ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
948 sonuç · toplam 948 · “dânâ” · 8/40
01Talep-Talip
x. İstek, heves; aday olmak. 2. tas. Matlübu bulmak ve murada nail olmak için O'nu araştırma. Cüneyd'e göre, “talep eden bulur”. Şibli'ye göre de (tam tersine) “bulan, arar”. Matlüp olmak talip (arayan) olmaktan iyi olmakla beraber talep iy…
Tecessüd
Tecessüd-i ervâh. Cesetleşme, maddeleşme, bedenlesme. tas. Ruhun ceset ve madde haline gelmesi, bedenleşmesi. a Bir velinin ruhu başka bir yerde, ayrı bir beden ve madde kalıbıyla zahir olabilir. b Ölen bir velinin ruhu eskisinin tıpkısı ol…
Tefrika
(ad (تفر Dagimkhk, perişanlık; ayrılık. tas. a Cem Hakk’a, tefrika halka işarettir. b Cem müteferrik (dağınık) olanı toplamak, tefrika toplu olanı dagıtmaktır. Cem halinde “Allah var mâsivâ yok,” denir. Tefrika halinde dünya ve ahiretin var…
Tehzib
(تهذ يب) Düzeltme, halis hale getirme, islah etme. tas. İlmi ve ameli, bunlara yakışmayan şeylerden arındırmak, hem bilgi, hem davranış yönünden temiz ve pak olmak; ilmi cehaletten, ameli riyadan arındırmak. Adetle ibadet olmaz. Âdet ikinci…
Tesbih
a Hakk'ı takdis ve tenzih etmek, onun her türlü kusurdan arınmış olduğunu dile getirmek, b Bu maksatla sübhânallah (Allah'ım, seni tenzih ve takdis ediyorum) demek, ¢ Tarikat ehlinin belli sayıda sübhânallah deme. d Tevâcüd Misbâha da denil…
Tig-bend
(45 (تيغ Kılıç bağı, tas. Bektaşilikte kurbanın yününden örülen ve bele bağlanan kuşak. Talip, babanın huzuruna götürülürken rehber tiğbendi talibin boynuna takar. Baba tiğ-bende üç ilmik attıktan sonra talibin beline kuşatır. Üç ilmik Bekt…
Türbe
Toprak, hâk. tas. Bir ermişin ve yatırın kabrinin bulunduğu üstü kapalı mekân, ziyaret yeri. Buralara adaklar adanır, mumlar yakılır, dilekler dilenir, serili postlarda namaz kılınır, dua edilir, paralar verilir, çaputlar bağlanır. Ermişin…
Uzlet
Halka karışmamak, onlardan ayrı yaşamak, inzivaya çekilmek. tas. Günaha girmemek, daha çok ve daha ihlaslı ibadet etmek için toplumdan ayrılıp ıssız ve kimsesiz yerlere çekilmek, tek başına yaşamak. Buna halvet, inziva, vihdet adı da verili…
Uzûbet
(عزوبة) Bekarhk. tas. İlk zahit ve süfilerin bazılarında görülen evlenmeme âdeti. “Bu ümmetin rahibi” unvanıyla tanınan Âmir b. Abdullah, Bişr Hafi gibi zahit ve süfiler bekâr yaşamayı tercih etmişlerdi. Ibrahim Edhem, Davud Tai ve Râbiatu'…
Ümmü’l-kitâb
Kitabın aslı ve anası. Kur’ân’da muhkem âyetler için kullanılan bir ifade olup gelenekte Fâtiha sûresinin adlarından biri olarak da yaygınlaşmıştır. Tasavvufî ve kozmolojik metinlerde bütün hakikatlerin aslı, ilâhî ilimdeki temel veya varlı…
Vakfe
Duraklama, duraksama. tas. İki makam arasında kalma, burada mahpus olma (kı; iFM). Bunun sebebi, bir önceki makamın gereklerinin tam olarak yerine getirilmemesi, o makama hakkının verilmemiş olması, bu yüzden de bir sonraki makama yükselme…
Vav
لت Ey oğul! İlim, edep öğren, her zaman takva üzere bulun, atalarının ardından Sit, sünnilikten ayrılma, Jikih, hadis oku, câhil süfiden uzak dur. (KRE 27; GEV; MV) Süfilerin, vefat etmek üzereyken verdikleri öğürlere de vasiyet denilir. Va…
