Ara
Menü

Üftâdezâde İbrâhim Efendi

Üftâdezâde İbrâhim Efendi (ö. 1089/1679), Üftâde'nin torunu; Aziz Mahmud Hüdâyî yanında sülûkünü tamamlayarak Bursa'daki aile âsitânesine dönen Celvetî şeyhidir.

Vefat
1679
Unvan
Celvetî şeyhi, Üftâde Âsitânesi postnişini ve imar hamisi

Üftâde ailesi

Bursa'da doğdu. Babası Mustafa Efendi, dedesi Üftâde idi. Babasını genç yaşta kaybettiğinde Üsküdar'a giderek dedesinin halifesi Aziz Mahmud Hüdâyî'nin hizmetine girdi.

Hüdâyî terbiyesi

Sülûkünü Hüdâyî yanında tamamladı. Üftâde'nin daha önce, ailesinden birinin Hüdâyî eliyle yetişeceğini söylediğine dair anlatı gelenek hafızasında korunur.

Bursa postu ve imar faaliyeti

Hüdâyî tarafından Bursa'daki aile makamına gönderildi. Üftâde Âsitânesi'nde uzun süre irşad etti; zâviyeyi tamir ettirdi ve Üftâde'nin kabri civarındaki Türbe Camii'ni yeniden ihya etti.

Vefatı ve halefi

1089 Ramazanında, 1678-79 kışında vefat etti ve Türbe Camii'nde babası ile dedesinin yanına defnedildi. Vasiyeti üzerine oğlu Mehmed Efendi postnişin oldu.

Eğitim ve irşad çevresi

Kaynak kaydında eğitim ve tasavvuf çevresi Üsküdârî Mahmud Efendi Asitanesi duraklarıyla görünür hâle gelir. Adı geçen başlıca bağlar Aziz Mahmud Hüdayi (şeyhi), Üftadezade Şeyh Mehmed Efendi (oğlu) ve Üftadezade Şeyh Mustafa Efendi (babası) şeklindedir.

Görev ve hareket çizgisi

Kayıtlarda öne çıkan duraklar 1629 dolaylarında Üftâde Tekkesi (şeyh) olarak sıralanır. Bu seçki bütün tayinleri değil, hayat çizgisini görünür kılan başlıca durakları gösterir.

COĞRAFÎ HAFIZA4 coğrafî bağlantı
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi4 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

Menkıbeler

İlk 2 kayıt gösteriliyor

MENKIBE · GELENEK İÇİ

Son gün ve Kur’an tilâveti

Üftâdezâde İbrâhim Efendi’nin vefatından önce kefen hazırlığını andıran bir düzen kurması, dervişlerine Kur’an okutup ruhunu teslim etmesi anlatılır.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Uşşâkîzâde, Üftâdezâde İbrâhim Efendi’nin vefatını önceden hazırlanmış bir teslimiyet hâli içinde anlatır. Son saatleri yaklaşınca bir miktar temiz ve yumuşak pamuk hazırlattı. Pamuğun bir kısmını başucuna, bir kısmını yatağına koydu.

Ardından elbiselerini çıkarıp istirahate çekildi ve dervişlerine Kur’an okumaya başlamalarını söyledi. Tilâvet bir müddet devam ettikten sonra ruhunu teslim etti.

Vasiyeti üzerine oğlu Mehmed Efendi postuna geçti. İbrâhim Efendi’nin onun hakkında, “Bizim Mehmed gerçi küçük görünür; fakat tartıda ağırdır. Bostana bir korkuluk gerekir; bizden sonra onu yerimize bıraktık” anlamındaki sözünü kaynak ayrıca kaydeder.

İbrâhim Efendi, Aziz Mahmud Hüdâyî’nin terbiyesinde yetişmişti. Bursa’ya postnişin olarak gönderilirken Hüdâyî’den ne sıklıkla ziyaret izni alabileceğini sormuş; Hüdâyî ise kendisinin bu vakte kadar onun hizmeti için beklediğini söylemişti. İbrâhim Efendi Bursa’ya ulaştıktan hemen sonra şeyhinin vefat haberi gelmişti.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: Uşşâkīzâde İbrahim Hasîb, Zeyl-i Şakāik, s. 840-846.
MENKIBE · GELENEK İÇİ

Çarşıdaki sözler ve Girit’te yardım anlatısı

Üftâdezâde İbrâhim Efendi’nin çarşıda söylediği ağır sözlerin ardından uzlete çekilmesi ve Fazıl Ahmed Paşa’nın Girit kuşatmasında kendisini yanında gördüğünü bildirmesi aktarılır.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Uşşâkîzâde’nin yaygın bir rivayet olarak kaydettiğine göre Üftâdezâde İbrâhim Efendi bir gün çarşıda nar almak istedi. Satıcı sağlamlarla çürükleri karıştırınca, “Müslüman, bunlar bozuktur; iyisini koy” dedi. Satıcı hepsinin iyi olduğunu söyleyince çürükleri gösterip öfkeyle “Kör olası” dedi ve alışverişten vazgeçti. Ertesi hafta bir armutçu da çürük meyveleri iyilerle karıştırıp tartınca benzer bir söz söyledi. Kısa süre sonra iki satıcının da gözlerini kaybettiği haberi yayıldı.

Hadiseyi gören Abdülkerim Çelebi şeyhin huzuruna çıkarak öfkeyle söylediği sözlerin insanlara zarar verdiğini anlattı ve ihtiyaçlarını bundan sonra dervişlerinin almasını rica etti. İbrâhim Efendi, “Demek halka zararımız varmış; bundan sonra dışarı çıkmamız uygun değildir” diyerek uzlete çekildi. Kaynak, cuma namazı için dahi dışarı çıkmadığı hâlde ayakkabılarının ve mestlerinin üç ayda bir, sokakta yürüyen insanlarınki gibi eskidiğini de rivayet eder.

Aynı Abdülkerim Çelebi’nin anlattığı ikinci rivayette Girit kuşatması sırasında Fazıl Ahmed Paşa, İbrâhim Efendi’ye iki yüz altın ve bir mektup gönderdi. Şeyh önce hediyeyi kabul etmedi; uzun ısrarların ardından fakirlere dağıtılmasına razı oldu. Mektubu okuyunca elçiye paşanın durumunu sordu. Elçi, “Sultanımın o sıradaki yardımınız sayesinde çok iyidir” deyince şeyh onu susturdu ve selâmını iletmesini söyledi.

Dışarıda elçiden bu yardımın ne olduğu soruldu. Elçi, kuşatma sırasında düşmanın lağım patlatmasıyla paşanın üzerine toprak düştüğünü ve büyük korku yaşadığını; o anda İbrâhim Efendi’nin yanında belirdiğini, üzerindeki toprağı temizleyip onu teselli ettiğini anlattı. Paşanın mektup ve hediyeyi bu sebeple gönderdiğini söyledi. Kaynak bu iki anlatıyı ayrı keramet kayıtları hâlinde verir.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: Uşşâkīzâde İbrahim Hasîb, Zeyl-i Şakāik, s. 840-846.

Şeyh, halife, aile ve post ağı

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]Uşşâkīzâde İbrahim Hasîb, Zeyl-i Şakāik, s. 840-846
  2. [2]İSAM Ulema Veritabanı
Ortak kaynak kataloğunu aç →