Metin ve neşir kaydı
Kalıcı okuma konumu: terms-1192- Müellif
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Çevirmen
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Hazırlayan
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Baskı / nüsha
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Bölüm / şiir
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Kaynak
- Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
- Kaynak sayfası
- 418
- Varak
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Tamlık / kesilme
- İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
- Rivayet türü
- Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma
Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.
Özgün dijital aktarım / ham OCR
CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.
<ol><li>İki zıt. Belli bir durumda biri varken diğerinin var olması mümkün olmayan (Hx gor). 2. Allah'ın celal ve cemal sıfatları. Gazap-rıza, ceza-af, kahr-lutf, zahir-bâtın vs. Harraz'ın şu sözü ünlüdür: “Allah'ı iki zıddı bağdaştırarak tanıdım” (cik 1:96). 3. Bütün zıtlar Allah'ta birleştiği için ona Mecmeu'ezdâd (zıtların bir araya geldiği nokta) denilmiştir. “Eşya, zıtlarıyla tanınır.” Gehi eyler Huda bir derde zıddıyle müdâvat İki düzd-i muhalif hâneye hasbi niğehbândır Abdi Yâr ile düşman müsahib ben esir-i derd-i hecr Har ile hemsâye gül bülbül giriftâr-ı kafes Ali Çelebi Zilli. ar. (J) x, Gölge. 2. tas. a Madumattan ibaret olan a'yân-ı mümkinenin taayyünleri ile zahir olan izafi varlık. b Perde arkasında ferahlama (iri ML:113). Bir şeyle onun gölgesi ayrı ayrı şeyler olmakla beraber Bölge şahsa bağlıdır; on- Zikir ei suz olmaz. Vahdet-i vücudu izah için âlemin Allah'ın gölgesi mesabesinde olduğu söylenir (İFH 111). Vücud-i vâcibin mahiyetin idrak eden ârif Hakikatte zuhur-i mümkinâtı hep zılâl anlar Rahmi Zilla evvel (44 | (ظل 1. Ik gölge 2. tas. Akl-ı evvel, Allah'ın nuruyla ilk defa zuhur edip çokluğun (yani zati birliğin sutnunu) kabul eden ilk ayn olduğundan, akl-ı evvel bu ismi almıştır (kı; cr).</li><li>Allah'ın celal ve cemal sıfatları. Gazap-rıza, ceza-af, kahr-lutf, zahir-bâtın vs. Harraz'ın şu sözü ünlüdür: “Allah'ı iki zıddı bağdaştırarak tanıdım” (cik 1:96). 3. Bütün zıtlar Allah'ta birleştiği için ona Mecmeu'ezdâd (zıtların bir araya geldiği nokta) denilmiştir. “Eşya, zıtlarıyla tanınır.” Gehi eyler Huda bir derde zıddıyle müdâvat İki düzd-i muhalif hâneye hasbi niğehbândır Abdi Yâr ile düşman müsahib ben esir-i derd-i hecr Har ile hemsâye gül bülbül giriftâr-ı kafes Ali Çelebi Zilli. ar. (J) x, Gölge. 2. tas. a Madumattan ibaret olan a'yân-ı mümkinenin taayyünleri ile zahir olan izafi varlık. b Perde arkasında ferahlama (iri ML:113). Bir şeyle onun gölgesi ayrı ayrı şeyler olmakla beraber Bölge şahsa bağlıdır; on- Zikir ei suz olmaz. Vahdet-i vücudu izah için âlemin Allah'ın gölgesi mesabesinde olduğu söylenir (İFH 111). Vücud-i vâcibin mahiyetin idrak eden ârif Hakikatte zuhur-i mümkinâtı hep zılâl anlar Rahmi Zilla evvel (44 | (ظل 1. Ik gölge 2. tas. Akl-ı evvel, Allah'ın nuruyla ilk defa zuhur edip çokluğun (yani zati birliğin sutnunu) kabul eden ilk ayn olduğundan, akl-ı evvel bu ismi almıştır (kı; cr).