Köken ve kullanım
i. ar,
نس
Kaynaklardaki ortak açıklama
!(
- Ülfet etmek, cana yakı olmak, ahbap canlı olmak, sıcak ilgi, candan sevgi.
- tas, a Reca ve bast halinin üstünde ve onlardan daha güçlü bir neşe hali. Nitekim heybet de havf ve kabz halinden daha yüksek bir kaygı halidir. Üns makamında bulunan bir sâlik ateşe atılsa veya kılıçla yüzüne vurulsa, yaşadıgı derin ruhi hazlar sebebiyle bunu hissetmez; Hz. İbrahim'in ateşteki hali gibi. Üns ve heybet halinin üstünde temkin vardır. Temkin ehli, ayn-ı vücudda mahvolduklarından haklarında üns ve heybet söz konusu değildir. Uns halinin zıddı, ürkeklik, yabani ve yoz olmak manasına gelen vahşet'tir. Sâlik, Hak'la ünsiyet halinde olduğu nispette halka yabancılaşır. Halk'la ünsiyet ettiği nispette Hakk’a yabancılaşır. Birine ısındığı oranda öbüründen soğur, biri açtığı ölçüde öbürü sıkar. Zikirden hoşlanan gafletten sıkılır, sevaptan hoşlanan günahtan sıkılır. b Sevgilinin kemalini zevkle seyretmek. İlahi cemali temaşa etmekten haz almak. Uns, âşığın sevgilisiyle samimi olması; resmiliğin ortadan kalkması. Ünsiyet edilene enis, ünsiyet edene münis, karşılıklı ünsiyet ve ülfete mudnese denir. “Mümin ünsiyet eder ve kendisiyle ünsiyet edilir.” ¢ Celalin cemali, gönülde uluhiyet mertebesinin güzelliğini temaşa etmekten hasıl olan eser, etki.
Uveysilik
Bert oldum Fuzalt gayrden ol dil-raba ancak
Enis u münisim yârim nigâr-ı nâzenimdir
Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü
Tasavvuf inancında, kulun Allah ile yalanlık kurması anlamında kullanılan terim.