Köken ve kullanım
i. ar.
وسوسه
Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
- Kuruntu, iskil.
- tas. Şeytan'ın ilkâı, kötü bir işin yapılması, iyi bir işin terk edilmesi veya geciktirilmesi veya eksik yapılması için Şeytan'ın insanı kışkırtması, aklını çelmesi, nefsin aşağı arzularına uymaya teşvik etmesi. İnsanın içine dört türlü his ve düşünce doğar: Allah'tan olana hâtır-ı Hak, melekten olana ilham, nefsten olana hadis-i nefs-hevdcis, Şeytan'dan olana vesvese denir. Vesveseyi ilhamdan ayırt etmenin ve bu ikisini birbirine karıştırmamanın yolu helâl lokmadır. Vihdet—Vahdet (وحدة - وحدت) Yalnızlık, inziva hayatı, uzlet. Bkz. Uzlet. Saltanat dedikleri, ancak cihan kavgasıdır Olmaya baht u saâdet, dünyada vihdet gibi Muhibbi
Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü
İslâm inancma göre, şeytan tarafından insanoğlunun iç dünyasına sokuv lan saptırıcı telkinler, şüpheler. Bu söz, Kur’ân-ı Kerîm’de şu v ayetlede geçmektedir: (“A’râf suresi” (7 / 20), “Nâs suresi” (114/1-6).
Dinî Terimler Sözlüğü
Zararlı olan şüphe, kuruntu.
Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki:
Cinden olsun insanlardan olsun insanların göğüslerine ( kalblerine ) vesvese veren hannâsın ( şeytânın ) şerrinden ( kötülüğünden ) insanların Rabbine... sığınırım. (Nâs sûresi)
Şeytan kalbe vesvese verir. Allah'ın ismi zikredilince, söylenince kaçar. Söylenmezse vesveselerine devam eder. (Hadîs-i şerîf-Berîka)
Melekten gelen ilhâm, İslâmiyet'e uygundur. Şeytandan gelen vesvese İslâmiyet'ten ayrılmaya sebeb olur. (Hadîs-i şerîf-Berîka)
Vesvese şeytandandır. Abdest alırken, gusül ( boy ) abdesti alırken ve necâset ( pislik ) temizlerken, şeytanın vesvesesinden sakınınız. (Hadîs-i şerîf-Berîka)
Çamaşır yıkarken, su kullanırken, acaba temiz mi diye vesvese etmek verâ değildir. Sıddıklar böyle vesvese yapmazdı. Her buldukları su ile abdest alırdı. Elbisenin, suyun temizliğinde vesvese etmek gösteriş yapmağa yol açar ve nefsin hoşuna gider. (İmâm-ı Gazâlî)
Helâl yiyen kimse, ilhâm ile vesveseyi birbirinden ayırır. Vesvese; duâ ederek, zikr ederek azalır ve yok olur. Vesvese ve ilhâm devamlı olmaz. (Muhammed Hâdimî)