</li><li>Bütün zıtlar Allah'ta birleştiği için ona Mecmeu'ezdâd (zıtların bir araya geldiği nokta) denilmiştir. “Eşya, zıtlarıyla tanınır.” Gehi eyler Huda bir derde zıddıyle müdâvat İki düzd-i muhalif hâneye hasbi niğehbândır Abdi Yâr ile düşman müsahib ben esir-i derd-i hecr Har ile hemsâye gül bülbül giriftâr-ı kafes Ali Çelebi Zilli. ar. (J) x, Gölge. 2. tas. a Madumattan ibaret olan a'yân-ı mümkinenin taayyünleri ile zahir olan izafi varlık. b Perde arkasında ferahlama (iri ML:113). Bir şeyle onun gölgesi ayrı ayrı şeyler olmakla beraber Bölge şahsa bağlıdır; on- Zikir ei suz olmaz. Vahdet-i vücudu izah için âlemin Allah'ın gölgesi mesabesinde olduğu söylenir (İFH 111). Vücud-i vâcibin mahiyetin idrak eden ârif Hakikatte zuhur-i mümkinâtı hep zılâl anlar Rahmi Zilla evvel (44 | (ظل 1. Ik gölge 2. tas. Akl-ı evvel, Allah'ın nuruyla ilk defa zuhur edip çokluğun (yani zati birliğin sutnunu) kabul eden ilk ayn olduğundan, akl-ı evvel bu ismi almıştır (kı; cr).</li><li>Ik gölge 2. tas. Akl-ı evvel, Allah'ın nuruyla ilk defa zuhur edip çokluğun (yani zati birliğin sutnunu) kabul eden ilk ayn olduğundan, akl-ı evvel bu ismi almıştır (kı; cr).</li></ol>
Metin ve neşir kaydı
Kalıcı okuma konumu: term_definitions-6961- Müellif
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Çevirmen
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Hazırlayan
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Baskı / nüsha
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Bölüm / şiir
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Kaynak
- Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
- Kaynak sayfası
- 418
- Varak
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Tamlık / kesilme
- İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
- Rivayet türü
- Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma
Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.
Özgün dijital aktarım / ham OCR
CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.
<ol><li>İki zıt. Belli bir durumda biri varken diğerinin var olması mümkün olmayan (Hx gor). 2. Allah'ın celal ve cemal sıfatları. Gazap-rıza, ceza-af, kahr-lutf, zahir-bâtın vs. Harraz'ın şu sözü ünlüdür: “Allah'ı iki zıddı bağdaştırarak tanıdım” (cik 1:96). 3. Bütün zıtlar Allah'ta birleştiği için ona Mecmeu'ezdâd (zıtların bir araya geldiği nokta) denilmiştir. “Eşya, zıtlarıyla tanınır.” Gehi eyler Huda bir derde zıddıyle müdâvat İki düzd-i muhalif hâneye hasbi niğehbândır Abdi Yâr ile düşman müsahib ben esir-i derd-i hecr Har ile hemsâye gül bülbül giriftâr-ı kafes Ali Çelebi Zilli. ar. (J) x, Gölge. 2. tas. a Madumattan ibaret olan a'yân-ı mümkinenin taayyünleri ile zahir olan izafi varlık. b Perde arkasında ferahlama (iri ML:113). Bir şeyle onun gölgesi ayrı ayrı şeyler olmakla beraber Bölge şahsa bağlıdır; on- Zikir ei suz olmaz. Vahdet-i vücudu izah için âlemin Allah'ın gölgesi mesabesinde olduğu söylenir (İFH 111). Vücud-i vâcibin mahiyetin idrak eden ârif Hakikatte zuhur-i mümkinâtı hep zılâl anlar Rahmi Zilla evvel (44 | (ظل 1. Ik gölge 2. tas. Akl-ı evvel, Allah'ın nuruyla ilk defa zuhur edip çokluğun (yani zati birliğin sutnunu) kabul eden ilk ayn olduğundan, akl-ı evvel bu ismi almıştır (kı; cr).</li><li>Allah'ın celal ve cemal sıfatları. Gazap-rıza, ceza-af, kahr-lutf, zahir-bâtın vs. Harraz'ın şu sözü ünlüdür: “Allah'ı iki zıddı bağdaştırarak tanıdım” (cik 1:96). 