Ara
Menü

Aziz Mahmud Hüdâyî

Aziz Mahmud Hüdâyî (1541-1628), Üftâde’nin irfanını Üsküdar merkezli ilim, vaaz, şiir, vakıf ve irşad ağına dönüştüren; Celvetiyye’yi teşkilâtlandırıp Anadolu ve Balkanlara taşıyan mutasavvıf, âlim ve şairdir.

Doğum
1541
Vefat
1628
Unvan
Celvetiyye pîri, mutasavvıf, âlim, şair ve vakıf kurucusu
Temalar
Üftâde, Celvetiyye, Üsküdar, Hüdâyî Âsitânesi, vaaz, tefsir, hadis, zikir, celvet, vakıf, ilâhi, tekke musikisi

Kimliği, doğumu ve adı

Aziz Mahmud Hüdâyî 948/1541’de Şereflikoçhisar’da doğdu. Çocukluğu ve ilk öğrenimi Sivrihisar’da geçti. Asıl adı Mahmud’dur; “Hüdâyî” mahlası şeyhi Muhyiddin Üftâde tarafından verildi, “Aziz” sıfatı ise tarih içinde şahsına duyulan hürmetin ifadesi hâline geldi. Medrese ilimleri, kadılık tecrübesi, vaaz, tasavvuf terbiyesi, şiir ve vakıf hizmetini aynı hayat çizgisinde birleştirmesi onu XVI-XVII. yüzyıl Osmanlı tasavvufunun merkez şahsiyetlerinden biri yaptı.

İstanbul’da tahsil ve Nûreddinzâde sohbetleri

İlk tahsilinden sonra İstanbul’a gelerek Küçük Ayasofya Medresesi’ne girdi. Öğrenimini tamamlayınca Nâzırzâde Ramazan Efendi’nin muîdi oldu. Bu yıllarda yalnız medrese çevresinde kalmadı; Küçük Ayasofya Camii şeyhi ve Halvetî âlimi Nûreddinzâde Muslihuddin Efendi’nin sohbetlerine devam etti. Böylece ilmî formasyonu ile tasavvuf çevresiyle teması daha gençlik döneminde yan yana gelişti.

Edirne, Şam ve Mısır yılları

Hocası Nâzırzâde Ramazan Efendi Edirne Selimiye Medresesi’ne, ardından Şam ve Mısır kadılıklarına tayin edildiğinde Hüdâyî de onunla birlikte bulundu. Mısır’da Demirtaşiyye koluna mensup Kerîmüddin el-Halvetî’den esmâ terbiyesi gördü. Bu safha, sonraki Üftâde intisabından önceki tasavvuf arayışının önemli fakat ayrı bir halkasıdır.

Bursa’da müderris ve nâib

1573’te Mısır’dan dönünce Bursa Ferhâdiye Medresesi’ne müderris, Câmi-i Atîk Mahkemesi’ne nâib tayin edildi. Hocası Nâzırzâde de Bursa mevleviyetine getirildi. Nâzırzâde’nin birkaç yıl sonra vefatı, Hüdâyî’nin resmî görev ve itibar dünyasını yeniden değerlendirmesine yol açan başlıca dönüm noktası oldu.

Muhyiddin Üftâde’ye intisabı

Bursa’da daha önce sohbetlerine katıldığı Muhyiddin Üftâde’ye intisap etti ve müderrislik ile nâiblik görevlerinden ayrıldı. Üftâde yanında hizmet, sohbet, riyâzet ve nefis terbiyesine dayanan yaklaşık üç yıllık bir seyrüsülûk devresi geçirdi. Bu dönemde şeyhinin sözlerini, yorumlarını, rüyalarını ve gündelik terbiye notlarını Arapça kaydederek Vâkıât adıyla bilinen çok kıymetli metin külliyatının oluşmasını sağladı.

Hilâfet, Sivrihisar ve Rumeli

Sülûkünü tamamlayınca Üftâde tarafından Sivrihisar’a halife gönderildi. Burada yaklaşık altı ay kaldıktan sonra şeyhini ziyaret için Bursa’ya döndü; fakat Üftâde bu sırada vefat etmişti. Ardından Trakya ve Balkanlar’a yönelerek bir süre Rumeli’de irşad faaliyetinde bulundu. Bu seyahat, Celvetî aktarımının Bursa’dan Osmanlı şehirlerine açılışındaki erken safhalardan biridir.

Küçük Ayasofya Tekkesi ve Fâtih kürsüsü

İstanbul’a dönüşünde Şeyhülislâm Hoca Sâdeddin Efendi’nin delâletiyle Küçük Ayasofya Tekkesi şeyhliğine tayin edildi ve burada sekiz yıl hizmet etti. Aynı dönemde Fâtih Camii’nde vaaz verdi, tefsir ve hadis okuttu. Medrese kökenli bir âlim olarak halka açık vaazı, tekke terbiyesini ve yazılı üretimi birlikte yürüttü.

Üsküdar Âsitânesi’nin kuruluşu

1589’da Üsküdar’da daha sonra kendi adıyla anılacak dergâhın yerini satın aldı. İnşaatla yakından ilgilenebilmek için ikametini Rum Mehmed Paşa Camii çevresine taşıdı; yapı 1595’te tamamlandı. Cami, tevhidhâne, türbe, imaret, derviş hücreleri ve hizmet birimleriyle gelişen külliye, Celvetiyye’nin âsitânesi ve İstanbul’un önemli ilim, irşad, iaşe ve misafir kabul merkezlerinden biri hâline geldi.

