ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
31 sonuç · “Âkil”
01Celvetiyye
Üftâde ve Aziz Mahmud Hüdâyî ile belirginleşen; tezkiye, tasfiye, tecliye, zikir, hizmet ve halk içinde Hak ile olmayı öne çıkaran tasavvuf yolu.
Cezerî Hattı
Hâlid el-Cezerî'ye ulaşan ve Suriye, Irak ile Güneydoğu Anadolu'da faaliyet gösteren Hâlidî silsile.
Mürîdiyye
Ahmedü Bamba'nın Senegal'de Kādirî evrâd mirasından hareketle kurduğu; 1893'te müstakil adını açıkladığı ve Tûbâ merkezinde kurumlaşan yol.
Azîzzâde Şeyh Mehmed en-Nakşibendî
Azîzzâde Şeyh Mehmed Efendi (ö. 1649), Emîr Sultan Dergâhı şeyhi Ali Efendi’den inâbe alan; 1611’den itibaren önce dönüşümlü, 1618’den sonra müstakil olarak dergâh postunu sürdüren Bursa Nakşibendî şeyhidir.
Ebû Bekir en-Nessâc et-Tûsî
Ebû Bekir en-Nessâc et-Tûsî (ö. 487/1094), Ebü’l-Kāsım el-Gürgânî’nin halifesi, Ahmed el-Gazzâlî’nin Nîşâbur’daki mürşidi ve Cüneydî irfanın sonraki Sühreverdî-Kübrevî silsilelere aktarılmasında kilit Horasan sûfîsidir.
Fahreddin Irâkī
Fahreddin Irâkī (1213-1289), Bahâeddin Zekeriyyâ’nın Mültan hankahında yetişen; Sadreddin Konevî ve Mevlânâ çevresiyle buluşarak Lemaât’ı kaleme alan Farsça tasavvuf şiirinin büyük temsilcisidir.
Kadıncık Ana
Kadıncık Ana; Hacı Bektâş-ı Velî'nin Sulucakarahöyük'te misafir olduğu evin sahibi ve Bektaşî geleneğinin en saygın kadın simalarından. Hacıbektaş'taki Kadıncık Ana Evi bugün de ziyaret edilmektedir. Hakkında müstakil tarihî kayıt yok denecek kadar azdır.
Muhammed el-Bâkır
Muhammed el-Bâkır (57/676-77 – 114/733), hem baba hem anne tarafından Hz. Peygamber'in torunlarından; “ilmi yarıp derinliklerine ulaşan” anlamındaki lakabıyla anılan, Medine ilim halkasının merkezindeki âlim. Sünnî kaynaklarca güvenilir bir muhaddis ve Medine'nin ilk fakihlerinden, Şiî geleneğinde ise beşinci imam sayılır.
Ömer Fuâdî
Ömer Fuâdî (Kastamonu – 1046/1636); Halvetî-Şâbânî şeyhi ve şair. Şâbân-ı Velî Dergâhı'nın beşinci postnişini; türbeyi inşa edip Şâbâniyye'yi müstakil bir kol hâline getirdiği için ikinci pîr sayılabilir .
Sa‘dî-i Şîrâzî
Sa'dî-i Şîrâzî (yak. 610-615/1213-1218 – 691/1292), Gülistân ve Bostân 'ın müellifi; gazeli müstakil bir tür olarak mükemmelliğe kavuşturmuş, sözleri atasözüne dönüşmüş ve tesiri Fars edebiyatını aşarak Türk, Urdu ve Batı dünyasına ulaşmıştır.
Seyyid Ahmed et-Ticânî
1150/1737’de Aynimâzî’de doğan Seyyid Ahmed et-Ticânî, Mâlikî ilimleri ve farklı tasavvuf icâzetleriyle yetişti; 1196/1782’de Sîdîebîsemgūn’da müstakil Ticâniyye yolunu teşekkül ettirdi ve Fas’tan Kuzey ile Batı Afrika’ya uzanan kalıcı bir irşad ağı kurdu.
Şemseddin Muhammed b. Hasan el-Lekānî
Şemseddin Muhammed b. Hasan el-Lekānî, Ahmed Zerrûk’un vefatından sonra Mısrâte’den Mısır’daki Lekāne’ye dönen başlıca halifesidir.
Şeyh Ahmed İzzet Efendi
Ahmed İzzet Efendi (ö. 1292/1875), Lokmacı Dede adıyla tanınan; Kuşadalı İbrâhim Efendi'ye intisap ederek İstanbul'daki Lokmacı Dergâhı'nda irşad hizmeti yürüten Halvetî-Şâbânî şeyhidir.
Şeyh Muhammed Muhyiddin Efendi
Şeyh Muhammed Muhyiddin Efendi’nin adı Sefîne-i Evliyâ’da bir Şâbâniyye halife listesinde geçer; müstakil biyografik ayrıntıları aynı kayıtta verilmez.
Şeyh Seyyid Abdürrezzâk İlmî Efendi
Seyyid Abdürrezzâk İlmî Efendi (1842–1906), Erzurum nakîbüleşrafı; Şeyh Hakkı Efendi’den Nakşibendî hilâfeti alan, tefsir ve Mesnevî okutan, celî hat icâzetli âlim, şair ve mutasavvıftır.