3. Bütün zıtlar Allah'ta birleştiği için ona Mecmeu'ezdâd (zıtların bir araya geldiği nokta) denilmiştir. “Eşya, zıtlarıyla tanınır.” Gehi eyler Huda bir derde zıddıyle müdâvat İki düzd-i muhalif hâneye hasbi niğehbândır Abdi Yâr ile düşman müsahib ben esir-i derd-i hecr Har ile hemsâye gül bülbül giriftâr-ı kafes Ali Çelebi Zilli. ar. (J) x, Gölge. 2. tas. a Madumattan ibaret olan a'yân-ı mümkinenin taayyünleri ile zahir olan izafi varlık. b Perde arkasında ferahlama (iri ML:113). Bir şeyle onun gölgesi ayrı ayrı şeyler olmakla beraber Bölge şahsa bağlıdır; on- Zikir ei suz olmaz. Vahdet-i vücudu izah için âlemin Allah'ın gölgesi mesabesinde olduğu söylenir (İFH 111). Vücud-i vâcibin mahiyetin idrak eden ârif Hakikatte zuhur-i mümkinâtı hep zılâl anlar Rahmi Zilla evvel (44 | (ظل 1. Ik gölge 2. tas. Akl-ı evvel, Allah'ın nuruyla ilk defa zuhur edip çokluğun (yani zati birliğin sutnunu) kabul eden ilk ayn olduğundan, akl-ı evvel bu ismi almıştır (kı; cr).</li><li>Bütün zıtlar Allah'ta birleştiği için ona Mecmeu'ezdâd (zıtların bir araya geldiği nokta) denilmiştir. “Eşya, zıtlarıyla tanınır.” Gehi eyler Huda bir derde zıddıyle müdâvat İki düzd-i muhalif hâneye hasbi niğehbândır Abdi Yâr ile düşman müsahib ben esir-i derd-i hecr Har ile hemsâye gül bülbül giriftâr-ı kafes Ali Çelebi Zilli. ar. (J) x, Gölge. 2. tas. a Madumattan ibaret olan a'yân-ı mümkinenin taayyünleri ile zahir olan izafi varlık. b Perde arkasında ferahlama (iri ML:113). Bir şeyle onun gölgesi ayrı ayrı şeyler olmakla beraber Bölge şahsa bağlıdır; on- Zikir ei suz olmaz. Vahdet-i vücudu izah için âlemin Allah'ın gölgesi mesabesinde olduğu söylenir (İFH 111). Vücud-i vâcibin mahiyetin idrak eden ârif Hakikatte zuhur-i mümkinâtı hep zılâl anlar Rahmi Zilla evvel (44 | (ظل 1. Ik gölge 2. tas. Akl-ı evvel, Allah'ın nuruyla ilk defa zuhur edip çokluğun (yani zati birliğin sutnunu) kabul eden ilk ayn olduğundan, akl-ı evvel bu ismi almıştır (kı; cr).</li><li>Ik gölge 2. tas. Akl-ı evvel, Allah'ın nuruyla ilk defa zuhur edip çokluğun (yani zati birliğin sutnunu) kabul eden ilk ayn olduğundan, akl-ı evvel bu ismi almıştır (kı; cr).</li></ol>
Köken ve kullanım
i. ar.
ظل
Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
- İki zıt. Belli bir durumda biri varken diğerinin var olması mümkün olmayan (Hx gor). 2. Allah'ın celal ve cemal sıfatları. Gazap-rıza, ceza-af, kahr-lutf, zahir-bâtın vs. Harraz'ın şu sözü ünlüdür: “Allah'ı iki zıddı bağdaştırarak tanıdım” (cik 1:96). 3. Bütün zıtlar Allah'ta birleştiği için ona Mecmeu'ezdâd (zıtların bir araya geldiği nokta) denilmiştir. “Eşya, zıtlarıyla tanınır.” Gehi eyler Huda bir derde zıddıyle müdâvat İki düzd-i muhalif hâneye hasbi niğehbândır Abdi Yâr ile düşman müsahib ben esir-i derd-i hecr Har ile hemsâye gül bülbül giriftâr-ı kafes Ali Çelebi Zilli. ar. (J) x, Gölge. 2. tas. a Madumattan ibaret olan a'yân-ı mümkinenin taayyünleri ile zahir olan izafi varlık. b Perde arkasında ferahlama (iri ML:113). Bir şeyle onun gölgesi ayrı ayrı şeyler olmakla beraber Bölge şahsa bağlıdır; on- Zikir ei suz olmaz. Vahdet-i vücudu izah için âlemin Allah'ın gölgesi mesabesinde olduğu söylenir (İFH 111). Vücud-i vâcibin mahiyetin idrak eden ârif Hakikatte zuhur-i mümkinâtı hep zılâl anlar Rahmi Zilla evvel (44 | (ظل 1. Ik gölge 2. tas. Akl-ı evvel, Allah'ın nuruyla ilk defa zuhur edip çokluğun (yani zati birliğin sutnunu) kabul eden ilk ayn olduğundan, akl-ı evvel bu ismi almıştır (kı; cr).