Üsküdar vaazları ve Bulgurlu çilehânesi

1599’da Fâtih Camii vaizliğini bırakarak Üsküdar Mihrimah Sultan Camii’nde perşembe vaazlarına başladı. Bulgurlu’da bir çilehâne ve hamam yaptırdı. Bulgurlu köyündeki bazı araziler I. Ahmed’in fermanıyla onun adına tescil edildi. Âsitâne ile çilehâne arasındaki bu düzen, Hüdâyî’nin şehir içinde hizmet ve sohbeti; şehir dışında ise murakabe ve inzivayı dengeli biçimde yürüttüğünü gösterir.

Sultan Ahmed Camii ve saray çevresi

Sultan Ahmed Camii 1616’da ibadete açıldığında ilk hutbeyi Hüdâyî okudu; daha sonra burada belirli günlerde vaaz verdi. III. Murad, I. Ahmed ve II. Osman’a mektuplar gönderdi; IV. Murad’a saltanat kılıcını kuşattı. Ferhad Paşa’nın Tebriz seferine katıldığı da kaydedilir. Sarayla ilişkisi dünyevî nüfuz arayışından ziyade nasihat, dua, toplumsal arabuluculuk ve tekke-vakıf hizmetlerinin korunması çerçevesinde okunmalıdır.

İrşad çevresi ve halifeleri

Hüdâyî’nin çevresi halktan esnafa, medrese mensuplarından devlet adamlarına kadar genişledi. Kayserili Halil Paşa, Dilâver Paşa, Hoca Sâdeddin Efendi, Sun‘ullah Efendi, Hocazâde Esad Efendi, Sarı Abdullah Efendi, Nev‘îzâde Atâî ve Olanlar Şeyhi İbrâhim Efendi dergâhın müdavim veya mensupları arasında anılır. Kaynaklar vefatında altmışa yakın halifesi bulunduğunu aktarır. Celvetiyye daha sonra Selâmiyye, Hakkıyye, Fenâiyye ve Hâşimiyye kollarıyla genişledi.

Celvet anlayışı

Hüdâyî’nin dilinde celvet yalnız insanlar arasına çıkmak değildir. Halvette kazanılan uyanıklık, edep ve iç disiplinin toplum içinde hizmete, güzel ahlâka, irşada ve sorumluluğa dönüşmesidir. Bu sebeple inziva ile toplum hayatını, zikir ile işi, ilim ile hâli birbirinin karşıtı saymaz. Celvetî terbiye, müridin kabiliyetine göre verilen zikir ve vazifelerin şeriat ölçüsü içinde sürdürülmesini esas alır.

Zikir, devran ve Ecvibe-i Mutasavvıfâne

Ecvibe-i Mutasavvıfâne, bir müridin zikir, halvet, rüya, devran, dua, himmet ve fetvaya dair sorularına verilen kısa cevapları taşır. Metinde kelime-i tevhid ve “Hû” zikri, müridin gücünü aşan uygulamalardan korunması ve rüyanın tek başına hüküm kaynağı sayılmaması öne çıkar. Devrana ilişkin ifadeler de şeklin kendisinden çok zikir, edep ve dinî ölçüyle bağlantılıdır.

Kur’an, sünnet ve vahdet-i vücûd

Hüdâyî, İbnü’l-Arabî çizgisindeki vahdet-i vücûd düşüncesinden yararlanmakla birlikte anlatımını vaaz, ahlâk ve seyrüsülûk ihtiyaçlarına göre kurdu. Kur’an ve sünneti tasavvufî hayatın ölçüsü saydı; ilmî, amelî ve ahlâkî faziletleri birbirinden ayırmadı. Eserlerinde Allah, Peygamber ve Ehl-i beyt sevgisi; namaz, tevbe, zikir, muhabbet, nefsin terbiyesi ve insanın sorumluluğu birlikte işlenir.

Arapça eserleri

Otuz kadar eserinin çoğu Arapçadır. Nefâisü’l-mecâlis seçilmiş âyetler üzerinden ilerleyen tasavvufî bir tefsirdir. Câmiu’l-fezâil ve kāmiu’r-rezâil ilmî, amelî ve ahlâkî faziletleri; Miftâhu’s-salât ve mirkātü’n-necât namazın hikmetlerini; Hulâsatü’l-ahbâr hakîkat-i Muhammediyye ve varlık bahislerini; Habbetü’l-mahabbe Allah, Peygamber ve Ehl-i beyt sevgisini ele alır. Keşfü’l-kınâ‘ an vechi’s-semâ‘ semâın meşruiyetine dair risalesidir. Tecelliyât, Hayâtü’l-ervâh, Fethu’l-ilâhî ve et-Tarîkatü’l-Muhammediyye diğer önemli metinlerindendir.

