Ara
Menü
ذ

Vukuf

وقوف

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: terms-1162
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
Kaynak sayfası
409
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p></p><ol><li>Durmak, bilmek.</li><li>tas. Sâlikin ısrarla, dikkat ve özenle belli hususlar üzerinde durması, onları kavramaya çabalaması. Üç vukuf: Nakşibendilere göre üç önemli vukuf vardır: Vukaf-i kalbi. Nakşbendiye'nin rabıta, zikir, murakabe, hıfz-ı nispet ve sohbet-i şeyh gibi altı esasından biridir. Sâlikin her çeşit bağdan, bilinen, düşünülen, hâtır ve hayalden geçirilen her türlü fikir, hayal ve histen tecerrud edip tam bir teveccühle kalbine teveccüh etmesine, sonra basiret gözüyle kalbin hakikatine, nazarını yoğunlaştırmasına ve bu suretle kalbinde ilâhî sırların zuhur etmesini beklemesine vukuf-i kalbi denir (gönül beklemek). “Mü'minin kalbi ayna gıbidir. Oraya bakınca Rabb'in tecellisini görür. Vukuf-i adedi. Sayılar üzerinde durmak. Nakşiliğin onbir esasından biridir. Habs-i nefes yoluyla kelime-i tevhidi zikr ederken tek sayılardan birinin üzerine vakf edip nefes vermeye vukuf-i adedi denir. “Vuküf-i adedi 217'e bâliğ oldukta netice-i zikr hasıl olur.” Vukuf-i zamani. Zaman üzerinde dikkati yoğunlaştırma, yani içinde bulunan zamanı (hali) dikkate almak ve geçmişin muhasebesini yapmaktır. İbnü'lvakt olmaktır. Bugünün vazifesini yarına tehir etmemektir (HB 55, 56; HHV 112; NR 34, 55, 65).</li></ol><p>Vukufa sadık Hakk'ın muradıyla olma hali.</p>

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: term_definitions-6924
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
Kaynak sayfası
409
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p></p><ol><li>Durmak, bilmek.</li><li>tas. Sâlikin ısrarla, dikkat ve özenle belli hususlar üzerinde durması, onları kavramaya çabalaması. Üç vukuf: Nakşibendilere göre üç önemli vukuf vardır: Vukaf-i kalbi. Nakşbendiye'nin rabıta, zikir, murakabe, hıfz-ı nispet ve sohbet-i şeyh gibi altı esasından biridir. Sâlikin her çeşit bağdan, bilinen, düşünülen, hâtır ve hayalden geçirilen her türlü fikir, hayal ve histen tecerrud edip tam bir teveccühle kalbine teveccüh etmesine, sonra basiret gözüyle kalbin hakikatine, nazarını yoğunlaştırmasına ve bu suretle kalbinde ilâhî sırların zuhur etmesini beklemesine vukuf-i kalbi denir (gönül beklemek). “Mü'minin kalbi ayna gıbidir. Oraya bakınca Rabb'in tecellisini görür. Vukuf-i adedi. Sayılar üzerinde durmak. Nakşiliğin onbir esasından biridir. Habs-i nefes yoluyla kelime-i tevhidi zikr ederken tek sayılardan birinin üzerine vakf edip nefes vermeye vukuf-i adedi denir. “Vuküf-i adedi 217'e bâliğ oldukta netice-i zikr hasıl olur.” Vukuf-i zamani. Zaman üzerinde dikkati yoğunlaştırma, yani içinde bulunan zamanı (hali) dikkate almak ve geçmişin muhasebesini yapmaktır. İbnü'lvakt olmaktır. Bugünün vazifesini yarına tehir etmemektir (HB 55, 56; HHV 112; NR 34, 55, 65).</li></ol><p>Vukufa sadık Hakk'ın muradıyla olma hali.</p>

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: term_definitions-13374
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Tasavvuf Sözlüğü
Kaynak sayfası
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>Arapça, durmak, vâkıf olmak, yani bilmek demektir. Sâlikin belirli konularda dikkat sarfedip, onları anlamaya çalışması.</p>

Köken ve kullanım

i. ar.

وقوف

Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü

Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü · Süleyman Uludağ

  1. Durmak, bilmek.
  2. tas. Sâlikin ısrarla, dikkat ve özenle belli hususlar üzerinde durması, onları kavramaya çabalaması. Üç vukuf: Nakşibendilere göre üç önemli vukuf vardır: Vukaf-i kalbi. Nakşbendiye'nin rabıta, zikir, murakabe, hıfz-ı nispet ve sohbet-i şeyh gibi altı esasından biridir. Sâlikin her çeşit bağdan, bilinen, düşünülen, hâtır ve hayalden geçirilen her türlü fikir, hayal ve histen tecerrud edip tam bir teveccühle kalbine teveccüh etmesine, sonra basiret gözüyle kalbin hakikatine, nazarını yoğunlaştırmasına ve bu suretle kalbinde ilâhî sırların zuhur etmesini beklemesine vukuf-i kalbi denir (gönül beklemek). “Mü'minin kalbi ayna gıbidir. Oraya bakınca Rabb'in tecellisini görür. Vukuf-i adedi. Sayılar üzerinde durmak. Nakşiliğin onbir esasından biridir. Habs-i nefes yoluyla kelime-i tevhidi zikr ederken tek sayılardan birinin üzerine vakf edip nefes vermeye vukuf-i adedi denir. “Vuküf-i adedi 217'e bâliğ oldukta netice-i zikr hasıl olur.” Vukuf-i zamani. Zaman üzerinde dikkati yoğunlaştırma, yani içinde bulunan zamanı (hali) dikkate almak ve geçmişin muhasebesini yapmaktır. İbnü'lvakt olmaktır. Bugünün vazifesini yarına tehir etmemektir (HB 55, 56; HHV 112; NR 34, 55, 65).

Vukufa sadık Hakk'ın muradıyla olma hali.

Tasavvuf Sözlüğü

Tasavvuf Sözlüğü

Arapça, durmak, vâkıf olmak, yani bilmek demektir. Sâlikin belirli konularda dikkat sarfedip, onları anlamaya çalışması.

Sözlüğe dön ←