ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
1805 sonuç · toplam 4980 · “hal'” · 26/76
01Ân
Ân , zamanın bölünemeyecek kadar kısa parçası; içinde bulunulan vakit demektir. Tasavvuf dilinde sâlikin geçmiş ve gelecek kaygısından sıyrılarak Hakk’ın huzurunu idrak ettiği vakti, Hak ile zuhur hâlini ve aşkın şimdiki zamanını ifade eder…
Uns
!( Ülfet etmek, cana yakı olmak, ahbap canlı olmak, sıcak ilgi, candan sevgi. tas, a Reca ve bast halinin üstünde ve onlardan daha güçlü bir neşe hali. Nitekim heybet de havf ve kabz halinden daha yüksek bir kaygı halidir. Üns makamında bul…
Üveysîlik
Bir kişinin yaşayan bir mürşidle fiziksel olarak görüşmeden, Hz. Peygamber’in veya daha önce yaşamış bir velinin ruhaniyetinden terbiye ve feyiz aldığına inanılan mânevî intisap biçimi. Adını, Hz. Peygamber’i görmediği hâlde ona derin bağlı…
Vadi
Nebilerin, velilerin, âlimlerin kalpleri. Tür Dağı'ndan, yani feyz menbaından fışkıran marifet suları ve nefis mükâşefe halleri bu vadilerde akar (cim 69). Bkz. Tür. Vadi-i eymün (y+ ig’ $y) I. İlahi tecelliyi kabul edecek şekilde kalbi tas…
Vahşet
Yalnızlık, yabancılık ve insanlardan uzak kalma isteği. Tasavvufta halkla beraberlikten sıkılıp Hakk’la ünsiyeti arama hâlini ifade eder. Kaynaklar bunu insan düşmanlığı olarak değil, kalbi dağıtan ilişkilerden bir süre uzaklaşma eğilimi şe…
Vakfe
Duraklama, duraksama. tas. İki makam arasında kalma, burada mahpus olma (kı; iFM). Bunun sebebi, bir önceki makamın gereklerinin tam olarak yerine getirilmemesi, o makama hakkının verilmemiş olması, bu yüzden de bir sonraki makama yükselme…
Vakt
Zaman. tas. a Hal, sâlikin içinde bulunduğu geçmiş ve gelecekle ilgili olmayan hali (irm). Yapma (mec'al) olmayan istidadın gerektirdiği hal. b Silikin içinde bulunduğu hal. Sâlikin hali eğer dünya ise (aklı, fikri, hissi dünyayla ilgiliyse…
Varlık
Vücut. 2. tas. a Kibir, enâniyet. b kişinin ferdi, şahsi ve maddi varlığı. Vârımı Hakk’a verdim gayrı vârım kalmadı Cümlesinden el çekip bes dü cihanım kalmadı Çünkü hubbullah erişti çekti beni kendine Açtı gönlüm gözünü gayri gümanım kalma…
Vav
لت Ey oğul! İlim, edep öğren, her zaman takva üzere bulun, atalarının ardından Sit, sünnilikten ayrılma, Jikih, hadis oku, câhil süfiden uzak dur. (KRE 27; GEV; MV) Süfilerin, vefat etmek üzereyken verdikleri öğürlere de vasiyet denilir. Va…
Vatan
Yurt, yerleşilen ve dönülen yer. Tasavvuf dilinde sâlikin hâlinin yerleşip istikrar kazandığı mânevî mertebe için kullanılır. Geçici olarak doğup sönen hâtır ın aksine vatan, mânanın gönülde kökleşmesini anlatır. Şiirde ruhlar âlemi insanın…
Vazife
Vezâif Görev. 2. tas. a Süfilerin düzenli olarak icra ettikleri hususlar. b Şeyhin müride verdiği belli miktardaki zikir, hizb. Vecd (+e 3) + Mevacid 1. Bulma, varolma, hasıl olma, buluş. 2. tas. a Ekstaz; kulun herhangi bir kasdı ve çabası…
Vehm
ع (وهم) Evham 1, Kuruntu. 2. tas. a Vehm, akil ile fehm arasinda bulu- nan bir haldir. Sudan Yansıyan güneş ışığı gibi ne tam ona, ne de buna aittir. Uykuyla uyanıklık arasındaki uyuklama haline benzer (sz 298). Vehm, fehmin bekçisidir (Bs…
Veladet
(65 (ولاد >. Doğum. 2. tas. Talibin mürşide intisap etmesi ve tarikate girmesi. Buna çoğu zaman velâdet-i sâniye, velâdet-i maneviye, velâdet-i ruhiye (ikinci doğum, manevi doğum, ruhun doğuşu) gibi isimler verilir. Şeyh ile müridi arasında…
Veleh
Şaşkınlık, hayret ve kendinden geçme. Tasavvuf dilinde vecdin çok kuvvetlenmesiyle sâlikin olağan idrak düzenini bir süre kaybetmesi anlamında kullanılır. Kalıcı bir akıl kaybı değil, yoğun mânevî tesirin doğurduğu geçici hayret hâlidir.