Türkçe eserleri, mektupları ve vaazları

Dîvân-ı İlâhiyyât yaklaşık 255 ilâhi, rubâî ve kıtayı bir araya getirir. Necâtü’l-garîk fi’l-cem‘ ve’t-tefrîk cem‘ ve fark kavramlarını manzum biçimde açıklar; Tarîkatnâme Celvetî âdâbını anlatır. Mektûbâtın bilinen nüshasında padişah ve devlet adamlarına gönderilmiş 152 Türkçe ve yaklaşık yirmi iki Arapça mektup vardır. Kırk üç bölümlük Nesâih ve Mevâiz vaaz ve nasihatlerini, Mi‘râciyye ise mi‘rac hadisesini işler.

Şiiri ve tekke musikisindeki yeri

Hüdâyî, sade, hikemî ve içten tekke şiirinin güçlü temsilcilerindendir. Hece ve aruzla yazdığı ilâhilerinde tevbe, aşk, zikir, dünyanın geçiciliği, Hz. Peygamber sevgisi ve kulluk bilinci öne çıkar. Şiirlerinin bir kısmı kendisi veya sonraki muhibleri tarafından bestelenmiş, Celvetî zikir meclislerinin ötesinde Türk din musikisinin ortak repertuvarına girmiştir.

Vakıfları ve toplumsal hizmeti

Hüdâyî’nin vakıfları yalnız dergâhın ayin düzenini değil, aş, barınma, kitap, eğitim, misafirlik ve yoksullara yardım hizmetlerini de sürdürdü. Vakfiyelerinde Kur’an ve dinî kitapların vakfedilmesi, ilim ile sosyal hizmetin aynı yapıda düşünülmesini gösterir. 1850 yangınından sonra külliyenin Sultan Abdülmecid tarafından yeniden yaptırılması, bu kurumun Osmanlı toplumundaki uzun süreli öneminin işaretidir.

Vefatı, ailesi ve türbesi

Safer 1038’de, Ekim 1628’de Üsküdar’da vefat etti ve kendi külliyesindeki türbesine defnedildi. Kaynaklar altısı kız on bir çocuğu olduğunu, neslinin kızları Ümmügülsüm, Zeyneb ve Fatma Zehrâ üzerinden sürdüğünü bildirir. Türbesi, külliye hizmetleri ve ona nispet edilen dua sebebiyle İstanbul’un en yoğun ziyaret edilen tasavvuf merkezlerinden biri olmayı sürdürdü.

Tasavvuf tarihindeki yeri

Aziz Mahmud Hüdâyî’nin büyüklüğü yalnız bir tarikat pîri olmasında değildir. O, Üftâde’nin Bursa’daki irfanını İstanbul’un ilmî, idarî ve toplumsal hayatıyla buluşturdu; bu mirası eser, mektup, vaaz, şiir, vakıf ve halifeler aracılığıyla kalıcılaştırdı. Celvetiyye onun döneminde kurumsal bir yol hâline geldi; sonraki yüzyıllarda Bursalı İsmâil Hakkı başta olmak üzere geniş bir müellif, şeyh ve musikişinas çevresini etkiledi.

COĞRAFÎ HAFIZA24 coğrafî bağlantıMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi24 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

KİŞİLER AĞIBağlantılarını aç13 doğrudan bağlantıAğda gör →
YOL ATLASISilsiledeki yerini açÖnceki ve sonraki halkalarla birlikte

Menkıbeler

İlk 2 kayıt gösteriliyor

MENKIBE · GELENEK İÇİ

Ziyaretçilerine ettiği dua

“Denizde boğulmasınlar, fakirlik görmesinler, imansız gitmesinler.”

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Mensupları, sevenleri ve türbesini ziyaret edenler hakkındaki duası şudur: “Denizde boğulmasınlar, âhir ömürlerinde fakirlik görmesinler ve imanlarını kurtarmadıkça gitmesinler.”

Çerçeve. Bu dua, türbesini İstanbul'da Eyüp Sultan, Sünbül Efendi ve Yahyâ Efendi'den sonra ziyaretçisi en çok olan türbeler arasına sokmuştur. Üsküdar'ın bir iskele semti olması, duanın ilk maddesini gündelik hayata bağlar.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Aziz Mahmud Hüdâyî”, c. 4, s. 338-340.
MENKIBE · GELENEK İÇİ

“İki Mahmûd”

Bursalı İsmâil Hakkı'nın onu Gazneli Mahmud ile karşılaştırması.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Hüdâyî Dergâhı'na bağlı müelliflerin en meşhuru olan Rûhu'l-beyân sahibi Bursalı İsmâil Hakkı, sevgisini şu mısralarla dile getirir:

“Ey gürûh-ı Muhammedî biliniz / Geldi bu âleme iki Mahmûd / Biri Mahmûd-ı Gaznevî meşhûr / Biri Mahmûd-ı ma'nevî ma'hûd.”

Çerçeve. Karşılaştırma bilinçlidir: biri dünyevî fetihlerin sultanı, öbürü mânevî olanın. İsmâil Hakkı eserlerinde sık sık ondan nakiller yapar.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: Bursalı İsmâil Hakkı.

Hayatından kayıtlar

İlk 4 kayıt gösteriliyor

BİYOGRAFİK KAYIT

Kadılıktan sülûke

Hocasının ölümü üzerine resmî görevleri bırakıp Üftâde'ye intisabı.

