, üç ayette geçmektedir. Birincisi Hz. İbü rahim’in ev halkma (Hûd. suresi, 11 / 73), İkincisi Hz. Musa’nm ev halkma (Kasas su Bu resi, 28 / 12), üçüncüsü Hz. Peygamber’in ev halkma n, (Ahzâb suresi, 33 / 33) ait ayetlerdir. Hz. Peygamber’in al ev halkma yani “ehl-i beyt”e kimlerin dahil olacağı tartışma konusu olmuştur. Kimi eulema, Peygamber’in ev halolkma sadece hanımları dahil etmiş; kimileri Peygamber’in eşleri, çocukları, torunları Haşan ve Hüseyin’i ve damadı Hz. Ali’yi dahil etmişlerdir; Şii uleması ise Peygamber’in ev halkına Hz. Peygamber’in yanı sıra Ali, onun eşi Fatma ile Haşan ve Hüseyin’i dahil etmişlerdir. ehl-i bida' a. ^ Jıl) bk. ehl-i bid'at ehl-i bid'at a. (oto >1) Hz. Peygamber döneminden sonra ortaya çıkan, Kur’an-ı Kerîm ve Hz. Muhammed’in sünnetine uymayan, Hak yolundan ayrılan ve Müslüman sayılmayan, dinî bir delile dayanmayan bazı inanç ve davranışları benimseyen, bunları başkalarma da empoze etmeye çahşan fırkalar, gruplar veya kimseler, Haricîler, Şia v.b. “ehl-i sünnet” karşıtı. ehl-i hidâyet a. bh Jıl) tas. bk. mübtedi' ehl-i büyûtât a. (ot^ Jıl) Sâsânîler döneminde ve Abbâsî devleti içinde meşhur kabile mensupları için kullanılan terim. ehl-i cehennem a. (^=. Jıl) Cehennemlik olanlar. ehl-i cehl a. (J^ Jıl) Cahiller. ehl-i cihâd a. (jl^ J^D Gaziler, vakıftan aylık alan kimseler. ehl-i dalâlet a. (obua. Jıi) bk. ehl-i bid'at ehl-i dünyâ a. (LûjJaI) Kendini dünya işlerine adamış, ahreti düşünmeyen kimse. ehl-i ehvâ a. Cyd >0 İnanç ve davranışlannı dünya görüşlerine veya bireysel tercihlerine göre oluşturanlar ve dinde mezhep ayrımcılığı yapan kimseler, bk. ehl-i bid'at ehl-i firkat a. (dji Jıl) bk. ehl-i bid'at ehl-i hadîs a. (iuxx Jıl)

  1. Hadis öğrenimi veya öğretimi ile uğraşan, ravîlerin çalışma yöntemlerini bilen ve bu konuda söz sahibi olan kimseler için kullanılan bir terim. 2. Hz. Peygamber’in hadislerine göre amel eden kimse anlamında bir terim, “ashâbu’l-hadîs” (bk. bu madde). ehl-i hakk a. (,> >1) Gerçeğe uygun inanç, hüküm ve düşünceleri benimseyen kimse, Allah’a inananlar, anlamında kullanılan bu söz, sonradan “İslâm, iman ve Hak yolunda olan veya kitap ve sünneti esas alan mezheplere tâbi olan Müslümanlar için kullanılan bir terim nite liği kazanmıştır. ehl-i hakikat a. (ciu JaI) 1 Gerçekleri, doğruları görebi lenler. 2. tas. Hakka ulaşm yolunda hakikat mertebesin de bulunanlar. ehl-i hâl a. (Jl^ JaI) Vecd sa hibi, İlâhî aşka bağlanmı kimse. ehl-i hevâ a. (Ij* >1) Sözlü anlamı “Zevk ve sefa içind gününü geçirenler, nefis arzu larına uyanlar.” olan bu söz “İnançlarını, tutum ve davra nışlarını, Kur’an-ı Kerîm v Hz. Muhammed’in sünnetin göre düzenlemeyen ahlâksı kimseler.” için kullanılan bi terim olmuştur. ehl-i hey’et a. (oLa JaI) As ronomi ile uğraşanlar. ehl-i hıbre a. (»j^i) huk Bir iş hakkında bilgi ve vuku sahibi olan, bilirkişi. ehl-i hikmet a. (c^ JaI) F lozof. ehl-i hilâf a. (JiL >1) bk nâsıbe ehl-i hükümet a. (c-AhO Devlet yönetiminde olanlar hükümette yer alanlar. ehl-i ırz a. ^ JaI) Namus lu kimseler. r” ehl-i iffet a. (ok JaI) bk. ehl-i e ırz ehl-i idrâk a. (JIjjIJaI) Düşü 1. nürler. iehl-i ilm a. Çk JaI) Bilginler. ma n ehl-i îmân a. (jLJJaI) îman sahipleri, müminler. a ehl-i isbât a. (oUil JaI) İlâhî ış sıfatların Allah’a nispet edilmesini benimseyen kelâm bilginleri için kullanılan teük rim. de u ehl-i İslâm a. ÇjLl JaI) Müsz, lümanlar. aehl-i ittikâ a. (l£(>l) Sofu, ve aşırı dindar. ne ız ehl-i kâl a. (Jli JaI) tas. İlâhî hakikatlere ulaşamamış, mair nevî zevkelerden uzak kalmış kimse. stehl-i kelâm a. ( ^ JaI) Düzgün ve güzel konuşanlar, k. fasahat sahipleri. uf ehl-i kıble a. (< Li JaI) 1. İnanç ve itikatlarmı farklı bi Fiçimlerde yorumlayan ve uygulayan ve de değişik mezk. heplere tabi olan Müslüman. 2. Kâbe’ye yönelerek namaz kılmanm farz olduğunu ka O bul eden Müslüman. r, ehl-i kitab a. ÇK JaI) 1. “Allah’ın peygamberlerine indirsdiği kitaplara iman eden.” anlamında olan bu terim, Kur’an’da dört kitaptan birine inananlar (Nisâ suresi, 4 / 153; Mâ'ide suresi, 5 / 15); Müslümanlar, Hristiyanlar ve Yahudîler için kullanılmıştır. 2. İslâmiyet’ten önce Hristiyanlar ve Yahudîler için kullanılmıştır. ehl-i kubbe a. («uî JaI) Hz. peygamberin mescidi veya çadırı içinde konuk ettiği kendisini ziyarete gelen kimseler için kullanılan terim. ehl-i kubûr a. (^A >1) Mezarlıkta yatanlar, ölüler. ehl-i mahşer a. (jJ^ JaI) Kıyamet günü dirilecek olanlar. ehl-i ma'rifet a. (^^ JaI) 1. Hünerli, becerikli kimseler. 2. Hakk’a ulaşma yolunun en son derecesi olan marifet mertebesinde bulunanlar. ehl-i na'îm a. (^ JaI) Cennetlikler. ehl-i nâr a. (jü J*l) Cehennem ehli, cehennemlik. ehl-i nazar a. (Jü JaI) bk. nazar ehl-i nihâyet a. (ojL^ J^D tas. bk. nihâyet ehl-i nücûm a. Çjşü J»l) Müneccimler, astrologlar. ehl-i örf a. Gj> JaI) Osmanlı devlet teşkilâtında padişah adına halkm ihtiyaçlarını gelenek ve göreneklere göre karşılamakla görevli ulemâ sınıfı dışında kalan memur, asker veya ordu mensubu. ehl-i perde a. Gjjj JaI) Namuslu veya iffetli kadınlar. ehl-i re'y a. (^îj JaI) İslâmiyetin yayılmasmdan sonra 8. yüzyılda ortaya çıkan Küfe merkezli fıkıh ekolüne ve bu ekol içinde hâkimlik yapanlar kimseler. ehl-i rûm a. Çjj JaI) Anadolu halkı. ehl-i sâbıka a. (<1L Jal) İlk Müslümanlar. ehl-i sahih a. Qua^ JaI) Hadis biliminde, yalnızca sahih hadisleri içeren kitap yazmış kimseler. ehl-i salâh a. (^ JaI) Doğru ve namuslu kimseler. ehl-i salât a. (o^ Jal) Kâbe’ye yönelerek namaz kılmanm farz olduğuna inanan ve değişik mezheplere bağlı olan kimseler. ehl-i salîb a. (çuU JaI) “On birinci yüzyılın sonlarında Kudüs’ü kurtarma amacıyla Türkleri Anadolu’dan atmak ve Orta Doğuyu ele geçirmek için AvrupalIların başlatmış olduğu siyasî ve askerî harekât.” için kullanılan bir terim, Haçlılar. ehl-i suffe a. (<i^» >1) İslâ miyet’in ilk yıllarında Mek ke’de Mescid-i Nebevi civa rında bulunan bir sofada ha rman, evsiz barksız olup sa dece ibadetle vakit geçiren ilk sahabeler. ehl-i sülûk a. (JjL JaI) tas Bir tarikata girmiş olanlar tarikat mensupları. ehl-i sünnet a. (ek. JaI) Hz Peygamber ile ashabının tut tuğu yolu benimseyen, onla nn davranışlarını uygulayan ve Müslümanlara ulaştıran din bilginleri ehl-i sünnet ve’l-cemâ'at a (oıluJi j olu, Jai) bk. ehlsünnet ehl-i şerî'at a. (o*^ Jıl) 1 Şeri’at mensupları. 