Vefa
Bağlılık. 2. tas. a Ruhu gaflet uykusundan uyandırmak, zihni dünya dağdağasıyla meşgul etmemek (sr 88). Sözde samimi olma, ruhun dürüstlük içinde bulunması. b Ezelde, bezm-i elestte Allah’a verilen söze, misaka bağlı kalmak. c Insanlara ver…
Vesvese
Kuruntu, iskil. tas. Şeytan'ın ilkâı, kötü bir işin yapılması, iyi bir işin terk edilmesi veya geciktirilmesi veya eksik yapılması için Şeytan'ın insanı kışkırtması, aklını çelmesi, nefsin aşağı arzularına uymaya teşvik etmesi. İnsanın için…
Ya Ho
يا هو) Fy o. tas. “Ey” anlamına gelen “ya”, ile “o” anlamına gelen “hü” kelimelerinden meydana gelen bu deyim, çoğu zaman zikir esnasında kullanılır. Dervişler “Ha-Ha” diye zikrettikleri gibi bazen “yâ Hü,” bazen “yâ Hay”, bazen da “yâ Hü-y…
Zelle
Az miktardaki yiyecek veya sofradan alınan lokma. Tekke geleneğinde bereket niyetiyle sofradan alınan küçük pay için kullanılır. Aynı kelimenin kelâm ve peygamberler tarihi metinlerinde “kasıtsız sürçme” anlamı da vardır; iki kullanım bağla…
Zıddeyn
İki zıt. Belli bir durumda biri varken diğerinin var olması mümkün olmayan (Hx gor). 2. Allah'ın celal ve cemal sıfatları. Gazap-rıza, ceza-af, kahr-lutf, zahir-bâtın vs. Harraz'ın şu sözü ünlüdür: “Allah'ı iki zıddı bağdaştırarak tanıdım”…
Zikir
veya Zikr Anmak, hatırlamak, yâd etmek. 2. tas. a Allah'ı anmak ve hatırlamak; onu unutmamak ve gaflet halinde olmamak. b Allah kelimesini veya lâilahe illallah cümlesini söylemek ve tekrarlamak, İlkine lafza-i celal zikri, ikincisine kelim…
Zinde
Sag, diri, canlı. tas. a Kendisini dünyaya bağlayan bağlardan kopararak iradi olarak ölmesidir Salikin. “Ölmeden evvel ölünüz” Sözünün Zuhal ee Zh sırrına eren. b Nefsi ölü, kalbi diri olan. “Tasavvuf, Hakk'ın seni sende öldürmesi kendisiyl…
Zuhur
() aş) Açığa çıkma, meydana gelme, tas. a Müşahede yoluyla maddeden mücerret olarak temaşa edilen Hakk'ın nurları. b Tecelli, Zuhurat i ar, Fütuhat, fuyozat, tecelliyat. Bkz. Mazhar.
ehil
CUI) [ 1) bk âl-i abâ ehl-i adi a. (Jjc Jıi “Mu'tezile” mensuplarınm “tevhid” sözü ile birlikt kendilerine nispet ettikler “ehlü’l-adl ve’t-tevhîd” te rimi. bk. mu'tezile ehl-i âhiret a. (o>i JaI) Ölü ler. ehl-i âlem a. ÇJL Jıl) B dünyalıla…
Kader
Allah’ın bütün varlık ve olayları ezelî ilmiyle bilmesi ve bir ölçüye göre takdir etmesi. Bir şeyin zamanı geldiğinde yaratılması ise kazâ kavramıyla birlikte açıklanır. Tasavvuf ahlâkında kadere iman, sebepleri terk etmek veya sorumlulukta…
asabe
fık. Önceleri erkek çocuklar ve baba tarafından gelen akraba anlamma gelen bu söz, Hz. Muhammed sonrasmda diyet ve miras hakkı konusunda yakm akrabalar için kullanılmıştır. İslâm hukukunda ise tek başma olan asabe mirasın tamammı alır. Beli…
Müzemmil suresi
Müzemmil suresi a. jl>) [< Ar. “Sûretü’l-Müzemmil ] Kur’ân-ı Kerîm’in yetmiş üçüncü, iniş sırasına göre üçüncü suresi olup “Kalem suresi” nden sonra ve “Müdessir suresi” nden önce Mekke döneminde nazil olmuştur ve yirmi ayetten meydana gelm…