Metni gösterMetni daralt

Bursa Ferhâdiye Medresesi müderrisi ve Câmi-i Atîk Mahkemesi nâibiyken, gelişinin üçüncü yılında hocası Nâzırzâde vefat etti. Hocasının ölümünün üzerinde bıraktığı derin tesir sebebiyle resmî görevlerinden ayrılarak Muhyiddin Üftâde'ye intisap etti ve üç yıl gibi kısa bir zamanda seyrüsülûkünü tamamladı.

Çerçeve. Bu tercih, sonraki hayatın bütün mimarisini belirledi: ilmiyede kalsaydı bir mevleviyet kadısı olacak adam, Üsküdar'da bir yol kurdu.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Aziz Mahmud Hüdâyî”, c. 4, s. 338-340.
BİYOGRAFİK KAYIT

Altı ay süren halifelik

Sivrihisar'a gönderilip şeyhini görmek için dönmesi.

Metni gösterMetni daralt

Şeyh Üftâde onu memleketi Sivrihisar'a halife tayin etti. Burada ancak altı ay kadar kalabildi; şeyhini ziyaret etmek için tekrar Bursa'ya döndü. Fakat bu arada Üftâde vefat etmişti.

Çerçeve. Bunun üzerine Rumeli'ye gitti, Trakya ve Balkanlar'da bir süre kaldıktan sonra İstanbul'a geldi. Şeyhini bir daha göremeden başlayan bu yolculuk, onu Üsküdar'a getirecektir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Aziz Mahmud Hüdâyî”, c. 4, s. 338-340.
BİYOGRAFİK KAYIT

Sultan Ahmed Camii'nin ilk hutbesi

1616 açılışında minbere onun çıkması.

Metni gösterMetni daralt

Sultan Ahmed Camii'nin açılışında (1616) ilk hutbeyi Aziz Mahmud Hüdâyî okudu ve her ayın ilk pazartesi günü burada vaaz etmeyi kabul etti.

Çerçeve. İmparatorluğun en gösterişli selâtin camisinin ilk hutbesinin bir şeyhe verilmesi, onun devlet nezdindeki yerinin ölçüsüdür. Aynı padişah, Bulgurlu'daki çilehânesinin bulunduğu araziyi fermanla adına tescil ettirmiştir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Aziz Mahmud Hüdâyî”, c. 4, s. 338-340.
BİYOGRAFİK KAYIT

Tekkeye sığınanlar

Hayatı tehlikede olan devlet adamlarının kurtulması.

Metni gösterMetni daralt

Daha sağlığında hayatını tehlikede gören pek çok devlet adamının onun tekkesine sığınarak hayatını kurtardığı bilinmektedir.

Çerçeve. Bunun bilinen bir örneği, azil sonrası yeni sadrazamdan çekinen Sadrazam Kayserili Halil Paşa'dır. Vefatından sonra ise bıraktığı çok zengin vakfiye sayesinde tekke, imaret ve külliye halkın sığınağı ve barınağı olmuştur.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Aziz Mahmud Hüdâyî”, c. 4, s. 338-340.

Eserleri ve metinleri

İlk 6 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Divan (Dîvân-ı İlâhiyyât)

255 kadar ilâhi ile rubâî ve kıtalar.

Metni gösterMetni daralt

255 kadar ilâhisinden başka rubâî ve kıtaları da içerir. Bazan hece, bazan aruz vezni kullanılmıştır.

İlâhilerinin bir kısmını bizzat kendisi, bir kısmını muhibleri bestelemiş; bunlar zikir meclislerinin ve âyinlerin ayrılmaz parçası olmuştur. Celvetî tekkelerinde şeyhlik edenlerin tamamına yakını Hüdâyî tarzında şiirler yazıp besteler yapmıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Aziz Mahmud Hüdâyî, Dîvân-ı İlâhiyyât (nşr. Kemaleddin Şenocak, 1970; Ziver Tezeren, 1986).
TARİHÎ KAYIT

Câmiu'l-fezâil ve kāmiu'r-rezâil

İlmî, amelî ve ahlâkî faziletler; en yaygın eserlerinden.

Metni gösterMetni daralt

İlmî, amelî ve ahlâkî faziletleri anlatan bu Arapça eser en meşhur ve en yaygın eserlerinden biridir. H. Kâmil Yılmaz tarafından İlim Amel ve Seyr ü Sülûk adıyla Türkçe'ye çevrilmiştir.

Aynı çeviri cildinin sonunda, namazın fazilet ve hikmetlerini anlatan Miftâhu's-salât ve mirkātü'n-necât da yer alır; bu risâlede İbnü'l-Arabî ve Sühreverdî'nin fikirlerine de yer verilmiştir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Köprülü Ktp., nr. 1853/3 (en eski nüsha); trc. H. Kâmil Yılmaz, İlim Amel ve Seyr ü Sülûk, İstanbul 1988.
TARİHÎ KAYIT

Nefâisü'l-mecâlis

Seçilmiş âyetler üzerine tasavvufî tefsir.