2. tas Hakk’a ulaşma yolunun ilk mertebesinde bulunanlar. ehl-i Şî'a a. (<ıui >l) Hz Ali’nin mezhebine bağh olan kimseler. ehl-i tabâ'i' a. (^LL JaI) bk tahâ'i'iyyûn ehl-i takvâ a. (^^ J*l) tas Takva sahipleri. ehl-i tarîk a. (j4> >1) tas Bir tarikate mensup olan, sa lik. ehl-i tarîkat a. (ci> J*l) tas 1. Tarikat mensupları. 2. tas â Hakk’a ulaşma yolunun ikink ci mertebesinde bulunanlar. aehl-i tasavvuf a. (J^ JaI) atas. Bir tarikata bağlananlar aveya tasavvufla uğraşanlar. n bk. mutasavvıf ve sufi ehl-i ta'tîl a. (^ JaI) bk. s. mu'attıla r, ehl-i tertîb a. (^p> JaI) Beş vakit namazmı kaçırmadan z. düzenli kılan kimse. ta- ehl-i teslis a. (iuû Jıl) n Hrıstiyanlar. n ehl-i tevhîd a. (^s^ J*0 Allah’ın birliğine inananlar, a Müslümanlar veya gerçek -i tevhidin kendi inanç sistemleri içinde temsil edildiğini savunan “ehl-i sünnet” (bk. 1. bu madde) taraftarları için s. kullanılan bir terim. k ehl-i ukûbet a. (ou>c Jj»O huk. Cezaî ehliyeti olanlar, biz. linci yerinde olan kimseler. n ehl-i va'd a. (jcj JaI) “Mu'tezile” (bk. bu madde) k. ve “Havâric” (bk. bu madde) mensuplarmm aksine günah s. işlemiş bulunan bir mümin için iyimser bir yaklaşım içinde olan “Mürci'e” (bk. bu s. madde) grupları için kullanadıkları terim, bk. ashâbu’lva'd s. ehl-i va'îd a. Gut, Jul) Büyük s. günah işleyen bir mümin için kötümser bir hüküm öngören “Mu'tezile” (bk. bu madde) ve “Havâric” (bk. bu madde) mensupları için kullanılan kelâm terimi, bk. va'd ve va'îd, ashâbu’l- va'îd ehl-i vezâ'if a. (Jilly JaI) huk. Bir vakfm gelirinden maaş ve ücret alan kimseler. ehl-i vukûf a. (Jjîj JaI) huk. Bilirkişi, eşanlamlısı, “ehl-i hibre” (bk. bu madde). ehl-i vasat a. (k^ JjI) tas. Tasavvuf inancma göre, sülûke yeni başlayan “mübtedi'” (bk. bu madde) ile sona gelen “müntehi, nihâyet” (bk. bu maddeler) arasmda bulunan salikler. ehl-i vuslat a. (oUj >1) tas. Tasavvuf inancma göre, sülûkun sonu anlamında kullanılan terim, bk. nihâyet ehl-i vücûd a. (jjşj JaI) İnsanlar. ehl-i zimmet a. (c«j >1) Müslüman bir ülkede yaşayan, vergi veren ve korunan gayrimüslim halk. ehlü’l-adl ve’t-tevhîd a. (j^yJI j Jjt JaI) “Mu'tezile” mensuplarınm “tevhîd” sözü ile birlikte kendilerine nispet ettikleri terim, bk. mu'tezile ehlüT-bida' a. (^Jl >1) bk. ehl-i bid'at ehlüT-farz a. (^>11 JaI) fik. Birinci dereceden varisler. ehlüT-hâl veT-akd a. (kil j JLJI JaI) Devlet başkanmı seçmek veya azletmek yetkisine sahip olan heyet, anlamında fıkıh terimi. Bu terim, Şia ile ehl-i sünnet arasında imamet, halifenin iş başına getiriliş yöntemi ve meşru yönetim konularmdaki tartışmalann alevlendiği dönemde kullanılmaya başlanmıştır. ehlüT-kisâ a. (L£ll JaI) bk. ehl-i beyt ehlüT-mağfîre a. G>kJI >1) Mağfiret ehli, bağışlama sahibi anlamında Allah’ın sıfatı olarak nitelenen bir terim. ehlü’t-takvâ a. (^1 J»l) bk. ehl-i takva ehlü’s-suffe a. (<kJI JaI) bk. ehl-i suffe ehlü’t -tabâ'i a. (jiLüJl JaI) bk. tabâi"iyyûn ehlü’l-va'd a. Ujll >1) bk. ashâbu’l- va'd ehlü’z-zikr a. (/ili >1) bk. ehl-i kitâb ehl ü iyal a. (JL j JaI) Aile, familya, çoluk çocuk.
  2. Hz. Peygamber’in hadislerine göre amel eden kimse anlamında bir terim, “ashâbu’l-hadîs” (bk. bu madde). ehl-i hakk a. (,> >1) Gerçeğe uygun inanç, hüküm ve düşünceleri benimseyen kimse, Allah’a inananlar, anlamında kullanılan bu söz, sonradan “İslâm, iman ve Hak yolunda olan veya kitap ve sünneti esas alan mezheplere tâbi olan Müslümanlar için kullanılan bir terim nite liği kazanmıştır. ehl-i hakikat a. (ciu JaI) 1 Gerçekleri, doğruları görebi lenler. 2. tas. Hakka ulaşm yolunda hakikat mertebesin de bulunanlar. ehl-i hâl a. (Jl^ JaI) Vecd sa hibi, İlâhî aşka bağlanmı kimse. ehl-i hevâ a. (Ij* >1) Sözlü anlamı “Zevk ve sefa içind gününü geçirenler, nefis arzu larına uyanlar.” olan bu söz “İnançlarını, tutum ve davra nışlarını, Kur’an-ı Kerîm v Hz. Muhammed’in sünnetin göre düzenlemeyen ahlâksı kimseler.” için kullanılan bi terim olmuştur. ehl-i hey’et a. (oLa JaI) As ronomi ile uğraşanlar. ehl-i hıbre a. (»j^i) huk Bir iş hakkında bilgi ve vuku sahibi olan, bilirkişi. ehl-i hikmet a. (c^ JaI) F lozof. ehl-i hilâf a. (JiL >1) bk nâsıbe ehl-i hükümet a. (c-AhO Devlet yönetiminde olanlar hükümette yer alanlar. ehl-i ırz a. ^ JaI) Namus lu kimseler. r” ehl-i iffet a. (ok JaI) bk. ehl-i e ırz ehl-i idrâk a. (JIjjIJaI) Düşü 1. nürler. iehl-i ilm a. Çk JaI) Bilginler. ma n ehl-i îmân a. (jLJJaI) îman sahipleri, müminler. a ehl-i isbât a. (oUil JaI) İlâhî ış sıfatların Allah’a nispet edilmesini benimseyen kelâm bilginleri için kullanılan teük rim. de u ehl-i İslâm a. ÇjLl JaI) Müsz, lümanlar. aehl-i ittikâ a. (l£(>l) Sofu, ve aşırı dindar. ne ız ehl-i kâl a. (Jli JaI) tas. İlâhî hakikatlere ulaşamamış, mair nevî zevkelerden uzak kalmış kimse. stehl-i kelâm a. ( ^ JaI) Düzgün ve güzel konuşanlar, k. fasahat sahipleri. uf ehl-i kıble a. (< Li JaI) 1. İnanç ve itikatlarmı farklı bi Fiçimlerde yorumlayan ve uygulayan ve de değişik mezk. heplere tabi olan Müslüman. 