Köken ve kullanım
i. ar.
وقوف
Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
- Durmak, bilmek.
- tas. Sâlikin ısrarla, dikkat ve özenle belli hususlar üzerinde durması, onları kavramaya çabalaması. Üç vukuf: Nakşibendilere göre üç önemli vukuf vardır: Vukaf-i kalbi. Nakşbendiye'nin rabıta, zikir, murakabe, hıfz-ı nispet ve sohbet-i şeyh gibi altı esasından biridir. Sâlikin her çeşit bağdan, bilinen, düşünülen, hâtır ve hayalden geçirilen her türlü fikir, hayal ve histen tecerrud edip tam bir teveccühle kalbine teveccüh etmesine, sonra basiret gözüyle kalbin hakikatine, nazarını yoğunlaştırmasına ve bu suretle kalbinde ilâhî sırların zuhur etmesini beklemesine vukuf-i kalbi denir (gönül beklemek). “Mü'minin kalbi ayna gıbidir. Oraya bakınca Rabb'in tecellisini görür. Vukuf-i adedi. Sayılar üzerinde durmak. Nakşiliğin onbir esasından biridir. Habs-i nefes yoluyla kelime-i tevhidi zikr ederken tek sayılardan birinin üzerine vakf edip nefes vermeye vukuf-i adedi denir. “Vuküf-i adedi 217'e bâliğ oldukta netice-i zikr hasıl olur.” Vukuf-i zamani. Zaman üzerinde dikkati yoğunlaştırma, yani içinde bulunan zamanı (hali) dikkate almak ve geçmişin muhasebesini yapmaktır. İbnü'lvakt olmaktır. Bugünün vazifesini yarına tehir etmemektir (HB 55, 56; HHV 112; NR 34, 55, 65).
Vukufa sadık Hakk'ın muradıyla olma hali.