Metni gösterMetni daralt

Tasavvufî bir tefsirdir; Kur'an âyetlerinin tamamı değil seçilen bazı âyetler açıklanmıştır. Yazmalarının bir kısmı iki, diğerleri üç cilt hâlindedir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Süleymaniye Ktp., Şehid Ali Paşa, nr. 172-174 (en düzgün ve en eski nüsha).
TARİHÎ KAYIT

Keşfü'l-kınâ an vechi's-semâ

Semâın meşruiyetini müdafaa için yazılmış risâle.

Metni gösterMetni daralt

Semâın meşruiyetini müdafaa için yazılmıştır. Devrinde semâ ve devranın şer'î hükmü tartışmalıydı; bu risâle, tarikat uygulamalarını fıkhî zeminde savunma geleneğinin bir halkasıdır.

H. Kâmil Yılmaz tarafından tercüme edilerek yayımlanmıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Köprülü Ktp., nr. 1583/7 (1016/1607 tarihli nüsha); trc. H. Kâmil Yılmaz, MÜİFD, sy. 4 (1986), s. 273-284.
TARİHÎ KAYIT

Mektûbât

Padişahlara ve devlet erkânına yazdığı 174 mektup.

Metni gösterMetni daralt

III. Murad'a ve diğer padişahlarla bazı devlet erkânına gönderdiği mektuplardır. Bir nüshada çoğu III. Murad'a yazılmış 152 Türkçe ve yirmi iki kadar Arapça mektup bulunur.

Bir şeyhin padişaha öğüt verebildiği bu yazışmalar, “halktan sultanlara uzanan tesir halkası”nın yazılı kısmıdır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Süleymaniye Ktp., Fâtih, nr. 2572.
TARİHÎ KAYIT

Tarîkatnâme ve Necâtü'l-garîk

Celvetiyye âdâbı ve cem'-fark konusunun manzum anlatımı.

Metni gösterMetni daralt

Tarîkatnâme Celvetiyye âdâbını anlatan bir risâle, Necâtü'l-garîk fi'l-cem' ve't-tefrîk ise tasavvuf terimlerinden cem' ve farkın manzum olarak anlatıldığı bir metindir.

Bu iki eser divanla birlikte Külliyyât-ı Hazret-i Hüdâyî adıyla yayımlanmış; Hüdâyî Âsitânesi'nin son postnişinlerinden Mehmed Gülşen Efendi (ö. 1925) daha geniş bir hal tercümesi ve et-Tarîkatü'l-Muhammediyye'yi ekleyerek yeniden neşretmiştir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Külliyyât-ı Hazret-i Hüdâyî (nşr. Nûri), İstanbul 1287; genişletilmiş nşr. Mehmed Gülşen Efendi, İstanbul 1338.

Kavram dünyası

İlk 4 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Celvetiyye

Hüdâyî'nin kurduğu yol ve dört kolu.

Metni gösterMetni daralt

Halvet kelimesinin karşıtı olan celvet, sâlikin uzlete çekilmek yerine halkın içinde kalarak yol alması esasına işaret eder. Hüdâyî bu yolun kurucusu sayılır.

Tarikat Selâmiyye, Hakkıyye, Fenâiyye ve Hâşimiyye adlı dört kola ayrılmıştır. Tekkelerin kapatılmasına yakın yıllarda İstanbul'da bu kollara bağlı otuz kadar tekke bulunuyordu.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Celvetiyye”.
TARİHÎ KAYIT

Usûl-i esmâ

Halvetî sülûkünün isim isim ilerleyen terbiyesi; Mısır'da aldı.

Metni gösterMetni daralt

Hocası Nâzırzâde ile Mısır'da bulunduğu sıralarda, Halvetiyye'nin Demirtaşiyye kolundan Kerîmüddin el-Halvetî'den usûl-i esmâ terbiyesi gördü.

Bu kayıt, Üftâde'ye intisabından yıllar öncesine aittir ve tasavvufla temasının medrese yıllarında başladığını gösterir. Demirtaşiyye ise Dede Ömer Rûşenî'nin halifesi Şeyh Demirtaş'a nisbet edilen Mısır merkezli koldur.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Aziz Mahmud Hüdâyî”, c. 4, s. 338-340.
TARİHÎ KAYIT

Vahdet-i vücûd

İbnü'l-Arabî çizgisine bağlılığı — ve sınırı.

Metni gösterMetni daralt

İbnü'l-Arabî'nin sistemleştirdiği vahdet-i vücûd anlayışına bağlı bir mutasavvıftır; bu, eserlerinde, şiirlerinde ve mektuplarında açıkça görülür.

Kaynak bir sınır da çizer: vahdet-i vücûdu Yûnus Emre kadar derin bir şekilde işlediğini söylemek güçtür. Buna karşılık tasavvufun engin ruhunu samimi bir ifadeyle nazmetmiş, şiirleri bestelenerek yüzyıllarca tekkelerde okunmuştur.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Aziz Mahmud Hüdâyî”, c. 4, s. 338-340.
TARİHÎ KAYIT

Kılıç kuşatma

IV. Murad'a saltanat kılıcını kuşatması.

Metni gösterMetni daralt

Devrin padişahlarıyla yakın ilgi kurdu: III. Murad, I. Ahmed ve II. Osman'a mektuplar yazdı, öğütler verdi ve IV. Murad'a saltanat kılıcını kuşattı.