2. Kâbe’ye yönelerek namaz kılmanm farz olduğunu ka O bul eden Müslüman. r, ehl-i kitab a. ÇK JaI) 1. “Allah’ın peygamberlerine indirsdiği kitaplara iman eden.” anlamında olan bu terim, Kur’an’da dört kitaptan birine inananlar (Nisâ suresi, 4 / 153; Mâ'ide suresi, 5 / 15); Müslümanlar, Hristiyanlar ve Yahudîler için kullanılmıştır. 2. İslâmiyet’ten önce Hristiyanlar ve Yahudîler için kullanılmıştır. ehl-i kubbe a. («uî JaI) Hz. peygamberin mescidi veya çadırı içinde konuk ettiği kendisini ziyarete gelen kimseler için kullanılan terim. ehl-i kubûr a. (^A >1) Mezarlıkta yatanlar, ölüler. ehl-i mahşer a. (jJ^ JaI) Kıyamet günü dirilecek olanlar. ehl-i ma'rifet a. (^^ JaI) 1. Hünerli, becerikli kimseler. 2. Hakk’a ulaşma yolunun en son derecesi olan marifet mertebesinde bulunanlar. ehl-i na'îm a. (^ JaI) Cennetlikler. ehl-i nâr a. (jü J*l) Cehennem ehli, cehennemlik. ehl-i nazar a. (Jü JaI) bk. nazar ehl-i nihâyet a. (ojL^ J^D tas. bk. nihâyet ehl-i nücûm a. Çjşü J»l) Müneccimler, astrologlar. ehl-i örf a. Gj> JaI) Osmanlı devlet teşkilâtında padişah adına halkm ihtiyaçlarını gelenek ve göreneklere göre karşılamakla görevli ulemâ sınıfı dışında kalan memur, asker veya ordu mensubu. ehl-i perde a. Gjjj JaI) Namuslu veya iffetli kadınlar. ehl-i re'y a. (^îj JaI) İslâmiyetin yayılmasmdan sonra 8. yüzyılda ortaya çıkan Küfe merkezli fıkıh ekolüne ve bu ekol içinde hâkimlik yapanlar kimseler. ehl-i rûm a. Çjj JaI) Anadolu halkı. ehl-i sâbıka a. (<1L Jal) İlk Müslümanlar. ehl-i sahih a. Qua^ JaI) Hadis biliminde, yalnızca sahih hadisleri içeren kitap yazmış kimseler. ehl-i salâh a. (^ JaI) Doğru ve namuslu kimseler. ehl-i salât a. (o^ Jal) Kâbe’ye yönelerek namaz kılmanm farz olduğuna inanan ve değişik mezheplere bağlı olan kimseler. ehl-i salîb a. (çuU JaI) “On birinci yüzyılın sonlarında Kudüs’ü kurtarma amacıyla Türkleri Anadolu’dan atmak ve Orta Doğuyu ele geçirmek için AvrupalIların başlatmış olduğu siyasî ve askerî harekât.” için kullanılan bir terim, Haçlılar. ehl-i suffe a. (<i^» >1) İslâ miyet’in ilk yıllarında Mek ke’de Mescid-i Nebevi civa rında bulunan bir sofada ha rman, evsiz barksız olup sa dece ibadetle vakit geçiren ilk sahabeler. ehl-i sülûk a. (JjL JaI) tas Bir tarikata girmiş olanlar tarikat mensupları. ehl-i sünnet a. (ek. JaI) Hz Peygamber ile ashabının tut tuğu yolu benimseyen, onla nn davranışlarını uygulayan ve Müslümanlara ulaştıran din bilginleri ehl-i sünnet ve’l-cemâ'at a (oıluJi j olu, Jai) bk. ehlsünnet ehl-i şerî'at a. (o*^ Jıl) 1 Şeri’at mensupları. 2. tas Hakk’a ulaşma yolunun ilk mertebesinde bulunanlar. ehl-i Şî'a a. (<ıui >l) Hz Ali’nin mezhebine bağh olan kimseler. ehl-i tabâ'i' a. (^LL JaI) bk tahâ'i'iyyûn ehl-i takvâ a. (^^ J*l) tas Takva sahipleri. ehl-i tarîk a. (j4> >1) tas Bir tarikate mensup olan, sa lik. ehl-i tarîkat a. (ci> J*l) tas 1. Tarikat mensupları. 2. tas â Hakk’a ulaşma yolunun ikink ci mertebesinde bulunanlar. aehl-i tasavvuf a. (J^ JaI) atas. Bir tarikata bağlananlar aveya tasavvufla uğraşanlar. n bk. mutasavvıf ve sufi ehl-i ta'tîl a. (^ JaI) bk. s. mu'attıla r, ehl-i tertîb a. (^p> JaI) Beş vakit namazmı kaçırmadan z. düzenli kılan kimse. ta- ehl-i teslis a. (iuû Jıl) n Hrıstiyanlar. n ehl-i tevhîd a. (^s^ J*0 Allah’ın birliğine inananlar, a Müslümanlar veya gerçek -i tevhidin kendi inanç sistemleri içinde temsil edildiğini savunan “ehl-i sünnet” (bk. 1. bu madde) taraftarları için s. kullanılan bir terim. k ehl-i ukûbet a. (ou>c Jj»O huk. Cezaî ehliyeti olanlar, biz. linci yerinde olan kimseler. n ehl-i va'd a. (jcj JaI) “Mu'tezile” (bk. bu madde) k. ve “Havâric” (bk. bu madde) mensuplarmm aksine günah s. işlemiş bulunan bir mümin için iyimser bir yaklaşım içinde olan “Mürci'e” (bk. bu s. madde) grupları için kullanadıkları terim, bk. ashâbu’lva'd s. ehl-i va'îd a. Gut, Jul) Büyük s. günah işleyen bir mümin için kötümser bir hüküm öngören “Mu'tezile” (bk. bu madde) ve “Havâric” (bk. bu madde) mensupları için kullanılan kelâm terimi, bk. va'd ve va'îd, ashâbu’l- va'îd ehl-i vezâ'if a. (Jilly JaI) huk. Bir vakfm gelirinden maaş ve ücret alan kimseler. ehl-i vukûf a. (Jjîj JaI) huk. Bilirkişi, eşanlamlısı, “ehl-i hibre” (bk. bu madde). ehl-i vasat a. (k^ JjI) tas. Tasavvuf inancma göre, sülûke yeni başlayan “mübtedi'” (bk. bu madde) ile sona gelen “müntehi, nihâyet” (bk. bu maddeler) arasmda bulunan salikler. ehl-i vuslat a. (oUj >1) tas. Tasavvuf inancma göre, sülûkun sonu anlamında kullanılan terim, bk. nihâyet ehl-i vücûd a. (jjşj JaI) İnsanlar. ehl-i zimmet a. (c«j >1) Müslüman bir ülkede yaşayan, vergi veren ve korunan gayrimüslim halk. ehlü’l-adl ve’t-tevhîd a. (j^yJI j Jjt JaI) “Mu'tezile” mensuplarınm “tevhîd” sözü ile birlikte kendilerine nispet ettikleri terim, bk. mu'tezile ehlüT-bida' a. (^Jl >1) bk. ehl-i bid'at ehlüT-farz a. (^>11 JaI) fik. Birinci dereceden varisler. ehlüT-hâl veT-akd a. (kil j JLJI JaI) Devlet başkanmı seçmek veya azletmek yetkisine sahip olan heyet, anlamında fıkıh terimi. Bu terim, Şia ile ehl-i sünnet arasında imamet, halifenin iş başına getiriliş yöntemi ve meşru yönetim konularmdaki tartışmalann alevlendiği dönemde kullanılmaya başlanmıştır. ehlüT-kisâ a. (L£ll JaI) bk. ehl-i beyt ehlüT-mağfîre a. G>kJI >1) Mağfiret ehli, bağışlama sahibi anlamında Allah’ın sıfatı olarak nitelenen bir terim. ehlü’t-takvâ a. (^1 J»l) bk. ehl-i takva ehlü’s-suffe a. (<kJI JaI) bk. ehl-i suffe ehlü’t -tabâ'i a. (jiLüJl JaI) bk. tabâi"iyyûn ehlü’l-va'd a. Ujll >1) bk. ashâbu’l- va'd ehlü’z-zikr a. (/ili >1) bk. ehl-i kitâb ehl ü iyal a. (JL j JaI) Aile, familya, çoluk çocuk.