Âkil
Akıllı, ölçülü ve düşünerek hareket eden kimse. Tasavvuf ahlâkında âkil kişi geçici dünya arzularının tuzağına düşmeyen, sözünü ölçülü söyleyen ve âhiret yurdunu gözetendir. Emaneti, doğruluğu, iyi dostluğu ve sırrı korumak âkilin alametleri arasında sayılır. Buradaki akıl yalnız zihnî yetenek değil, davranışı hikmet ve sorumlulukla düzenleyen idraktir.
âkil a.ve
âkil a.ve s. [< Ar.akl] (ç. b. ukalâ, akılân) Akıllı, uslu, bilinçli: “Âkil isen açma sırrını dostuna, dostunun dostu vardır o da söyler dostuna” (Atasözü) 2. Ergenlik çağma gelmiş her kişi. 3. huk. İyi ile kötüyü, yararlı ile zararlıyı ayırt etmeye yarayan zihnî melekelere sahip olgun ve münevver kimse. 4. ftk. Diyet ödeyenlerin her biri. Ergenlik çağma gelmiş her kişi. 3. huk. İyi ile kötüyü, yararlı ile zararlıyı ayırt etmeye yarayan zihnî melekelere sahip olgun ve münevver kimse. 4. ftk. Diyet ödeyenlerin her biri.
âkile
Diyet ödeyenler.
âkil bâliğ
âkil bâliğ a. ftk. Ergenlik çağma, hükmî sorumlulukları yüklenme dönemine gelmiş kimse.
SÛFİLERİN AHLÂKI
Avârifü’l-Maârif · 30. bölüm · 1-TEVÂZU. Sûfilerin en güzel ahlâkı Tevâzudur. Kul, tevâzu elbisesinden daha güzel bir elbise giymemiştir. Tevâzu ve hikmet hâzinesine sahip olan bir kimse, herkes onu nasıl görüyo
EHLULLAHIN İLÂHÎ HUZURDAKİ EDEBİ
Avârifü’l-Maârif · 32. bölüm · Bütün edebler, Rasûlullah Efendimiz’ den (s.a.v) alınıp öğrenilir. Çünkü Efendimiz (sav), zâhiren ve bâtınen bütün edeplerin kaynağıdır. Allahu Teâlâ, O’nun huzûr-u ilâhiyedeki güz
Sayfalar 34–41
Muzaffer Ozak Külliyatı · Birincisi; gökyüzüdür. Güneşi, ayı, yıldızları ve daha güremediğimiz, bilemediğimiz diğer varlıkları ile enginleşen o muhteşem gökyüzünü bir düşününüz. Düşününüz ki, insanoğlu, en
Sayfalar 48–56
Muzaffer Ozak Külliyatı · bütün bu alâmetler ölen o kimse için rahmet-i ilâhiyyenin nüzulüne işarettir. Haberde vârid olmuştur ki, Allahu teâlâ bir mü'minin ruhunu kabzetmek murad buyurduğunda, Melek-ül-mev
Sayfalar 57–62
Muzaffer Ozak Külliyatı · yemeğe başlar, âşıkan da mürşidi takip ederler. Yemek esnasında, pilâva kadar konuşulmaz. Bazı tekkelerde, yemekten sonra su dahi içmezler. Yemekten sonra, şeyh evvelâ ellerini yık
Sayfalar 66–72
Muzaffer Ozak Külliyatı · ME'de, islâm ordularının bu hareketine HAMLE-I ARAP yani arap saldırısı, islâm mücahitleri de ÇIPLAK AYAKLI BIR KA- VIM olarak vasıflandırıldıktan sonra bir beyitte de aynen şöyle
Sayfalar 96–103
Muzaffer Ozak Külliyatı · - 96 _ yaklaştığında mübarek bir zatın kendisine havzı nebiyden bir kâse doldurup uzattığında «Kimsiniz?» diye sorar. O zatı muhterem de «Ben ol kişiyim ki, Resûlü-Ekreme büyüklerd
Sayfalar 134–139
Muzaffer Ozak Külliyatı · Ey mümin! Bâzı kimseler vardır ki, onlara hiç kıymet vermeyiz. Onlar gizli birer hazinedir. Onlar âhiret sultanlarıdır. Insanların kurtarıcısıdır. Bunlar, köylü kıyafeti ile dolaşı
Sayfalar 168–173
Muzaffer Ozak Külliyatı · de, buyuruyor: «Benim size in'âm ettiğim nimetlerimi sayınağa kalksanız, takatiniz yetmez, sayamazsınız.» diyor. (Ve in ta'uddo nimetallahi la tuhsuha.) (Sûre-i Ibrahim: 34) Meâli
Sayfalar 174–179
Muzaffer Ozak Külliyatı · dir. Misafirimdir, ona hizmet etmekten zevk duyarım) der. (Sana bir şeyler söyledi. Affedersin ben duyamadım, duâ mı etti?) diye sorunca: (Evet, her annenin evlâdına duâ ettiği gib
Sayfalar 201–207
Muzaffer Ozak Külliyatı · Mustafa müctebaya gönül veren o hakkın sevgilisini, her şeyinden, malından, canından, anasından, babasından, evlâdından ziyade seven mü'minler, sâdıklar, âşıklar, Allahın Resûlünün
Sayfalar 239–246
Muzaffer Ozak Külliyatı · yada ve âhirette lânete uğramışlardır. Onlara, büyük bir azap vardır. Kıyamet gününde iftiracıların aleyhlerinde olarak, kendi dilleri, elleri ve ayakları, bütün yaptıklanna şahitl