Emîr Sultan ile başladığı kabul edilen bu geleneğin XVII. yüzyıldaki temsilcisidir. Evliya Çelebi “yedi padişahın Hüdâyî'nin elini öptüğünü, 170.000 müride el verdiğini” yazar.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Aziz Mahmud Hüdâyî”, c. 4, s. 338-340.

Şeyh, halife, aile ve post ağı

HOCASI / ŞEYHİNâzırzâde Ramazan EfendiAziz Mahmud Hüdâyî, Nâzırzâde Ramazan Efendi ile hoca–talebe ilişkisi içinde kaydedilmiştir.HOCASI / ŞEYHİMehmed Muhyiddin ÜftâdeAziz Mahmud Hüdâyî Bursa’da Muhyiddin Üftâde’ye intisap etti; yaklaşık üç yıllık sülûkun ardından ondan hilâfet aldı.HOCASI / ŞEYHİNûreddinzâde Muslihuddin Mustafa NûrîKüçükayasofya Medresesi'ndeki talebelik ve muîdlik yıllarında Hüdâyî, aynı külliyedeki caminin şeyhi olan Nûreddinzâde Muslihuddin Efendi'nin sohbetlerine devam etmiştir. Hüdâyî'nin sonradan intisap ettiği şeyh Muhyiddin Üftâde'dir; buradaki bağ sohbet ve ilk tasavvufî temas düzeyindedir.ÖNCEKİ HALKAŞeyh Mustafa Hâşim Efendi (Hâşim Baba)Celvetiyye'nin pîri; Hâşim Baba'nın silsilesi iki ayrı koldan ona ulaşır.ÖNCEKİ HALKABandırmalızâde Mustafa Hâşim BabaCelvetiyye'nin pîridir (ö. 1038/1628); Hâşim Baba'nın silsilesi biri babası ve dedesi, diğeri Hüdâyî Âsitânesi şeyhi Mustafa Erzincânî üzerinden olmak üzere iki koldan ona ulaşır.TALEBESİ / HALİFESİFenâyî Mehmed Cennet EfendiFenâyî Cennet Efendi, Aziz Mahmud Hüdâyî’ye intisap etmiş, on yedi yıl asâdârlığını yürütmüş ve Simav’a halife gönderilmiştir.TALEBESİ / HALİFESİSaçlı İbrahim Sıdkî EfendiSaçlı İbrahim, Üsküdar Âsitânesi'nde Aziz Mahmud Hüdâyî'den bîat ve inâbe aldı; 1035'te Silistre'ye halife gönderildi.TALEBESİ / HALİFESİMısırlı Şeyh Yahyâ EfendiMısırlı Yahyâ Efendi Üsküdar'da Aziz Mahmud Hüdâyî'den bîat ve inâbe aldı, bir süre imamlık hizmetinde bulundu.TALEBESİ / HALİFESİMuk‘ad Ahmed EfendiMuḳ‘ad Ahmed, Üsküdarlı Mahmud Efendi'ye intisap ederek tarikat terbiyesini tamamladı; Bulgurlu ve Bursa hizmetlerinden sonra Üsküdar postuna geçti.TALEBESİ / HALİFESİKızanlıklı Şeyh İsmail EfendiKızanlıklı İsmâil, Üsküdarlı Mahmud Efendi'ye intisap etti ve onun tarafından Filibe'deki aile zâviyesine halife tayin edildi.TALEBESİ / HALİFESİŞeyh Muhammed Muizzüddin EfendiAziz Mahmud Hüdâyî ile bağı Muhammed Muizzüddin Efendi, Aziz Mahmud Hüdâyî’nin halifeleri arasında anılır.TALEBESİ / HALİFESİÜftâdezâde İbrâhim EfendiÜftâdezâde İbrâhim Efendi sülûkünü Aziz Mahmud Hüdâyî yanında tamamladı.TALEBESİ / HALİFESİZâkirzâde Abdullah EfendiZâkirzâde Abdullah Efendi, Aziz Mahmud Hüdâyî üzerinden kaydedilen şeyh–mürid / halife aktarım halkasında yer alır.