  3. İnanç ve itikatlarmı farklı bi Fiçimlerde yorumlayan ve uygulayan ve de değişik mezk. heplere tabi olan Müslüman. 2. Kâbe’ye yönelerek namaz kılmanm farz olduğunu ka O bul eden Müslüman. r, ehl-i kitab a. ÇK JaI) 1. “Allah’ın peygamberlerine indirsdiği kitaplara iman eden.” anlamında olan bu terim, Kur’an’da dört kitaptan birine inananlar (Nisâ suresi, 4 / 153; Mâ'ide suresi, 5 / 15); Müslümanlar, Hristiyanlar ve Yahudîler için kullanılmıştır. 2. İslâmiyet’ten önce Hristiyanlar ve Yahudîler için kullanılmıştır. ehl-i kubbe a. («uî JaI) Hz. peygamberin mescidi veya çadırı içinde konuk ettiği kendisini ziyarete gelen kimseler için kullanılan terim. ehl-i kubûr a. (^A >1) Mezarlıkta yatanlar, ölüler. ehl-i mahşer a. (jJ^ JaI) Kıyamet günü dirilecek olanlar. ehl-i ma'rifet a. (^^ JaI) 1. Hünerli, becerikli kimseler. 2. Hakk’a ulaşma yolunun en son derecesi olan marifet mertebesinde bulunanlar. ehl-i na'îm a. (^ JaI) Cennetlikler. ehl-i nâr a. (jü J*l) Cehennem ehli, cehennemlik. ehl-i nazar a. (Jü JaI) bk. nazar ehl-i nihâyet a. (ojL^ J^D tas. bk. nihâyet ehl-i nücûm a. Çjşü J»l) Müneccimler, astrologlar. ehl-i örf a. Gj> JaI) Osmanlı devlet teşkilâtında padişah adına halkm ihtiyaçlarını gelenek ve göreneklere göre karşılamakla görevli ulemâ sınıfı dışında kalan memur, asker veya ordu mensubu. ehl-i perde a. Gjjj JaI) Namuslu veya iffetli kadınlar. ehl-i re'y a. (^îj JaI) İslâmiyetin yayılmasmdan sonra 8. yüzyılda ortaya çıkan Küfe merkezli fıkıh ekolüne ve bu ekol içinde hâkimlik yapanlar kimseler. ehl-i rûm a. Çjj JaI) Anadolu halkı. ehl-i sâbıka a. (<1L Jal) İlk Müslümanlar. ehl-i sahih a. Qua^ JaI) Hadis biliminde, yalnızca sahih hadisleri içeren kitap yazmış kimseler. ehl-i salâh a. (^ JaI) Doğru ve namuslu kimseler. ehl-i salât a. (o^ Jal) Kâbe’ye yönelerek namaz kılmanm farz olduğuna inanan ve değişik mezheplere bağlı olan kimseler. ehl-i salîb a. (çuU JaI) “On birinci yüzyılın sonlarında Kudüs’ü kurtarma amacıyla Türkleri Anadolu’dan atmak ve Orta Doğuyu ele geçirmek için AvrupalIların başlatmış olduğu siyasî ve askerî harekât.” için kullanılan bir terim, Haçlılar. ehl-i suffe a. (<i^» >1) İslâ miyet’in ilk yıllarında Mek ke’de Mescid-i Nebevi civa rında bulunan bir sofada ha rman, evsiz barksız olup sa dece ibadetle vakit geçiren ilk sahabeler. ehl-i sülûk a. (JjL JaI) tas Bir tarikata girmiş olanlar tarikat mensupları. ehl-i sünnet a. (ek. JaI) Hz Peygamber ile ashabının tut tuğu yolu benimseyen, onla nn davranışlarını uygulayan ve Müslümanlara ulaştıran din bilginleri ehl-i sünnet ve’l-cemâ'at a (oıluJi j olu, Jai) bk. ehlsünnet ehl-i şerî'at a. (o*^ Jıl) 1 Şeri’at mensupları. 2. tas Hakk’a ulaşma yolunun ilk mertebesinde bulunanlar. ehl-i Şî'a a. (<ıui >l) Hz Ali’nin mezhebine bağh olan kimseler. ehl-i tabâ'i' a. (^LL JaI) bk tahâ'i'iyyûn ehl-i takvâ a. (^^ J*l) tas Takva sahipleri. ehl-i tarîk a. (j4> >1) tas Bir tarikate mensup olan, sa lik. ehl-i tarîkat a. (ci> J*l) tas 1. Tarikat mensupları. 2. tas â Hakk’a ulaşma yolunun ikink ci mertebesinde bulunanlar. aehl-i tasavvuf a. (J^ JaI) atas. Bir tarikata bağlananlar aveya tasavvufla uğraşanlar. n bk. mutasavvıf ve sufi ehl-i ta'tîl a. (^ JaI) bk. s. mu'attıla r, ehl-i tertîb a. (^p> JaI) Beş vakit namazmı kaçırmadan z. düzenli kılan kimse. ta- ehl-i teslis a. (iuû Jıl) n Hrıstiyanlar. n ehl-i tevhîd a. (^s^ J*0 Allah’ın birliğine inananlar, a Müslümanlar veya gerçek -i tevhidin kendi inanç sistemleri içinde temsil edildiğini savunan “ehl-i sünnet” (bk. 1. bu madde) taraftarları için s. kullanılan bir terim. k ehl-i ukûbet a. (ou>c Jj»O huk. Cezaî ehliyeti olanlar, biz. linci yerinde olan kimseler. n ehl-i va'd a. (jcj JaI) “Mu'tezile” (bk. bu madde) k. ve “Havâric” (bk. bu madde) mensuplarmm aksine günah s. işlemiş bulunan bir mümin için iyimser bir yaklaşım içinde olan “Mürci'e” (bk. bu s. madde) grupları için kullanadıkları terim, bk. ashâbu’lva'd s. ehl-i va'îd a. Gut, Jul) Büyük s. günah işleyen bir mümin için kötümser bir hüküm öngören “Mu'tezile” (bk. bu madde) ve “Havâric” (bk. bu madde) mensupları için kullanılan kelâm terimi, bk. va'd ve va'îd, ashâbu’l- va'îd ehl-i vezâ'if a. (Jilly JaI) huk. Bir vakfm gelirinden maaş ve ücret alan kimseler. ehl-i vukûf a. (Jjîj JaI) huk. Bilirkişi, eşanlamlısı, “ehl-i hibre” (bk. bu madde). ehl-i vasat a. (k^ JjI) tas. Tasavvuf inancma göre, sülûke yeni başlayan “mübtedi'” (bk. bu madde) ile sona gelen “müntehi, nihâyet” (bk. bu maddeler) arasmda bulunan salikler. ehl-i vuslat a. (oUj >1) tas. Tasavvuf inancma göre, sülûkun sonu anlamında kullanılan terim, bk. nihâyet ehl-i vücûd a. (jjşj JaI) İnsanlar. ehl-i zimmet a. (c«j >1) Müslüman bir ülkede yaşayan, vergi veren ve korunan gayrimüslim halk. ehlü’l-adl ve’t-tevhîd a. (j^yJI j Jjt JaI) “Mu'tezile” mensuplarınm “tevhîd” sözü ile birlikte kendilerine nispet ettikleri terim, bk. mu'tezile ehlüT-bida' a. (^Jl >1) bk. ehl-i bid'at ehlüT-farz a. (^>11 JaI) fik. Birinci dereceden varisler. ehlüT-hâl veT-akd a. (kil j JLJI JaI) Devlet başkanmı seçmek veya azletmek yetkisine sahip olan heyet, anlamında fıkıh terimi. Bu terim, Şia ile ehl-i sünnet arasında imamet, halifenin iş başına getiriliş yöntemi ve meşru yönetim konularmdaki tartışmalann alevlendiği dönemde kullanılmaya başlanmıştır. ehlüT-kisâ a. (L£ll JaI) bk. ehl-i beyt ehlüT-mağfîre a. G>kJI >1) Mağfiret ehli, bağışlama sahibi anlamında Allah’ın sıfatı olarak nitelenen bir terim. ehlü’t-takvâ a. (^1 J»l) bk. ehl-i takva ehlü’s-suffe a. (<kJI JaI) bk. ehl-i suffe ehlü’t -tabâ'i a. (jiLüJl JaI) bk. tabâi"iyyûn ehlü’l-va'd a. Ujll >1) bk. ashâbu’l- va'd ehlü’z-zikr a. (/ili >1) bk. ehl-i kitâb ehl ü iyal a. (JL j JaI) Aile, familya, çoluk çocuk.
