Köken ve kullanım
i. ar.
يا قوت
Kaynaklardaki ortak açıklama
Kesin ve apaçık bilgi. Şüphe ve tereddüde mahal olmayan doğru ve gerçek. tas. a Vakaya uygun başka türlüsü imkânsız ve değişmeyen inanç. b Delille değil, iman gücüyle apaçık olarak görme. c Saf kalple gaybı temaşa, fikri muhafazayla sırrı mülahaza etmek. d Bir şeyin hakikati konusunda kalbin doyum halinde olması, e Her türlü şüpheyi ortadan kaldırıp tasdik edilen gaybın hakikatine ermek. Yakin, gâib olan hakkında öyle kesin bir bilgidir ki, o gâib gözle görülse bu bilginin kesinliğinde ve doğruluğunda herhangi bir değişiklik olmaz. Yakin müşahededir. Yakin ile insan ateşe girer, su üzerinde yürür; yakin sahipleri katında bela nimete, rahatlık musibete dönüşür. İlim sâliki kullanır,
yakin taşır. Üç türlü yakin vardır; Ilme'l-yakin, bir
şey hakkında habere dayanan kesin bilgi. Ayne’l-yakin, bir sey hakkında görme
yoluyla elde edilen kesin bilgi. Hakka’l-yakin, bir sey hakkında o şeyi yaşayarak,
onunla haşır neşir olarak elde edilen kesin bilgi.
Yakut-i ahmer (_.> | (يا قوت +. Kırmızı yakut. 2. tas, Nurluluğu, maddeyle ilgili
olma halinden gelen karanlıkla karışık olduğu için külli nefse bu ad verilmiştir.
Oysa mufarık akıl böyle olmadığından ona dürretü'l-beyzâ (ak inci) denilmiştir
.
Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü
fji) [Ar.]
- “Kesin bilgi ve inanç.” anlamında mantık, felsefe, kelâm, fıkıh, tasavvuf konulannda geçen bu söz, Kur’ân-ı Kerîm’de yirmi sekiz ayette yer almaktadır (bk. M. F. Abdülbâkî, el-Mu'cem, “ykn” maddesi). Bunlardan dördü, farklı kelimeler ile terkipler kurarak yeni terimler oluşturur: “Vâkı'a suresi” (56 / 95) nde “hakka’l-yakîn” y (bk. bu madde); “Tekâsür suresi” (102 / 5) nde “ilme’l-yakîn” (bk. bu madde); yine “Tekâsür suresi” (102 / 7) nde “ayne’lyakîn” (bk. bu madde) ve “Nisâ suresi” (4 /157) nde Hz. İsâ’nm öldürülmesi konusunda kullanılan “katelehu yakînen” ibaresi.
- tas. Tasavvuf inancında, kalpte oluşan ve şüpheye yer vermeyen bügi ve iman anlamındadır.