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

İstanbul, Üsküdar · TürkiyeAziz Mahmud Hüdâyî Dergâhı ve TürbesiYerini 1589'da satın aldı, inşaatı 1595'te tamamlandı. Vefatında buraya defnedildi; 1850 yangınında yanan külliye Sultan Abdülmecid tarafından yeniden inşa ettirildi. İstanbul'un en çok ziyaret edilen türbelerindendir.Ankara · TürkiyeŞereflikoçhisar948'de (1541) doğduğu yer. İlişkili kişi dosyası Aziz Mahmud Hüdâyî : Aziz Mahmud Hüdâyî (1541-1628), Üftâde’nin irfanını Üsküdar merkezli ilim, vaaz, şiir, vakıf ve irşad ağına dönüştüren; Celvetiyye’yi teşkilâtlandırıp Anadolu ve Balkanlara taşıyan mutasavvıf, âlim ve şairdir.İstanbul · TürkiyeAziz Mahmud Hüdâyî ÂsitânesiCelvetiyye’nin merkez tekkesi Aziz Mahmud Hüdâyî’nin 997-1003 (1589-1595) yılları arasında kurduğu külliye, Celvetiyye’nin âsitânesi ve pîr evidir. Kaynaklarda Hüdâyî Mahmud Efendi Âsitânesi, Hankāh-ı Celvetî ve Aziz Mahmud Hüdâyî Efendi Dergâhı gibi farklı adlarla anılır. İlk yapı programı Hüdâyî’nin 1589’da satın aldığı arsada başlayan ilk tekke, 1595’te tamamlandı; tevhidhâne 1598-99’da minber eklenerek camiye çevrildi. Derviş hücreleri, aşhane-imaret, taamhâne, meşrutahâneler, çeşmeler ve Hüdâyî’nin türbesi merkez çevresinde gelişti. Geniş vakıf ağı, kalabalık derviş topluluğunun barınma ve iaşesini destekliyordu. Yangın ve ikinci inşa 1850 Üsküdar yangınında türbe dışındaki yapıların büyük bölümü ortadan kalktı. Sultan Abdülmecid 1855-56’da külliyeyi, önceki yerleşim düzenini büyük ölçüde koruyarak yeniden yaptırdı; cami-tevhidhâneye hünkâr mahfili ve arsaya sıbyan mektebi eklendi. Lutfi Bey’in 1899-1900 tarihli kütüphane ve türbe yapısı da geç Osmanlı katmanını temsil eder. İrşad ve şehir hafızası Âsitâne yalnız Hüdâyî’nin kabri çevresindeki ziyaret hareketinin değil, Celvetî post silsilesinin, halife ağının, imaret hizmetinin ve Üsküdar’daki tasavvuf coğrafyasının merkezidir. Yakındaki Fenâî Ali Efendi Türbesi, Kapıcı Tekkesi ve Küçükçamlıca Çilehânesi bu geniş irşad çevresinin bağlantılı duraklarıdır. 1921: türbe müstahfızlığı için tevcih 1921 tarihli kayıtta, Üsküdar’daki Aziz Mahmud Hüdâyî Hankahı’nda türbe müstahfızı İsmâil Bedreddin Efendi’nin vefatı üzerine görevin kardeşi Hüseyin Haydar Efendi’ye tevcihi yer alır. Bu, türbe hizmetinin devamına ilişkin idarî kayıttır.Eskişehir · TürkiyeSivrihisarÇocukluğunu geçirip ilk tahsiline başladığı yer; Üftâde onu buraya halife tayin etti, ancak altı ay kalabildi. İlişkili kişi dosyası Aziz Mahmud Hüdâyî : Aziz Mahmud Hüdâyî (1541-1628), Üftâde’nin irfanını Üsküdar merkezli ilim, vaaz, şiir, vakıf ve irşad ağına dönüştüren; Celvetiyye’yi teşkilâtlandırıp Anadolu ve Balkanlara taşıyan mutasavvıf, âlim ve şairdir.İstanbul · TürkiyeKüçük Ayasofya Medresesi ve TekkesiMedrese tahsilini burada yaptı ve muîd oldu; camisinin şeyhi Nûreddinzâde'nin sohbetlerine devam etti. Yıllar sonra Hoca Sâdeddin Efendi'nin delâletiyle bu tekkede sekiz yıl şeyhlik yaptı. İlişkili kişi dosyası Aziz Mahmud Hüdâyî : Aziz Mahmud Hüdâyî (1541-1628), Üftâde’nin irfanını Üsküdar merkezli ilim, vaaz, şiir, vakıf ve irşad ağına dönüştüren; Celvetiyye’yi teşkilâtlandırıp Anadolu ve Balkanlara taşıyan mutasavvıf, âlim ve şairdir.Bursa · TürkiyeÜftâde DergâhıMuhyiddin Üftâde'ye intisap edip üç yılda sülûkünü tamamladığı yer; Vâkı'ât buradaki sohbetlerin notlarıdır. İlişkili kişi dosyası Aziz Mahmud Hüdâyî : Aziz Mahmud Hüdâyî (1541-1628), Üftâde’nin irfanını Üsküdar merkezli ilim, vaaz, şiir, vakıf ve irşad ağına dönüştüren; Celvetiyye’yi teşkilâtlandırıp Anadolu ve Balkanlara taşıyan mutasavvıf, âlim ve şairdir.İstanbul · TürkiyeSultan Ahmed Camii1616'daki açılışında ilk hutbeyi okudu ve her ayın ilk pazartesi günü burada vaaz etmeyi kabul etti. İlişkili kişi dosyası Aziz Mahmud Hüdâyî : Aziz Mahmud Hüdâyî (1541-1628), Üftâde’nin irfanını Üsküdar merkezli ilim, vaaz, şiir, vakıf ve irşad ağına dönüştüren; Celvetiyye’yi teşkilâtlandırıp Anadolu ve Balkanlara taşıyan mutasavvıf, âlim ve şairdir.İstanbul, Üsküdar · TürkiyeMihrimah Sultan (İskele) Camii1599'da Fâtih Camii vâizliğini bırakıp perşembe günleri burada vaaz vermeye başladı. İlişkili kişi dosyası Aziz Mahmud Hüdâyî : Aziz Mahmud Hüdâyî (1541-1628), Üftâde’nin irfanını Üsküdar merkezli ilim, vaaz, şiir, vakıf ve irşad ağına dönüştüren; Celvetiyye’yi teşkilâtlandırıp Anadolu ve Balkanlara taşıyan mutasavvıf, âlim ve şairdir.İstanbul, Üsküdar · TürkiyeBulgurlu çilehânesiBir çilehâne ve hamam yaptırdığı yer; çilehânenin bulunduğu köy, Ilısuluk tarlaları ve Gaziler tepesinin bir kısmı I. Ahmed tarafından fermanla adına tescil edildi. İlişkili kişi dosyası Aziz Mahmud Hüdâyî : Aziz Mahmud Hüdâyî (1541-1628), Üftâde’nin irfanını Üsküdar merkezli ilim, vaaz, şiir, vakıf ve irşad ağına dönüştüren; Celvetiyye’yi teşkilâtlandırıp Anadolu ve Balkanlara taşıyan mutasavvıf, âlim ve şairdir.Bursa · TürkiyeFerhâdiye Medresesi1573'te Mısır dönüşünde müderris tayin edildiği medrese; aynı dönemde Câmi-i Atîk Mahkemesi'ne nâib oldu ve üç yıl sonra bu görevleri bırakıp sülûke girdi. İlişkili kişi dosyası Aziz Mahmud Hüdâyî : Aziz Mahmud Hüdâyî (1541-1628), Üftâde’nin irfanını Üsküdar merkezli ilim, vaaz, şiir, vakıf ve irşad ağına dönüştüren; Celvetiyye’yi teşkilâtlandırıp Anadolu ve Balkanlara taşıyan mutasavvıf, âlim ve şairdir.Kahire · MısırKahireHocası Nâzırzâde ile bulunduğu sırada, Halvetiyye'nin Demirtaşiyye kolundan Kerîmüddin el-Halvetî'den “usûl-i esmâ” terbiyesi gördü. İlişkili kişi dosyası Aziz Mahmud Hüdâyî : Aziz Mahmud Hüdâyî (1541-1628), Üftâde’nin irfanını Üsküdar merkezli ilim, vaaz, şiir, vakıf ve irşad ağına dönüştüren; Celvetiyye’yi teşkilâtlandırıp Anadolu ve Balkanlara taşıyan mutasavvıf, âlim ve şairdir.Tebriz · İranTebriz (Ferhad Paşa seferi)Ferhad Paşa ile katıldığı seferin hedefi. İlişkili kişi dosyası Aziz Mahmud Hüdâyî : Aziz Mahmud Hüdâyî (1541-1628), Üftâde’nin irfanını Üsküdar merkezli ilim, vaaz, şiir, vakıf ve irşad ağına dönüştüren; Celvetiyye’yi teşkilâtlandırıp Anadolu ve Balkanlara taşıyan mutasavvıf, âlim ve şairdir.