  4. Kâbe’ye yönelerek namaz kılmanm farz olduğunu ka O bul eden Müslüman. r, ehl-i kitab a. ÇK JaI) 1. “Allah’ın peygamberlerine indirsdiği kitaplara iman eden.” anlamında olan bu terim, Kur’an’da dört kitaptan birine inananlar (Nisâ suresi, 4 / 153; Mâ'ide suresi, 5 / 15); Müslümanlar, Hristiyanlar ve Yahudîler için kullanılmıştır. 2. İslâmiyet’ten önce Hristiyanlar ve Yahudîler için kullanılmıştır. ehl-i kubbe a. («uî JaI) Hz. peygamberin mescidi veya çadırı içinde konuk ettiği kendisini ziyarete gelen kimseler için kullanılan terim. ehl-i kubûr a. (^A >1) Mezarlıkta yatanlar, ölüler. ehl-i mahşer a. (jJ^ JaI) Kıyamet günü dirilecek olanlar. ehl-i ma'rifet a. (^^ JaI) 1. Hünerli, becerikli kimseler. 2. Hakk’a ulaşma yolunun en son derecesi olan marifet mertebesinde bulunanlar. ehl-i na'îm a. (^ JaI) Cennetlikler. ehl-i nâr a. (jü J*l) Cehennem ehli, cehennemlik. ehl-i nazar a. (Jü JaI) bk. nazar ehl-i nihâyet a. (ojL^ J^D tas. bk. nihâyet ehl-i nücûm a. Çjşü J»l) Müneccimler, astrologlar. ehl-i örf a. Gj> JaI) Osmanlı devlet teşkilâtında padişah adına halkm ihtiyaçlarını gelenek ve göreneklere göre karşılamakla görevli ulemâ sınıfı dışında kalan memur, asker veya ordu mensubu. ehl-i perde a. Gjjj JaI) Namuslu veya iffetli kadınlar. ehl-i re'y a. (^îj JaI) İslâmiyetin yayılmasmdan sonra 8. yüzyılda ortaya çıkan Küfe merkezli fıkıh ekolüne ve bu ekol içinde hâkimlik yapanlar kimseler. ehl-i rûm a. Çjj JaI) Anadolu halkı. ehl-i sâbıka a. (<1L Jal) İlk Müslümanlar. ehl-i sahih a. Qua^ JaI) Hadis biliminde, yalnızca sahih hadisleri içeren kitap yazmış kimseler. ehl-i salâh a. (^ JaI) Doğru ve namuslu kimseler. ehl-i salât a. (o^ Jal) Kâbe’ye yönelerek namaz kılmanm farz olduğuna inanan ve değişik mezheplere bağlı olan kimseler. ehl-i salîb a. (çuU JaI) “On birinci yüzyılın sonlarında Kudüs’ü kurtarma amacıyla Türkleri Anadolu’dan atmak ve Orta Doğuyu ele geçirmek için AvrupalIların başlatmış olduğu siyasî ve askerî harekât.” için kullanılan bir terim, Haçlılar. ehl-i suffe a. (<i^» >1) İslâ miyet’in ilk yıllarında Mek ke’de Mescid-i Nebevi civa rında bulunan bir sofada ha rman, evsiz barksız olup sa dece ibadetle vakit geçiren ilk sahabeler. ehl-i sülûk a. (JjL JaI) tas Bir tarikata girmiş olanlar tarikat mensupları. ehl-i sünnet a. (ek. JaI) Hz Peygamber ile ashabının tut tuğu yolu benimseyen, onla nn davranışlarını uygulayan ve Müslümanlara ulaştıran din bilginleri ehl-i sünnet ve’l-cemâ'at a (oıluJi j olu, Jai) bk. ehlsünnet ehl-i şerî'at a. (o*^ Jıl) 1 Şeri’at mensupları. 2. tas Hakk’a ulaşma yolunun ilk mertebesinde bulunanlar. ehl-i Şî'a a. (<ıui >l) Hz Ali’nin mezhebine bağh olan kimseler. ehl-i tabâ'i' a. (^LL JaI) bk tahâ'i'iyyûn ehl-i takvâ a. (^^ J*l) tas Takva sahipleri. ehl-i tarîk a. (j4> >1) tas Bir tarikate mensup olan, sa lik. ehl-i tarîkat a. (ci> J*l) tas 1. Tarikat mensupları. 2. tas â Hakk’a ulaşma yolunun ikink ci mertebesinde bulunanlar. aehl-i tasavvuf a. (J^ JaI) atas. Bir tarikata bağlananlar aveya tasavvufla uğraşanlar. n bk. mutasavvıf ve sufi ehl-i ta'tîl a. (^ JaI) bk. s. mu'attıla r, ehl-i tertîb a. (^p> JaI) Beş vakit namazmı kaçırmadan z. düzenli kılan kimse. ta- ehl-i teslis a. (iuû Jıl) n Hrıstiyanlar. n ehl-i tevhîd a. (^s^ J*0 Allah’ın birliğine inananlar, a Müslümanlar veya gerçek -i tevhidin kendi inanç sistemleri içinde temsil edildiğini savunan “ehl-i sünnet” (bk. 1. bu madde) taraftarları için s. kullanılan bir terim. k ehl-i ukûbet a. (ou>c Jj»O huk. Cezaî ehliyeti olanlar, biz. linci yerinde olan kimseler. n ehl-i va'd a. (jcj JaI) “Mu'tezile” (bk. bu madde) k. ve “Havâric” (bk. bu madde) mensuplarmm aksine günah s. işlemiş bulunan bir mümin için iyimser bir yaklaşım içinde olan “Mürci'e” (bk. bu s. madde) grupları için kullanadıkları terim, bk. ashâbu’lva'd s. ehl-i va'îd a. Gut, Jul) Büyük s. günah işleyen bir mümin için kötümser bir hüküm öngören “Mu'tezile” (bk. bu madde) ve “Havâric” (bk. bu madde) mensupları için kullanılan kelâm terimi, bk. va'd ve va'îd, ashâbu’l- va'îd ehl-i vezâ'if a. (Jilly JaI) huk. Bir vakfm gelirinden maaş ve ücret alan kimseler. ehl-i vukûf a. (Jjîj JaI) huk. Bilirkişi, eşanlamlısı, “ehl-i hibre” (bk. bu madde). ehl-i vasat a. (k^ JjI) tas. Tasavvuf inancma göre, sülûke yeni başlayan “mübtedi'” (bk. bu madde) ile sona gelen “müntehi, nihâyet” (bk. bu maddeler) arasmda bulunan salikler. ehl-i vuslat a. (oUj >1) tas. Tasavvuf inancma göre, sülûkun sonu anlamında kullanılan terim, bk. nihâyet ehl-i vücûd a. (jjşj JaI) İnsanlar. ehl-i zimmet a. (c«j >1) Müslüman bir ülkede yaşayan, vergi veren ve korunan gayrimüslim halk. ehlü’l-adl ve’t-tevhîd a. (j^yJI j Jjt JaI) “Mu'tezile” mensuplarınm “tevhîd” sözü ile birlikte kendilerine nispet ettikleri terim, bk. mu'tezile ehlüT-bida' a. (^Jl >1) bk. ehl-i bid'at ehlüT-farz a. (^>11 JaI) fik. Birinci dereceden varisler. ehlüT-hâl veT-akd a. (kil j JLJI JaI) Devlet başkanmı seçmek veya azletmek yetkisine sahip olan heyet, anlamında fıkıh terimi. Bu terim, Şia ile ehl-i sünnet arasında imamet, halifenin iş başına getiriliş yöntemi ve meşru yönetim konularmdaki tartışmalann alevlendiği dönemde kullanılmaya başlanmıştır. ehlüT-kisâ a. (L£ll JaI) bk. ehl-i beyt ehlüT-mağfîre a. G>kJI >1) Mağfiret ehli, bağışlama sahibi anlamında Allah’ın sıfatı olarak nitelenen bir terim. ehlü’t-takvâ a. (^1 J»l) bk. ehl-i takva ehlü’s-suffe a. (<kJI JaI) bk. ehl-i suffe ehlü’t -tabâ'i a. (jiLüJl JaI) bk. tabâi"iyyûn ehlü’l-va'd a. Ujll >1) bk. ashâbu’l- va'd ehlü’z-zikr a. (/ili >1) bk. ehl-i kitâb ehl ü iyal a. (JL j JaI) Aile, familya, çoluk çocuk.