- Allah'ın celal ve cemal sıfatları. Gazap-rıza, ceza-af, kahr-lutf, zahir-bâtın vs. Harraz'ın şu sözü ünlüdür: “Allah'ı iki zıddı bağdaştırarak tanıdım” (cik 1:96). 3. Bütün zıtlar Allah'ta birleştiği için ona Mecmeu'ezdâd (zıtların bir araya geldiği nokta) denilmiştir. “Eşya, zıtlarıyla tanınır.” Gehi eyler Huda bir derde zıddıyle müdâvat İki düzd-i muhalif hâneye hasbi niğehbândır Abdi Yâr ile düşman müsahib ben esir-i derd-i hecr Har ile hemsâye gül bülbül giriftâr-ı kafes Ali Çelebi Zilli. ar. (J) x, Gölge. 2. tas. a Madumattan ibaret olan a'yân-ı mümkinenin taayyünleri ile zahir olan izafi varlık. b Perde arkasında ferahlama (iri ML:113). Bir şeyle onun gölgesi ayrı ayrı şeyler olmakla beraber Bölge şahsa bağlıdır; on- Zikir ei suz olmaz. Vahdet-i vücudu izah için âlemin Allah'ın gölgesi mesabesinde olduğu söylenir (İFH 111). Vücud-i vâcibin mahiyetin idrak eden ârif Hakikatte zuhur-i mümkinâtı hep zılâl anlar Rahmi Zilla evvel (44 | (ظل 1. Ik gölge 2. tas. Akl-ı evvel, Allah'ın nuruyla ilk defa zuhur edip çokluğun (yani zati birliğin sutnunu) kabul eden ilk ayn olduğundan, akl-ı evvel bu ismi almıştır (kı; cr).
- Bütün zıtlar Allah'ta birleştiği için ona Mecmeu'ezdâd (zıtların bir araya geldiği nokta) denilmiştir. “Eşya, zıtlarıyla tanınır.” Gehi eyler Huda bir derde zıddıyle müdâvat İki düzd-i muhalif hâneye hasbi niğehbândır Abdi Yâr ile düşman müsahib ben esir-i derd-i hecr Har ile hemsâye gül bülbül giriftâr-ı kafes Ali Çelebi Zilli. ar. (J) x, Gölge. 2. tas. a Madumattan ibaret olan a'yân-ı mümkinenin taayyünleri ile zahir olan izafi varlık. b Perde arkasında ferahlama (iri ML:113). Bir şeyle onun gölgesi ayrı ayrı şeyler olmakla beraber Bölge şahsa bağlıdır; on- Zikir ei suz olmaz. Vahdet-i vücudu izah için âlemin Allah'ın gölgesi mesabesinde olduğu söylenir (İFH 111). Vücud-i vâcibin mahiyetin idrak eden ârif Hakikatte zuhur-i mümkinâtı hep zılâl anlar Rahmi Zilla evvel (44 | (ظل 1. Ik gölge 2. tas. Akl-ı evvel, Allah'ın nuruyla ilk defa zuhur edip çokluğun (yani zati birliğin sutnunu) kabul eden ilk ayn olduğundan, akl-ı evvel bu ismi almıştır (kı; cr).
- Ik gölge 2. tas. Akl-ı evvel, Allah'ın nuruyla ilk defa zuhur edip çokluğun (yani zati birliğin sutnunu) kabul eden ilk ayn olduğundan, akl-ı evvel bu ismi almıştır (kı; cr).