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]TDV İslâm Ansiklopedisi, “Aziz Mahmud Hüdâyî”, c. 4, s. 338-340
  2. [2]Bursalı İsmâil Hakkı
  3. [3]TDV İslâm Ansiklopedisi, “Celvetiyye”
  4. [4]Aziz Mahmud Hüdâyî, Dîvân-ı İlâhiyyât (nşr. Kemaleddin Şenocak, 1970; Ziver Tezeren, 1986)
  5. [5]Köprülü Ktp., nr. 1853/3 (en eski nüsha); trc. H. Kâmil Yılmaz, İlim Amel ve Seyr ü Sülûk, İstanbul 1988
  6. [6]Süleymaniye Ktp., Şehid Ali Paşa, nr. 172-174 (en düzgün ve en eski nüsha)
  7. [7]Köprülü Ktp., nr. 1583/7 (1016/1607 tarihli nüsha); trc. H. Kâmil Yılmaz, MÜİFD, sy. 4 (1986), s. 273-284
  8. [8]Süleymaniye Ktp., Fâtih, nr. 2572
  9. [9]Külliyyât-ı Hazret-i Hüdâyî (nşr. Nûri), İstanbul 1287; genişletilmiş nşr. Mehmed Gülşen Efendi, İstanbul 1338
  10. [10]Hacı Selim Ağa Ktp., Hüdâî Efendi, nr. 250
  11. [11]Âlim Yıldız, Fenâyî Dîvânı: Metin, Muhteva ve Tahlil, 2002, s. 22-33; Uşşâkīzâde ve Şeyhî tabakat kayıtları
  12. [12]Şeyhî Mehmed Efendi, Vekāyi‘u’l-Fuzalâ, c. 2, s. 1348-1351
  13. [13]Şeyhî Mehmed Efendi, Vekāyi‘u’l-Fuzalâ, c. 2, s. 1352-1367
  14. [14]Uşşâkīzâde İbrahim Hasîb, Zeyl-i Şakāik, s. 351-354
  15. [15]Yerel kaynak biyografisi
  16. [16]Uşşâkīzâde İbrahim Hasîb, Zeyl-i Şakāik, s. 840-846
  17. [17]İSAM Ulema Veritabanı
  18. [18]Kişi kartı kaynak paketi — Aziz Mahmud Hüdâyî
  19. [19]M. Baha Tanman, ‘Aziz Mahmud Hüdâyî Külliyesi’, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 4, s. 340-343; İstanbul ziyaretgâhları yer kaydı; Meclis-i Meşâyih Defterleri
Ortak kaynak kataloğunu aç →