  5. İslâmiyet’ten önce Hristiyanlar ve Yahudîler için kullanılmıştır. ehl-i kubbe a. («uî JaI) Hz. peygamberin mescidi veya çadırı içinde konuk ettiği kendisini ziyarete gelen kimseler için kullanılan terim. ehl-i kubûr a. (^A >1) Mezarlıkta yatanlar, ölüler. ehl-i mahşer a. (jJ^ JaI) Kıyamet günü dirilecek olanlar. ehl-i ma'rifet a. (^^ JaI) 1. Hünerli, becerikli kimseler. 2. Hakk’a ulaşma yolunun en son derecesi olan marifet mertebesinde bulunanlar. ehl-i na'îm a. (^ JaI) Cennetlikler. ehl-i nâr a. (jü J*l) Cehennem ehli, cehennemlik. ehl-i nazar a. (Jü JaI) bk. nazar ehl-i nihâyet a. (ojL^ J^D tas. bk. nihâyet ehl-i nücûm a. Çjşü J»l) Müneccimler, astrologlar. ehl-i örf a. Gj> JaI) Osmanlı devlet teşkilâtında padişah adına halkm ihtiyaçlarını gelenek ve göreneklere göre karşılamakla görevli ulemâ sınıfı dışında kalan memur, asker veya ordu mensubu. ehl-i perde a. Gjjj JaI) Namuslu veya iffetli kadınlar. ehl-i re'y a. (^îj JaI) İslâmiyetin yayılmasmdan sonra 8. yüzyılda ortaya çıkan Küfe merkezli fıkıh ekolüne ve bu ekol içinde hâkimlik yapanlar kimseler. ehl-i rûm a. Çjj JaI) Anadolu halkı. ehl-i sâbıka a. (<1L Jal) İlk Müslümanlar. ehl-i sahih a. Qua^ JaI) Hadis biliminde, yalnızca sahih hadisleri içeren kitap yazmış kimseler. ehl-i salâh a. (^ JaI) Doğru ve namuslu kimseler. ehl-i salât a. (o^ Jal) Kâbe’ye yönelerek namaz kılmanm farz olduğuna inanan ve değişik mezheplere bağlı olan kimseler. ehl-i salîb a. (çuU JaI) “On birinci yüzyılın sonlarında Kudüs’ü kurtarma amacıyla Türkleri Anadolu’dan atmak ve Orta Doğuyu ele geçirmek için AvrupalIların başlatmış olduğu siyasî ve askerî harekât.” için kullanılan bir terim, Haçlılar. ehl-i suffe a. (<i^» >1) İslâ miyet’in ilk yıllarında Mek ke’de Mescid-i Nebevi civa rında bulunan bir sofada ha rman, evsiz barksız olup sa dece ibadetle vakit geçiren ilk sahabeler. ehl-i sülûk a. (JjL JaI) tas Bir tarikata girmiş olanlar tarikat mensupları. ehl-i sünnet a. (ek. JaI) Hz Peygamber ile ashabının tut tuğu yolu benimseyen, onla nn davranışlarını uygulayan ve Müslümanlara ulaştıran din bilginleri ehl-i sünnet ve’l-cemâ'at a (oıluJi j olu, Jai) bk. ehlsünnet ehl-i şerî'at a. (o*^ Jıl) 1 Şeri’at mensupları. 2. tas Hakk’a ulaşma yolunun ilk mertebesinde bulunanlar. ehl-i Şî'a a. (<ıui >l) Hz Ali’nin mezhebine bağh olan kimseler. ehl-i tabâ'i' a. (^LL JaI) bk tahâ'i'iyyûn ehl-i takvâ a. (^^ J*l) tas Takva sahipleri. ehl-i tarîk a. (j4> >1) tas Bir tarikate mensup olan, sa lik. ehl-i tarîkat a. (ci> J*l) tas 1. Tarikat mensupları. 2. tas â Hakk’a ulaşma yolunun ikink ci mertebesinde bulunanlar. aehl-i tasavvuf a. (J^ JaI) atas. Bir tarikata bağlananlar aveya tasavvufla uğraşanlar. n bk. mutasavvıf ve sufi ehl-i ta'tîl a. (^ JaI) bk. s. mu'attıla r, ehl-i tertîb a. (^p> JaI) Beş vakit namazmı kaçırmadan z. düzenli kılan kimse. ta- ehl-i teslis a. (iuû Jıl) n Hrıstiyanlar. n ehl-i tevhîd a. (^s^ J*0 Allah’ın birliğine inananlar, a Müslümanlar veya gerçek -i tevhidin kendi inanç sistemleri içinde temsil edildiğini savunan “ehl-i sünnet” (bk. 1. bu madde) taraftarları için s. kullanılan bir terim. k ehl-i ukûbet a. (ou>c Jj»O huk. Cezaî ehliyeti olanlar, biz. linci yerinde olan kimseler. n ehl-i va'd a. (jcj JaI) “Mu'tezile” (bk. bu madde) k. ve “Havâric” (bk. bu madde) mensuplarmm aksine günah s. işlemiş bulunan bir mümin için iyimser bir yaklaşım içinde olan “Mürci'e” (bk. bu s. madde) grupları için kullanadıkları terim, bk. ashâbu’lva'd s. ehl-i va'îd a. Gut, Jul) Büyük s. günah işleyen bir mümin için kötümser bir hüküm öngören “Mu'tezile” (bk. bu madde) ve “Havâric” (bk. bu madde) mensupları için kullanılan kelâm terimi, bk. va'd ve va'îd, ashâbu’l- va'îd ehl-i vezâ'if a. (Jilly JaI) huk. Bir vakfm gelirinden maaş ve ücret alan kimseler. ehl-i vukûf a. (Jjîj JaI) huk. Bilirkişi, eşanlamlısı, “ehl-i hibre” (bk. bu madde). ehl-i vasat a. (k^ JjI) tas. Tasavvuf inancma göre, sülûke yeni başlayan “mübtedi'” (bk. bu madde) ile sona gelen “müntehi, nihâyet” (bk. bu maddeler) arasmda bulunan salikler. ehl-i vuslat a. (oUj >1) tas. Tasavvuf inancma göre, sülûkun sonu anlamında kullanılan terim, bk. nihâyet ehl-i vücûd a. (jjşj JaI) İnsanlar. ehl-i zimmet a. (c«j >1) Müslüman bir ülkede yaşayan, vergi veren ve korunan gayrimüslim halk. ehlü’l-adl ve’t-tevhîd a. (j^yJI j Jjt JaI) “Mu'tezile” mensuplarınm “tevhîd” sözü ile birlikte kendilerine nispet ettikleri terim, bk. mu'tezile ehlüT-bida' a. (^Jl >1) bk. ehl-i bid'at ehlüT-farz a. (^>11 JaI) fik. Birinci dereceden varisler. ehlüT-hâl veT-akd a. (kil j JLJI JaI) Devlet başkanmı seçmek veya azletmek yetkisine sahip olan heyet, anlamında fıkıh terimi. Bu terim, Şia ile ehl-i sünnet arasında imamet, halifenin iş başına getiriliş yöntemi ve meşru yönetim konularmdaki tartışmalann alevlendiği dönemde kullanılmaya başlanmıştır. ehlüT-kisâ a. (L£ll JaI) bk. ehl-i beyt ehlüT-mağfîre a. G>kJI >1) Mağfiret ehli, bağışlama sahibi anlamında Allah’ın sıfatı olarak nitelenen bir terim. ehlü’t-takvâ a. (^1 J»l) bk. ehl-i takva ehlü’s-suffe a. (<kJI JaI) bk. ehl-i suffe ehlü’t -tabâ'i a. (jiLüJl JaI) bk. tabâi"iyyûn ehlü’l-va'd a. Ujll >1) bk. ashâbu’l- va'd ehlü’z-zikr a. (/ili >1) bk. ehl-i kitâb ehl ü iyal a. (JL j JaI) Aile, familya, çoluk çocuk.