Veraset-Vâris
ثة - وارث) 155) a Miras yoluyla mal mülk sahibi olan, çalışma- 2 Vesm A m mein e. Çi i dan, kazanmadan buna sahip olur. Tasavvufta ele geçen bilgiler ve haller, Allah'ın sırf bir lütfu olduğu için bu bilgilere ve hallere miras gözüyle bakıl…
Vukuf
Durmak, bilmek. tas. Sâlikin ısrarla, dikkat ve özenle belli hususlar üzerinde durması, onları kavramaya çabalaması. Üç vukuf: Nakşibendilere göre üç önemli vukuf vardır: Vukaf-i kalbi. Nakşbendiye'nin rabıta, zikir, murakabe, hıfz-ı nispet…
Yad-dast
Hatırda tutma, muhafaza, tas. a Nefesi tutup nefy-i ispat yoluyla (kelime-i tevhit) zikr eden sâlikin mezkürün huzurunda olma halini kalbinde muhafaza etmesidir. b Her halükârda kalbin Hak'la huzurda olması hali, yani murakabe. Zikir, murak…
Yâd-kerd
Zikretmek, hatırlamak. tas. a Murakabe mertebesine ulaştıktan sonra sâlikin lisanla belli sayıda nefy ve ispatı (La ilahe nefy, illallah ispat kısmıdır) zikretmesi. Bu yolla kalbin pası silineceğinden müşahede mertebesine ulaşılır. b Zakir…
Yakin
Kesin ve apaçık bilgi. Şüphe ve tereddüde mahal olmayan doğru ve gerçek. tas. a Vakaya uygun başka türlüsü imkânsız ve değişmeyen inanç. b Delille değil, iman gücüyle apaçık olarak görme. c Saf kalple gaybı temaşa, fikri muhafazayla sırrı m…
Yar
Sevgili, dost. tas. a Tüm yaratıkların suretlerini oluşturan ilâhî sıfatlar. Sâlikin haline bundan daha uygun düşen bir isim yoktur. Zira kelime-i tevhidin esası budur (us). b Şuhüt âlemi, Zat-ı Hakk'ı temaşa. Yâ Rab beni erbâb-ı dile yar e…
Yedân
1. tkiel. 2. tas. a Allah'ın faile ve kâbile (etkileyen ve etkiyi kabul edip etkilenen) mütekabil isimleri. Celal ve Cemal isimleri. b Zorunluluk ve zorunsuzluk (vücüp — imkân mertebesi) fakat tekabül daha genel bir kavramdır: Zira bazen fa…
Yüsuf-i kutsi
Kutsal Yusuf. tas. Ruh. Yüsuf'un içine atıldığı karanlık kuyudan (kuyu: dünya) çıkması icabettiği gibi ruhun da meleküta yükselmesi için maddi âlemden tecerrad etmesi icap eder. Yitirdim Yasuf'u Ken'an içinde Bulundu Yüsuf'um, Ken'an bulunm…
Zahir-i mümkinat
yal) 1, Mümkün varılıkların dış yüzü. 2. tas. Hakk'ın, mümkünlerin a'yân ve sıfatlarının suretinde tecelli etmesi. Buna izafi vücut, zahir-i vücut ve ilâhî vücut ismi de verilir (KI; cr). Zahit i, s. ar. (زا هد) ¢. Zühhat Dünyaya rağbet etm…
Zat
Öz, bir seyin kendisi, bir şeyi o şey yapan ve öbür şeylerden ayıran, mahiyet. tas. Zat kendi kendine vardır; isim, naat ve sıfat onunla vardır. Zat olmadan bunlar olmaz. Zatı olan mutlaka müsemmâ, men'üt ve mevsuftur; örn. Kâdir isim, Kudr…