  6. Hünerli, becerikli kimseler. 2. Hakk’a ulaşma yolunun en son derecesi olan marifet mertebesinde bulunanlar. ehl-i na'îm a. (^ JaI) Cennetlikler. ehl-i nâr a. (jü J*l) Cehennem ehli, cehennemlik. ehl-i nazar a. (Jü JaI) bk. nazar ehl-i nihâyet a. (ojL^ J^D tas. bk. nihâyet ehl-i nücûm a. Çjşü J»l) Müneccimler, astrologlar. ehl-i örf a. Gj> JaI) Osmanlı devlet teşkilâtında padişah adına halkm ihtiyaçlarını gelenek ve göreneklere göre karşılamakla görevli ulemâ sınıfı dışında kalan memur, asker veya ordu mensubu. ehl-i perde a. Gjjj JaI) Namuslu veya iffetli kadınlar. ehl-i re'y a. (^îj JaI) İslâmiyetin yayılmasmdan sonra 8. yüzyılda ortaya çıkan Küfe merkezli fıkıh ekolüne ve bu ekol içinde hâkimlik yapanlar kimseler. ehl-i rûm a. Çjj JaI) Anadolu halkı. ehl-i sâbıka a. (<1L Jal) İlk Müslümanlar. ehl-i sahih a. Qua^ JaI) Hadis biliminde, yalnızca sahih hadisleri içeren kitap yazmış kimseler. ehl-i salâh a. (^ JaI) Doğru ve namuslu kimseler. ehl-i salât a. (o^ Jal) Kâbe’ye yönelerek namaz kılmanm farz olduğuna inanan ve değişik mezheplere bağlı olan kimseler. ehl-i salîb a. (çuU JaI) “On birinci yüzyılın sonlarında Kudüs’ü kurtarma amacıyla Türkleri Anadolu’dan atmak ve Orta Doğuyu ele geçirmek için AvrupalIların başlatmış olduğu siyasî ve askerî harekât.” için kullanılan bir terim, Haçlılar. ehl-i suffe a. (<i^» >1) İslâ miyet’in ilk yıllarında Mek ke’de Mescid-i Nebevi civa rında bulunan bir sofada ha rman, evsiz barksız olup sa dece ibadetle vakit geçiren ilk sahabeler. ehl-i sülûk a. (JjL JaI) tas Bir tarikata girmiş olanlar tarikat mensupları. ehl-i sünnet a. (ek. JaI) Hz Peygamber ile ashabının tut tuğu yolu benimseyen, onla nn davranışlarını uygulayan ve Müslümanlara ulaştıran din bilginleri ehl-i sünnet ve’l-cemâ'at a (oıluJi j olu, Jai) bk. ehlsünnet ehl-i şerî'at a. (o*^ Jıl) 1 Şeri’at mensupları. 2. tas Hakk’a ulaşma yolunun ilk mertebesinde bulunanlar. ehl-i Şî'a a. (<ıui >l) Hz Ali’nin mezhebine bağh olan kimseler. ehl-i tabâ'i' a. (^LL JaI) bk tahâ'i'iyyûn ehl-i takvâ a. (^^ J*l) tas Takva sahipleri. ehl-i tarîk a. (j4> >1) tas Bir tarikate mensup olan, sa lik. ehl-i tarîkat a. (ci> J*l) tas 1. Tarikat mensupları. 2. tas â Hakk’a ulaşma yolunun ikink ci mertebesinde bulunanlar. aehl-i tasavvuf a. (J^ JaI) atas. Bir tarikata bağlananlar aveya tasavvufla uğraşanlar. n bk. mutasavvıf ve sufi ehl-i ta'tîl a. (^ JaI) bk. s. mu'attıla r, ehl-i tertîb a. (^p> JaI) Beş vakit namazmı kaçırmadan z. düzenli kılan kimse. ta- ehl-i teslis a. (iuû Jıl) n Hrıstiyanlar. n ehl-i tevhîd a. (^s^ J*0 Allah’ın birliğine inananlar, a Müslümanlar veya gerçek -i tevhidin kendi inanç sistemleri içinde temsil edildiğini savunan “ehl-i sünnet” (bk. 1. bu madde) taraftarları için s. kullanılan bir terim. k ehl-i ukûbet a. (ou>c Jj»O huk. Cezaî ehliyeti olanlar, biz. linci yerinde olan kimseler. n ehl-i va'd a. (jcj JaI) “Mu'tezile” (bk. bu madde) k. ve “Havâric” (bk. bu madde) mensuplarmm aksine günah s. işlemiş bulunan bir mümin için iyimser bir yaklaşım içinde olan “Mürci'e” (bk. bu s. madde) grupları için kullanadıkları terim, bk. ashâbu’lva'd s. ehl-i va'îd a. Gut, Jul) Büyük s. günah işleyen bir mümin için kötümser bir hüküm öngören “Mu'tezile” (bk. bu madde) ve “Havâric” (bk. bu madde) mensupları için kullanılan kelâm terimi, bk. va'd ve va'îd, ashâbu’l- va'îd ehl-i vezâ'if a. (Jilly JaI) huk. Bir vakfm gelirinden maaş ve ücret alan kimseler. ehl-i vukûf a. (Jjîj JaI) huk. Bilirkişi, eşanlamlısı, “ehl-i hibre” (bk. bu madde). ehl-i vasat a. (k^ JjI) tas. Tasavvuf inancma göre, sülûke yeni başlayan “mübtedi'” (bk. bu madde) ile sona gelen “müntehi, nihâyet” (bk. bu maddeler) arasmda bulunan salikler. ehl-i vuslat a. (oUj >1) tas. Tasavvuf inancma göre, sülûkun sonu anlamında kullanılan terim, bk. nihâyet ehl-i vücûd a. (jjşj JaI) İnsanlar. ehl-i zimmet a. (c«j >1) Müslüman bir ülkede yaşayan, vergi veren ve korunan gayrimüslim halk. ehlü’l-adl ve’t-tevhîd a. (j^yJI j Jjt JaI) “Mu'tezile” mensuplarınm “tevhîd” sözü ile birlikte kendilerine nispet ettikleri terim, bk. mu'tezile ehlüT-bida' a. (^Jl >1) bk. ehl-i bid'at ehlüT-farz a. (^>11 JaI) fik. Birinci dereceden varisler. ehlüT-hâl veT-akd a. (kil j JLJI JaI) Devlet başkanmı seçmek veya azletmek yetkisine sahip olan heyet, anlamında fıkıh terimi. Bu terim, Şia ile ehl-i sünnet arasında imamet, halifenin iş başına getiriliş yöntemi ve meşru yönetim konularmdaki tartışmalann alevlendiği dönemde kullanılmaya başlanmıştır. ehlüT-kisâ a. (L£ll JaI) bk. ehl-i beyt ehlüT-mağfîre a. G>kJI >1) Mağfiret ehli, bağışlama sahibi anlamında Allah’ın sıfatı olarak nitelenen bir terim. ehlü’t-takvâ a. (^1 J»l) bk. ehl-i takva ehlü’s-suffe a. (<kJI JaI) bk. ehl-i suffe ehlü’t -tabâ'i a. (jiLüJl JaI) bk. tabâi"iyyûn ehlü’l-va'd a. Ujll >1) bk. ashâbu’l- va'd ehlü’z-zikr a. (/ili >1) bk. ehl-i kitâb ehl ü iyal a. (JL j JaI) Aile, familya, çoluk çocuk.
  7. Hakk’a ulaşma yolunun en son derecesi olan marifet mertebesinde bulunanlar. ehl-i na'îm a. (^ JaI) Cennetlikler. ehl-i nâr a. (jü J*l) Cehennem ehli, cehennemlik. ehl-i nazar a. (Jü JaI) bk. nazar ehl-i nihâyet a. (ojL^ J^D tas. bk. nihâyet ehl-i nücûm a. Çjşü J»l) Müneccimler, astrologlar. ehl-i örf a. Gj> JaI) Osmanlı devlet teşkilâtında padişah adına halkm ihtiyaçlarını gelenek ve göreneklere göre karşılamakla görevli ulemâ sınıfı dışında kalan memur, asker veya ordu mensubu. ehl-i perde a. Gjjj JaI) Namuslu veya iffetli kadınlar. ehl-i re'y a. (^îj JaI) İslâmiyetin yayılmasmdan sonra 8. yüzyılda ortaya çıkan Küfe merkezli fıkıh ekolüne ve bu ekol içinde hâkimlik yapanlar kimseler. ehl-i rûm a. Çjj JaI) Anadolu halkı. ehl-i sâbıka a. (<1L Jal) İlk Müslümanlar. ehl-i sahih a. Qua^ JaI) Hadis biliminde, yalnızca sahih hadisleri içeren kitap yazmış kimseler. ehl-i salâh a. (^ JaI) Doğru ve namuslu kimseler. ehl-i salât a. (o^ Jal) Kâbe’ye yönelerek namaz kılmanm farz olduğuna inanan ve değişik mezheplere bağlı olan kimseler. ehl-i salîb a. (çuU JaI) “On birinci yüzyılın sonlarında Kudüs’ü kurtarma amacıyla Türkleri Anadolu’dan atmak ve Orta Doğuyu ele geçirmek için AvrupalIların başlatmış olduğu siyasî ve askerî harekât.” için kullanılan bir terim, Haçlılar. ehl-i suffe a. (<i^» >1) İslâ miyet’in ilk yıllarında Mek ke’de Mescid-i Nebevi civa rında bulunan bir sofada ha rman, evsiz barksız olup sa dece ibadetle vakit geçiren ilk sahabeler. ehl-i sülûk a. (JjL JaI) tas Bir tarikata girmiş olanlar tarikat mensupları. ehl-i sünnet a. (ek. JaI) Hz Peygamber ile ashabının tut tuğu yolu benimseyen, onla nn davranışlarını uygulayan ve Müslümanlara ulaştıran din bilginleri ehl-i sünnet ve’l-cemâ'at a (oıluJi j olu, Jai) bk. ehlsünnet ehl-i şerî'at a. (o*^ Jıl) 1 Şeri’at mensupları. 2. tas Hakk’a ulaşma yolunun ilk mertebesinde bulunanlar. ehl-i Şî'a a. (<ıui >l) Hz Ali’nin mezhebine bağh olan kimseler. ehl-i tabâ'i' a. (^LL JaI) bk tahâ'i'iyyûn ehl-i takvâ a. (^^ J*l) tas Takva sahipleri. ehl-i tarîk a. (j4> >1) tas Bir tarikate mensup olan, sa lik. ehl-i tarîkat a. (ci> J*l) tas 1. Tarikat mensupları. 2. tas â Hakk’a ulaşma yolunun ikink ci mertebesinde bulunanlar. aehl-i tasavvuf a. (J^ JaI) atas. Bir tarikata bağlananlar aveya tasavvufla uğraşanlar. n bk. mutasavvıf ve sufi ehl-i ta'tîl a. (^ JaI) bk. s. mu'attıla r, ehl-i tertîb a. (^p> JaI) Beş vakit namazmı kaçırmadan z. düzenli kılan kimse. ta- ehl-i teslis a. (iuû Jıl) n Hrıstiyanlar. n ehl-i tevhîd a. (^s^ J*0 Allah’ın birliğine inananlar, a Müslümanlar veya gerçek -i tevhidin kendi inanç sistemleri içinde temsil edildiğini savunan “ehl-i sünnet” (bk. 1. bu madde) taraftarları için s. kullanılan bir terim. k ehl-i ukûbet a. (ou>c Jj»O huk. Cezaî ehliyeti olanlar, biz. linci yerinde olan kimseler. n ehl-i va'd a. (jcj JaI) “Mu'tezile” (bk. bu madde) k. ve “Havâric” (bk. bu madde) mensuplarmm aksine günah s. işlemiş bulunan bir mümin için iyimser bir yaklaşım içinde olan “Mürci'e” (bk. bu s. madde) grupları için kullanadıkları terim, bk. ashâbu’lva'd s. ehl-i va'îd a. Gut, Jul) Büyük s. günah işleyen bir mümin için kötümser bir hüküm öngören “Mu'tezile” (bk. bu madde) ve “Havâric” (bk. bu madde) mensupları için kullanılan kelâm terimi, bk. va'd ve va'îd, ashâbu’l- va'îd ehl-i vezâ'if a. (Jilly JaI) huk. Bir vakfm gelirinden maaş ve ücret alan kimseler. ehl-i vukûf a. (Jjîj JaI) huk. Bilirkişi, eşanlamlısı, “ehl-i hibre” (bk. bu madde). ehl-i vasat a. (k^ JjI) tas. Tasavvuf inancma göre, sülûke yeni başlayan “mübtedi'” (bk. bu madde) ile sona gelen “müntehi, nihâyet” (bk. bu maddeler) arasmda bulunan salikler. ehl-i vuslat a. (oUj >1) tas. Tasavvuf inancma göre, sülûkun sonu anlamında kullanılan terim, bk. nihâyet ehl-i vücûd a. (jjşj JaI) İnsanlar. ehl-i zimmet a. (c«j >1) Müslüman bir ülkede yaşayan, vergi veren ve korunan gayrimüslim halk. ehlü’l-adl ve’t-tevhîd a. (j^yJI j Jjt JaI) “Mu'tezile” mensuplarınm “tevhîd” sözü ile birlikte kendilerine nispet ettikleri terim, bk. mu'tezile ehlüT-bida' a. (^Jl >1) bk. ehl-i bid'at ehlüT-farz a. (^>11 JaI) fik. Birinci dereceden varisler. ehlüT-hâl veT-akd a. (kil j JLJI JaI) Devlet başkanmı seçmek veya azletmek yetkisine sahip olan heyet, anlamında fıkıh terimi. Bu terim, Şia ile ehl-i sünnet arasında imamet, halifenin iş başına getiriliş yöntemi ve meşru yönetim konularmdaki tartışmalann alevlendiği dönemde kullanılmaya başlanmıştır. ehlüT-kisâ a. (L£ll JaI) bk. ehl-i beyt ehlüT-mağfîre a. G>kJI >1) Mağfiret ehli, bağışlama sahibi anlamında Allah’ın sıfatı olarak nitelenen bir terim. ehlü’t-takvâ a. (^1 J»l) bk. ehl-i takva ehlü’s-suffe a. (<kJI JaI) bk. ehl-i suffe ehlü’t -tabâ'i a. (jiLüJl JaI) bk. tabâi"iyyûn ehlü’l-va'd a. Ujll >1) bk. ashâbu’l- va'd ehlü’z-zikr a. (/ili >1) bk. ehl-i kitâb ehl ü iyal a. (JL j JaI) Aile, familya, çoluk çocuk.
  8. Tarikat mensupları. 2. tas â Hakk’a ulaşma yolunun ikink ci mertebesinde bulunanlar. aehl-i tasavvuf a. (J^ JaI) atas. Bir tarikata bağlananlar aveya tasavvufla uğraşanlar. n bk. mutasavvıf ve sufi ehl-i ta'tîl a. (^ JaI) bk. s. mu'attıla r, ehl-i tertîb a. (^p> JaI) Beş vakit namazmı kaçırmadan z. düzenli kılan kimse. ta- ehl-i teslis a. (iuû Jıl) n Hrıstiyanlar. n ehl-i tevhîd a. (^s^ J*0 Allah’ın birliğine inananlar, a Müslümanlar veya gerçek -i tevhidin kendi inanç sistemleri içinde temsil edildiğini savunan “ehl-i sünnet” (bk. 1. bu madde) taraftarları için s. kullanılan bir terim. k ehl-i ukûbet a. (ou>c Jj»O huk. Cezaî ehliyeti olanlar, biz. linci yerinde olan kimseler. n ehl-i va'd a. (jcj JaI) “Mu'tezile” (bk. bu madde) k. ve “Havâric” (bk. bu madde) mensuplarmm aksine günah s. işlemiş bulunan bir mümin için iyimser bir yaklaşım içinde olan “Mürci'e” (bk. bu s. madde) grupları için kullanadıkları terim, bk. ashâbu’lva'd s. ehl-i va'îd a. Gut, Jul) Büyük s. günah işleyen bir mümin için kötümser bir hüküm öngören “Mu'tezile” (bk. bu madde) ve “Havâric” (bk. bu madde) mensupları için kullanılan kelâm terimi, bk. va'd ve va'îd, ashâbu’l- va'îd ehl-i vezâ'if a. (Jilly JaI) huk. Bir vakfm gelirinden maaş ve ücret alan kimseler. ehl-i vukûf a. (Jjîj JaI) huk. Bilirkişi, eşanlamlısı, “ehl-i hibre” (bk. bu madde). ehl-i vasat a. (k^ JjI) tas. Tasavvuf inancma göre, sülûke yeni başlayan “mübtedi'” (bk. bu madde) ile sona gelen “müntehi, nihâyet” (bk. bu maddeler) arasmda bulunan salikler. ehl-i vuslat a. (oUj >1) tas. Tasavvuf inancma göre, sülûkun sonu anlamında kullanılan terim, bk. nihâyet ehl-i vücûd a. (jjşj JaI) İnsanlar. ehl-i zimmet a. (c«j >1) Müslüman bir ülkede yaşayan, vergi veren ve korunan gayrimüslim halk. ehlü’l-adl ve’t-tevhîd a. (j^yJI j Jjt JaI) “Mu'tezile” mensuplarınm “tevhîd” sözü ile birlikte kendilerine nispet ettikleri terim, bk. mu'tezile ehlüT-bida' a. (^Jl >1) bk. ehl-i bid'at ehlüT-farz a. (^>11 JaI) fik. Birinci dereceden varisler. ehlüT-hâl veT-akd a. (kil j JLJI JaI) Devlet başkanmı seçmek veya azletmek yetkisine sahip olan heyet, anlamında fıkıh terimi. Bu terim, Şia ile ehl-i sünnet arasında imamet, halifenin iş başına getiriliş yöntemi ve meşru yönetim konularmdaki tartışmalann alevlendiği dönemde kullanılmaya başlanmıştır. ehlüT-kisâ a. (L£ll JaI) bk. ehl-i beyt ehlüT-mağfîre a. G>kJI >1) Mağfiret ehli, bağışlama sahibi anlamında Allah’ın sıfatı olarak nitelenen bir terim. ehlü’t-takvâ a. (^1 J»l) bk. ehl-i takva ehlü’s-suffe a. (<kJI JaI) bk. ehl-i suffe ehlü’t -tabâ'i a. (jiLüJl JaI) bk. tabâi"iyyûn ehlü’l-va'd a. Ujll >1) bk. ashâbu’l- va'd ehlü’z-zikr a. (/ili >1) bk. ehl-i kitâb ehl ü iyal a. (JL j JaI) Aile, familya, çoluk çocuk.
Sözlüğe dön